+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Hatem'ül Evliya

  1. #1
    Dost muhakkik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ýstanbul
    Mesajlar
    16

    Standart

    Hatemu’l Evliya
    Bugünden itibaren iki yaz? halinde, bir süre önce bir okuyucumdan gelen soruyu ve verdiğim cevab? paylaşmak istiyorum. Gerçekten son derece ibretamiz bir durum.
    Soru
    … mensuplar? Mehdi a.s.’dan önce Hatemül Evliya ismiyle bir zat?n zuhur edeceğini, bu zat?n evliyaullah?n sonuncusu olacağ?n?; Efendimiz sav. nas?l nebiliği mühürleyip bitirdiyse bu zat?n da veliliği bitirip mühürleyeceğini iddia ediyorlar. Bu hususta Hakim et-Tirmizi ve Muhyiddin-i Arabi’nin eselerini referans gösteriyorlar. Söylediklerinin bir k?sm? şöyle:
    “Hazret-i Mehdi’nin faziletini herkes biliyor, fakat Hâtem-i veli’yi kimse bilmez. ?nsan hafsalas? almaz, ilmi de yetmez. Yaln?z bu hususta gerek Hadis-i şerif’lerle, gerek geçmişte yaşam?ş Evliyâullah’tan baz? zevât-? kiram’?n beyanlar?n? arzetmekle müslümanlar? tenvir etmiş ve hakikat? duyurmuş olacağ?z. Çünkü âhir zamanda geleceği haber verilen Hâtem-i veli ve Bayrakl?lar ashâb? hakk?nda baz? Hadis-i şerif’ler ve şu ana göre k?rk kadar evliyâullah?n ifşaatlar? elimizde mevcuttur.
    “Bayrakl?lar Ashâb?” ve başlar?ndaki zât?n vas?flar?:
    Naim bin Hammad’?n Ka’b -radiyallahu anh-den rivayet ettiği bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlard?r:
    “Mehdi’nin ç?k?ş alâmetlerinden bir tanesi de bat?dan, başlar?nda Kinde kabilesi’nden ayağ? sakat bir adam?n bulunduğu Bayrakl?lar’?n ç?kmas?d?r.” (Suyûtî, Kitabu’l-Arfi’l-Verdi fî Ahbâri’l-Mehdi; Cârullah, no: 1494, s. 99. Bl. 7, Hadis no: 13)
    1. Bat?da doğmas?.
    Doğuş yerim Yugoslavya’n?n Yenipazar şehridir.
    2. Kinde kabilesi’nden olmas?.
    Dedemiz, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in neslinden olan Şeyh … Efendi -kuddise s?rruh- Hazretleri, Medine-i Münevvere’nin şeyhi idi. Bir sebeble geçici olarak …’n?n … şehrine geldiğinde orada vefat etmiş, daha sonra torunlar? Medine-i Münevvere’ye değil de Türkiye’ye gelmişlerdir. … y?l?ndan beri Türkiye’de bulunmaktay?z.
    Muhyiddîn ?bn’ül-Arabî -kuddise s?rruh- Hazretleri “Fütûhâtü’l-Mekkiyye”nin 18. Bâb’?nda yer alan bir ifşaat?nda, bu Hâtem-i velâyet’in Araplar aras?ndan seçilecek en şerefli bir kimse ile gerçekleşeceğini haber vermektedir.
    Buyururlar ki:
    “Velâyet-i Muhammedî’nin Hâtem’i bu Arap soyundan bir kişidedir ki, o bu milletin en asillerinden bir zâtt?r.” (s. 214)
    3. Ayağ?n?n sakat olmas?.
    Gerçekten de Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in buyurduğu şekilde sağ ayağ?m sakatt?r.
    4. Bayrakl?lar’?n baş?na geçmesi.
    ?kinci bin y?l?n fazileti Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bu Hadis-i şerif’i ile tarif ettiği Bayrakl?lar’?n ç?kmas? ile başl?yor.
    Bayrakl?lar’?n baş?na geçmesinden murad; Allah-u Teâlâ bu fakiri ilk olarak iman kurtarma cihad?na koymuştur…”
    Cevap yar?n.
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 00:08 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Dost muhakkik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ýstanbul
    Mesajlar
    16

