+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 19

Konu: Muharrem Ayı ve Aşure Günü'nün Faziletleri

  1. #1
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart Muharrem Ayı ve Aşure Günü'nün Faziletleri

    MUHARREM AYI VE AŞURE


    "Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
    Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
    Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
    Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür.
    Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
    Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
    Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

    Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
    Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
    1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
    2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
    3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
    4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
    5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
    6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
    7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
    8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
    9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
    10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)


    Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
    İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.

    Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
    "Bu ne orucudur?" diye sordu.
    Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
    Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(
    3)
    Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
    Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
    "Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.


    O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.

    Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir:

    Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:


    "Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.
    (5)

    Yine Tirmizi�de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
    "Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)
    "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur�(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
    Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.
    Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
    Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
    Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşure Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
    Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."
    (9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
    Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
    Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

    1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
    2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
    3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
    4) Müslim. Siyam: 117.
    5) Tîrmizî. Savm: 40.
    6) A.g.e., Savın: 47.
    7) İbni Mâce. Siyam: 43.
    8) İhyâ, 1:238
    9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  2. #2
    Pürheves caner07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Aydın
    Mesajlar
    161

    Standart

    Allah razi olsun kardeşim

  3. #3
    Dost REM8/5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    37

    Standart

    sağolasın /ız inşirah kardeşim gayet elzem bir mevzuya değinmişsin / iz ...
    " Takdir-i Hüdâ kuvve-i bâzû ile dönmez , Bir şem'a ki Mevlâ yaka, üflemekle sönmez !!! "

    " RİSALE-İ NUR BÜTÜN İLİMLERİ MÜSLÜMANLAŞTIRMA HAREKATIDIR !!! ( M.K ) "

  4. #4
    Gayyur F3mania - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    101

    Standart

    Bu Mübarek Günlerin hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını Cenab-ı haktan niyaz ederim.
    Saygılar
    Selamlar.

  5. #5
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    Belâ-yı Ehl-i Beyt’in yazmağa imkan mı var, asla
    Söz ağlar, söyleyen ağlar, kalem ağlar, yazan ağlar

    ...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  6. #6
    Yasaklı Üye saidi_şazili - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    smyrna
    Mesajlar
    339

    Standart


  7. #7
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart


    Muharrem Ayının Birinci ve Onuncu Günleri Okunacak Duâ


    Her kim Muharrem ayının birinci ve onuncu Aşû-ra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü'l-celâl Hazretleri'nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kadar cemî' belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.


    MANASI:
    Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla....
    Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsusutur.Salatu SelamdaPeygamber Efendimize,ehl-i beytineve bütün ashabına olsun.Ey Rabbim,sen Ebedi,Ezeli,Hayy,Kerim,Hannan,Mennansın.Bu gelen yeni yıl kovuşmuş şeytanın şerrinden muhafaza olmayı istiyorum.Ve içimde,bana kötülüğü emreden nefsimle mücadelemde senden yardım diliyorum.Beni sana yaklaştıracak meşguliyetleri bana nasip et.Ey Celal ve İkram sahibi Rabbim.Rahmetinle Merhametlilerin en Merhametlisi.....


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  8. #8
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    Bi-smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm
    El-hamdü li’llâhi rabbi’l-‘âlemîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü ‘alâ seyyidinâ muhammedin ve ‘alâ âlihi ve sahbihî ecma‘îne. Allâhümme ente’l-ebediyyü’l-kadîmü’l-hayyü’l-kerîmü’l-hannânü’l-mennânü ve hâzihî senetün cedîdetün es’elüke fîhâ’l-‘ısmete mine’ş-şeytâni’r-racîmi. Ve’l-‘avne ‘alâ hâzihi’n-nefsi’l-emmâreti bi’s-sûi ve’l-iştigâle bi-mâ-yukarribunî ileyke yâ zê’l-celâli ve’l-ikrâmi bi-rahmetike yâ erhame’r-râhimîne. Ve sallâ’llâhu ve selleme ‘alâ seyyidinâ ve nebîyyinâ muhammedin ve ‘alâ âlihi ve sahbihî ve ehli beytihi ecmaîne.


    Peygamberimiz (s.a.v.) Hazretlerinden:
    Her kim, ilk on günü sabahleyin bu duâyı üç kerre okursa, Allâh zû’l-celâl hazretlerinin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharremine kadar bütün belâlardan emin ve muhâfaza buyuracağı.” rivâyet olunmuştur.


