+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Gizli Yaşamak

  1. #1
    Ehil Üye serab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    1.529

    Standart Gizli Yaşamak

    BİRBİRİNİZİN GİZLİ yönlerini araştırmayın ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın." Hucurat 12

    "Sabah akşam Rabbinin ismini an ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." Müzzemmil 8

    "Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptılarımız bize, sizin yaptılarınız size. Üzerinize selam olsun! Biz cahilleri istemeyiz" derler." Kasas: 55

    Onlar boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler.



    İnsanlar insanların gizlerini araştırıyor. Çünkü insanlar insanların gizlerini ciddi ciddi merak ediyor. Başka merak edilecek bir şey yokmuşçasına. Varlıkla yokluk arasında gidip gelen kainatta, varlığın kendisinin insan için önemli bir sorun olduğu kainatta insanlar insanların ne yaşadıklarını öğrenme telaşına düşüyorlar. İnsanların gizlerini bilenler bundan büyük bir gurur duyuyor. Yalnızca ben biliyorum diyerek. Sonra bunu çevresindekilere satıyor kibirle. Fısıltılarla ve sessiz olmaya çalışarak.



    Gizler gizlice yayılıyor. İnsan gizi bilmeyenle r büyük bir eksiklik hissedebiliyor. Gizleri bilenlerden öğrenen bilmeyenler, birden sevinç histerisi nöbetine tutuluyorlar. Sanki hayatın hakikatini elde etmişçesine. Sanki kendilerine sonsuz bir hayat müjdelenmişte onun esrimesini yaşıyor gibi. İki insanın arasında yaşananlar sadece onların gizi olarak kalamayabiliyor bu gezegende. Birisinin gizini araştırmak bir zulümdür. Çok zulüm işleniyor bu gezegende.

    İnsanlar birbirinin yaşamlarına fütursuzca giriyorlar. Sınır tanımadan. Kimi zaman buna hakları olduğunu bile zannederek. Her sınır tanımama bir zulümdür. Çok zulüm işleniyor bu gezegende.

    İnsanlar insanları konuşuyor. Tam o anda kainatın bir köşesinde bir yıldız yaratılıyor. Kara deliklerde bir yıldızın hayatı söndürülüyor. Gökte ay tebessüm ediyor. Yaratıcının sonsuz isimleri kainatın her köşesinde tecelli ederken; tecelli eden isimleri müşahede etme görevini bırakabiliyor insan. Kardeşinin etini yemeye benzer bir eyleme tercih ediliyor vazifeler.

    İnsanlar insanları çekiştiriyor. İnsan kardeşlerinin etini yeme eylemi gibi alçakça davranışlara giriveriyoruz birden. Yaptığımız gıybetten dolayı sıkıntıya düşen ruhumuz ve vicdanımızın sesini kısmak için yine şeytan çıkıyor ortaya. Şeytanca bir düşünce geliyor aklımıza. Yaptığımızın gıybet olmadığını telkin ediyor bize. Belki de sık olanlardan biri: "biz gıybet yapmıyoruz. Amacımız gıybet etmekte değil. O kişi ile ilgili, onun iyiliği için ne yapabilirizi konuşuyoruz" oluyor. Mektubatta ise böyle demiyor. Gıybetin kendi hevesimize göre tanımından bizi çıkarıp Rab katındaki tanımını veriyor. : "Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır.

    İnsanlar insanların dedikodusunu yaparak insanlar insanların manevi kişiliklerini öldürüyor. Bir insanın kişiliğini öldürmek bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende.

    Halbuki insan çekiştirilecek bir nefsi içinde taşıyor. Burnumuzun dibini göremiyoruz. İçimizdeki şeytanımızın şeytanlıklarını göremeden haince oklarla saldırıyoruz bir mümin kardeşimizin meleksi özelliklerine. İncinen yalnızca meleksi özellikleri olmuyor elbet. Meleksi özellikleri her daim müşahede eden melekleri de incitmiş oluyoruz. Ya da şeytansı bir özelliğini tam da fırsat bilip; sanki bu fırsatı kolluyormuş gibi diğer tüm meleksi özelliklerini mahkum ediverebiliyoruz.