    Standart

    (…)

    Meselenin can al?c? noktas?na geçmeden önce şunu belirteyim ki, ayetlerin sebeb-i nüzulüne ve hadislerin sebeb-i vüruduna bizzat şahitlik etmiş olan Sahabe halkas? d?ş?nda birilerinin, “şu ayette/veya hadiste anlat?lan kişi benim” demesi o kişinin mürüvvetinin azl?ğ?na ve nefsani davrand?ğ?na delalet eder. Üveys el-Karenî (Veysel Karanî)’yi hat?rlay?n. Efendimiz (s.a.v) taraf?ndan ayan-beyan haber verildiği halde kendisini sürekli gizlemeye çal?şm?ş, caka satarak ortal?kta dolaşmay? akl?ndan bile geçirmemişti. Baz? hadislerde geçen “Farsl?lar’dan bir kişi” ibaresini ?mam Ebû Hanîfe üstüne al?nmam?ş, ?mam eş-Şâfi’î de “Kureşy alimi” diye övülen kişinin kendisi olduğunu asla ileri sürmemişti. Örnekleri çoğaltmak mümkün...

    Mailinizde verdiğiniz linki ziyaret ettim. Orada yer alan yaz?n?n her yerinden cehalet ve sefalet dökülüyor. Özetle:

    1. An?lan rivayet bir “hadis-i şerif” (Hz. Peygamber (s.a.v)’in mübarek sözü) olmad?ğ? gibi, Sahabe’den birine ait de değildir. Yahudi iken Hz. Ebû Bekr veya Hz. Ömer (r.anhuma) döneminde müslüman olmuş Ka’b el-Ahbâr’?n sözüdür. Dolay?s?yla verdiğiniz adreste geçen, “Naim bin Hammad’?n Ka’b -radiyallahu anh-den rivayet ettiği bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlard?r...” ifadesi Efendimiz (s.a.v)’e iftirad?r!

    2. Ne bu rivayeti zikreden Nu’aym (Naim değil!) b. Hammâd (Kitâbu’l-Fiten, 205), ne de ondan naklen aktaran es-Süyûtî (el-Arfu’l-Verdî, (“el-Hâvî” içinde), II, 144) bu sözü Efendimiz (s.a.v)’e izafe etmiştir. Her iki eserde de aç?kça sadece Ka’b el-Ahbâr’a izafe edilen bu sözü “hadis-i şerif” diye takdim etmek –kas?tl? bir hareket değilse– büyük bir cehalet ve cinayettir!

    3. Ka’b el-Ahbâr Tabiun’dan say?l?r ve Ehl-i ?slam’a ait rivayetler aras?na girmiş birçok ?srailiyat onun eseridir. Her ne kadar şahs?nda güvenilir ise de, sonuçta böyle bir meselede Ka’b el-Ahbâr’?n sözünün herhangi bir kimsenin sözünden daha değerli olmas?n?n hiçbir sebebi yoktur.

    4. Bu rivayeti nakleden Ebû Nu’aym hicri 229 y?l?nda vefat etmiştir. Ka’b el-Ahbâr ise Hz. Osman (r.a)’?n hilafetinin sonlar?na doğru (yani hicri 35 y?l?ndan önce) vefat etmiştir. Dolay?s?yla Nu’aym b. Hammâd ile Ka’b el-Ahbâr aras?nda 194 y?l bulunmaktad?r. Söz konusu rivayetin senedinde ise Nu’aym b. Hammâd ile Ka’b aras?nda sadece iki ravi yer al?yor. Ad? geçen eserinde Nu’aym b. Hammâd’?n Ka’b’dan başka rivayetleri de vard?r ve ikisi aras?ndaki ravi zinciri en az üç halkadan oluşmaktad?r. Dolay?s?yla burada Ka’b’a kadar olan senedin kesintisiz olmas? için arada en az 1 ravi daha bulunmal?d?r. Yani senedde (teknik tabiriyle) “ink?ta” vard?r.

