+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Secret Vurdu Sahile, Kudret Denizinden !..

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart Secret Vurdu Sahile, Kudret Denizinden !..

    Secret Vurdu Sahile, Kudret Denizinden !.. ......Mehmet Doğramacı Çok tartışıldı, üzerinde çok sözler sarf edildi. Hala da sağlıklı bir zeminde incelenmiş değil.
    Nedense yeni ortaya atılan fikirler konusunda lehte ve aleyhte iki ana kutup hemen belirginleşir. Orta yolu tutup, objektif kriterlerle değerlendirmek ise genelde aleyhte yaklaşanlarca safdillik, oyuna gelmek, şer güçlerin tezgâhına yem olmak diye nitelenir.

    The Secret
    ‘le açılan bakışa zaman zaman Günün Yorumu adı altında kısa değinilerde bulunduk. Üzerinde geniş bir tahlil yapmak içinse, henüz düşünce zemininin hazır olduğuna emin değildik..
    Bugüne geldiğimizde konuyu ayet- hadis- evliya sözleri ve hatta atasözleri ile değerlendirmenin, en sonda da bizzat gözlemlediğimiz bazı oluşları açıklamanın faydalı olacağına inanıyoruz.

    Hemen belirtelim ki biraz sonra okuyacaklarınız The Secret furyasına sıradan bir katılım niyetiyle kaleme alınmamıştır. The Secret’i dünyevi bağlamda; bankada para hayal etmek, düşüncesiyle olayları yaratmak, insan-tanrı konumuna yükselmek şeklinde görmediğimiz, bunlar için klavye başına geçmeyeceğimiz de malumunuz.

    Başlıkla işaret etmeye çalıştığımız gibi, engin Kudret denizinden sahile vuran Secret incisinin ışıltılarına bakarak, mercan kayalıklarını, okyanusta mevcut oluşları seyretmeye çabalayacağız. Ara başlıklarla sohbet edelim ki uzun soluklu yazımız sizleri yormasın.

    Kilit Nerede, Tıkanılan Nokta Ne?
    The Secret’in açığa vurduğu düşünce ve hayal gücü; tasavvufi tabirle VEHİM KUVVESİ konuşulurken en ciddi endişe; “Kaderi Allah’tan alıp insana yükleme” tedirginliği!.. Bu kaygıyı duyanlar, samimi bir imanın gereğini ortaya koyuyorlar hiç şüphesiz. Fakat unutulan nokta şu: ÖTEDE BİR TANRI YOK! ALLAH İSMİ İLE İŞARET EDİLEN; ÖTELERDEN EMİRLER YOLLAYAN BİR TANRI DEĞİL !..

    İki ayrı yapı; varlık aleminde hiç var olmadı. Sadece O var! İki ayrı yapı zannıyla yaklaşıldığında; Acaba insan tanrılaşıp, Allah kavramı çiğnenmek mi isteniyor ?” tedirginliği açığa çıkıyor! Kilidi nasıl açacağız peki?..

    Elbette B Sırrı ile… B-ende, B-enimle tasarruf eden Allah!” “Hükmünü, ana planını B-enim üzerimde aşama aşama açığa çıkaran Allah!” “Kendisinden bağımsız ve ayrı olmadığım, birlik hissettiğim Allah!”

    Böyle yaklaşıldığında ikilik yavaş yavaş ortadan kalkacak, külli ve cüz’i irade ikilemi çözülecek, Tek Yapıdan yansıyan Tek İradenin bizden açığa çıkışını seyir başlayacaktır. The Secret; işte o seyre dair yakalanan küçük bir ipucu. Ehlinin gayet açık beyan ettiği gibi NOKTADAKİ KUDRETin kokusunu bilim yollu alanlar; sanki hazinenin tamamını bulmuş gibi Secret adıyla bunu insanlara sundular!

    The Secret; var olan hazinenin olsa olsa damlasıdır ancak! Damladan deryayı seyretmek ise sadece bilimle değil, bazı özel çalışmaları, anlayışları, yaklaşımları hayata geçirmekle mümkün! En başında nasip işi!

    Özetle; B Sırrı çerçevesinde yaklaşıldığında, koca bir deryadan sahile vuran balığın ağzındaki incidir Secret! Kilit; Şirk düşüncesinden çıkamayış, Anahtar; B Sırrı ile bakıştır!.. Secret bu çerçevede değerlendirilirse dua ve kudret okyanusuna yelken açılır.

    Duanın Anlamı:
    Secret’i birazcık kenara koyup kendi kavramlarımızı yine kendi bilgi kaynaklarımızla değerlendirelim. Dua kelimesinin asıl anlamını düşündünüz mü hiç?..
    DE-Â fiil kökünden mastar olan DUA: Davet demek. Hoş, “Davet de Arapça, az daha
    Türkçeleştir” diyeceksiniz. Haklısınız. DAVET= ÇAĞRI= ÇEKİM !..
    Zihnimizde lamba yandı mı?…

    Çekim manasına hemen itiraz edilmesin diye bir misal verelim. Bir olaya sevindiniz diyelim. Ne yaparsınız? Dostları çağırır o sevinci paylaşırsınız değil mi?.. En azından samimi bulduklarınıza açarsınız. Yani sizden açığa çıkacak sevinç; etrafınızdakileri kendinize çekerek vücut bulur, daha bir anlam kazanır! Kaynak tabii ki sizsiniz! Çünkü; asıl cevher özünüzde. Bir başka yerde hiç olmadı o cevher! O halde ayet, hadis ve evliyaya ait sözlerle olayı biraz daha açalım.