    Bazen de bir kimseye kafayı takıyoruz. Gözümüzde birden cani kesiliveriyor o kimse. "Birinin hatasından başkası sorumlu olmaz" hakikatini fütursuzca çiğneyebiliyoruz. İçimizde öfke, kızgınlık hissettiğimiz kimsenin arkadaşları, akrabaları da nasibini alıveriyor hemen. Bir çok hastam binlerce kere aynı şeyden yakındı durdu yıllarca: "kocamla-hanımımla ne zaman kavga etsek, o zaman kocam-hanımım birden aileme karşı da düşman kesiliveriyor. Hatta onlara da küsüyor" Birisinin hatasından başkasını da sorumlu tutmak bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende.

    Tenkitçilik hastalığı sarmış dört yanımızı. Kibirli ve mağrur nefisler bir şey beğenmiyor. Onun busu var. Ötekinin şusu. Başka birinin başka bir kusuru. Arkadaşlık edecek, dostluk kurulacak, Allah adına birlikte bir şey yaşanılacak kimseler yok gibi algılatmış nefis. Her olay, her durum bir de bakıyorsunuz mağrur bir nefsin büyüteci altında inceleniveriyor. Takdir etme, beğenme, taktir ettiğini, beğendiğini iman kardeşine, arkadaşına, dostuna, akrabasına, hatta ve hatta eşine söyleme yanlışlıkla yalakalık olarak algılatılmış, benimsetilmiş şeytan tarafından. Taktir etme, beğenme ve bunu söyleyebilme diye bir haslet 14. Asırda peygamberde bırakılmış sanki. Takdir edebilmenin bir sünnet olduğu şimdinin iman kardeşliğinin bir gereği olduğu bile bilinmiyor.

    İnsanlar insanlarının davranışlarını gözetler olmuş. Nefisler tam bir dikkat içinde. Şimdi onun, bunun, berikinin neyini tenkit edebilirim diye. Ve insanlar birbirlerinin yanlışını ister olmuş. Bu yüzden kişiler kendilerini garda almış. Her an birisi açığınızı yakalayıp tenkit okunu salabilir üzerinize bu dünyada. Zamanımızın en büyük hastalığı narsizm ise eğer; narsizmimizin en iyi kendini gösterdiği yer de kimseyi beğenmemek ve insanlarda memnun olacak bir nokta bulamamak diyebilirim.

    Takdir edilecek bir davranışı nefsin tenkit etmesi bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende. İnsanlar insanların kararlarına müdahele ediyorlar. Çoğu zaman kendilerinin fikri sorulmadan bile. Anneler-babalar Yaratıcılarına kendi adlarına sorumlu bir yaşa geldikleri halde; seni ben büyüttüm ve senin hakkında en iyi olanı ben bilirim iddiasıyla ve vehmiyle çocuklarının kararlarına müdahele ediyorlar. Eşler birbirlerinin kararlarına müdahele ediyor.

    Arkadaşlar birbirlerinin hayatlarına ve kararlarına karışıyorlar. Arkadaş bile olmayan ve hatta araları iyi olmayan insanların birbirinin kararlarına karıştıklarını bile gördüm bu gezegende. Bu karışmalar karşıdaki insanın cüz-I iradesi sanki yokmuşçasına gerçekleştiriliyor. Yaratıcı bile insanın aklına kapı açıp iradesini elinden almazken. İnsanın seçimleri ile varolduğu gerçeği unutuluyor. Bunlar "senin iyiliğin" için şeklinde rasyonalize edilerek yapılıyor. Bir yanlışa yalan bir kılıf giydirerek "Sen bilmezsin ben bilirim" diyen benlik bir kere daha dişini gösteriyor. Şeytanın elinde yine zafer işareti.

    İnsanlar size özgü olmasını istediğiniz, sizin tercihinizle var olmasını istediğiniz ve hesabını hayatınızı veren Rabbiniz' e kendinizin vermek istediğiniz bir hayatı kendileri şekillendirmeye çalışıyor. Hayatınızın iyi yönlerini kendilerine, kötü yönlerinin faturasını ise size yüklemek sevdasıyla. Akla kapı açmak yerine bir insanın ihtiyarını elinden almak bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende. Hem de çok fazla.

    İnsanlar gizlerinizi elinizden almak istiyorlar. Size ait bir şey kalmasın istiyorlar. Sizi bu yolla teşhir etmek istiyorlar. Size özel olan bir şeylerinizin olması belki de haset uyandırıyor.