    Şeyh Şihâbuddîn-i Sühreverdî (k.s.)’dan nakledilmiştir ki:

    “Her kim, bu duâyı, Aşûre günü üç kerre okursa, ölümden de emîn kılınır. Elbette o sene ölümü takdîr olunan kimseye bu duâyı bu vechile okumak nasîb olmaz.”


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  9. #9
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    * Hicrî (İslâmî) ayların birincisi, Muharrem ayıdır.
    * Yeni yıla oruçla başlamak için, birinci günü oruç tutmak tavsiye edilmiştir.
    * Ramazan'dan sonra en fazîletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.
    * Muharremin birinci gününde üç defa okunacak duâ vardır.
    * Yine Muharrem'in birinci ve onuncu günleri okunacak duâ vardır.
    10 Muharrem Aşure günü, 70 defa "Hasbünallâhu ve nı rnelvekîl, ni'melmevlâ ve ni'mennasîr" denilmelidir.
    Ayrıca Aşure günü abdest, namaz, erzak alma, duâ ve ya-P'iacak bazı fazîletli ameller vardır.
    Muharremin Birinci Günü Oruç Tutmak
    İbn-i Abbâs -radıyallâhu anhümâ-'nın rivayet ettiği bir hal dîs-i şerîfte:
    "Zilhicce'nin sonuncu günü ile Muharremin birinci günü (yılbaşı günü) oruç tutan, geçmiş yılı oruçla bitirip, yeni yıla oruçla başlamış olur. Allâh Teâlâ o orucu onun elli yıllık günâhına keffâ-J ret eder." buyuruluyor. (Gunye 2/54)
    Ramazan'dan Sonra En Faziletli Oruç
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyuruyorlar:
    "Ramazan'dan sonra en faziletli oruç, Allâh'ın ay'ı olan, Muharrem'de tutulan oruçtur. Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır." (Tâc Tercemesi 2 /146)
    Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-'den şöyle dediği nakledilmiştir:!
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e farz na-J mazdan sonra hangi namazın ve Ramazan ayı orucundan son-l ra hangi orucun efdal olduğu soruldu da:
    "Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece yarısı kılınan namazdır. Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Al-J lâh'ın ay'ı olan Muharrem orucudur." buyurdular. (Sahîh-i Müslim! Tercemesi ve Şerhi 6 / 235)
    Hazret-i Ali -kerremellâhu vecheh- demiştir ki:
    "Adamın biri gelip, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellerrS Efendimize sordu:
    Ramazan'dan sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersin?
    Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    "-Ramazan'dan sonra oruç tutacaksan, Muharrem ayında tut Çünkü o, Allâh'ın ayı'dır. O ayda bir gün vardır ki, o günde Allâh geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etmiştir.Yine o nünde gelecek diğer kavimlerin de günahlarını afv eder." buyurdu. (Tâc Tercemesi 2/146)
    Hadis-i şerîfi Tirmîzî rivayet etmiş ve hakkında «hadis ha-sendir» demiştir.
    Haram Aylarda Oruç Tutmak
    Haram (hürmetli) aylar: Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve Receptir.
    Haberde:
    «Haram aylarda üç gün, yâni Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri oruç tutan kimseye Allâh Teâlâ hazretleri her gününe mukabil yedi yüz senelik ibâdet sevabı yazar.» denilmiştir, (ihya Tercemesi, 1 / 670)
    Muharrem Ayının Birinci ve Onuncu Günü Üçer Defa Okunacak Duâ
    Her kim, Muharrem ayının birinci ve onuncu (Aşure) günü sabahleyin, aşağıdaki duâyı üç kere okursa, Allâh Zülcelâl haz-re erinin o kimseyi tâ, gelecek senenin Muharrem ayına kadar,
    cemî belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivayet olunmaktadır. (Duâlar ve Zikirler s: 116)
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Elhamdü lillâhi rabbil âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ sey-yidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allâhümme entel ebediyyül kadîmül hayyül kerîmül hannânül mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün es'elüke fîhel ismete mineşşeytânirra-cîm. Vel-avne alâ hâzihin nefsil emmârati bis-sûi. Vel-iştiğâle bi-mâ yukarribünî ileyke. Yâ zel-celâli vel-ikrâm. Bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn, Ve sallâllâhü alâ seyyidinâ Muhammedin vel alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.