    Dua, Kudret ve Zuhur:
    Secret’le açılan manayıdaha üst boyutlarda yansıtan İslami birikimi birlikte değerlendirelim:
    Ona ruhumdan üfledim!” (15/28- 21/91)
    Hoşça bak zatına kim; zübde-i alemsin sen
    Merdum-i dide-i ekvan olan Ademsin sen
    ” (Şeyh Galip)
    Kendini bilen; Rabbini bilir” (Hadis)
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Üflenen ruh; Teke ait! Ayr? bir ruhumuz, bağ?ms?z bir özümüz hiç var olmad?! (75/36) Zat?m?z; varl?ğ?n öz cevheri. Hatta kainat?n gözbebeği demiş, s?rr? çözen evliya. Rabbini bilmenin ana hareket noktas? da kendimiz! Böylelikle ikilemi birazc?k ortadan kald?rarak devam edelim.

    1-
    ?NNEMEL A’MALU B? NN?YAAT” “ Ameller; B s?rr?nca niyetlere göredir!” (Hadis)
    Kapal? duruyor, hadisi biraz daha açsak m?? Ameller; fiiller, eylemler, oluşlar, zuhura ç?k?şlar… B’nin işaret ettiği anlam ve oluşum doğrultusunda… Niyetlere; düşüncelere, hayallere, gayelere, amaçlara göre aç?ğa ç?kar, vücut bulur!.. Niyetin, gayenin, yola ç?karken zihinde taş?nan yaklaş?m?n fiilin zuhurunda ne derece önemli olduğunu Secret söylemiyor, bizim Rasülümüz (sav) buyurmuş!..

    2-
    Ben kulumun zann? üzereyim. Şayet benim hakk?mda hüsn-ü zan beslerse ben de ona öylece davran?r?m. Şayet sû-i zan beslerse ona göre karş?l?k veririm.”(Hadis-i Kudsi)
    Ben diye konuşan ayr? bir varl?k m?? Kim o?.. Benlik perdesini y?rt?p kul olabildiğiniz takdirde fark edeceksiniz Ben diyeni! Sizde hükmünü dilediği gibi aç?ğa ç?karan, kendisine sual sorulmayan Zat?! Gayet aç?k değil mi? Hüsn-ü Zanla, olumlu bak?şla, iyi niyetle, pozitif tutumla yaklaşan için güzel gelişmeler… Su-i zanla, olumsuzluk ve negativite ile yaklaşana, ac? ve ?st?rap dolu zuhura ç?k?şlar…

    3-
    Onlar kendi nefslerini (bak?ş aç?lar?n?- düşüncelerini- hallerini) değiştirmedikçe, Allah onlar hakk?ndaki hükmünü değiştirmez! ” (13/11) Değişim nereden start al?yor?.. Sizden… Sizden dediğimiz de yine sizden özge siz olan?n dilemesi ile, düşündükleriniz ürüyor, gelişiyor ve ç?k?yor karş?n?za. Enfüs ile Afak ayr? yap?lar olmad?ğ? için, enfüste titreşenler; afakta şahsileşerek, fiile dönüşerek karş?n?za geliyor!.. Geçmiş- gelecek ve zaman kayd?nda olduğumuz için, “Bu da nereden ç?kt??” deyip hayret edebiliyoruz. AN kavram? ile düşünerek zaman? birleştirebilsek; oluşan?n b-izimle, b-izden zuhurunu görecek ve etrafta ayr?-gayr? bir sorumlu aramayacağ?z.

    4-
    De ki: “Eğer duan?z olmasa Rabbim (B s?rr?nca) size önem vermez/ald?rmaz!…” (25/77)
    Dua; enfüse yöneliş olduğu kadar afaka doğru çağr?d?r! Terkibimizde olan manalar?n vücut bulmas?nda o kadar k?ymetli ki; bu mekanizma olmasa, terkibimizi kullanmam?z, Rububiyet boyutunu değerlendirmemiz mümkün değil. Dua ile ç?kan manalar B s?rr?nca Rububiyet boyutunda değer buluyor.

    5-
    Rabbiniz dedi ki: “Bana dua edin/beni çağ?r?n, size icabet edeyim(40/60) “Eğer kullar?m sana beni sorarlarsa, ben yak?n?m. Bana dua edenin duas?na icabet ederim” (2-186)
    Dua yaşand?ğ? anda, istenene start verilmiştir! Kelebek etkisini hat?rlay?n, sizde oluşan en ufak bir hal, denize at?lan taş misali tüm evreni titreştirir. Bu bilinçle duay? kullanabilen için Secret; son model arac?yla otobanda gidene nispetle bebeklerin elindeki oyuncak araba gibi kal?r.

    6-
    DUA, inen belâya ve inmeyen belâya karş? faydal?d?r. Ey Allâh’?n kullar?, DUAYA SIMSIKI SARILINIZ!..”
    “KADER’i ancak DUA değiştirir. Ömrü ise ancak iyilik uzat?r. Şüphesiz ki kişi işlemiş olduğu günâh sebebiyle r?z?ktan mahrûm edilir.”
    KAZA’y? ancak DUA geri çevirir. Ömrü ise iyilik uzat?r.”
    Tedbirin kadere faydas? olmaz; DUA’n?n ise gelmiş ve gelmemiş musîbetlere faydas? vard?r; şüphesiz ki belâ iner, DUA onu karş?lar; ve k?yâmete kadar çarp?ş?rlar.”
    Hadisler son derece aç?k! Tabii, şunu biliyor ve mutlak surette iman ediyoruz; Dua edebilmek de, o dua ile kazay? çevirmek de, belay? karş?lamak da yine Kader dahilinde, ana program?m?zda varsa mümkün! O zaman sorulacak; “Ben kaderimi nas?l okuyup, nas?l dua edeceğim?” Cevab? aşağ?daki maddede.

