+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Tarikat ve Tasavvuf (Hekimoğlu İsmail'den)

  1. #1
    Dost talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    37

    Standart Tarikat ve Tasavvuf (Hekimoğlu İsmail'den)

    "Kendinden (bütün nefsî arzularından) kurtulup da bir zindenin (mürşid-i kâmilin) gönlüne ülfet peydâ eden kimselere ne mutlu!" Hz. Mevlânâ

    Tasavvuf ve tarikat "ruhanî bir talimdir".

    Aynı manaya gelen bu iki kelime, insanın manevî dünyasını yoğurur.

    Beden, yani madde belli, herkes tarafından biliniyor. Maneviyat ise o kadar belli değil. Ruh, bizim maneviyatımızdır. Fakat onun hakkında yeterli bilgimiz yoktur.

    Tarikatın özü, zikirden zevk almaktır.

    Tarikata giren insana denebilir ki, "Salavat çek, tövbe istiğfar ve zikirle meşgul ol." Aynı şeyi, yani aynı zikri iki kişi yapar; birine yaptığı zikirden bıkkınlık gelir, diğeri şevk ve heyecan içinde zikre devam eder.

    Zikri herkes çekebilir amma, zevk alma meselesi başkadır.

    Adamın işi yorucudur. Eve geldiğinde yorgundur. Açtır. Uykusuzdur. Yatsı namazından sonra abdestini alır, kıbleye döner, namazda oturur gibi oturur. 'Allah' demeye başlar. Yorgunluğunu, açlığını, uykusuzluğunu unutur. Zikirle meşgul olur. Bu hali yakalamaya çalışmak, tarikattır. Tarikat, yol demektir. Manevî yol... Kalp ayağıyla tekâmül etmek, kalbin ayağıyla yürümek...

    Tarikatın ruhu zevktir. O zevk, insanı yakalar, zikir dünyasının içine çeker. Adam çalışırken, gezerken, uyurken o zikir âleminin içindedir. Bir nevî rüya âlemindedir.

    Tarikat hakkında yazılmış çok kitaplar vardır. Bu kitaplar konunun teknik yönünü anlatır. Bu kitapları okuyarak, tarikat hakkında bilgi ediniriz.

    Fakat bal kavanozunu yalayarak, içindeki balın tadını anlamaya çalışmak nasıl mümkün değilse, böyle kitapları okuyarak da tarikatın tadını almak mümkün değildir.

    Tarikat öğretilmez, öğrenilir.

    Tarikat bilgi değildir, ruh halidir. Onu, yaşayan bilir...

    Bir zamanlar, tarikatlar, zikirler yasak edildi. Sonuç değişmedi. Rusya'da komünizm ilan edilince dinî faaliyetlere şiddetle yasak getirildi. Tarikattan, tasavvuftan nasibi olanlar, birbirlerine dilini oynatmadan "Allah" demesini öğütledi.

    "Allah" kelimesi kadar tekrarlanan başka bir kelime yok. Allah dedikçe insanın daha çok 'Allah' diyesi geliyor... Bu isimde öyle bir sır var ki, anlatılamaz...

    Bu ismin kerametleri, mucizeleri anlatılamaz...

    Bir noktayı belirtmekte zaruret var; haramlar zikre mani olur... Herhangi bir haramı işleyen ve işlemeye devam eden, zikirden zevk alamaz. Nasıl ki göz, insanın dünyaya açılan penceresidir, nasıl ki ağzımız gıdaların kapısıdır; gözünü kapayan dünyayı göremez, ağzını kapayan gıda alamaz... Haramlar da maneviyat kapılarını kapar, o şahıs zikirden zevk alamaz.

    Zikir, manevi nimettir. Manevi gıdadır. Helal kapılardan girer, harama yaklaşmaz.

    Zikirden zevk almanın diğer bir yolu da, tıka basa yemek yememek, mümkün olduğunca açken zikir yapmaktır. Beden kuvvet kazandıkça ruh zayıflar, ruh kuvvet kazandıkça beden incelir...

    Bu yazıları yazarken, tarikattan uzak kalmanın acısını çekiyorum. Hiç kimseye yardımcı olamayacağımı bilmenin azabı içinde daha fazlasını yazmaktan, başka sözler söylemekten vazgeçiyorum...