    Mânâsı: Rahman ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla.. Hamd, âlemlerin rabbi olan Allâh'a mahsustur. Salât ü selâm da Pey-aamber Efendimize, ehl-i beytine ve bütün ashabına olsun. Ey Rabbim, sen ebedî, ezelî, hayy, kerîm, hannân, mennânsın. Bu aelen, yeni bir yıldır. Ya Rabbi, kovulmuş şeytanın şerrinden bu yıl muhafaza olmayı istiyorum. Ve içimde, bana kötülüğü emreden nefsimle mücadelemde senden yardım diliyorum. Beni sana yaklaştıracak meşguliyetleri bana nasîb et, ey celâl ve ikram sahibi Rabbim. Rahmetinle, ey Merhametlilerin en merhametlisi... Efendimiz Muhammed-sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e, onun âline, ashabına ve bütün ehl-i beytine salât olsun..Yusuf Demireşik


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  10. #10
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Osman ZENGİN
    Üç gün değil, iki gün!



    Hasılât mevsimlerinin biri gidiyor, biri geliyor. Receb, Şaban, Ramazan derken, Şevval, Zilkade ve Zilhicce de gelip geçiverdi. Ve yeni bir hicrî yıla, Hz. Peygamber’in (asm) hicretini hatırlatan yıla, Muharrem ayı ile başlayıverdik Elhamdülillah. Bunların hepsi de içerisinde nurlu gün ve geceleri barındıran aylardır.
    Şuurlu ve sevabını Allah’tan bekleyen Müslümanlar, bu gün ve geceleri, ellerinden geldiği kadar en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorlar. Geceleri; başta teheccüd namazı olmak üzere, çeşitli ibadetlerle geçirirken, gündüzleri de emr-i Peygamberî’ye (asm) iktidâ ederek, onun sünnet-i seniyyesine uyarak, oruçlu geçiriyorlar.
    Ramazan ayındaki farz oruçtan sonra en faziletli oruçlardan biri de, içerisine yeni girdiğimiz Muharrem’de tutulan oruçlardır. Başka zamanlarda sadece Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak tenzihen mekruhken, Muharrem ayının da içinde olduğu dört haram ayda (Muharrem, Receb, Zilkade ve Zilhicce) Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutmanın faziletine dair hadis-i şerifte çok terviç ve rağbet var. Bu mübarek Muharrem ayının en mühim ve çok Müslüman tarafından bilinen orucu da “Aşure Günü orucu”dur. (Aslında aşure, Arapça on sayısı demek olan “aşere”den gelen bir kelimedir. Hem Muharrem ayının 10. gününü ifade eder, hem de geçmiş Peygamberlerin on hadisesinin vuku bulduğu gün olması hasebiyle öyle ifade edilmiş.)
    İşte, bizim yazıya başlık olarak koyduğumuz mesele de budur. Bununla alâkalı olarak kaynağından bir kısmı buraya alarak, bu konudaki düşüncemizi sonrasında ifade edelim:
    “..Hadiste dikkat çekilen bir diğer husus da, Aşure Günü orucudur. Aşure Günü, Hicrî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Aşure Gününün de diğer günler içerisinde ayrı bir yeri vardır. Aşure Gününe fazilet kazandıran pek çok hâdise bulunmaktadır. Meselâ Hz. Musa ve İsrâiloğulları bugünde Firavun’un zulmünden kurtulmuşlar, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi Dağına bugün demirlemiştir. Hz. Yunus, balığın karnından bugün kurtulmuş, Hz. Âdem’in tevbesi Aşure Günü kabul edilmiştir. Daha pek çok güzel hâdise bugün gerçekleşmiştir.
    “Bunun içindir ki, Muharrem ayı ve Aşure Günü, Yahudilerce ve Hıristiyanlarca da mukaddes sayılmıştır. Nitekim Peygamberimiz (asm) Medine’ye hicret buyurduğunda, Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrenmişti. ‘Bu ne orucudur?’ diye sordu. Yahudiler, ‘Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı ve Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (as) şükür olarak bugün oruç tutmuştur’ dediler. Bunun üzerine Resûlullah (asm), ‘Biz Musa’nın sünnetini yaşatmaya sizden daha yakın ve hak sahibiyiz’ buyurdu ve Aşure Gününde oruç tutmaya başladı ve ashabına da tutmalarını emretti. O tarihte henüz Ramazan orucu farz kılınmamıştı. “Peygamberimiz ve sahabîler vacip olarak o gün oruç tutmaya başladılar. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra ise Peygamberimiz (asm), ‘İsteyen tutar, isteyen terk edebilir’ buyurarak herkesi serbest bıraktı.