    7-
    VERMEK ?STEMESE; ?STEMEK VERMEZD?!.. Kabul etmeyeceği duay? ettirmez! Hepinizin bildiği bu tespitleri nas?l düşünelim?.. Kulland?ğ?m?z bilgisayardan misal verirsem, anlaş?lmas? kolaylaşacak. Bilgisayar?n?zda bir işletim sistemi ve sisteme uyumlu ana program var! Ana programa uymayan yan programlar? çal?şt?rman?z mümkün değil.

    Bilgisayar?n?zda program? yüklenmemiş, ama netten elinize ulaşm?ş bir dosyay? değil kullanmak açman?z dahi mümkün değil.

    Ama bilgisayar?n?zda mevcut her program? yeterince kulland?ğ?n?z da söylenemez. Ne yapacaks?n?z? Çal?şacak, devam edecek, aç?ld?ğ? kadar ileri giderek deneyimleyeceksiniz. Ehlullah?n, H?MMET isteyene “GAYRET evlad?m” dediği şeyi; Kulluğu yapacaks?n?z. Buna devam ettikçe nasibiniz nispetinde aç?lacak. Aç?ld?kça; isteyebildiğiniz ölçüde verildiğini müşahede edeceksiniz.

    Mühim bir soru; Program?mda olmayan?n düşüncesi ya da hayali benim akl?ma gelir mi?”
    Gelir, ama yoğunlaşamazs?n?z. Gelmiş, sizde de o hayale karş? bir iştiyak belirmişse, tereddüt etmeden yönelin. Çünkü, yap?n?zda mevcut olmayana sizi yönelttirmez bile! Yöneliş ve yoğunlaşma var ise, önemseyin… Büyük liderlerin, büyük komutanlar?n, büyük ideologlar?n ayn? zamanda büyük hayalperestler olduğunu biliyoruz değil mi?.. Fatih Sultan Mehmet’in çocukluğundan itibaren tahta hisarlar, boğaz maketleri ile oynayarak ?stanbul Fethine haz?rland?ğ?n? duymuş muydunuz? O halde?…

    8-
    Beni zikrettiğinizde sizi zikretmekteyim” (2-152) “Allah’?n bir kula verdiği en faziletli şey, ona Z?KR?N? ilham etmesidir.” (Hadis) Beyinde mevcut kapasiteleri, mana olarak yüklü esmalar? açma çal?şmas? diyebileceğimiz zikir; insana verilmiş en harika anahtard?r. Zikir yoluyla aç?lmayacak kap? yoktur. Yeter ki devam edilsin. Beni zikrettiğiniz anda bende sizi zikretmekteyim ilahi hitab?; enfüsünüzde bir talep oluştuğu anda; afakta da onun yans?mas? ve titreşimleri, geniş bir Kudret Okyanusunu dalgaland?r?r diye düşünülebilir mi?.. Eğer öyle ise elimizde ne muhteşem bir anahtard?r zikir!…
    … …
    … … …
    … … … …
    Tüm bunlardan sonra doğacak soru şu:
    - Kudreti izhar edecek, nasibimizde olan? yaşam?m?za çekecek / aç?ğa ç?karacak mekanizmay? nas?l kullanacağ?z?.. Nas?l davran?r, hangi idraki kuşan?rsak o s?r gerçeklik kazan?r?.. Nelerin neleri açt?ğ?n? / çektiğini tespit edebilir miyiz?..

    O s?rr?n aç?lmas?nda ince ayr?nt? gibi görünen en temel unsuru, en can al?c? noktay? bilmek gerek. O nokta; bizim secret’ten ayr? düştüğümüz, secret’e kat?lmad?ğ?m?z ama ondan çok daha zirve oluşumlar? aç?ğa ç?karacağ?na inand?ğ?m?z ana direk!..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    7- VERMEK ?STEMESE; ?STEMEK VERMEZD?!.. Kabul etmeyeceği duay? ettirmez! Hepinizin bildiği bu tespitleri nas?l düşünelim?.. Kulland?ğ?m?z bilgisayardan misal verirsem, anlaş?lmas? kolaylaşacak. Bilgisayar?n?zda bir işletim sistemi ve sisteme uyumlu ana program var! Ana programa uymayan yan programlar? çal?şt?rman?z mümkün değil.

    Bilgisayar?n?zda program? yüklenmemiş, ama netten elinize ulaşm?ş bir dosyay? değil kullanmak açman?z dahi mümkün değil.

    Ama bilgisayar?n?zda mevcut her program? yeterince kulland?ğ?n?z da söylenemez. Ne yapacaks?n?z? Çal?şacak, devam edecek, aç?ld?ğ? kadar ileri giderek deneyimleyeceksiniz. Ehlullah?n, H?MMET isteyene “GAYRET evlad?m” dediği şeyi; Kulluğu yapacaks?n?z. Buna devam ettikçe nasibiniz nispetinde aç?lacak. Aç?ld?kça; isteyebildiğiniz ölçüde verildiğini müşahede edeceksiniz.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Secret vurdu sahile, Kudret denizinden !.. (2. Bölüm)

    Dua kap?s?ndan girişle aç?ğa ç?kacak olan Kudret; Secret’te anlat?ld?ğ? gibi isteyenin istediği zaman elde edebileceği bir oluşum değildir. Kişisel Gelişim, NLP veya Secret söylemlerinden hareketle çok paras? olacağ?n? düşünerek çap?n? aşan yat?r?mlara bodoslama dalanlar feci sonuçlar yaşam?şlard?r. Konumuz; s?rr?n o boyutu değil. Biz Dua- Kudret- Zuhur bağlant?s?ndan bahis aç?yoruz. Bu nedenle, egoya dayal? dünyevi kazanç formülleri üretmek gibi bir uğraş?m?z olamaz! Gayemiz; Kaderin Kazaya dönüşümünde işleyen mekanizmay? biraz olsun göstermek; insan?m?z?n kendine kolaylaşanlardan hareketle, neyi neden yaşad?ğ?n? fark etmesine yard?mc? olmakt?r..

