MEHMET KIRKINCI (*)
31.03.2006 CUMA

Hürriyetin gerçek anlamı...

İnsanın en temel haklarından birincisi yaşama hakkı, diğeri ise hürriyettir. Hürriyet bir manada serbest düşünebilmek, serbest söyleyebilmek ve serbest hareket edebilme hakkına sahip olmak demektir.


Hürriyet, Allah’tan başka hiçbir mahlukun kölesi ve abdi olmamaktır. Diğer bir ifadeyle hürriyet, insanın kendisine ve başkasına zarar vermemesidir. İnsanın şahsi hürriyeti, her türlü haksız taarruz ve tecavüzden mahfuzdur.

Hürriyet, mukaddes bir hakikat, İlahi bir rahmet ve nimet olduğundan hakiki medeniyetin ruhu, kaynağı ve adaletin de temelidir. Zira hürriyetin olmadığı yerde adalet tecelli etmez, onun yerini istibdat ve zulüm alır.

İnsanlığın esası ve şanı olan hürriyet, başkalarına tahakküm ve zulüm olarak kullanılırsa bu bir cebir ve istibdat olur. Bu ise insanların sefalet ve meşakkatli bir hayat sürdürmesine sebep olur. Zira insan, hakkı olmayan şeylerde tasarruf etmekte hür olmadığı gibi, akıl ve edebe aykırı hareketlerde bulunması da hürriyet değil, ancak sefihliktir.

"İnsan zanneder mi ki, başıboş yaratılmıştır" ayet-i kerimesi kainatın hulasası olan insanın mutlak hürriyete sahip olmadığını ifade etmektedir.

İnsanlar, ancak başkalarının hukukuna taarruz etmemek şartıyla kendi fiillerinde serbesttir. Nitekim bu hakikati ifade sadedinde Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şöyle buyurmaktadır:

"Rabıta-i iman ile Sultan-ı Kainat’a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz." "Belki insana karşı hürriyet, Allah’a karşı ubudiyeti intaç eder." Evet, "İnsanlar hür oldular amma yine abdullahtırlar." İnsanlar Allah’a karşı kul, insanlara karşı hürdürler. Yani diğer insanların onlar üzerinde istibdat, baskı kurmak ve onları tahakküm altına almaya hakları yoktur. Demek ki, hürriyet mutlak değildir. Yani, fert ve cemiyetin şartsız ve sınırsız bir hürriyeti yoktur.

"İnsan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde atlamak için başıboş bırakılmamıştır; belki bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zabtedilir."

İslamiyet’te hakiki hakim ve mutlak güç sahibi ancak Allah’tır. Zaten bizler Allah’tan başkasına kul olmamaya ezelde ahit vermişiz. Halık ile mahluk arasında yapılan bu ahit, ebede kadar devam edecektir. Hangi insan vicdanının sesini dinlerse dinlesin bu muazzez hitap her an kula kul olmayınız fermanını ona hatırlatır. Peygamber Efendimizin (asm) hadislerinde de; kula kul olmaya karşı çıkıldığı ve hatta kendisinin dahi ancak Allah’a kul olmakla şereflendiğini ifade etmiştir.

Cenab-ı Hak’tan başkasına kalbini bağlayıp, onu mabud ittihaz edenler ebedi azaba müstahak olurlar.

Evet hakiki hürriyet insanların birbirlerine karşı şefkat ve mürüvvetle; iyilik ve insanlıkla muamele etmesini gerektirir.


* Bu yazıyı Mehmet Kırkıncı Hocaefendi Zaman için kaleme aldı.