+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir

    İnsan, Allah'ın isimlerine ayna olabilecek zenginliktedir


    İnsan, Cenab-ı Hakk'ın esmasının nokta-i mihrakiyesidir. Kâinata dağılan esma-i ilahi, insan mahiyetinde belli bir noktaya tevcih edilmiştir. İnsan, bin bir esma-i ilahinin cilvegâhı veya kısm-ı azamının tecelli ettiği bir varlıktır. Bu mahiyetiyledir ki insan, Cenab-ı Hakk'ın esmasına ayna olabilecek zenginlikte yaratılmıştır.

    Bir diğer husus, insan kendisinde bulunan sınırlı ve nakıs vasıfların çehresinde nakıs olmayan birinin esma ve sıfatlarını okuyabilir. Evet insan, varlığıyla bunları kendisine veren ve ihsan edenin hazinesinde her şeyin bulunduğu kanaatine ulaşır ve "Bunlar bana, O'ndan geliyor." der. Mesela onda bir cemal varsa, O Hz. Cemil'den, idrak varsa O'nun ilim sıfatından, irade varsa yine O'nun Mürid isminden, kudret varsa o da Kudret sıfatından geldiğini idrak edebilir. Yani insan kendisinde mevcut olan şeyleri gördükten sonra kendisini yaratan Zat'ta da bunların mevcut olduğu kanaatine varır.

    Ayrıca bizde her şey sınırlı ve muhat, Cenab-ı Hak'ta ise nâmütenâhidir. Biz, bizdeki sınırlı şeylerle O'nda bunların nâmütenâhi olduğunu görürüz. Bizim iktidar ve gücümüz elimizin ulaştığı daire içinde cereyan eder. Bu itibarla da elimizin ulaşamadığı daire içinde tasarrufta bulunamayız. İşte biz, böylesine dar bir irade ve kuvvetle, kâinat çapında cereyan eden hadiselere bakar, Hâlık'ın nâmütenâhi kudret ve iradesine muttali olur, belli ölçüde O'nu tanıma imkanına ulaşırız. Keza ilmimiz de dar bir sahada cereyan eder. Ayet-i kerimenin ifadesiyle Allah'ın bildirdiğinden başka bir şey bilemeyiz ve ancak O'nun dilediği kadar bir şeye muttali olabiliriz. (Bkz. Bakara, 2/255) Biz yarın ne olacağını bilemeyiz. Çünkü ilmimiz sınırlıdır. İşte bu kadar dar bir dairede cereyan eden sınırlı ilmimizle Hâlık'ımızda bunun nâmütenâhi olduğunu görürüz. Çünkü bütün kâinatı ezelden ebede kadar sarsmadan, bozmadan, bir arıza meydana vermeden, hadiseleri aksatmadan idare etmek öylesine muhit bir ilim ister ki, en ilk sebeple en son müsebbebi birden görsün ve her şeyi arızasız sevk ve idare etsin. Evet, sebep ve müsebbebi vaz' eden O, onları gören O, sağlam bir tenasüp içinde onları birbirine bağlayan O, muhit ilmiyle her şeyi planlayan, keşfeden, kontrol eden ve hepsinin üzerinde nigehbân olan da yine O'dur (celle celaluhu).

    Allah her varlıkla nasıl konuşur?

    Konuya Üstad Bediüzzaman'ın yaklaşımı bir hayli enfestir. O, şöyle der: Mutlak ve muhit bir şeyin hudut ve nihayeti olmadığından ona bir mahiyet biçilemez, bir suret ve taayyünle hükmedilemez. Mesela zulmetsiz daimi bir ziya bilinemez ve hissedilemez. Ne vakit hakiki veya vehmi bir karanlık haddi çekilir, işte o zaman bilinebildiği kadar bilinir. İşte Cenab-ı Hakk'ın ilim, kudret gibi.. sıfatları; Hakîm, Rahîm gibi.. isimleri, muhit, hudutsuz, şeriksiz olması itibariyledir ki, onlar mahiyet-i nefsu'l-emriyelerine uygun bilinemez ve hissedilemezler. Bu gibi isim ve sıfatların hakiki nihayet ve hadleri olmadığından farazî ve vehmî birer had çizilmelidir ki bilinebilsinler. İşte onu da vehmî ve hayalî evsaf ve buudlarıyla enaniyet yapar. (30. Söz'den küçük bir icmal)