    “Aşure Günü tutulan orucun faziletiyle ilgili pek çok hadis vardır. (...) Peygamberimiz bu hadislerinde Aşure Günü oruç tutmanın bir senelik geçmiş günahları affedebileceğini bildirmektedir. Ancak Yahudilere benzememek için, Aşure Gününden bir gün öncesini veya sonrasını da oruçlu geçirmek tavsiye edilmiştir. İbn-i Abbas bununla ilgili olarak şöyle bir hadis rivayet eder: ‘Aşure Günü oruç tutun, fakat Yahudilere muhalefet edin. Ondan bir gün önce veya sonrayı da oruçlu geçirin.’”
    Gazetemiz Yeni Asya’nın 2002 yılında okuyucularına hediye ettiği Câmiü’s-Sağir isimli hadis kitabından aldığımız bu bilgiye göre, Aşure Gününde tutulacak orucun şeklini Peygamberimiz (asm) çok güzel ifade etmişlerdir. Yani, o günde birçok peygamberle alâkalı güzellikler olduğundan, Yahudiler ve Hıristiyanlar da oruç tuttuğundan, onlara muhalefet eder tarzdaki ince bir ölçüyle, bir gün önce veya bir gün sonrasını da ilâve ederek oruç tutulmasını tenbih etmiştir. Buradaki incelik, ya 9-10. veya 10-11. günlerde olmak üzere iki gün oruç tutmaktır. İşte, bu özelliğe dikkat etmeyen bazı hocalar, vaazlarda ve hutbelerde; 9-10-11. günlerde üç gün oruç tutulmasını cemaate söylüyorlar. Hadisin mânâsı kaybolduğu gibi, çoğu ehl-i tahkik olmayan Müslümana da o şekilde oruç tutturuyorlar.
    Ha, denebilir ki, ”Yahu ne var bunda, bu kadar abartmaya ne lüzum var? Ha iki olmuş, ha üç, ne fark eder? Fazla olsa daha sevaplı olur vs” Ama, işte o zaman tesbihin 33 adet olmasındaki hikmet de kaybolur. 50 defa, 100 defa çekelim o zaman. Veya canımızın istediği kadar çekelim. İşte öyle olunca da, şifre bozulur, belki de maksad tam yerine gelmemiş olur. Hâsılı, Peygamberimiz (asm) nasıl yapmışsa öyle yapmak, onun yaptığına—zahiren daha fazla sevap getirecek gibi gözükse de—ilâve yapmamak, en müstakîmi ve sünnet-i seniyyeye harfiyen uyma noktasında en doğrusudur, sadakatin de gereğidir. Nitekim, onun sünnetine hüve hüvesine uymanın getireceği sevap, kimbilir belki de daha fazla olsa gerek. Burada, “Kim ümmetimin bozulduğu bir zamanda benim sünnetime sıkıca yapışırsa, yüz şehidin ecrini, sevabını kaanabilir” (Hadis, Müsnedü’l-Firdevs, 4:198) hadis-i şerifini hatırlamakta fayda var.
    Evet, Aşure Günü orucu üç değil, iki gündür. Bu hafta; 9-10. veya 10-11. günlerde bu oruçlar tutulabilir. Artık tercih, şahsın durumuna bağlıdır. Ama, zaten haram aylarda “Perşembe, Cuma ve Cumartesi” günleri oruç tutulması sünnet olduğundan; 9 Muharrem / 25 Aralık Cuma ve 10 Muharrem / 26 Aralık Cumartesi günleri iki gün oruç tutarsak daha sevaplı olur İnşaallah.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Aşure Günü
    By Nuru-Beril in forum Dualar
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 26.12.09, 20:05
  2. Muharrem Ayı ve Aşure
    By malatyayolcusu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 16.01.08, 12:19
  3. Aşure Günü Ne Yapmalıyız?
    By elff in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.01.07, 11:06
  4. Muharrem Ayı (Şehrullah) İle Aşure Günü
    By elff in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.01.07, 18:09
  5. Muharrem Ayının ve Aşure Gününün Fazileti
    By ali ihsan in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.01.07, 08:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0