+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir

    İnsan, Allah'ın isimlerine ayna olabilecek zenginliktedir İnsan, Cenab-ı Hakk'ın esmasının nokta-i mihrakiyesidir. Kâinata dağılan esma-i ilahi, insan mahiyetinde belli bir noktaya tevcih edilmiştir. İnsan, bin bir esma-i ilahinin cilvegâhı veya kısm-ı azamının tecelli ettiği bir varlıktır. Bu mahiyetiyledir ki insan, Cenab-ı Hakk'ın esmasına ayna olabilecek zenginlikte yaratılmıştır.
    Bir diğer husus, insan kendisinde bulunan sınırlı ve nakıs vasıfların çehresinde nakıs olmayan birinin esma ve sıfatlarını okuyabilir. Evet insan, varlığıyla bunları kendisine veren ve ihsan edenin hazinesinde her şeyin bulunduğu kanaatine ulaşır ve "Bunlar bana, O'ndan geliyor." der. Mesela onda bir cemal varsa, O Hz. Cemil'den, idrak varsa O'nun ilim sıfatından, irade varsa yine O'nun Mürid isminden, kudret varsa o da Kudret sıfatından geldiğini idrak edebilir. Yani insan kendisinde mevcut olan şeyleri gördükten sonra kendisini yaratan Zat'ta da bunların mevcut olduğu kanaatine varır.
    Ayrıca bizde her şey sınırlı ve muhat, Cenab-ı Hak'ta ise nâmütenâhidir. Biz, bizdeki sınırlı şeylerle O'nda bunların nâmütenâhi olduğunu görürüz. Bizim iktidar ve gücümüz elimizin ulaştığı daire içinde cereyan eder. Bu itibarla da elimizin ulaşamadığı daire içinde tasarrufta bulunamayız. İşte biz, böylesine dar bir irade ve kuvvetle, kâinat çapında cereyan eden hadiselere bakar, Hâlık'ın nâmütenâhi kudret ve iradesine muttali olur, belli ölçüde O'nu tanıma imkanına ulaşırız. Keza ilmimiz de dar bir sahada cereyan eder. Ayet-i kerimenin ifadesiyle Allah'ın bildirdiğinden başka bir şey bilemeyiz ve ancak O'nun dilediği kadar bir şeye muttali olabiliriz. (Bkz. Bakara, 2/255) Biz yarın ne olacağını bilemeyiz. Çünkü ilmimiz sınırlıdır. İşte bu kadar dar bir dairede cereyan eden sınırlı ilmimizle Hâlık'ımızda bunun nâmütenâhi olduğunu görürüz. Çünkü bütün kâinatı ezelden ebede kadar sarsmadan, bozmadan, bir arıza meydana vermeden, hadiseleri aksatmadan idare etmek öylesine muhit bir ilim ister ki, en ilk sebeple en son müsebbebi birden görsün ve her şeyi arızasız sevk ve idare etsin. Evet, sebep ve müsebbebi vaz' eden O, onları gören O, sağlam bir tenasüp içinde onları birbirine bağlayan O, muhit ilmiyle her şeyi planlayan, keşfeden, kontrol eden ve hepsinin üzerinde nigehbân olan da yine O'dur (celle celaluhu).
    Allah her varlıkla nasıl konuşur?
    Konuya Üstad Bediüzzaman'ın yaklaşımı bir hayli enfestir. O, şöyle der: Mutlak ve muhit bir şeyin hudut ve nihayeti olmadığından ona bir mahiyet biçilemez, bir suret ve taayyünle hükmedilemez. Mesela zulmetsiz daimi bir ziya bilinemez ve hissedilemez. Ne vakit hakiki veya vehmi bir karanlık haddi çekilir, işte o zaman bilinebildiği kadar bilinir. İşte Cenab-ı Hakk'ın ilim, kudret gibi.. sıfatları; Hakîm, Rahîm gibi.. isimleri, muhit, hudutsuz, şeriksiz olması itibariyledir ki, onlar mahiyet-i nefsu'l-emriyelerine uygun bilinemez ve hissedilemezler. Bu gibi isim ve sıfatların hakiki nihayet ve hadleri olmadığından farazî ve vehmî birer had çizilmelidir ki bilinebilsinler. İşte onu da vehmî ve hayalî evsaf ve buudlarıyla enaniyet yapar. (30. Söz'den küçük bir icmal)
    Esasen bizim kelamî (maksadı ifade) gücümüz de oldukça dardır. Değil Allah'a ait evsafın ve kâinat esrarının ifade edilmesi, kendi içimizde oluşan mefhumları dahi ifadeden aciziz. Zannediyorum hiç kimse içinde hissettiklerini tam ifade edemez. Onun için büyük şair, "Ben o nağmeden müteheyyicim ki yoktur ihtimal-i terennümüm" der. Bundan anlaşıldığı üzere içte hissedilen şeyler çok başkadır. Şimdi gelin Cenab-ı Hakk 'ın kelam sıfatına bakalım. Allah bütün kâinata ve bütün insanların kalbine bir anda ilhamda bulunur ve konuşur. Her kalb, vicdanında Mevla'nın sesini bîkemu keyf hissettiği zaman ve her vicdan Mevla'ya ait ilhamlara mehbit olduğu zaman -bunlar mecazdırlar- Allah (c.c) onunla konuşuyor demektir. Cenab-ı Vâcibu'l-Vücud karıncadan alın da insana kadar her varlıkla konuşur. Allah, hayvanata da ilhamda bulunur. Nitekim "Allah arıya vahyetti" (Nahl, 16/68) ayeti bu hakikati ifade eder. Arı o muhteşem peteğini hazırlamasında, "sevk-i ilahi" diyeceğimiz Allah'ın ilhamıyla yapacağını yapar. Yeryüzünde veya diğer gezegenlerde ne kadar canlı hevam veya haşerat varsa hepsi her an Cenab-ı Hakk'ın sevkiyle sevk olunmaktadır. Demek ki, Allah, hususi telefonuyla bunların hepsiyle birden konuşmaktadır. Bunun gibi duyma mevzuunda da biz, duyulacak olan şeylerin milyonda beş-altısını ancak duyarız. Bir defasında Hac'da şöyle bir hal yaşamıştım. Cenab-ı Hak, her elini açıp "Ya Rabbi" diyene "Lebbeyk" diyor ve birinin duasını dinlemesi, diğerinin duasının dinlenmesine mani olmuyor. Evet milyar defa milyar diller O'na dua eder de Allah hepsinin duasını duyar. İşte biz de mahdut ve sınırlı duyuşumuzla Cenab-ı Hak'taki bu sınırsızlığı idrak ederiz

