+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: "İktisadi İnsandan" Sınırlı ve Sorumlu İnsana

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    "?ktisadi ?nsandan" s?n?rl? ve sorumlu ?nsana
    ?nsan?n halife-i arz olmas? o­nun s?n?rs?z ve sorumsuz bir varl?k olduğunu aç?klamaz. Varl?ğ?n bir kutbunda bütün yarat?lm?şlar? geride b?rakan insan nihai olarak yarat?lm?şlar kategorisindedir. O, son söz sahibi ve tasarruf edici değildir, mesela bir nehrin kenar?nda bile suyu israf edemez. Bunu yaparken kendisinin ve hemcinslerinin geleceği kayg?s? -şimdiki çevrecilerde olduğu gibi- belirleyici değildir. Tek baş?na bir adada yaşamaya mecbur kalsa dahi bir Müslümandan bu şuura erişmiş olmas? beklenir.
    ?nsan?n asli görevi tefekkür, dua ve şükürdür. ``Halife-i arz"l?k, bir şeref payesi olarak öncelikle eşyay? tasarruf etmekle değil, eşyada tezahür eden isimleri okuyarak, dua tefekkür ve şükrü genişletme ile ilgilidir. Dolay?s?yla bu s?fat insan için bir şeref (yetki) olduğu kadar hatta bundan daha çok bir külfeti (sorumluluğu) ifade eder. Kainat?n en mühim esas? hayat olmak cihetiyle yarat?l?ş?n merkez noktas?nda ``r?zk"?n bulunduğu söylenebilir. Pek çok mana r?z?k etraf?nda dönmektedir; tefekkür, dua, şükür gibi esas anlam?n? insanda bulan ibadetlerin çoklukla ve say?yla doğrudan bir münasebeti yoktur. Hatta denilebilir ki, bu ibadetlerin his yoğunluğu ile yak?ndan ilgili olmas?, miktarca azl?ğ? (nedret) gerektirir. Rahmetin genişliği nimetin bolluğunu iktiza eder; lakin harici bir s?n?r konularak, o nimette nisbi bir ``azl?k" (nedret) oluşturulmad?kça, dua, tefekkür, şükür gerçek anlamda ifa edilemez. Dolay?s?yla, ilk ve en önemli ad?m ``kanaat" in bir düstur haline getirilmesidir. Tecrübe ile sabittir ki, israftan gelen usanç ve b?kk?nl?k şükür kap?s?n? kapat?r. Sonuna kadar tüketmemek ve iştah? kararl? bir düzeyde tutmak suretiyle r?z?k insan nazar?nda fersudeleşmez. Yemekten doymadan kalkmak gibi bir düsturda t?bbi nedenler yan?nda sakl? olan hikmet, bir bak?ma da insan fizyolojisi ile insan psikolojisi aras?ndaki ilişkiyle aç?klanabilir. Şöyle ki, ``bir fakirin kuru bir ekmekten açl?k ve iktisat bak?m?ndan ald?ğ? lezzet bir padişah?n ve zenginin israftan gelen usanç ve iştahs?zl?k ile yediği en ala baklavadan daha ziyade lezzetlidir".
    Tüketime konu olan mallar?n piyasa değerleri itibaridir. Gerçek fiyat o­nlar? yaratan?n istediğidir. Yarat?c?n?n ihsan?na karş?, ``zikir" ``fikir" ``şükür" olarak tesbit edilen fiyatlar? her kesin ödeme gücü vard?r -ki ancak- bu gerçek fiyat? ödemek suretiyle insan halif-i arz s?fat?na liyakat kesbeder. Klasik kaynaklarda ``zenginin" şükür ile, fakirin ise ``sab?r" ile mükellefiyetinden söz edilir, halbuki az evvel sözü edilen aç?l?m şükrün muhtevas?n? ne kadar da genişlemektedir. ``Şükür borcu"nu ödeyemeyecek kadar fakir hiçbir insan?n bu dünyada bulunmamas? ne kadar adilane! Böyle bir hakikati bilmek ne kadar rahatlat?c?! ?nsan olarak da bizleri duaya ve şükre yöneltmek için ne kadar davetkar!
    Kanaat ve şükür insan?n şahsiyet bütünlüğü aç?s?ndan da önemlidir. Kanaat ve şükür raz? olma halidir, şükreden insan, bu günkü meşhur tan?mla, kendisiyle bar?ş?kt?r. Her şey bir yana, ehl-i dünya özellikle ehli dalalet paras?n? ucuza vermez ( Said Nursi, Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektub, Üçüncü desise-i Şeytaniye). Yine bu günkü iktisadi bir tabirle, h?rs ve aç gözlülükten kendisini kurtaramayan insan?n ödeyeceği alternatif maliyetler pek yüksektir. Doğruluktan vazgeçme, mukaddesat-? diniyeye sahip ç?kamama, izzet ve o­nuru koruyamama, gerektiğinde ``hay?r" deyip reddedememe vs. ilk akla gelen alternatif maliyetlerdir.
    ?stihlaki (tüketim) şükür ve hamd ölçüleriyle s?n?rlaman?n yukar?da izah edilen gereklilikleri yan?nda ahlaki ve vicdani bir boyutu vard?r. Vicdan? olan her insan aç ve muhtaç insanlar?n bulunduğu şu dünyada, hele böyle bir zamanda, ancak zaruri bir miktarda tasarruf edebilir (Said Nursi, Lemalar, o­ndokuzuncu Lema, Dördüncü Nükte). Gerçekten iktisadi hayat?n girift ve bütünsel yap?s? içinde herkes yapt?ğ? harcamay?, lüksü israf? başkalar?na ödetir.
    Bütün bunlar? enine boyuna yeniden düşündükten ve ancak; satma ve sat?n almay? hayat?n merkezine koyan günümüzün paradigmas?ndan s?yr?labildikten sonra, yeni bir anlam dünyas? inşa etmek üzere ilk ad?m? atabiliriz belki."

    risaleinur enstitüsü
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 23:59 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. Bak Sen Şu "Fare"nin İnsana Yaptığına
    By ahmetmustafa in forum Sağlık
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.07.07, 23:21

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0