Semine Demirci
semine@senaidemirci.net
Günlerden pazar, mevsimlerden sonbahard?. Adam?n gönlü darald?. Telaşla att? kendini sokağa. Yolu nereye gidecek, nerede bitecek bilmiyordu. Bilmeden yürüdü, yürüdü. Bir saat kulesinin önünde bitti bilinçsiz yürüyüşü..
Saate bakakald? adam. Dal?p gitti. Saat yuvarlakt?. T?pk? üzerinde seyelan ettiği dünya gibi. Akrep ve yelkovan da sanki dünyan?n güneş etraf?ndaki dönüşü gibi saatin içinde dönüp durmaktayd?. Dünya güneşin, güneş samanyolunun etraf?nda..
sordu adam: “Ben neyin etraf?nda dönmekteyim?”
Yelkovana tak?ld? gözü. Acelesi olan, sanki dönmezse dünyan?n dönüşüne ayak uyduramamaktan korkan, zaman? kaybedeceğini bir derviş misal. Cazibeyle dönmekteydi dairenin içinde. Her dönüşünde 1 saat geçmekteydi ömründen, sermayesinden…ve vazgeçmiyordu dönmekten, sermayesinin eridiğini bile bile…
Akrep ise daha temkinli görünüyordu. Saat kadran?ndaki dönüşünü günde iki kez yapabiliyordu. Onun iki dönüşüyle bir gün tamam oluyordu. Ömründen bir gün gidiyordu. Yine de dönüyordu. Durmuyordu. “T?pk? hayat gibi” dedi adam. Kendine çevirdi gözlerini. Kendisi de hayat dairesinde dönüp durmakta değil miydi? Zaman zaman aceleci ad?mlarla, yelkovan gibi, kimi zaman da akrep gibi temkinli. Ne yaps?n ki insan aceleciydi, ad?mlar? neredeyse hep aceleci h?zl? ve acemiceydi. Her günü, her saati, her an? gidiyordu. Sanki öyle bir an vard? yetişecegi, hayat? oraya dogru ak?yordu. Geriye dönüş ise mümkün değildi, h?zla tükeniyordu zaman, kendisi de, hayat? da…
Daha dün çocuk değil miydi, mahallede umars?z koşuşturan? Dün değil miydi, güzel bir okulu bitirip mükemmel bir iş bulan? Dün değil miydi çok paralar kazan?p güzel evlerde oturan? Ne olmuştu da birden zaman?n fark?na varm?şt??

Her şey güzel ve yolunda giderken, hiç sebep gösterilmeden işine son verilmişti. Ne olmuştu da, iş yerinin vazgeçilmeziyken vazgeçilir hale gelmişti. Ağ?r geldi vazgeçilir olmak. Günlerce evden d?şar? ç?kmam?şt?. ?ş başvurusu da yapmam?şt? hiçbir yere. Belki yanl?şl?k olmuştu da, yeniden çağ?racaklarm?ş gibi bekliyordu. Beklediği haber gelmiyordu. Çok bunalm?şt?. Üstelik evinin önündeki ağaçlar sararm?şt?. Kendine bakt?. Yüzünde daha önce fark etmediği ince çizgiler gördü. Saçlar?na ak teller düşmüştü, o fark etmeden. Gençliğinin bitmeye başlad?ğ?n?n işaretiydi bunlar. Nas?l da bunalm?şt?. Gitmeyecek sand?ğ? gençlik bohças?n? toplamaya başlam?şt? işte. Bohça toplan?p bağland?ğ?nda ise, adam fart etmeyecekti bile gençlik denen misafirinin evinden çoktan gittiğini...
Hüzünlendi adam. Ne olacakt? sonu? Sonsuzluk mu? Sonsuz mutluluk mu? Sonsuz bir bedbahtl?k m?? Hiçlik mi? Karanl?k m?? Ne olacakt? şimdi?
Zaman ve ömür nazl? bir çiçek gibi solmaktayd?. Sermayesi tükenen adama bir yard?m yok mu dedi içinden. Daha önce bu niday? bir hikayenin içinde. Ama üzerine al?nmam?şt?. Hat?rlam?yordu hang büyük zatt?, sokakta dolaş?rken buz satan bir adam?n “Sermayesi erimekte olan bu adama yard?m edin!” dediğini duyunca bay?lm?şt?. Ay?ld?ğ?nda talebelerinin bu halin hikmetini sormas? üzerine, “Buz sat?c? sermayesi erirken yard?m isterken, sermayeyi bir an önce sat?p kâr etmek isterken, ben ömür sermayesi eriyip duruyorken ve Rabbim beni kârl? bir ticarete davet ederken, icabet etmekte gecikmekteyim. Bu ağ?r yükle bay?ld?m” demekteydi.

“Sermayem erirken nas?l kârl? bir ticarete dönüştüreceğim onu” dedi adam. Bu davet, elbet, kendisine de yap?lm?şt?. Davete icabet etmek şöyle dursun, çok genç olduğunu düşünüp ertelemişti, yanaşmam?şt?. Şimdi icabet vakti miydi? ?cabet etse, hâlâ davetli miydi? Aln? çatl?yordu düşünmekten. “Medet Allah’?m, medet!” dedi can havliyle. Gözlerinden yaşlar yağmur gibi iniyordu. Birden akl?na yağmurla ilgili bir ayet meali geliverdi. “Gökten bereketli bir su indirdik ve kullar için r?z?k olsun diye onunla bağlar?, taneli ekinleri, salk?mlar? üst üste binmiş yüksek hurma ağaçlar?n? bitirdik. O suyla ölü bir beldeye can verdik. ?şte kabrinizden ç?k?ş?n?z da böyle olacakt?r.” (Kâf, 9-11) Acep kuruyan toprağ?n yağmurla hayat bulmas?, bereketlenmesi gibi kendi kurumuş dünyas?, çorak hayat? da rahmete kavuşup yeşerir miydi? Yeniden hayat? hayat bulur muydu? Bütün bu sorularla göz yaşlar? da artt?, şükrü de. “Şükürler olsun Rabbim, beni Sana geri döndürdün.” dedi. Yüzünü Rabbine döndü, israf ettiği ömrü için af dileyip bereketlenmesine dua etti. Medet elbette gelecekti Rabbinden.