    Esasen bizim kelamî (maksadı ifade) gücümüz de oldukça dardır. Değil Allah'a ait evsafın ve kâinat esrarının ifade edilmesi, kendi içimizde oluşan mefhumları dahi ifadeden aciziz. Zannediyorum hiç kimse içinde hissettiklerini tam ifade edemez. Onun için büyük şair, "Ben o nağmeden müteheyyicim ki yoktur ihtimal-i terennümüm" der. Bundan anlaşıldığı üzere içte hissedilen şeyler çok başkadır. Şimdi gelin Cenab-ı Hakk 'ın kelam sıfatına bakalım. Allah bütün kâinata ve bütün insanların kalbine bir anda ilhamda bulunur ve konuşur. Her kalb, vicdanında Mevla'nın sesini bîkemu keyf hissettiği zaman ve her vicdan Mevla'ya ait ilhamlara mehbit olduğu zaman -bunlar mecazdırlar- Allah (c.c) onunla konuşuyor demektir. Cenab-ı Vâcibu'l-Vücud karıncadan alın da insana kadar her varlıkla konuşur. Allah, hayvanata da ilhamda bulunur. Nitekim "Allah arıya vahyetti" (Nahl, 16/68) ayeti bu hakikati ifade eder. Arı o muhteşem peteğini hazırlamasında, "sevk-i ilahi" diyeceğimiz Allah'ın ilhamıyla yapacağını yapar. Yeryüzünde veya diğer gezegenlerde ne kadar canlı hevam veya haşerat varsa hepsi her an Cenab-ı Hakk'ın sevkiyle sevk olunmaktadır. Demek ki, Allah, hususi telefonuyla bunların hepsiyle birden konuşmaktadır.

    Bunun gibi duyma mevzuunda da biz, duyulacak olan şeylerin milyonda beş-altısını ancak duyarız. Bir defasında Hac'da şöyle bir hal yaşamıştım. Cenab-ı Hak, her elini açıp "Ya Rabbi" diyene "Lebbeyk" diyor ve birinin duasını dinlemesi, diğerinin duasının dinlenmesine mani olmuyor.

    Evet milyar defa milyar diller O'na dua eder de Allah hepsinin duasını duyar. İşte biz de mahdut ve sınırlı duyuşumuzla Cenab-ı Hak'taki bu sınırsızlığı idrak ederiz.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Pürheves eyyubi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    222

    Standart

    "Değil Allah'a ait evsaf?n ve kâinat esrar?n?n ifade edilmesi, kendi içimizde oluşan mefhumlar? dahi ifadeden aciziz."
    "Mü'minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah'ın nuruyla bakar." (Tirmizî, Tefsirü'l-Kur'an 15)