    ?şte bu amaçla geçen hafta, ?slami birikimimizde Secret’ten çok daha fazlas? olduğunu göstermek üzere baz? doneler sunduk ve üzerinde hafif bir fikir jimnastiği yaparak as?l hazineye dikkat çekmek istedik. Can al?c? sorumuzu tekrar edelim:

    - Kudreti izhar edecek, nasibimizde olan? yaşam?m?za çekecek/aç?ğa ç?karacak mekanizmay? nas?l kullanacağ?z? Nas?l davran?r, hangi idraki kuşan?rsak o s?r gerçeklik kazan?r? Nelerin neleri açt?ğ?n?/çektiğini tespit edebilir miyiz?..
    Birimsel Vehim Nar?ndan Evrensel Vehim Nuruna: B s?rr?n? kuşanmada en büyük perde; vehmî benliğimiz. Tek baş?na hiç var olmad?ğ? halde var zannettiğimiz birimsel yap?m?z. Ürettiği varl?k vehmi ile bizi nara, ateşe, azaba çeken; sahiplik duygusu ile işleyen; h?rs, haset, k?skançl?k, fitne, bask?n ç?kma, elde etme vb. negativiteyi aç?ğa ç?karan nefsimiz! (Mâlik) Öncelikle onu tan?mam?z; verdiği azab? fark etmemiz, kurtulmaya niyet etmemiz gerekiyor.
    Sahiplik ekseninde zuhura ç?kan egoyu fark etmek; ilim ve hikmetle gelişir. Fark etmek bazen sahne ile; ac? ya da zorlay?c? bir olayla, bazen de karş?m?za ç?kan ilim ve hikmet ehli ile start al?r. Yoksa durup dururken, işler t?k?r?nda giderken hiç kimse egosunun varl?ğ?n? fark edemez! Çünkü ego, yerine göre ayet ve hadisleri kullanacak kadar insafs?z, yerine göre kişiye kendini evliya zannettirecek kadar haindir. Ürettiği sanal hükümranl?ğ? y?kmak, süslü gösterdiklerini elinin tersi ile itmek her kişinin değil er kişinin harc?d?r. (Noktandaki kudret)

    Ego; birimsel vehimler üretir. Bunlarla sanal zevkler, neşeler oluştururken, çoğunlukla sahiplik çerçevesinde gelişen kay?p endişeleri, elde edememe kayg?lar?, öne geçme h?rslar? ile dünyam?z? cehenneme çevirir. Onun ürettiği vehim nar?, ondan ç?k?ld?ğ? takdirde vehim nuruna dönüşecek potansiyeli içinde saklar. Özetle; birimsel düzeyde nar olan vehim, birimsellik perdesini y?rt?p evrensele aç?ld?ğ?m?zda nura dönüşür. Birimsel bazda ürettikleri ile azap veren vehim, evrensele aç?l?nca yepyeni bir dünya bahşeder.

    Vehim nar?n?, vehim nuruna dönüştürmenin yollar? neler? Şu maddelerde özetleyeceğimiz aşamalar yaşan?r, hakk? verilerek birbirine bağlan?rsa bi iznillah dönüşüm mümkün.

    1- ?mAN, Kur’AN, ?nsAN:
    Ara başl?k bir şeyler fark ettirdi değil mi?.. Hz. Ali’(kv)nin EL’AN ÖYLED?R diyerek aç?ğa vurduğu AN B?L?NC?NDE YAŞANAN TEKL?K; önce ?man, Kur’an ve bunlar? kuşanan?n yaşayacağ? hakiki ?nsan olmakla mümkün. ?man Nuru kişide aç?ğa ç?kmad?kça, onunla birlikte Kur’an’?n hakikati okunmad?kça/yaşanmad?kça gerçek insan olunas? değil. An bilincine taş?yan s?ralamaya devam edelim.

    2- Sab?r ve Ümit:
    Ego; kendi aleyhine oluşlar vehmeder. Olanlar?n baz?s? kârl? baz?s? zararl?d?r. Düşmanlar? vard?r egonun. Kendini ayr? bir yap? sand?ğ? için savunmak, korunmak, varl?ğ?n? sürdürmek ister. Bu amaçla da gelişmelere kötü- zararl?- aleyhe- ac?- ters- yanl?ş etiketlerini kolayca yap?şt?r?verir. Oysa âlemde olmas? gereken olmaktad?r.
    Objektif bakamaz ego. Olmas? gerekeni kendi haz?rlad?ğ? gayet mant?kl? (!) k?l?flara sokar. Böylelikle varl?ğ?n? sürdürürken hâkimiyeti alt?na ald?ğ? kişiye derin ac?lar çektirir.