    Toparlayacak olursak:

    - Söz, Efendimiz (s.a.v)’e ait değildir. Dolay?s?yla bu söz ile hiçbir şey isbatlanamaz.

    - Sözün sahibi Ka’b el-Ahbâr, rivayetleri temkinle karş?lanmas? gereken birisidir.

    - Ka’b’?n diye nakledilen söz, ona kadar kesintisiz bir rivayet zinciriyle ulaşmamaktad?r.

    Bütün bunlar? bir an için bir kenara b?rak?p şu noktaya bakal?m:

    Rivayette Kinde’li bir adam?n, bayrak taş?yan bir gruba liderlik edeceği ve bunun Mehdi (a.s)’nin zuhurunun alameti olacağ? söyleniyor. Rivayetin önü de, sonu da bundan ibaret. Şimdi;

    (…) zat-? muhteremin dedesinin Kinde kabilesinden olduğunu nereden bileceğiz? Ortada sadece kendi beyan? var. Bu beyan da delile, hüccete, bürhana şiddetle muhtaç. Aksi halde ayağ? topal olan ve bu işlere az-buçuk merak? bulunan herkesin, “Benim dedem Kinde kabilesindendir” diyerek ortaya at?lmamas? için bir sebep gösterilebilir mi?

    Ve nihayet bu zat?n “Hatemu’l-evliya” olacağ?na dair rivayette hiçbir kay?t yok. Esasen “velilik” mertebesinin/kurumunun herhangi bir zat ile son bulmas?n?n –nass bulunmas? d?ş?nda– ne aklen, ne de naklen tatmin edici bir izah? olamaz. Bu din yaşanmaya devam ettikçe elbette veliler de mevcut olmaya devam edecektir…

    Bir önceki yaz?da yer alan meseleye verdiğim cevab?n buraya almay? uygun gördüğüm k?sm? bu kadar. Bir insanda mevcut bir ar?zadan ciddi ciddi toplumsal bir hareketin nas?l zuhur ettiğine tipik ve ibretamiz bir örnek…

    Ebubekir Sifil
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 00:08 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Dost muhakkik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ýstanbul
    Mesajlar
    16

    Standart

    Kinde Kabilesinden ayağ? sakat adam veya Hatemül Evliya (3)

    Yazar Ebubekir Sifil

    ?slâm kaynaklar?nda bulunan bir k?s?m ?srailiyat’?n Ka’b el-Ahbâr’?n eseri olduğunu söylememe fena halde bozulan çaps?z kahraman, “Hatemu’l-Evliya” konusundaki ezberinin alt-üst olmas?na tahammül edemediği için çözümü bana sald?rmakta buluyor. Ne var ki sald?rd?ğ? asl?nda Ebubekir Sifil değil; o, Donkişot’un yel değirmenlerine sald?rmas? gibi, Ka’b el-Ahbâr’?n ?srailiyat’la ilişkisini bize aktaran kaynaklara ve alimlere tosluyor.

    Ka’b hakk?ndaki değerlendirmemi, “… imân etmeden önce Yahudi olduğu için “Ehl-i ?slâm’a ait rivayetler aras?na girmiş birçok ?srailiyat onun eseridir” diyerek iftirâ etmiştir” ifadesiyle sözüm ona eleştiren bu çaps?za faydas? olmaz biliyorum; ama Ka’b hakk?nda söylediklerimi belgelendirmiş olmak için sadece iki iktibasa yer vereceğim:

    ez-Zehebî: “Hz. Ömer (r.a) döneminde Yemen’den Medine’ye geldi. Hz. Peygamber (s.a.v)’in ashab?n?n meclislerinde bulundu. Onlara ?srailî kitaplardan nakiller yapard?…” (Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, III, 489)

    ?bn Kesîr: (Hz. Mu’âviye (r.a)’?n ?mam el-Buhârî taraf?ndan nakledilen, bir önceki yaz?da aktard?ğ?m sözü üzerine): “Bunun anlam? şudur: Ka’b’dan, lugat anlam?yla ve kasdî olmaks?z?n yalan sad?r olurdu. Çünkü o, haklar?nda hüsn-ü zan beslediği (?srailî) kitaplardan nakiller yapard?. Oysa bu kitaplarda uydurma ve düzmece şeyler vard?…” (Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, III, 416.)