    12 Ağustos 2006, Cumartesi

    Yazının kaynağı: Tarikat ve tasavvuf

    -----------------

    Yıllarca risale talebeliği yapmış Hekimoğlu İsmail abi dahi tarikatın gerekliliğini dile getirmekte ve zamanında bir mürşide teslim olmayışının üzüntüsünü belki de son demlerinde yaşamaktadır.

    Kitap ile mürşid bir olamaz. Saidi Nursi hz.leri Es'ad Efendi hz.lerinden Kadiri dersi almıştır ve yirmi küsür günde sülukunu tamamlamıştır. Risaleler herşeye kafi gelmediğini, bir mürşidin yerini tutamayacağını İsmail abinin üzüntüsünden anlayabiliriz. Sonra olarak da Saidi Nursi hz.lerini takdir eden ve onu zamanın büyüklerinden kabul eden İsmail Çetin hz.lerine bırakıyorum sözü:

    "İtikad ve tevhid ilmini Risale-i Nur'dan, zikir ve vuslat ilimlerini Erbab-ı Tarikat'tan öğrenmek gerekir." (Özleşme yolu s.175)

  2. #2
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Risale-i Nur, kalpleri ayd?nlat?r
    1954 senesinde Babaeski'de memurdum. Hikmet Polat, beni ziyarete geldi. Bana bir kitaptan bölüm okudu. Hiçbir şey anlamad?m. Dedim ki; "Bu kitap nedir?" Dedi ki: "Bu kitap Musa Aleyhisselam'?n kitab?d?r." Kapağ?n? gösterdi; Asa-y? Musa...
    O konu orada kapand?. Sonra Eşref Edip'in yazd?ğ? Risale-i Nur'larla alakal? kitab? elime geçti. Okudum; fakat yine fazla bir şey anlamad?m. S?rf kültürümü geliştirmek için Osmanl?ca öğrendim. Kur'an-? Kerim öğrenmeye çal?şt?m. Risale-i Nur'larla böyle tan?şt?m.
    Bediüzzaman'? ilk Emirdağ'da gördüm. Ziyaret yasakt?, kitap götürmüştüm. Bir evde oturuyordu. Çok fakir bir evdi... Üstad, tahta bir sandalyede oturuyordu. Şöyle buyurdu: "Günah-? kebairi terk, sünnet-i seniyyeye ittiba, namaz? erkan?yla k?lmak, sonundaki tesbihat? çekmek." Hayat?ma, bu tembihe göre yön vermeye çal?şt?m.
    Risale-i Nur'lar? okumak yazmak yasakt?. Bu yasağa isyan ettim. "Ben Risale-i Nur'lar? dağ?tacağ?m!" dedim. Kim Risale-i Nur isterse evine kadar götürüp teslim ederdim. Ben hapis yatmay? tehlike kabul etmiyordum. "Bat?l bir dava için hapse girenler varken, hak dava için ben neden hapse girmeyeyim?" diyordum. ?çinde yaşad?ğ?m toplumu beğenmiyordum. 'Daha iyi bir seviyede yaşamal?y?m' diyordum. Daha iyi bir seviye derken, çal?şmalar?m?zda maddi bir kazanç yoktu. Mânen hoşuma gidiyordu. Nezaretler, tevkifler, sürgünler birbirini takip ediyordu. Art?k ben, bir mücadele adam? olmuştum. Yaşaman?n tad? ç?k?yordu. O hayat anlat?lamaz. Şimdi o hayat? özlüyorum...
    ?slamiyet k?yamete kadar devam edecektir. ?slamiyet, insanla devam edecektir. Bu sebepten Allah, baz? kullar?na ?slam'a hizmet imkân? vermiştir. Bediüzzaman'a da Allah, ?slam'a hizmet f?rsat? vermiştir. Dolay?s?yla ondaki harika haller kendisinden değil, Allah'?n lûtfu iledir.
    O, her şeyiyle bizden farkl?yd?. Çok az yerdi. Paraya, mala, eve ihtiyac? yoktu. Dağ?n baş?nda bir ay kal?rd?. Ben ayn? yere gündüz vakti ç?k?p oturdum. Öyle bir yaln?zl?k vard? ki, ürperdim aşağ? indim... Gündüz vakti ç?kamad?ğ?m bir yerde o, gece rahatl?kla kalabiliyor. Bu harika haller, Allah'?n bir lûtfudur.
    Risale-i Nur'lar? anlamak zordur. Fakat nas?l oluyor da dünyan?n her taraf?nda risaleler okunabiliyor? Okunan risaleleri yediden yetmişe herkes dinler. "Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz." emrini dinlerler.
    Bana soruyorlar: "Risale-i Nur'a nas?l hizmet edebiliriz?" Risale-i Nur'a hizmet, onlar? okumakla mümkündür. ?ngilizce öğrenenler, dünya ve ahiret saadeti için Osmanl?ca da öğrenmeliler.
    Zübeyir Gündüzalp diyor ki:
    "Dünyada huzur ve rahat m? ar?yorsunuz? Ukbada saadet mi istiyorsunuz? Risale-i Nur okuyunuz. ?slam'?n ve hakikatin zevkini tatmak, sürurla yaşamak ihtiyac?n? m? hissediyorsunuz? Müjdeler olsun sana ey kardeş! ?şte sana Risale-i Nur! O son derece canl?, son derece mücahit ve son derece heyecanl? bir ruha maliktir." Üstad'?m?n mekân? cennet olsun...