    kürsi
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bizde Cenab-? Hakk'a ait bir k?s?m hakikatlerin gölgeleri vard?r. Biz bu gölgeler sayesinde bunlar?n birer as?llar? olabileceği kanaatine var?r?z. Bu s?n?rl? şeyler, her şeyiyle s?n?rs?z birinden gelir. Hatta bizdeki tûl-u emel, ölmeme arzusu, ebediyet iştiyak?, cennet isteği, Cenab-? Hakk'?n ebediyetinden gelen arzulard?r. Bu s?n?rs?zl?k arzusu Allah'tan gelmeseydi bizde böyle bir arzu olamazd?. Evet, her insan kendi kendine: "Babam öldü. Ondan evvel dedem öldü ve bütün bunlar bana kati telkin etti ki, ben de burada ebedi değilim." diyebilir. Herkes bu telkin alt?nda kal?p da böyle ebedi olmad?ğ?na öyle inanmal?d?r ki, hiçbir mülahaza onun o kanaatini değiştirmemelidir. Bununla beraber bin tane vâiz ve nâsih on ders verse ve fâni olduğunu anlatsa o yine "Ah beka!" der. Bu, Hâl?k'taki ebediyetten insan ruhu, f?trat? ve vicdan?na in'ikas eden bir hakikatin ifadesidir. Onun için Rasyonalizm'in kurucular?ndan Descartes "Bende bir k?s?m nâmütenâhi arzu ve istekler var. Bunlar, benden olamazlar. Çünkü ben s?n?rl?y?m. Etraf?mdaki eşyadan da olamaz. Çünkü onlar da s?n?rl?. Öyleyse bende kendisini gösteren bu nâmütenâhilik arzusu bir nâmütenâhiden geliyor." der. Bunun gibi her vicdan sahibi kendi vicdan?n? dinlediği zaman kendisinde eksik ve gedik birer evsaftan ibaret olan hakikatlere tutunmak suretiyle bu gölgelerin as?llar?n?n ve hakikatlar?n hakikati olarak Zat-? Vacibu'l-Vücut'ta bulunduğunu görüp gerçeği idrak edecektir. O zaman insan?n hakikatini oluşturan s?fat, esma ve şuunât-? ilahiyenin nokta-i mihrakiyesi bir varl?k, k?smen bunlar? kendisine mal edecek ve, "Bunlara ben sahibim" diyecektir. Daha sonra bunlardaki eksiği ve gediği görerek eksik ve gedik olmayan, her zaman münezzeh ve mukaddes bulunan esma ve s?fata intikal edecek ve her şeyi Allah'a verecektir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Cenab-ı Hak, insanı güzel isimlerine ayna yapmıştır. Bize düşen görev o aynayı Hakk'ın yolunda silmek, pak etmektir. Çünkü ayna kirli ise karşısındaki en güzel sureti bile puslu gösterir.