    5. Yine Ka’b el-Ahbâr hakk?nda, “Her ne kadar şahs?nda güvenilir ise de, sonuçta böyle bir meselede Ka’b el-Ahbâr’?n sözünün herhangi bir kimsenin sözünden daha değerli olmas?n?n hiçbir sebebi yoktur” şeklindeki sözlerim üzerine şöyle diyor: “… Nitekim kendi yaz?s?nda bu çelişkisini ele vermiştir (…) Hem bu k?ymetli “Tâbiîn”i herhangi biri gibi göstermeye çal?ş?yor, hem de güvenilir olduğunu itirâf ediyor. Bu ifâde ancak ifâde sahibinin “Tâbiîn”i küçük gördüğüne ve kibrine delâlet eder.”

    Donkişotumuz ya “çelişki” kelimesinin anlam?n? bilmiyor, ya da ne söylediğinden habersiz! Ka’b el-Ahbâr’?n –Hz. Peygamber (s.a.v) ad?na yalan uydurmama anlam?nda– şahs?nda güvenilir olmas? ile sözünün “bağlay?c? dinî kaynak” hüviyetinde olmamas? iki farkl? doğrudur; dolay?s?yla aralar?nda çelişki bulunduğu söylenemez. Bunu, “Tabiun’u küçük görmek” olarak takdim etmek ise “laf ebeliği”nden başka bir şey değildir. Zira Tabiî sözünün “ahkâm” sahas?nda bile delil olup olmayacağ? Usul’de tart?ş?lm?ş bir mesele iken, Ka’b el-Ahbâr’?n “Efendimiz (s.a.v)’e nisbet etmeksizin” (buras? önemli!) gaipten verdiği bir haberi “nass” seviyesine ç?karmak neyle izah edilebilir?

    Üstelik burada Ka’b el-Ahbâr’?n “özel” bir konumu var: O, ?srailiyat nakilcilerinden birisidir. O, “Yeryüzünde tek kar?ş toprak yoktur ki Allah Teala orada k?yamete kadar cereyan edecek hadiseleri Musa (a.s)’a indirdiği Tevrat’ta zikretmiş olmas?n” (?bn Abdilberr, el-?stî’âb, III, 1287; ?bn Hacer, el-?sâbe, V, 465) diyen, ?srailiyat kitaplar?nda haber verildiğini öne sürerek Hz. Ömer (r.a)’in şehid edileceğini önceden söyleyen (oysa kendisi Hz. Ömer (r.a)’e suikast düzenleyenlerle birlikte görülmüştü; el-Kevserî, Makâlât, 39) birisidir! Dolay?s?yla onun söylediği sözün dinî bak?mdan bir k?ymet ifade etmesi için behemehal ya kimden ald?ğ?n?n bilinmesi veya ?slâmî nasslar’?n tasdikinden geçmiş olmas? gerekir!”

    6. Donkişotumuz, “Sifil’in inkâr ettiği hadis-i şerif” şeklinde bir arabaşl?k koymuş ve alt?nda Ka’b el-Ahbâr’?n malum sözünü yine “hadis-i şerif” diye aktararak şöyle devam etmiş: “… Sifil bu Hadis-i şerif’i inkâr edebilmek için Hadis ilminin en temel kurallar?n? hiçe sayd?ğ? gibi; en meşhur ve muteber muhaddisleri, asl?nda Hadis olmayan bir sözü Hadis kitaplar?na almakla itham etmiştir…”

    Hemen akabinde üç madde halinde bize “mürsel hadis”in ve “tahric”in ne olduğunu bir güzel öğreterek, Ka’b’?n sözünü eserlerinde “hadis” diye zikreden ulemadan örnekler zikrederek ve bu sözün teknik olarak Efendimiz (s.a.v)’e ait olarak görülmesi gerektiğini ileri sürerek çaps?zl?ğ?na bir de “ukalal?k” ekleyen çokbilmişin bu iddialar?n? da ilerleyen yaz?larda mercek alt?na alacağ?m.