    İnsanlar insanların gıyabında hükümler veriyorlar. Yüzlerine aynı hükmü söyleme cesareti gösteremeden. Arkasından yargılama seansı geliyor. Sonra cezalar kesiliyor. Hem de en ağrından. Narsizm bir kez daha kendini gösteriyor. "Ben her şeyi bilirim. Son sözü ben söylerim. Ben ne diyorsam, ne düşünüyorsam o doğrudur" narsizmi bu da.

    İnsanlar insanlar hakkında "iman ölçerlik" yapıyorlar. Senin imanın zayıf, sen adam olmamışsın, sen git iman tazele nidaları atarak. Mutlak Yaratıcının işine karışarak alemi gaybda Onun sonsuz bilgisinde olanı bilmeyi iddia etme cesareti göstererek. Benlikler şaha kalkıyor. Şeytan kıs kıs gülüyor. Şeytanın elinde zafer işareti. Benlikler şeytanın elinde bir oyuncak. "Senin imanının derecesini ben bilirim" demek bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende.

    İnsanlar insanlarla çok rahat bir şekilde eğleniyorlar. Lakaplar takıyorlar. Alaya alıyorlar. İnsanın Yaratıcısı ise insanı alaya almıyor. İnsanı muhatap alıyor.

    Haddimizi bilmeden dönüp duruyoruz gezegen yüzeyinde. Üzerinde yaşatıldığımız gezegen bile haddini bilirken. Haddini bilmemek bize pahalıya mal oluyor: Özel hayatlarda karmaşa kol geziyor. Özel hayatlar özelliğini yitiriyor. Haddini bilmemek, özel hayatları rencide etmek bir zulümdür. Çok zulümler işleniyor bu gezegende.

    Bütün bunlar nasıl oldu da başımıza geldi? Gizli kalmaması, açığa çıkarılması gereken hayatın hakikati olduğu ve bunun içinde çok fazla zamanımızın, enerjimizin, bir tane daha fırsatımızın olmadığı bir hayatta; hayatın gizini bizlere yaşamıyla da sunan en sevgili, en insan insan olan resulu unuttuk. Onun yaşamında ki gizlerin peşine düşmek yerine nefsimizin alçak meraklarına takıldık. Ve nefsimize zulmettik.
    Hayatı yaşarken ya insanları anarız ya da Kainatın Rabbini. Kainatın Rabbi yerine bir insanı anmak bir değil O'nun her bir esmasına bir zulümdür. O'nun esması sonsuzdur. Sonsuz bir zulümdür.

    *alıntıcık* (MUSTAFA ULUSOY)
    "birimiz şarkta,birimiz garbda,birimiz cenubda,birimiz şimalde,birimiz ahirette,birimiz dünyada da olsak biz yine birbirimizle beraberiz"

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kişilerinin gizliliklerini ayan edenler; dünyada da ukbada da kusurlarıyla ayan olacaklardır..

    Teşekkürler Çok yerinde ve güncelliğini daima koruyacak enfüzi dairemizin vazgeçilmez derslerinden biri olsa gerek değil mi?

  3. #3
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    hak raz? olsun kardesim güzel bir yaz?yd? ...
    rabb?m?n b?le bat?n s?fat? varken b?z?m o hadde gelmem?z ne kotu ...

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  4. #4
    Dost menevish - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    4

    Standart

    MÜ'M?N KARDEŞ?N?N B?R AYIBINI ÖRTEN MÜSLÜMANIN,ALLAHON AYIBINI ÖRTERM?Ş.
    B? DE ?SLAM?YET? ZOR BULUP HOR GÖRÜRLER BÖYLE MÜKAFAT NERDE GÖRÜLMÜŞ
    Ey Rabbimiz! Hatalarımızı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalblerimizi günahlardan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle ve bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.Amin Amin Amin



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Müslümanca Yaşamak
    By Özgürlük in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.01.08, 21:38
  2. Bir An Yaşamak
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.08, 09:34
  3. Bir Duruştur Yaşamak
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.09.07, 13:08
  4. Yaşamak İçin
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.07.07, 11:31
  5. 'An' ı Yaşamak
    By gulsah in forum Edebiyat
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 16.06.07, 15:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0