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Mesela onda bir cemal varsa, O Hz. Cemil'den, idrak varsa O'nun ilim s?fat?ndan, irade varsa yine O'nun Mürid isminden, kudret varsa o da Kudret s?fat?ndan geldiğini idrak edebilir. Yani insan kendisinde mevcut olan şeyleri gördükten sonra kendisini yaratan Zat'ta da bunlar?n mevcut olduğu kanaatine var?r.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Biz yar?n ne olacağ?n? bilemeyiz. Çünkü ilmimiz s?n?rl?d?r. ?şte bu kadar dar bir dairede cereyan eden s?n?rl? ilmimizle Hâl?k'?m?zda bunun nâmütenâhi olduğunu görürüz. Çünkü bütün kâinat? ezelden ebede kadar sarsmadan, bozmadan, bir ar?za meydana vermeden, hadiseleri aksatmadan idare etmek öylesine muhit bir ilim ister ki, en ilk sebeple en son müsebbebi birden görsün ve her şeyi ar?zas?z sevk ve idare etsin. Evet, sebep ve müsebbebi vaz' eden O, onlar? gören O, sağlam bir tenasüp içinde onlar? birbirine bağlayan O, muhit ilmiyle her şeyi planlayan, keşfeden, kontrol eden ve hepsinin üzerinde nigehbân olan da yine O'dur (celle celaluhu).
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?nsanda, Allah'a ait hakikatlerin gölgeleri mevcuttur


    Bizde Cenab-? Hakk'a ait bir k?s?m hakikatlerin gölgeleri vard?r. Biz bu gölgeler sayesinde bunlar?n birer as?llar? olabileceği kanaatine var?r?z. Bu s?n?rl? şeyler, her şeyiyle s?n?rs?z birinden gelir.

    Hatta bizdeki tûl-u emel, ölmeme arzusu, ebediyet iştiyak?, cennet isteği, Cenab-? Hakk'?n ebediyetinden gelen arzulard?r. Bu s?n?rs?zl?k arzusu Allah'tan gelmeseydi bizde böyle bir arzu olamazd?. Evet, her insan kendi kendine: "Babam öldü. Ondan evvel dedem öldü ve bütün bunlar bana kati telkin etti ki, ben de burada ebedi değilim." diyebilir. Herkes bu telkin alt?nda kal?p da böyle ebedi olmad?ğ?na öyle inanmal?d?r ki, hiçbir mülahaza onun o kanaatini değiştirmemelidir. Bununla beraber bin tane vâiz ve nâsih on ders verse ve fâni olduğunu anlatsa o yine "Ah beka!" der. Bu, Hâl?k'taki ebediyetten insan ruhu, f?trat? ve vicdan?na in'ikas eden bir hakikatin ifadesidir. Onun için Rasyonalizm'in kurucular?ndan Descartes "Bende bir k?s?m nâmütenâhi arzu ve istekler var. Bunlar, benden olamazlar. Çünkü ben s?n?rl?y?m. Etraf?mdaki eşyadan da olamaz. Çünkü onlar da s?n?rl?. Öyleyse bende kendisini gösteren bu nâmütenâhilik arzusu bir nâmütenâhiden geliyor." der.

    Bunun gibi her vicdan sahibi kendi vicdan?n? dinlediği zaman kendisinde eksik ve gedik birer evsaftan ibaret olan hakikatlere tutunmak suretiyle bu gölgelerin as?llar?n?n ve hakikatlar?n hakikati olarak Zat-? Vacibu'l-Vücut'ta bulunduğunu görüp gerçeği idrak edecektir. O zaman insan?n hakikatini oluşturan s?fat, esma ve şuunât-? ilahiyenin nokta-i mihrakiyesi bir varl?k, k?smen bunlar? kendisine mal edecek ve, "Bunlara ben sahibim" diyecektir. Daha sonra bunlardaki eksiği ve gediği görerek eksik ve gedik olmayan, her zaman münezzeh ve mukaddes bulunan esma ve s?fata intikal edecek ve her şeyi Allah'a verecektir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Descartes "Bende bir k?s?m nâmütenâhi arzu ve istekler var. Bunlar, benden olamazlar. Çünkü ben s?n?rl?y?m. Etraf?mdaki eşyadan da olamaz. Çünkü onlar da s?n?rl?. Öyleyse bende kendisini gösteren bu nâmütenâhilik arzusu bir nâmütenâhiden geliyor." der.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Burda eklenilen yaz?lar? tefekkür etmeli..ta ki dahada terakki etmeli..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Zaten konu ene eksenli gidiyor..enfüsi tefekkür...
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Insan, öyle bir nüsha-i câmiad?r ki: Cenab-? Hak bütün esmas?n?, insan?n nefsi ile insana ihsas ediyor.” (Sözler) Cümlesini aç?klarm?s?n?z?