    24 Mart 2007, Cumartesi
    Hekimoğlu ?smail


    Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar
    20. as?r hastanesine ç?kar?lm?ş bir baştabiptir Bediüzzaman Said Nursi. 20. asr?n hastal?ğ?, "iman zay?fl?ğ?" olduğundan eserlerini iman üzerine yazm?şt?r.
    ?man?n esaslar?n? ispatl? şekilde anlatm?şt?r. Risale-i Nurlar ispat yolunu seçmiştir. Çünkü müspet ilimlerin yayg?n olduğu bu devirde iman hakikatleri de ispatl? olarak verilmeli. Üslup yönünden bizi maziye bağlayan, Risale-i Nurlar? anlayanlar, hadisleri ve tefsirleri de anlarlar. Bediüzzaman'?n yaşay?ş? gösterdi ki zamana uymak değil, zaman? kendimize uydurmak zorunday?z. En tesirli tebliğ, ?slamiyet'i yaşayarak yap?lan tebliğdir. Said Nursi m?knat?s gibiydi. ?nsanlar? kendine çekerdi. Said Nursi'nin kitaplar? dünyan?n her taraf?na yay?ld?. Evler dershane oldu. O, yaşay?ş?yla Asr-? Saadet'ten bugüne gelmiş bir mü'min gibiydi. "Potansiyel suçlu" tabiriyle, suçu olmad?ğ? halde ömrü sürgünlerde, hapishanelerde geçti. 1956 senesinde Tarihçe-i Hayat'? kendisine götürdüğümde "Biz Kur'an okumas?n? bilmiyoruz, ne yapal?m?" dediğimizde, buyurdu ki: "Günah-? kebairi terk, sünnet-i seniyyeye ittiba, namaz? tadil-i erkan ile k?lmak, sonunda tesbihat? çekmek." O zaman bu tabirleri anlamam?şt?m. Müftüye sormuştum, o da demişti ki: "Büyük ?slam ?lmihali'ni al, onu oku, uygula." ?şte benim hayat?m böyle kurtuldu. Tan?d?klar?mdan kimisi ayyaş, kimisi kumarbaz olurken, baz?lar? da intihar etti. Beni ?slamiyet kurtard?. Yüz Soruda Bediüzzaman Said Nursi kitab?mda, Üstad'? ve Risale-i Nurlar? geniş geniş anlatma imkân? buldum. Anlad?m ki cemaatler ?slam üniversitesinin fakülteleridir. ?slamiyet'i cemaatlerde öğrenmek ve yaşamak daha kolay. Müceddid, dinde yenilik yapmaz, ?slami anlay?şta yenilik getirir. Bediüzzaman'?n getirdiği yenilik, "Allah'?n yaratt?klar?n? anlatan ders kitaplar? ?slam'a ayk?r? olamaz." Yani biyoloji canl?lar? anlat?r, canl?lar? yaratan Allah't?r. Allah'?n yaratt?klar?n? anlatan biyoloji, ?slam'a ayk?r? olamaz, ?slam'?n d?ş?nda tutulamaz... Bediüzzaman diyor ki: "1948'de lise talebelerinden bir k?sm? yan?ma geldiler. 'Bize Hal?k'?m?z? tan?tt?r, muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar.' dediler. Ben de dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen kendi lisan-? mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip, Hal?k'? tan?tt?r?yor." Said Nursi, okulla camiyi, seccadeyle tezgah? bütünleştirdi. Evi yoktu, yard?mc?s? yoktu, bazen Barla Dağ?'nda kald?ğ?nda, yatağ? yoktu, yorgan? yoktu. Orada oturur, Esmaü'l-Hüsna'n?n tecellisini seyre dalard?. Hiçbir şeyi olmayan Bediüzzaman'?n bugün, her yerde dershaneleri var, milyonlarca talebeleri var. Onun hizmetini hiçbir şey durduramad? ve durduramaz. O, insanlar? hem kalbinden hem beyninden fethetti. ?limle iman? bir bütün olarak ele ald?. Bediüzzaman diyor ki: "Aziz, S?dd?k Kardeşlerim! Birden ruhuma gelmiş bir endişeyi beyan ediyorum. Ehl-i dalalet, Risale-i Nur'un elmas k?l?nçlar?na mukabele edemedikleri için, şakirdleri içinde, derd-i maişet cihetinden ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek; meşrebler veya hissiyatlar? muhalefetinden zay?f damarlar? bulup, şakirdler içindeki tesanüdü sarsmak istediklerini hissettim ve anlad?m. Sak?n! Çok dikkat ediniz. ?çinize bir mübayenet düşmesin. ?nsan, hatadan hali olamaz, fakat tövbe kap?s? aç?kt?r. Nefis ve şeytan, sizi kardeşinize karş? itiraza ve hakl? olarak tenkide sevk ettiği vakit, 'Biz değil böyle cüz'i hukukumuzu; belki hayat?m?z? ve haysiyetimizi ve dünyevi saadetimizi, Risale-i Nur'un en kuvvetli rab?tas? olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazand?rd?ğ? netice itibar?yla dünyaya, enaniyete ait her şeyi feda etmek vazifemizdir.' deyip nefsinizi susturunuz!.. Medar-? niza bir mes'ele varsa, meşveret ediniz... Çok s?k? tutmay?n?z. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir. Umum kardeşlerimize birer birer selam ederiz."

