+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Ölümüne Kankalarin Dikkatine...

  1. #1
    Dost hatice mervenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    almanya
    Yaş
    38
    Mesajlar
    29

    Standart Ölümüne Kankalarin Dikkatine...

    “Ölümüne kankaların dikkatine…”

    SEN! Evet sana diyorum, öyle dönüp bakma etrafına. Duyamadım, etrafına dönüp bakmadın mı? O zaman bu daha kötü! Demek ki etrafında neler oluyor, neler bitiyor haberin yok. Ya da etrafında neler ve kimler var bir bilgin yok. Karanlık bir gecede, el yordamıyla yol bulmaya çalışan biri gibisin. O zaman ne duruyorsun? Kaldır başını ve bak etrafına. Acaba neler olup bitiyor? Kimler ve neler var etrafında? Nereye doğru gidiyorsun acaba? Belki de birazdan göremediğin bir kanalizasyon çukuruna düşecek veya yürürken dergi okuma gibi bir alışkanlığın varsa, durağın camına sinek gibi yapışacaksın. O halde durma, kaldır başını ve bak etrafına.

    Neler görüyorsun? Binalar, sınıfın kara tahtası, sana sinirli sinirli “sen yine ne karıştırıyorsun bakim orada” diyen öğretmenin, annen, bilgisayarın vs. Peki kim olmasını isterdin? Bu soruya birçoğumuzun vereceği cevap, eminim ki seninkiyle aynıdır; Arkadaşım! Ya da diğer ifadelerle dostum, kan kardeşim, kankam, kankim…

    Hakikaten, bir “ÖLÜMÜNE KANKAYIZ” furyasıdır ki almış başını gidiyor. Gerçekten de öyle mi? Sen en sevdiğin dostunla, ölümüne kanka mısınız? Belki de güzel(!) bir arkadaş ortamın var, kim bilir? Kim bilir, onu da bilmem. Ama sorun şurada; arkadaşların seni neye çağırıyor ya da sen onları neye çağırıyorsun? İşte sorun burada! Sen onları sinemaya, onlar seni maça çağırıyor olabilir ama ben bundan bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim; arkadaşlarımız bizi ALLAH’a mı yoksa şeytana mı çağıyor? “ Yok abi, bizim arkadaşlar öyle şeytana meytana çağırmaz, haksızlık etme” demeyin, çünkü hiç kimse şeytana çağırırken, “ yaw Mehmet gel senle şeytana gidelim, süper olur!” demez.
    Peki nereden anlayacağız, arkadaşımız ya da arkadaşlarımızın bizi şeytana mı, yoksa ALLAH’a mı çağırdığını? Çok kolay. Bir araya gelişlerinizde neler yapıyorsun şöyle bir bak. Bunlardan kaçı ALLAHu Teala’nın hoşuna gidecek davranışlar, kaçı hoşlanmayacağı davranışlar. İşte sonuç!

    İnşALLAH senin arkadaş ortamın, seni ALLAH’a çağırıyordur. Aksi halde gerçekten felaket bir son seni bekliyor olabilir. “Abi abartıyorsun!” diyebilirsin. Hayır abartmıyorum. Eğer arkadaşın ya da arkadaş ortamın; şeytanın eline düşmüş, ağzında küfrü, kolunda kız arkadaşı, kumarı, içkisi, esrarı ve aklına gelebilecek ne kadar iğrençlik varsa bunların hepsini, bir kısmını hatta bir tanesini bile yapıyorsa hapı yuttun! Her an tehlikedesin! Onu uyarıyor da olabilirsiniz ama tehlikedesin. Ne olacak ki, bir kötü alışkanlıktan deme!
    Arkadaşınız için,“ Tamam, belki içki içiyor, küfürbaz ama çok iyi bir insan.” ”Sigarası, kumarı var ama o kadar hata kadı kızında da olur.” “ Uyuşturucu kullanıyor ama bana vermiyor ki, ben onun gönlünü seviyorum” diyebilirsin. Ama yanılıyorsun. Böylesine büyük pisliklere bulaşan bir insanın kalbi ne kadar temiz olabilir sen söyle. Bunu bir hikaye ile anlatayım:

    “Karnı epeyce aç olan bir vatandaş, bir bahçenin yanından geçerken, hayvan pisliğinin tam ortasına düşmüş bir elma görür ki, elma pisliğin içerisinde kıpkırmızı bir yakut gibi parlıyordur. Vatandaş aç, elma ise ne kadar güzel de olsa pis. Kararsızlık içinde çıkarır elmayı pisliğin içerisinden. Bakar, bakar ve “Ya şurasına bulaşmamış, burasına bulaşmamış” diye küçük küçük ısırmaya başlamış. Orası burası derken, bir bakar ki, elmadan eser kalmamış.
    İşte bizim, alışkanlıkları kötü fakat yüreği iyi olan arkadaşlarımız pislik içerisindeki elmaya benziyor. Biz de pisboğazlı vatandaşa…