    Egodan ç?k?ş?n ilk anahtar? sab?rd?r. Sab?r; olay? henüz s?k?nt? ve ac? görme an?nda içsel dirençle karş? koyma halidir. Bu sürede kişi yanar, ac? çeker ama en az?ndan “Bu da Hakk?n takdiri” diyerek dirençli kalmaya çabalar. Sab?r kuşan?ld?kça Seyir haline mesafe al?n?r.

    Sabr?n zirvesi Kur’anda SABR- I CEM?L olarak Yakup (as.) ?n dilinden ifade edilmiştir ki; bize göre SABR-I CEM?L ile kast edilen bela görerek sab?r değil, onun bir boyut ilerisinde yaşanan SEYR halidir. Orada art?k ?st?rapl? bir bekleme değil; Haktan bilerek ümitli bir seyir vard?r.
    (Sab?rda sakl? kuvvenin geniş tahlili: Sakl? Kudret ?nce Tel )
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    3- Salih Amel ve Hakk? Tavsiye: ?man amelle gerçeklik bulur. Ehliyetin kişiye ne kazand?rd?ğ? direksiyona geçip trafiğe ç?kmakla deneyimlenir. Kesret âleminden kopuk bir Vahdet anlay?ş?; ehliyetini senelerce cüzdan?nda taş?y?p kontağ? bir kez bile çevirmemek gibidir. ?şte bu sebeple içsel manadaki iman ve okunan Kur’an, Salih Amel ile aç?ğa ç?kar?lmal?d?r.
    Hak görmek hoş görmekten geçer. Hoş görmenin ilerisi Bir görmektir. ?şte bunun için Salih Amel, Hakk? Tavsiye ile perçinlenmelidir. Her şeyi Hak görebilmek; Hak bilebilmek çok ciddi bir basamakt?r bu yolda.

    4- R?za:
    Seyir halinin, Hak Görmenin daha ileri aşamas?d?r ki; burada art?k ac?- tatl? kavramlar? düşmüş, kulluk zevki ile olan? olduğu gibi yaşama başlam?şt?r. Raz? olanda sabra yer olmad?ğ? gibi beklenti de söz konusu değildir. Raz? olan ümit bile etmez, sadece yaşar, sadece hisseder. Çünkü bu boyutta ümit; beklenti demektir. Beklenti her an kişiyi alt boyuta çekebilecek, ego canavar?n? uyand?rabilecek bir haldir. Onun için r?za hali seyirden ileri boyutlar?n eşiğidir. (R?dvan) Daha zirvesi de var m?? Devam edelim.

    5- Tevekkül:
    Vekil tutma diye mana verebileceğimiz tevekkül;birimsel benlik kokusu taş?yan kişisel ak?ldan s?yr?lmakla kalmay?p genel akli yaklaş?mlara dahi prim vermemektir. Burada sadece Allah’a dayanma söz konusudur. Hz. ?brahim(as) Nemrut ateşi önünde birimsel akl?n? konuşturmad?ğ? gibi evrensel akl?n sembolü Cebrail’e de “Çekil aradan” demiştir. Tabiri caizse gemileri yakmakt?r tevekkül. Bundan ilerisi var m??.. Olmaz m??

    6- Teslimiyet:
    Çoğu kere tevekkül ile teslimiyet ayn? şey san?l?r ve genelde kar?şt?r?l?r. Ayn? değildir. Arapça’da bir kaide vard?r: “Şayet bir kelimenin yaz?l?ş? farkl? ise manas? da farkl?d?r!” Mademki biri tevekkül biri teslimiyet, o halde derin bir fark var. Şimdi onu yakalamaya çal?şal?m.
    Tevekkül; kabaca vekil tutma, Allah’a yaslanmad?r. Tevekkülde ümit, güven, destek hissi vard?r. Teslimiyet ise; olay? hiçbir yere havale etmeden oluşa tamamen teslim olmakt?r. Ne bir ümit, ne bir güven, ne bir beklenti k?r?nt?s? vard?r orada. Benliğe ait ne varsa yere serilmiştir. Hiçlenme hali de diyebiliriz teslimiyete.
    Tevekkül ve teslimiyeti canl? iki örnek üzerinde gösterirsek san?yoruz fark daha zihnimizde berraklaşacak:
    ?brahim’(as.)in ateşe at?lmadan önce “Hasbunallah” demesi; Tevekkül! ?smail’(as)in b?çak alt?na yatt?ğ?nda “Babac?ğ?m buyur emri yerine getir” demesi; Teslimiyettir!..
    Tüm bu maddelerin d?ş?nda, belki de normal ak?ş?n haricinde, istisna bir hal daha var ki, onu zikretmeden geçemeyiz.

    7- Muhabbet:
    Hakka yönelen kişinin zikir, dua, riyazat gibi çal?şmalar? belli bir disiplin içinde yerine getirmesi, yukar?da bahsi geçen kuvveleri açan vazgeçilmez metotlar. Bunlarla beraber ya da bunlar haricinde çok özel olarak yaşanan muhabbet; içte duyulan derin sevgi; dua-kudret mekanizmas?n?n kullan?lmas?nda hiç de küçümsenemeyecek bir olgu. Geçmiş dönemlerde pek çok veli; Muhammedi Muhabbetle yüksek mertebelere ulaşm?şt?r.
    Sevmek; egonun en sevmediği şeydir. Sevmek; sevilenin haline bürünmek şeklinde geliştiği için egonun yağ gibi erimesi demektir. ?şte onun için nefret, k?rg?nl?k, ayr?l?k- gayr?l?k damarlar?ndan beslenen ego, sevmeyi hiç sevmez. (Egonun en sevmediği şey: Sevmek)
    Sevginin en yak?c?, en ileri boyutu aşkt?r. Sevenin sevdiğinde hiçlenmesidir. Gönüllü olarak yanmak, raz? olarak boyun eğmek, belay? kadeh kadeh yudumlamakt?r aşk. Nasibinde olan mecazi aşktan hareketle ?lahi olana yol bulur.
    Muhabbet ve aşk ehli, kalplerinde duyduklar? derin sevgi ile pek çok müşkülat? çözümledikleri gibi, kendi hallerini de başkalar?na kolayl?kla yans?tan ve yayan kimselerdir. Kudretin yoğun biçimde aç?ğa ç?kt?ğ? muhabbet ehli; sevgiye çeken manevi m?knat?slard?r. Bazen bu çekimleri paratoner misali bela çekerek de zuhur edebilir.