    7. “Mürsel Hadis “Tâbiîn’in, Sahâbe’nin ismini yâd etmeksizin rivâyet ettiği” Hadis-i şerif’lerdir.” buyurarak Ka’b el-Ahbâr’?n malum sözünün “mürsel hadis” olarak görülmesi gerektiğini ima eden, ard?ndan da mürsel hadisi delil olarak kabul eden imamlar?n isimlerini zikreden çaps?z kahraman, bu müthiş tesbitini taçland?rmay? da ihmal etmemiş: “Sifil “Mürsel Hadis”in ne demek olduğunu bilmeyecek kadar câhil midir, yoksa s?rf inkâr etmek için hakikati gizleyecek kadar gözünü karartm?ş bir kimse midir?”

    Sifil mürsel hadisin ne demek olduğunu bilmeyecek kadar cahil değil hamdolsun. Onun bütün s?k?nt?s? senin gibi malumatfuruşlarla bu meseleleri konuşmak zorunda kalmas?…

    Senin anlayabileceğinden kuşkuluyum; ama belki aldatt?ğ?n kitle içinde anlayan birileri olur diye “mürsel hadis” hakk?nda k?sa bir izahat yapay?m:

    Mürsel hadis, esas mahreç olan sahabî zikredilmeden sahabî veya tabiî ravinin, Efendimiz (s.a.v)’den bizzat işitmediği halde işitmiş gibi naklettiği hadistir. Dikkat edilmesi gereken husus, “irsal” yapan söz konusu ravinin, “Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu” tarz?nda bir ifade kullanm?ş, rivayeti O’na izafe etmiş olmas?d?r.

    Şimdi ben sana, “Tabiun kuşağ?na mensup birisinin, Hz. Peygamber (s.a.v)’e isnad ve izafe etmediği, dolay?s?yla “kendisine ait” olarak görülmesi gereken bir söze “mürsel hadis” dendiğini söyleyen bir tek kaynak ismi ver” desem, “kem-küm” edip mugalata yapmaktan başka ne yapabilirsin?

    Malum sözün “mürsel hadis” olarak nitelendirilebilmesi için, Ka’b el-Ahbâr taraf?ndan Hz. Peygamber (s.a.v)’e izafe edilmiş olmas? gerekirdi. Oysa sen kendini paralasan, Ka’b’?n o sözü Hz. Peygamber (s.a.v)’e izafe ettiği bir tek varyant bulamazs?n! O söz Ka’b el-Ahbâr’?n kendi sözü olarak nakledilmiştir ve bu haliyle “mürsel hadis” değil, “maktu hadis”tir!

    Evet, Ka’b el-Ahbâr’?n o sözü Hz. Peygamber (s.a.v)’e izafe edilmediği için “maktu hadis” olarak kabul edilmek zorundad?r. Ama Ka’b’?n –buradaki durumun aksine– Efendimiz (s.a.v)’e izafe ettiği rivayetler konusunda da bilesin ki naklettiğin yar?m-yamalak malumat senin derdine deva olacak cinsten değildir! Zira zikrettiğin alimlerin –yine Usul kitaplar?nda yer ald?ğ? gibi– mürsel hadisin makbuliyeti konusunda öngördükleri bir şart var: ?rsal yapan ravinin, sadece sika ravilerden rivayet alan birisi olmas?. ?şte bu şart Ka’b el-Ahbâr’da mevcut değildir. Zira onun ?srailiyat naklettiğini art?k senin bile inkâra gücün yetmez!