    Nüsha-i câmia denilince hayalimizde hemen bir kitap canlan?r. O kitab?n bir bölümü yahut bir sayfas?, kitab?n tamam?nda geçen bilgileri, özet olarak, verebiliyorsa, o k?s?m bir nüsha-i camiad?r; yani “toplu, toplay?c?, bütünün tamam?n? içine alan” bölüm.

    ?şte kâinat kitab?nda insan?n durumu böyledir.

    Mesnevî-i Nuriye’de, “Kâinat bir şeceredir. Anas?r onun dallar?d?r. Nebatat yapraklar?d?r. Hayvanat onun çiçekleridir. ?nsanlar onun semereleridir.” buyuruluyor.

    Bu vecizede, kâinat insan meyvesi veren bir ağaca benzetilmiştir. Meyve, ağac?n nüsha-i camias?d?r. Ondaki çekirdek, ağac?n bütün program?n? içine almaktad?r.

    Bütün varl?k âleminde tecelli eden ?lâhî isimlerin, insanda da tecelli etmesi bak?m?ndan insan nüsha-i camia olmuştur.

    Kâinat?n yap? taşlar? olan bütün elementlerin insanda da görev yapmalar? yönüyle de insan nüsha-i camiad?r.

    Varl?k âleminin şehadet ve gayb olmak üzere ikiye ayr?lmas? gibi, insanda da bir görünen beden, bir de görünmeyen ruh ve his dünyas? bulunmas? noktas?ndan da insan nüsha-i camiad?r.

    ?nsan, kâinattaki birçok âlemleri temsil edecek özelliklere, yahut nümunelere sahiptir. Levh-i mahfuzun insandaki numunesi haf?za, âlem-i misalinki hayal, melekler âleminin misalleri insan ruhunda kaynaşan hislerdir. Bu yönüyle de insan nüsha-i camiad?r.

    “Evet nas?lki insan?n anas?rlar?, kâinat?n unsurlar?ndan; ve kemikleri, taş ve kayalar?ndan; ve saçlar? nebat ve eşcar?ndan; ve bedeninde cereyan eden kan ve gözünden, kulağ?ndan burnundan ve ağz?ndan akan ayr? ayr? sular?, Arz’?n çeşmelerinden ve madenî sular?ndan haber veriyorlar, delalet edip onlara işaret ediyorlar. Aynen öyle de; insan?n ruhu âlem-i ervahtan ve hâf?zalar? Levh-i Mahfuz’dan ve kuvve-i hayaliyeleri âlem-i misalden... ve hâkeza her bir cihaz? bir âlemden haber veriyorlar. Ve onlar?n vücutlar?na kat’î şehadet ederler.” (Lem’alar)

    Bu cami nüshan?n, çok önemli bir özelliği, cümlenin ikinci k?sm?nda şöylece nazara veriliyor:

    “Cenab-? Hak bütün esmas?n?, insan?n nefsi ile insana ihsas ediyor.”

    ?nsan, cismen küçük olmakla birlikte, bu hissetme kabiliyetiyle yerleri, gökleri çok gerilerde b?rakan bir mükemmelliğe erişiyor. Dünyam?z? ve diğer gezegenleri etraf?nda çeviren Güneşin kuvveti, insan?n o küçücük kuvvetiyle mukayese edilmeyecek kadar büyüktür. Ne var ki, güneş o azim kuvvetine rağmen ‘kuvvet’ ve ‘kudret’ kavramlar?n? hissedemiyor, ama insan o küçük kuvvetiyle bu kavramlar? hissediyor; onlar hakk?nda az da olsa fikir sahibi olabiliyor.