    (Bu maddeler çerçevesinde tarihi ve güncel örnekler, detayl? biçimde gelecek hafta işlenecek.)
    Vehim Nurunun Zuhuru: Alemlerin asl? hayal. Hepimiz Allah ?lminde suretleriz. Allah hem alemlerin Rabbi, hem de alemlerden gani. Onun Nuru her şeyi kaplam?şt?r. Asl? hayal olan alemler vehim nurundan doğan yans?malar. Yani vehim nuru el’an ortadad?r ve zuhuru an be an sürmektedir. Bu devaml?l?k; kudret okyanusunun sürekli dalgalan?ş?, “Her an yeni şa’nda oluşu” diye de ifade edilir.

    Vehim Nuru ile aram?zdaki perdenin benlik olduğunu söyledik. Ego, insan? d?ş etkilerden koruyan bir z?rh değil, nura set çeken kal?n bir duvard?r. O duvar y?k?ld?ğ?nda nur alabildiğince aç?ğa ç?kacak, kişilikten ar?nan kul; nur içindeki oluşlarla el ele, kol kola yürümeye başlayacakt?r. Zirve noktas?; “Elinde tutan, gözünde gören, dilinde söyleyen Hak olur” şeklinde işaret edilen bu durum; daha aç?k söylemek gerekirse B s?rr? gereğince Hakk?n nurunun zuhuru ile bir-beraber yaşamak demektir.

    Siz dileyemezsiniz; sadece Allah diler” ayetinin s?rl? vechesi burada aç?ğa ç?kar. Kendi dilek ve isteklerinden ar?nan, kendi varl?ğ?n?n hiç var olmad?ğ?n? bilen, yokluğunu sezen ve yaşayan kul; sadece Allah diler hükmü dahilinde baz? oluşlara yön vermeye başlar. “Feyiz saçt?”, “Eli uğurlu geldi”, “Himmet buyurdu”, “Keramet gösterdi” denen haller o zattan zuhur etmeye başlar. Kişiliği kalmayan o zat; Hakk?n nuruna aynad?r art?k.

    Buras? kelimelerle anlat?lmas? güç bir nokta. Tekrar ?srarla vurguluyoruz ki; kulun ilahl?k noktas?na geçişi ya da kaderi yönlendirmesi gibi bir şey değil anlatmak istediğimiz. ?radesi olmad?ğ?n? fark edenin, Mutlak ?rade ile bir- beraber yürüyüşü desem belki biraz anlaş?l?r. Ama yine de net bir tarifi, yanl?ş anlaş?lmalardan uzak bir aç?klamas? şu anda halen güç!..

    Biz, böylesi bir kulun nas?l kudret ortaya koyduğunu, duas?n?n nas?l icabet bulduğunu, çevreye ve işleyen sisteme nas?l tesir ettiğini haftaya hem tarihi hem de yaşanm?ş misallerle aç?klayacağ?z. Söze, lisana, aç?klamaya dökmesi zor Vahdet hali; belki bir nebze kavran?r bu sayede. Şimdilik şu kadar?n? söyleyelim ki; yukar?da maddeler halinde özetin de özeti olarak geçtiğimiz halleri kuşanan kul, vehim nuru dahilinde kendinden kendine/ kendinden çevreye baz? zuhurlar? görebilir. Sab?r, Tevekkül, Teslimiyet, R?za ve Salih Amel; sadece devam edilen birer ibadet olmaktan öte; Kudrete yükselen merdivenin seyir basamaklar?d?r. Elde edilen manevi mertebe nispetinde nur tecellisine ayna oluş artacakt?r.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bunun için öncelikle dua ve zikir kavramlar?n?n hakikati iyi anlaş?lmal?!
    Dua ve Zikirden anlaş?lmas? gereken! Dua deyince sadece istemeyi, zikir deyince de sadece kelime tekrar?n? anlamak k?s?tl? ve kal?p bir yaklaş?m. Dua; yaşad?ğ?n?z, nefes ald?ğ?n?z her an, içinde bulunduğunuz fiil yada düşünsel haller bütünüdür. Yaşam, bir duad?r. Sadece isteklerinizle değil, halinizle, ahlak?n?zla, duruşunuzla, tavr?n?zla da çok şeyi kendinize çeker ya da itersiniz.

    Zikir ise; sürekli Hakk? hat?rlamakt?r. Nas?l ki salattan kast?n en alt basamağ? beş vakit namaz; en üst boyutu daimi namaz ise, zikirle işaret edilenin zemini esma tekrar?; üst boyutu ise daimi olarak Huzurullahta olduğunu fark ediştir.
    ?şte bu çerçevede sadece lisan?m?zdan ç?kan istekler değil, halimiz, davran?ş?m?z, tepkimiz yada kabulümüz de etraf?m?zda çekim oluşturan, özden zuhurlar sağlayan dua örnekleridir.