    25 Mart 2006, Cumartesi
    Hekimoğlu ?smail

    Asr?n hastal?ğ?; iman zay?fl?ğ?
    ?slamiyet k?yamete kadar devam edecek bir dindir. Bu devaml?l?kta, öğretmen-talebe ilişkisi şartt?r.
    ?slamiyet'e göre yeryüzü bir okul, bu okulun temel kitab? Kur'an-? Kerim, baş muallim Peygamberimiz (sas), kâinat laboratuvar, Müslüman beşikten mezara kadar talebedir.
    Said Nursi, yeryüzü hastanesine baştabip olarak ç?kar?lm?ş, hastal?ğ? teşhis etmiş: ?man zay?fl?ğ?. Buyurmuş ki: "Mariz bir hayat?n, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-i Kur'an'd?r."
    Said Nursi'ye göre Kur'an maddi ve manevi dertlere dermand?r. ?man zay?fl?ğ?n? tedavi edecek, tahkiki iman dersleridir. ?man meselesi birkaç şekilde ele al?n?r.
    Taklid-i iman: Annesi, babas? Müslüman olanlar?n, onlardan gördüğünü taklit ederek Müslüman olmas? taklid-i imand?r.
    Tahkik-i iman: ?manla ilgili konular?n, ispatl? öğrenilmesi, kalben tasdik edilmesidir.
    Risale-i Nur talebeleri, iman?n esaslar?n? ispatl? öğrenip ispatl? anlat?rlar. Hal böyle olunca dalalet f?rt?nalar? onlar?n imanlar?na zarar vermez. Risale-i Nurlar?n her cümlesinde, geniş manalar vard?r. ?nsanlara tesir eden bir taraf? vard?r. Her meslek sahibi Risale-i Nurlardan faydalan?r. Cemaatler, ?slam üniversitesinin fakülteleridir. Müminler kardeştir. Müslümanlar tek millettir.
    Vahiy, peygamberlere aittir. ?lham ise umumidir. Risale-i Nurlar, ilham-? ilahiyle yaz?lm?şt?r. Bediüzzaman'?n hayat?n? okuyanlar garip şeylerle karş?laşabilirler. Ona Bediüzzaman denmesinin sebebi de budur. Mal?, mülkü yoktu. Çocuklar?, yard?mc?lar? yoktu. Bazen dağ?n baş?nda haftalarca kal?rd?. Su yok, ekmek yok, yatak-yorgan yok. Bu şartlar alt?nda dağ?n baş?nda, tek baş?na kalabilirdi. Manevi değerlerle bütünleşenler, maddiyattan uzak kal?nca, zor duruma düşmezler. ?slam büyüklerinin hayatlar?, anlat?lmakla anlaş?lmaz. Öylesine bir hayat? yaşamaya çal?şan, gerçeği anlar. Bunun için müsteşrikler her konuda kitap yazm?şt?r. Fakat iman konusunda kitap yazmam?şlard?r. Çünkü iman meselesini kitaplardan anlamak zordur. Onu yaşayarak anlayabiliriz.
    Yaz?n s?cak günlerinde oruç tutan adam?n çektiği s?k?nt?lar? oruç tutanlar anlar. Bu s?k?nt?lara, kişi iman kuvvetiyle dayan?r. ?man kuvvetini de müminler anlar. Allah etten beyin yarat?yor. Problem çözen beyinleri yaratan Allah, baz? kurallar?n?n beynine ilim koyabilir. Mademki her canl? Allah'?n emrindedir. Allah'?n nizam? içinde yaşar. Öyleyse Said Nursi'ye (rahmetullahu aleyh) imana hizmet vazifesini de Allah vermiştir. Tarihçi Cemal Kutay, ?smet ?nönü'yle Said Nursi'yi mukayese ederken diyor ki: "Said Nursi'nin diplomas?, mevkisi, makam?, serveti yoktu. ?smet ?nönü'nün her şeyi vard?. Nas?l olur da hiçbir şeyi olmayan insan, her şeyi olan insana galip gelir?"
