Bütün bir ömrü gayeye verenler bütün arzuları atıp tek bir arzuyu bekleyenler; gayesini, davasını yaşama şartı kabul edenler ve bu dünyada değilde kendi hususi dünyasında yaşıyanlar;böylece bu dünyanın garibi gibi gezenler; en yakınına en uzak en uzağına en yakın duranla, şenlikler içinde yalnız kalanlar ve bu hayatı lekesiz sabun köpüğü gibi bitirenler; sizin saf lekesiz hayatınız tek bir kelimeyle söylenir ciltler dolusu eserlerle anlatılmaz. Ve seni anlamayanlar anlayanlardan çok hem pek çok olacak.
Sen bir mücevher gibi sadece sarrafını bekleyeceksin.Saman pazarına düştüğün müddetçe bir cam parçası muamelesi göreceksin!Sen yakutlar gibi dağların sinesinde yatacaksın bütün çocuklar, sokakta kaldırım taşlarıyla kaydırak oynayacaklar. Güneş doğacak batacak; dünya sakinlerinden gizli dönecek ve zamanın üzerinde şuursuz ayaklar kabrin yolunu adımlayacak. Sen bu kalabalık yollarda arkadaşsız kalacaksın! Hakikati emniyet ölçüsüyle arayanlar, senin keyfiyetine bigane kalacaklar ve vicdanlarını Avrupa'nın kirli suyuyla yıkayanlar senin nurani vicdanında kir arayacaklar!Bir kemik için bin değnek bir zalim için avına saldıran köpekler bile senin garipliğine hırlayacaklar.
Sen incisini sinesinde büyüten midyeler gibi, mukaddes çilenin ateşinde yandıkça büyüyen, yandıkça yükselen ve ulvileşen insan!..
Sen asrın mesnedi dünyanın şefattçisi...
Sen asrın karanlığını bir fecir vakti boğacak güneş...
Sen masivanın çekemediği mukaddes yükün mukaddes hamalı...
Sen küfrü emrine alacak imanı sultan edecek ve Kur'an emirlerini şark tan garba, şimalden cenuba haykıracak neslin öncüsü...
...
Artık ufukların vaat ettiği vuslat dize gelecek!Artık toz bulutu arkasında kalan hakikat bize gelecek!Artık madde ruha bir kap olup ruh maddeye kıymet biçecek! Her teferruatbir esasta toplanacak ve bu esas İslam olacak!..
...
Her duygu söz ipliğe dizilebilir mi? Her görüş bohça gibi öne serilebiler mi?
Her hal tasvir edilebilir mi?
Ey müslüman! Bu satırlar senin iman tellerine dokunan mızraba benzerki
ahenk sende doğar sende biter!
Biz size bir sarayı tasvir etmiyoruz. Bilakis o sarayın kapısını açtık, sizi içeri buyur ediyoruz, ister kafanı uzat bak , ister evin gibi gez dolaş!
Aşılmaz zannedilen dağların üstünde yol var, geçilmez zannedilen denizlerin üstünde yolcu var. Ey Allahu Ekber dağı gibi kendi çorak haline terk edilen Müslümanlar, artık neşvü nema zamanı gelmedi mi? Artık vahşi hayvanlarınızı ehlileştirmeyecekmisiniz?


(HEKİMOĞLU İSMAİL)
(MİNYELİ ABDULLAH'tan alıntı)