    Nüzhetu’n-Nazar ve şerhlerinde de görülebileceği gibi, hem sika (güvenilir) kimselerden hem de sika olmayanlardan irsal yapan ravinin rivayetinin kabul edilmeyeceği konusunda Hanefîler ve Mâlikîler ittifak halindedir. (Mürsel hadis konusunda geniş bilgi edinmek isteyenler için el-Alâî’nin Câmi’u’t-Tahsîl’i bulunmaz bir kaynakt?r.)

    Tekraren belirteyim, bu söylediklerim Ka’b el-Ahbâr’?n “mürsel” rivayetleri için geçerlidir. “Bayrakl?lar ve topal adam” rivayeti ise “mürsel” değil, “maktu”dur; yani Ka’b’?n kendi sözü olup Efendimiz (s.a.v)’e izafe edilmemiştir.

    8. “?mâm-? Suyûtî -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri gibi büyük bir muhaddisin Hadis kitab?na ald?ğ? bir rivâyete “Hadis değildir!” demek nas?l bir cür’ettir?”

    Bu sözlerin sahibinin, ?mam es-Süyûtî’nin, el-Arfu’l-Verdî isimli risalesine, “Bu, Mehdi konusunda varit olmuş hadis ve eserleri (âsâr) toplad?ğ?m bir cüzdür” sözleriyle başlad?ğ?n?, dolay?s?yla bu risalede yer alan rivayetlerin tamam?n?n “hadis-i şerif” olmad?ğ?n? bizzat müellifinin söylediğini görmemesi için ya gözünde veya kalbinde bir ar?za olmal?! Allah şifa versin. Başka ne diyebilirim ki!

    Burada geçen “âsâr” tabirinin merfu hadisler d?ş?ndaki rivayetleri anlatt?ğ?, bilhassa Sahabî sözü (mevkuf hadis) ve Tabiî sözü (maktu hadis) hakk?nda kullan?ld?ğ?, biraz Usul bilgisi olanlar?n malumudur.

    9. Perişanl?ğ?n? her bahiste devirdiği çamlarla daha da katmerli hale getirmede hayli mahir olan bedbaht, ak?llara durgunluk verecek bir soğukkanl?l?k ve aymazl?kla, Mehdi hakk?nda eser vermiş birkaç müellife, Ka’b el-Ahbâr’?n bu sözünü “hadis-i şerif” olarak niteledikleri iftiras?nda bulunuyor.

    Ne Nu’aym b. Hammâd’?n Kitâbu’l-Fiten’inde, ne Ebû Amr ed-Dânî’nin es-Sünenu’l-Vâride fi’l-Fiten’inde, ne de daha sonraki kaynaklarda mezkûr sözün Ka’b taraf?ndan Hz. Peygamber (s.a.v)’e nisbet edildiğini görmek mümkün.

    Bütün bu müelliflerin bu söze “hadis” dediğini ispatlamak yerine, onu eserlerinde zikretmiş olmalar?n? s?k?lmadan “ona hadis dediklerinin delili” diye takdim eden ve “Bu zâtlar?n “Hadis’tir.” dediğine Sifil neye dayanarak “Hay?r, Ka’b el-Ahbâr’?n sözüdür.” diyebiliyor?” diyen zavall?, bu tavr?yla bak?n iftiran?n kaç türlüsünü ayn? anda işlemiş oluyor:

    A. Bu söz Efendimiz (s.a.v)’e ait olmad?ğ? halde O’na ait olduğunu ?srarla söylemeye devam ediyor. (“Men kezebe aleyye müte’ammiden…” hadisinin muhatab? olabileceğini düşünmüş müdür acaba?!.)

    B. Ka’b el-Ahbâr bu sözü Efendimiz (s.a.v)’e isnad ve izafe etmediği halde o etmiş gibi göstererek Ka’b’a da iftira atm?ş oluyor!

    C. Ad?n? verdiği müelliflerden hiç birisi bu sözü Efendimiz (s.a.v)’e isnad ve izafe etmediği halde, o ettiklerini söyleyerek onlar?n da her birine ayr? ayr? iftira ediyor!

