İmam İbni TEYMİYYE


İlim adamları müslümanlar adının zahirde münafıklar hakkında da söz konusu olacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Çünkü münafıklar zahiren teslimiyet göstermişler ve herkesin göreceği şekilde namaz, zekât, hac ve cihad gibi birtakım amelleri yapmışlardır. Nitekim Peygamber (s.a.v) de onlara İslâm'ın zahiren görülen hükümlerini uyguluyorlardı. Yine ilim adamları, imandan hiçbir ize sahip olamayan bir kimsenin Yüce Allah'ın şu buyruğunda yer alan kimselerin durumunda olacağı üzerinde de ittifak etmişlerdir:

"Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar." (Nisa, 145)

Ebu'l-Huseyn İbn Haris der ki:

Cennette dereceler, cehennemde de derekeler vardır. Dahhak da der ki:

Eğer basamaklar üst üste ise buna derece denilir, eğer biri ötekinin altındaysa buna da dereke denilir. Buna göre islâm'ını gösterenlerin kimisi cennette en üst derecede olacaktır ki, bu, Rasûlullah (s.a.v)'tır.

Nitekim sahih hadiste o,şöyle buyurmuştur:

"Sizler, müezzinin ezanını işittiğinizde, onun söylediklerini tekrarlayınız. Sonra benim için Allah'tan "vesile"yi isteyiniz. Vesile, cennette sadece Allah'ın kullarından birisine verilecek bir derecenin adıdır. O kulun ben olacağını ümid ederim. Her kim benim için Allah'tan vesile'yi isteyecek olursa, kıyamet gününde benim ona şefaatim helal olur." (Müslim, Salât, 11; Ebû Dâvûd, Salât, 36, Menâkib, 1; Nesâî, Ezan, 37; Müsned, II, 168,265,III, 83)

Hz. Peygamberin:

"Şüphe yok ki, ben aranızda Allah'tan en çok korkan, O'nun sınırlarını en iyi bilen kişi olduğumu ümit ediyorum." (Buhârî, Nikâh, 1; Müslim, Siyam, 74, 79;Ebû Dâvûd, Siyam, 36; Muvatta,Siyam, 9; Müsned.VI, 68,122,156) buyruğuna benzemektedir.

Bütün ümmet arasında Allah'tan en çok korkan ve Allah'ın koyduğu sınırları en iyi bilenin o olduğunda şüphe yoktur.

Aynı şekilde Hz. Peygamberin şu buyrukları da bunun gibidir:

"Ben (Allah tarafından kabul olunacak olan) duamı kıyamet gününde ümmetim için bir şefaat olarak sakladım. Benim bu şefaatim inşaallah Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmaksızın ölen kimseye erişecektir." (Buhârî, Tevhid, 31; Müslim, İman, 334,345; Tirmizî, Deavât, 130; İbn Mâce, Zühd, 37...)

"Ben sizin cennet ehlinin yarısını teşkil edeceğinizi ümit ederim." (Buhârî, Rikâak, 45, Enbiya, 7, Tefsir, 22, sûre, 1; Müslim, İman, 376,378; Tirmizî, Tefsir, 22, sûre, 1; Ibn Mâce, Zühd, 34, Müsned. III, 32 )

Buna benzer başka birtakım buyruklar da vardır, imam Ahmed ve başkaları, yeri gelince de belirteceğimiz gibi, imanda istisna yapılacağı konusunda bunu delil gösterirlerdi.

Maksat şudur:

Mü'minlerin en hayırlıları cennet derecelerinin en yukarılarında olacaklardır. Münafıklar ise cehennemin en alt basamaklarında olacaklardır, isterlerse dünyada zahiren müslüman olup kendilerine İslâm'ın zahir hükümleri uygulanan kimselerden olsunlar. Kendisinde bir arada iman ve nifak bulunan kişiye, müslüman adı verilir. Çünkü böyle bir kimse, katıksız münafıktan daha aşağıda değildir. Eğer onun münafıklığı daha baskınsa, imana hak kazanmaz. Aksine ona münafık adı daha çok yakışır. Çünkü siyah ve beyaz renkleri bir arada taşıyıp da, siyahı beyazından daha çok olan kimseye beyaz demekten daha çok siyah demek yakışır.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Onlar o gün imandan çok küfre daha yakındırlar." (Al-i İmran, 167)

Eğer içinde münafıklık olmakla birlikte, imanı daha ağır basıyorsa, bu münafıklığı sebebiyle tehdide hak kazanır. Aynı şekilde kendilerine cennet vadedilmiş bulunan mü'minlerden olmaz, işte bu Muhammed b. Nasr'ın imam Ahmed'den naklettiğini belirttiği hususun lehinedir. Ancak ben imam Ahmed'in sözlerinden bana ulaşan ifadeler arasında böyle bir şey görmedim. Hallal ve benzeri de böyle bir sözü zikretmemişlerdir.



İmam İbni TEYMİYYE