    Allah baz? kullar?na "yürü" demiştir. Onlar? hiç kimse durduramaz. Onlar ?slam'a hizmette başar?l? olurlar. Said Nursi'nin vazifesi ?slam'a hizmetti. Bu hususta başar?l? oldu ki bugün dünyan?n her taraf?nda onun kitaplar? bas?l?yor, dağ?t?l?yor ve okunuyor. Allah'?n hakimiyetini her şeyde görenler, Risale-i Nur çal?şmalar?n? daha iyi anlarlar. Bir şair şöyle demişti:
    "Ç?k nerdesin zuhur et, biz seni bekliyoruz.
    Y?llard?r yollar?nda, yorgun emekliyoruz.
    Musa ol Hakk'a yüksel, tecelli et de Tûr'a
    Zulmet y?k?ls?n, cihan gark olsun nura." Iş?k zahiri âlemi ayd?nlat?r. Nur manevi âlemimizi ayd?nlat?r. Müslümanlar?n kurtulmas?na sebep olur. Diyorlar ki: "Risale-i Nurlar? anlayam?yoruz." ?lkokula giderken lise derslerini anlamazd?k. Tahsile devam ederken, lise derslerini anlad?k, s?n?f geçtik. Hatta akademik çal?şmalara bile başlad?k. Risale-i Nurlar? anlayam?yoruz diyenler, ?srarla derse devam etmeliler. Allah insana öyle bir beyin vermiş ki, insan her konuyu anlayabilir.

    04 Mart 2006, Cumartesi
    Hekimoğlu ?smail


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  3. #3
    Pürheves ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    257

    Standart Kalbin Itminanı için...

    "Doğrusu Allah dilediğini saptırır ve kendisine yöneleni doğru yola eriştirir. Onlar inanmışlar, kalpleri Allah 'ı anmakla huzura kavuşmuştur.

    Dikkat edin, kalpler ancak Allah 'ı anmakla huzura kavuşur ..."

    (Ra 'd, 27-28 )
    " Sohbet sünnet-i müekkededir ; en az iki günde bir bu sünnet yerine getirilmeli... "

    Hace Alauddin ATTAR

  4. #4
    Pürheves ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    257

    Standart

    "Gelin AL-LAHHH diyelim..."
    " Sohbet sünnet-i müekkededir ; en az iki günde bir bu sünnet yerine getirilmeli... "

    Hace Alauddin ATTAR

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Hac Hatırası - Hekimoğlu İsmail
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.09.11, 20:03
  2. Miraç - Hekimoğlu İsmail
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.06.11, 12:14
  3. Hekimoğlu İsmail Dersleri...
    By Muntesip in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 11.11.08, 23:01
  4. Eski Devrin Tasavvuf ve Tarikat yolu
    By muhibbülkurra in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.09.08, 09:02
  5. Hekimoğlu İsmail
    By MÜSTAHDEM in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.08.08, 19:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0