    Pozitif- Negatif Talep:
    Dua deyince hep kendi hayr?m?za, lehimize, olumlu talepler akla gelir. Madem ki dua kavram?n? geniş aç?dan ele ald?k, taleplerimizi de farkl? yönlerden değerlendirmek gerekiyor.

    Aç?ğa ç?kard?ğ?n?z anlam pozitif ise, genelde pozitifi çekersiniz kendinize. Negatif ve olumsuz ise, çevreniz de öylece şekil al?r. Sevgi eken dostluk, nefret eken düşmanl?k biçer. Ekilen şeyin cinsi ne ise o biter, karş?m?za gelir. Kur’an’?n ifadesi ile hayat?m?z;”Ellerimizle yapt?klar?m?z?n” oluşarak önümüze gelişinden başka bir şey değildir.

    Düşüncelerinizden dahi mesulsünüz” uyar?s?; düşünce ve hayalin t?pk? eylem gibi çekim oluşturduğunun aç?k delili.
    Cihan dağd?r, yapt?klar?m?z ses!.. Yank?y? duyunca kim o bağ?ran demek ne tuhaf! Ses ç?karan sen isen yank?ya hayret etmek niye?” tespiti ile bu s?rr? aç?klayan Mevlana; gül ekenin bülbülü, diken ekenin kargay? davet ettiğini aç?kça beyan eder!

    Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayat?ndan lezzet al?r
    diyen Bediüzzaman da ayn? s?rra dikkat çekmiş; güzel görmenin (hoşgörü ile Halim esmas?n? aç?ğa ç?karman?n) güzel düşünceyi, onun da güzellikleri çekeceğini gayet net izah etmiştir.
    Meşhur Nutk-u Şerifinde s?rr? daha da ileri giderek açar Kenan R?fai (k.s)
    ?şte onun dua-kudret-zuhur birlikteliğine dair dizeleri:
    Hak suretidir âlem-i imkân ile âdem
    Bundan güzeli nerde ki cennet’te mi sand?n

    Her yer ne güzel menba-? hüsn, insan güzeli
    Sen de bu cemâli, huri g?lmanda m? sand?n
    Her yerde, fakat arifin kalbindedir Allah,
    Yoksa sen onu arz u semâvâtta m? sand?n

    Dünyâ diyerek geçme sak?n, burdad?r her şey
    Mîzân ü s?rât’? mutlaka orda m? sand?n

    Cennet ü dûzah, gamm ü sürür, zulmet ile nûr
    Yapt?klar?n?n gölgesi, hâriçte mi sand?n

    Bilgin sana k?ymet, talebin neyse osun sen
    ?nsanl?ğ? sâde yiyip içmekte mi sand?n

    Hâlin ne ise müşteri sen oldun o hâle
    Noksan? meğer adl-i ilâhîde mi sand?n

    Fikrim bu benim, virdim ise her lahzada âh
    Sen âh-? ateş-sûzumu beyhude mi sand?n

    Yeniler her âh ile ken’ân ahd-i elest’i
    Ah?m acaba nefha-y? hâbîde mi sand?n

    (Kenan Rifai - Nutku Şerif)

    Arifin kalbinde Allah!.. Cennet- Cehennem, Zulmet ve Nur yapt?klar?n?n gölgesi!.. Bilgin sana k?ymet!.. Talebin ne ise osun sen!.. Halin ne ise müşteri sen oldun o hale!…
    Son devirde yaşam?ş, hem ilim hem gönül ehli bir Hak Dostu söylüyor bunlar?. Ve gayet aç?k söylüyor. Daha nas?l aç?klans?n?!…

    Pozitif bak?ş ve eylemin pozitif titreşimlerle pozitif halleri, negatifin titreşimlerin de olumsuzu çektiği art?k bilimsel yollarla da aç?klanan bir gerçek. Bu noktada ayk?r? bir soru sorulacak. Yaz?lara yap?lan yorumlarda ve gelen maillerde s?kça karş?ma ç?kan o soru; secretle aç?lan kudret s?rr?ndan perdelenmenin galiba ana sebebi. Soru şu;
    - Kardeşim madem iyi bak?şla iyilik çekiliyorsa, Rasuller, Nebiler ve Velilerden daha iyi hayata kim bakabilmiş ki?.. Onlar bu s?rr? kullanmay? bilemez miydi?.. Niçin hayatlar? hep çile, mücadele, açl?k, savaş, iftira, d?şlanma şeklinde geçti?..

    Bu kilit soruyu yine sorulduğu noktadan, yani Rasul- Nebi- Velilerin hayat? ve onlarla zuhura ç?kan idrakler noktas?ndan çözümlemeye çal?şal?m.

    Bela ve ?mtihan S?rr?:
    Bu konuyu açarken Hz. Mevlana’dan yard?m alal?m:
    “Parmaklara yüzük olmak isteyen taş; yontulmaya raz?d?r!”
    “Taşlar yontulmadan tuğla, demir çekiçlenmeden k?l?ç olmaz!”
    “Toprağ?n bağr?na indirilen kazma, onu yaralamak için değil, su ç?karmak içindir!”
    “Baş?na gelen belalarda Rabb?n sana düşmanl?k ediyor sanma. Bak, evin han?m? da hal?y? sopalar durur ama, dövmek için değil, tozunu almak için! Sevin ki Rabbin tozunu al?yor!”