    Acaba hiç düşündük mü evlilik hayatımızda O'nun (cc) hangi ismine ayna oluyoruz?
    Evet, eşinizi sevin, hem de çok sevin ki, "Vedud" ismi, tecelli etsin üzerinizde.
    Onun acılarını yüreğinizde hissedin, dertlerini dert bilin. Ne kadar şefkatli ve merhametli olursanız Cenab-ı Hakk'ın "Rahman" ve "Rahim" isimlerine o kadar çok ayna olursunuz.
    Eşiniz, hoşunuza gitmeyen bir davranışta bulunduğunda günlerce ona karşı kin tutmayıp, her fırsatta yüzüne vurmayarak affedin ki, "Gaffar" ve "Gafur" ismi,
    İşlediği kusur ve hatalarını başkalarına şikâyet ederek anlatmak yerine örtün ki, "Settar" ismi,
    Gücünüz nispetinde cömert davranıp, paraları bankada tutup eşinizi tek kuruşa hasret bırakmayın ki, "Cevvad" ismi,
    Eşinizin hak ve hukukunu koruyup, gözetin ki, "Müheymin" ismi ayna olsun.
    Fedakâr olun. Bununsa karşılığını eşinizden ziyade Allah'tan bekleyin. Ona lütuflarda bulunun ki, "Latif" ve "Vehhab" ismi,
    Onun mutlu olmasına engel olmak yerine mutluluk yollarını açın ki, "Fettah" ismi ayna olsun.
    Kulağınızı şikâyetlerine tıkamayın. "Bana ne o senin problemin" diyerek sıkıntılarından kaçmayın. Sözlerini işitin, şikâyetlerini duyun, isteklerini yerine getirin ki, "Semi" ismi,
    Çaresizliğini görmemezlikten gelmeyin. Sevinçlerini, kederlerini ve ihtiyaçlarını görün ki, "Basir" ismi,
    "Benim sıkıntım benim başımdan aşıyor. Bir de senin sıkıntılarınla mı uğraşayım?" demeyip, onun sıkıntılarından haberdar olun ki, "Habir" ismi,
    Olumsuz bir davranışı karşısında hemen "Sen zaten hep böyle yanlış yaparsın." diyerek yargılamakta acele etmeyin yumuşak davnanın ki, "Halim" ismi,
    İstemeden hep verici olun ki, "Kerim" ismi,
    Sorularını cevaplayın, ihtiyaçlarını yerine getirin ki, "Mucib" ismi,
    Yapamadığı ve size başvurduğu işlerini yapın ki, "Vekil" ismi ayna olsun.
    İşten gelir gelmez TV'nin karşısına geçip oturmayın. Kafanızı gazeteye gömmeyin. Eşinizle candan dost ve arkadaş olun ki, "Veliyy" ve "Enis" ismi,
    Eşinizin bir gömleğinizi ütülemesinden, sevdiğiniz bir yemeği yapmasına kadar "Aman canım bu senin görevin. Zaten yapmak zorundasın." demek yerine yaptığı iyilikleri takdir edip teşekkür edin ki, "Hamid" ismi ayna olsun.