    Daha önce de belirttiğim gibi es-Süyûtî, el-Arfu’l-Verdî’nin girişinde sadece Efendimiz (s.a.v)’e ait hadisleri değil, ayn? zamanda Sahabe ve Tabiun’a ait “eser”leri de zikredeceğini peşinen söylemiş. Dolay?s?yla onun bu eserde yer verdiği rivayetlerin tamam?n?n “hadis-i şerif” olduğunu söylemek es-Süyûtî’ye iftirad?r!

    ?bn Hacer el-Heytemî, el-Kavlu’l-Muhtasar’da, Mehdi ve zuhur alametleriyle ilgili merfu hadisleri birinci, Sahabe sözlerini ikinci ve Tabiun ve Tebe-i Tabiîn sözlerini de üçüncü babda zikretmiştir. Ka’b’?n sözü de bu üçüncü babda yer alm?şt?r. Dolay?s?yla el-Heytemî’nin de bu sözü “hadis-i şerif” olarak gördüğünü söylemek ona yap?lm?ş bir iftirad?r!

    Müfterinin ?kdu’d-Dürer sahibinden yapt?ğ? al?nt?ya gelince, –bu eserin müellifinin ad?n? kendisine kim belletmişse yanl?ş belletmiş; ?kdu’d-Dürer sahibinin ad? Yahya b. Ali değil, Yusuf b. Yahya’d?r– orada da “kindeli topal adam” rivayetinin Hz. Peygamber (s.a.v)’e ait bir “merfu hadis” olduğu söylenmiş değildir. Söz konusu rivayete, Mehdi öncesi vuku bulacak hadiseler meyan?nda –tabii ki Ka’b’?n sözü olarak!– değinilmiştir, o kadar. Dolay?s?yla o da iftiraya uğram?şlardan birisi durumundad?r.

    Benim bu söze “Ka’b el-Ahbâr’?n sözüdür” derken neye dayand?ğ?m konusuna gelince, dayanağ?m ilk olarak bizzat rivayetin kendisi, ikinci olarak da yukar?da ad? geçen müelliflerdir. Ka’b bu sözü Sahabe’den birisine yahut Efendimiz (s.a.v)’e izafe etmediği gibi mezkûr müellifler de onu Ka’b’?n sözü olarak aktarmaktan başka bir şey yapmam?şt?r. Bundan âlâ delil olur mu?

    10. “Gerek Hazret-i Mehdî, gerekse onun alâmetleri hakk?ndaki rivayetlerin kaynağ? Resulullah Aleyhisselâm’dan başkas? olmad?ğ?na göre; Ka’b -radiyallahu anh- gibi güvenilir bir tabîin bu bilgiyi kendisi mi uydurmuştur?”

    Apaç?k gerçekleri esrar perdelerine bürüyerek “bizden başkas?n?n akl? ermez” yutturmacalar?yla haş?r-neşir olmaktan gözünün önünü göremeyen zavall?! Esas mesele de bu ya!.. Ka’b’?n bu sözü kimden/nereden ald?ğ? bilinmedikçe ona “hadis-i şerif” ünvan? vermek Hadis ilimleriyle iştigal eden akl? baş?nda kimsenin yapacağ? iş değildir. Yeryüzünün her kar?ş?nda cereyan edecek hadiselerin tamam?n?n Tevrat’ta bildirildiğini söyleyen birisinin, bu “bayrakl?lar ve topal adam” haberini de ?srailiyat kaynaklar?ndan nakil veya istinbat etmediğini kim garanti edebilir? Üstelik bu rivayetin ne bir şahid, ne de mütabii var!..

    Milli Gazete 12-13-14.08.2006
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Haftalik Evliya
    By tazarru in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 16.12.19, 12:49
  2. Kim bu Büyük Evliya...?
    By Ararad in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.07.14, 23:13
  3. Büyük Evliya Kim?
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 84
    Son Mesaj: 10.04.09, 16:55
  4. Hatem-i Tai'nin Küheylanı ve Cömertliği
    By slim in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.11.08, 18:58
  5. Hatem-i Tai ve Muktesit İhtiyar
    By aşur in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.10.06, 09:46

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0