    Ve böyle arkadaşlar sadece dünyamızı değil, ahiretimizi de perişan ederler. Ben demiyorum ki, Resulullah aleyhi’s-salât ü ve’s-selam diyor;

    “ Sizden önce gelen insanlardan iki arkadaş vardı. İki arkadaştan biri büyük bir günahı alışkanlık edindi. Diğeri hep onu, bu kötü alışkanlığını bırakması için uyarırdı. Aradan zaman geçti ve uyaran kişi uyarmayı bıraktı ve onunla arkadaşlığını da devam ettirdi. Sonunda ALLAH onların kalplerini birbirine benzetti ve ikisini de helak etti”.

    Resulullah söylediyse, muhakkak ki doğruyu söylemiştir. Resulullah aleyhi’s-salât ü ve’s-selamın bu hadisinden şu iki sonucu çıkarabiliriz:

    Ya ona kötü alışkanlıklarını terk ettireceksin;
    ya da onu terk edeceksin.
    Başka yolu yok. Aksi taktirde şu kaçınılmaz sonuçla karşılaşırsın. ALLAH, kalplerinizi birbirine benzetir ve sen de o kötülüğü işlemeye başlarsın. Bunun sonucunda da ALLAH azze ve celle, dünya ve ahiret mutluluğu elinden alarak seni helak eder. ALLAH korusun!

    Kötülükleri alışkanlık haline getirip, seninde şeytanın eline düştüğünü bir düşünsene… Yaptığın kötülükler yüzünden ailen senden ümidini kesmiş, dönüp arkana baktığında o eski senden eser kalmamış, sanki dünyadaki tüm sıkıntılar üzerine binmiş, hayat çekilmez bir hale gelmiştir. Tüm arkadaşların yaptıklarına dayanamayarak seni terk etmiş, yanında o kötülükleri seninle beraber yapanlardan başkası kalmamıştır. Başın da bir sürü belaya girmiştir.
    Hâlbuki ne temiz duygularla başlamıştın, o arkadaşınla yada arkadaş ortamıyla takılmaya. “Ölümüne kanka” olmaktan dem vuruyordunuz. Aslında hakikaten de öyle olmuştur. Siz artık, dünya ve ahiretini kaybetmiş, yaşayan ölüler olarak, gerçekten de “ölümüne kanka”sınız.

    Bir de ahireti düşün ki, bu hiç de kolay olmayacaktır. Cehennemdesin he, bir korku filmi stüdyosunda değil. Birazdan sinema salonundan çıkıp, koştura koştura WC’ye gitmeyeceksin. Orada her şey gerçek... İnsanların iliklerine kadar işleyen bir ateşten bahsediyorum. Günahkârların her saniye tattıkları bir azaptan… Ölümün bile ölmesinden, devamlı bir ızdırapdan bahsediyorum. Eminim ki, Cehennem’i hakkıyla anlıyor olsak; değil oraya girmek, uzaktan bile izlemek istemeyiz. Hele de böylesi bir yere arkadaş mağduru olarak girmek hiç istemeyiz. Ama Kuran-ı Kerim’in muhtelif ayetlerinde hep, Cehennem’e arkadaş mağduru olarak girenlerden bahsedilir. İşte bunlardan bir tanesi Saffat Suresi’nin 55 ile 57. ayetleri arasındadır. Rabbimiz’in kelamına kulak verelim;

    İşte o zaman (kıyamet koptuğunda) baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü de;
    "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.


    Rabbimin sana ve tüm kardeşlerime, dünya ve ahiret mutluluğunu tattıracak, ALLAH azze ve celle adına, Cennet için “yaşamına kanka”lar, doğru bir ifadeyle yaşamına Müslüman kardeşler nasip etmesi duasıyla…

    El-Velî olan ALLAH’a emanet olunuz…

    MSA
    hosuma giden bi yaziydii aldimm sizinle paylasayim dedim..


  2. #2
    Gayyur jasminay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İst/Eyüp
    Mesajlar
    83

    Standart

    gerçekten çok güzelmiş teşekkürler unutmayalımki
    ( kişi kıyamet günü sevdikleri ile beraber haşrolunacaktır) hadisi şerif...
    Güzel gören güzel düşünür;Güzel düşünen ise hayatından lezzet alır...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ölümüne Ellerini Tutarak
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.09.09, 13:08
  2. Ölümüne Empati
    By Müellif-e in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.08.08, 19:24
  3. Öğretmenlerin Dikkatine!
    By ayine-i samed in forum Eğitim
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 22.01.08, 08:23
  4. Yöneticilerin Dikkatine...
    By .münzevi. in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 25.12.07, 15:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0