    GÜLAY ATASOY

    SELAM VE DUA İLE...

  4. #4
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    [quote=Garip_Maznun;351910]Cenab-ı Hak, insanı güzel isimlerine ayna yapmıştır. Bize düşen görev o aynayı Hakk'ın yolunda silmek, pak etmektir. Çünkü ayna kirli ise karşısındaki en güzel sureti bile puslu gösterir.


    Acaba hiç düşündük mü evlilik hayatımızda O'nun (cc) hangi ismine ayna oluyoruz?
    Evet, eşinizi sevin, hem de çok sevin ki, "Vedud" ismi, tecelli etsin üzerinizde.
    Onun acılarını yüreğinizde hissedin, dertlerini dert bilin. Ne kadar şefkatli ve merhametli olursanız Cenab-ı Hakk'ın "Rahman" ve "Rahim" isimlerine o kadar çok ayna olursunuz.
    Eşiniz, hoşunuza gitmeyen bir davranışta bulunduğunda günlerce ona karşı kin tutmayıp, her fırsatta yüzüne vurmayarak affedin ki, "Gaffar" ve "Gafur" ismi,
    İşlediği kusur ve hatalarını başkalarına şikâyet ederek anlatmak yerine örtün ki, "Settar" ismi,
    Gücünüz nispetinde cömert davranıp, paraları bankada tutup eşinizi tek kuruşa hasret bırakmayın ki, "Cevvad" ismi,
    Eşinizin hak ve hukukunu koruyup, gözetin ki, "Müheymin" ismi ayna olsun.
    Fedakâr olun. Bununsa karşılığını eşinizden ziyade Allah'tan bekleyin. Ona lütuflarda bulunun ki, "Latif" ve "Vehhab" ismi,
    Onun mutlu olmasına engel olmak yerine mutluluk yollarını açın ki, "Fettah" ismi ayna olsun.
    Kulağınızı şikâyetlerine tıkamayın. "Bana ne o senin problemin" diyerek sıkıntılarından kaçmayın. Sözlerini işitin, şikâyetlerini duyun, isteklerini yerine getirin ki, "Semi" ismi,
    Çaresizliğini görmemezlikten gelmeyin. Sevinçlerini, kederlerini ve ihtiyaçlarını görün ki, "Basir" ismi,
    "Benim sıkıntım benim başımdan aşıyor. Bir de senin sıkıntılarınla mı uğraşayım?" demeyip, onun sıkıntılarından haberdar olun ki, "Habir" ismi,
    Olumsuz bir davranışı karşısında hemen "Sen zaten hep böyle yanlış yaparsın." diyerek yargılamakta acele etmeyin yumuşak davnanın ki, "Halim" ismi,
    İstemeden hep verici olun ki, "Kerim" ismi,
    Sorularını cevaplayın, ihtiyaçlarını yerine getirin ki, "Mucib" ismi,
    Yapamadığı ve size başvurduğu işlerini yapın ki, "Vekil" ismi ayna olsun.
    İşten gelir gelmez TV'nin karşısına geçip oturmayın. Kafanızı gazeteye gömmeyin. Eşinizle candan dost ve arkadaş olun ki, "Veliyy" ve "Enis" ismi,
    Eşinizin bir gömleğinizi ütülemesinden, sevdiğiniz bir yemeği yapmasına kadar "Aman canım bu senin görevin. Zaten yapmak zorundasın." demek yerine yaptığı iyilikleri takdir edip teşekkür edin ki, "Hamid" ismi ayna olsun.

    GÜLAY ATASOY

    SELAM VE DUA İLE...

    BU GUZEL PAYLASIM ICIN TESEKKURLER.
    GULAY ATASOYUN YINE GUZEL BIR YAZISI.
    ALLAH RAZI OLSUN .




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Hiçti Allah’sız İnsan
    By Şahide in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.07.11, 12:41
  2. İnsan;Cenab-ı Hakkın İsimlerine Ayinardarlık Edebilir mi?...
    By Garip_Maznun in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 16.03.09, 09:57
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.01.09, 18:05
  4. İnsan, Allah'ın İsimlerine Ayna Olabilecek Zenginliktedir
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 03.01.08, 09:56

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0