    S?radan ağaçlar ormanda büyür, gelişir, sonra ya çürür yada sobalara odun olur. Başköşeye mobilya olmas? istenen ağaç, önce yontulacak, sonra biçilecek, sonra f?r?nlanacak, sonra da cilalan?p koltuk yada masa olacakt?r. Ne anlad?k?

    Nebilere, rasullere, velilere birileri zulmetmiş değildir. Allah’?n gözdesi olan bu zatlara kimse zulmedemez. Ya ne olmuştur?…

    Onlar, bilerek ve isteyerek, getirisinin fark?nda olarak çileye talip olmuşlar, derdi kuşanm?şlar, ?st?rab? yaşam?şlard?r. Buraya dikkat edin! Bilerek ve isteyerek! Ard?ndan gelecek geniş idrak ve engin aç?l?mlar? bildikleri için istemişlerdir bunu! Talip olduklar? bilinç çok çok yüksek olduğu için çekmişlerdir bizlere negatif ve ac? görünen sahneleri kendi üstlerine!

    Onlar toplumlara rahmet ve şifad?rlar. O nedenle paratoner olup çekerler y?ld?r?m? kendi üstlerine. Çekerler ki korunsunlar lay?k olmayan gözlerden. Çekerler ki suya kans?n rahmete susayan! Bunu Efendimizin hayat?ndan hepinizin bildiği Hicret olay? üzerinden açal?m. ?lk bak?şta ne diyoruz?

    - Mekke işkencesi art?nca Efendimiz (sav) ve ilk müminler daha rahat bir ortamda dinlerini yaşamak için Medine’ye gittiler.
    Biraz daha bilinçlenen şöyle diyor:
    - ?şkenceden kurtulmak değildi dertleri. Daha engin bir kitleye aç?lmak, güçlenerek geri gelmek için gittiler! Fetih için manevi haz?rl?k süreciydi hicret.

    Çok daha üstten bakan ise söylenmemiş bir şey söylüyor:
    - Mekkelilerde ilk müminlere zulüm ve işkence halinin Allah taraf?ndan aç?ğa ç?kart?lmas?; Rasülullah’?n yaymak istediği idrakin ivme kazanmas? içindi. Ashab bunu yaşarken, talebinin fark?nda idi. Bela ve ac? gibi görülene bu bilinçli talep; diğer nebi- rasuller ve evliyaullah için de benzer şekillerde geçerlidir.

    … …
    Anlatmak istediğimiz ama yine de çok aç?k ifade edemediğimiz gerçeği, iki işaretle geçelim:
    1- Mevlevi dervişlerin ayr?l?rken veda duas? şöyle imiş: Belan bol olsun kardeşim!”
    Niçin bela istediler, neyi fark ettiler dersiniz?..
    2- Necip Faz?l KISAKÜREK’ e ait bir dize:
    Ey düşman?m sen benim ifadem ve h?z?ms?n
    Gündüz geceye muhtaç, bana da sen laz?ms?n

    Düşman diye tan?mlanan?n KEND?N? ?FADE VE HIZ KAZANMA ARACI OLUŞU dikkate değer!…

    Dua-Kudret- Zuhur ak?ş?n?n değişik boyutlar?n? misallerle haftaya konuşal?m nasipse!.. Olumlu bak?ş?n olumluyu, olumsuz bak?ş?n olumsuzu davetini, duan?n gücünü, baz? zatlar?n neden çok bela çektiğini, salih amellerin getirisini, sabr?n neleri açt?ğ?n?, teslimiyette sakl? s?rr?, muhabbetin engin gücünü misaller üzerinde bir bir değerlendirelim inşaAllah.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Teslimiyet: Çoğu kere tevekkül ile teslimiyet ayn? şey san?l?r ve genelde kar?şt?r?l?r. Ayn? değildir. Arapça’da bir kaide vard?r: “Şayet bir kelimenin yaz?l?ş? farkl? ise manas? da farkl?d?r!” Mademki biri tevekkül biri teslimiyet, o halde derin bir fark var. Şimdi onu yakalamaya çal?şal?m.
    Tevekkül; kabaca vekil tutma, Allah’a yaslanmad?r. Tevekkülde ümit, güven, destek hissi vard?r. Teslimiyet ise; olay? hiçbir yere havale etmeden oluşa tamamen teslim olmakt?r. Ne bir ümit, ne bir güven, ne bir beklenti k?r?nt?s? vard?r orada. Benliğe ait ne varsa yere serilmiştir. Hiçlenme hali de diyebiliriz teslimiyete.
    Tevekkül ve teslimiyeti canl? iki örnek üzerinde gösterirsek san?yoruz fark daha zihnimizde berraklaşacak:
    ?brahim’(as.)in ateşe at?lmadan önce “Hasbunallah” demesi; Tevekkül! ?smail’(as)in b?çak alt?na yatt?ğ?nda “Babac?ğ?m buyur emri yerine getir” demesi; Teslimiyettir!..
    Tüm bu maddelerin d?ş?nda, belki de normal ak?ş?n haricinde, istisna bir hal daha var ki, onu zikretmeden geçemeyiz.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    okuyalım.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gizli Bahçe - Secret Garden
    By Mesrure in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.03.14, 22:48
  2. Cenab-ı Hak hadsiz kudret ve...
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.13, 12:40
  3. Kudret ve Hikmet Mekanları?
    By Lebid24 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 24.07.08, 14:28
  4. Allah’ın Kudret Ve Gücünden Başka Kudret Ve Güç Yoktur.
    By m_safiturk in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.07.08, 18:14
  5. Firak Vurdu Can Evımden!
    By harp in forum Edebiyat
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.04.08, 06:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0