    Ayn? şekilde, bütün âlemler ?lâhî irade ile tanzim ve idare edildikleri halde, bu küllî iradenin gafilidirler. Ama insan, o cüz’î iradesiyle irade kavram?n? hissetmekte, ne demek olduğunu bilmektedir.

    Bu gerçeğin nice örnekleri vard?r.

    Dünyan?n sahip olduğu araziler ve denizler yan?nda, insan?n sahip olduğu yüz metrekarelik evi, yirmi metrekarelik bahçesi ve ona yerleştirdiği küçücük havuzu görülemeyecek kadar küçüktür. Ama, insan ‘malik olma’ kavram?n? bilme konusunda, yer küresinden sonsuz denecek kadar ileri bir seviyededir. O, bu az servetine rağmen, malikiyeti hissetmekte, onun ne demek olduğunu bilmektedir. Dünya ise bundan gafildir.

    Öte yandan ilmin, merhametin, affetmenin, gazaplanman?n, ceza vermenin, ikramda bulunman?n... ne demek olduğunu da insan biliyor ve bunlar?n her biri bir ?lâhî s?fat, isim, yahut şe’n hakk?nda onu marifet sahibi k?l?yor.

    Örnekleri çoğaltabiliriz.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Evet hakikî terakki ise; insana verilen kalb, s?r, ruh, ak?l hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-? ebediyeye yüzlerini çevirerek, her biri kendine lây?k hususî bir vazife-i ubudiyet ile meşgul olmaktad?r.” (Sözler) ne demektir?



    Bu tarife göre, maddî terakkiler, yükselmeler, ilerlemeler hakikî değil, mecazîdirler. Zira, kabir kap?s?nda sona ererler. Eğer bu terakkiler manevî terakkilere vesile olursa o başka meseledir; insanl?ğ?n hayr?na olan teknoloji, insan?n marifet ufkunu genişlendiren ve onu hikmet sahas?nda derinleştiren ilim gibi.

    Hakikî terakki, insan?n iç dünyas?nda, onu melekler s?ras?na geçiren hatta baz? yönleriyle onlar?n da ilerisine götüren ilerlemelerdir. Bu ise her bir manevî duygu ve latîfeyi yarat?l?ş gayesine en uygun ve ilâhî r?zaya muvaf?k şekilde kullanmakla gerçekleşir. Bu takdirde, bu latîfeler kendilerine has ibadetlerini yerine getirmiş olduklar? gibi, insan?n manen terakkisine ve ebedî saadetine vesile olurlar.

    Kalbi iman nuruyla parlayan insan, terakki etmiştir.

    Akl? ilimle ayd?nlanan insan, terakki etmiştir.

    Şefkatli ve merhametli insan, terakki yolundad?r.

    Sevgi ve korku hislerini yerinde kullanan, yani Allah için seven ve korkan insan manen ilerlemenin en büyük iki sebebini bulmuş demektir.

    ?nsan, bütün duygular? ve latîfeleriyle tek baş?na bir şirketler gurubu gibidir. Yüzlerce belki binlerce yönden kâr sağlayabilmekte, aksi hâlde yine binlerce çeşit zararlara düşebilmektedir.

    Meselâ, helâle nazar eden, ilim tahsiline yard?mc? olan göz, insan ruhu için büyük bir kâr kaynağ?d?r. Ayn? alet, haramda ve zararl? eserleri okumakta kullan?l?rsa insan? isyana ve iflâsa götürebilir. Her organ, her duygu, her latîfe bu mânâda değerlendirilirse Üstad?m?z?n terakki tarifi çok daha iyi anlaş?l?r.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Hiçti Allah’sız İnsan
    By Şahide in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.07.11, 12:41
  2. İnsan;Cenab-ı Hakkın İsimlerine Ayinardarlık Edebilir mi?...
    By Garip_Maznun in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 16.03.09, 08:57
  3. İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09.03.09, 15:41
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.01.09, 17:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0