+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Dostluk Üzerine

  1. #1
    Gayyur dördüncü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    73

    Standart Dostluk Üzerine

    Bir güzel insandı Nazlı annemiz. Son devrin büyük âlimlerinden olan eşinden aldığı ilmi sebil etmişti. Evinde toplantılar tertip ederdi; bâzan Ramuz'dan hadis, bâzan eşinin eserlerinden parçalar okuyup açıklar, uzun ve bereketli ömründe tanıdığı mâna büyüklerinin hâllerini anlatırdı. Bu toplantılara modern, muhafazakâr her kesimden insan katılırdı. Hiçbirinde kusur bulmazdı, incitmezdi. "Herkes bir yerden kazanacak. Hata işleyenlerin en hayırlısı tevbe edendir" der, ümitsizliğe değil, tevbeye sevk ederdi.

    Günümüzde gazetelerde, televizyonlarda hatalar, kusurlar teşhir ediliyor; dizilerde şahısların konuşmaları, davranışları hicvediliyor, güldürme konusu yapılıyor.

    "Ben" merkezli dünyamızda, bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi giyinmeyen herkes kusurlu, ayıplı... Bu tarz bir yaklaşım bize bir şey kazandırmaz; dünyada da kazandırmaz, ahirette de kazandırmaz; dünyada dost, ahirette de sevap kaybettirir.

    İnsan, sosyal bir varlık olduğu için birbirinin ünsiyetine ihtiyacı vardır; derdini de sevincini de paylaşmak ister. Devamlı karşısındakinin kusurlarıyla uğraşan bir kişiyle kim dostluk kurar?

    Cenab-ı Hak, bizi bir imtihan sırrıyla dünyaya yollamış. Sınav soruları her zaman kolay olmaz. Dostlarımızın çetin davranışları karşısında göstereceğimiz tavır, bu sınavdan alacağımız notu belirleyecektir.

    Cenab-ı Hakka yalvarıyoruz:
    "Yâ Rabbi! Sen ayıpları örtensin; kıyametin dehşetinde, bütün ameller ortaya döküldüğü vakit benim de ayıbımı ört."

    Ama o kıyamet günü gelmeden hiç "Ben başkalarının ayıbını örtüyor muyum?" diye düşünmüyoruz! Mevlânâ ihtifallerinde söylenen, Hz. Mevlânâ'nın "Kusurları örtmede gece gibi ol" deyişine hayranız, ama hayatımıza tatbik edemiyoruz; sonra da "Dostluklar azaldı" diyoruz. Dost dostun kusurunu, ayıbını görmez; görse bile bunu ortaya dökmez. Böyle yapanların, yani kusur aramayıp kusur örtenlerin dostları var; hem iyi günlerinde, hem kötü günlerinde onlar yalnız değiller...

    İŞTE FORMÜL!
    Sevgili Peygamberimiz (a.s.m.), o haberlerin en doğrusunu veren buyuruyor:
    "Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allahu Teâlâ da dünyada ve ahirette onun ayıbını örter."

    Dünya hayatında insanî ilişkileri mükemmel tutan, ahiret için de sevap kazandıran bu formülü, söz olarak ezberlemekle kalmayıp, bir davranış biçimi hâline getirirsek, müjdeye gerçek erenlerden olabiliriz.
    Gönülleri "saflaştırma" ilmi olan tasavvufta, mürşid, kendisine intisab eden talebesine ilk öğüdü verir:

    "Şu kapıdan giren insanda bir kusur görürsen, hemen projektörü kendi içine çevir; bunu yapabilirsen yol alırsın."

    Hatalar elbet düzeltilecek. Ama incitmeden, gönül kırmadan, "ortadan" söylenecek; kıssalarla anlatılacak. İnsanların eksikliklerini ilân ederek değil, iyi niyetle tashih edilecek, zekice söylenecek. Sanat eğitiminde tecrübeli hocalar, talebenin işlerindeki hatayı hemen fark ederler. Ama önce başarılı olduğu tarafı belirtir, onu teşvik eder, sonra da hatasını düzeltirler. Bilirler ki, hiç kimse hatasının yüzüne vurulmasından hoşlanmaz. Hele arkasından söylenmesi o insanı büsbütün yıkar. Söyleyene, "güvenilmez" vasfını verir. Dost listesinden çıkarır.
    Önemli olan, insanları, hata ve sevaplarıyla beraber sevebilmek, onların kusurlarının düzelmesi için duacı olabilmek.

    İnsan, değişen bir mahlûk. Allah dilerse, eşkıyayı evliyaya tebdil edebilir, evliyaya da son nefeste îman nasip etmez.
    Kendi âcizliğini bilip kimseyi hor görmeyendir kâmil mü'min... Hak âşığı, söz ustası Yunus Emre, bu felsefeyi tek mısrada ne güzel özetlemiş:
    Yunus Emrem yolsuzlara yol gösterir, hoş eder.
    Yol göstermek, ama hoş ederek yol göstermek... Bunu yapamayan dost kaybediyor, kendisini yalnızlığa mahkûm ediyor. Halbuki musalla taşında, dostların şahadetine ihtiyaç var. Soruyorlar:
    "Nasıl bilirsiniz?"
    Arkasından da üç kere tekrar ettiriyorlar, "Hakkınızı helâl ettiniz mi?" diye...
    O, uzun yolculuğa çıkarken içten şahadetler belki bir kurtuluş vesilesi olabilir. Azığı yola çıkmadan hazırlamak lâzım. Dostlar edinmek lâzım ve unutmamalı ki: lâzım ki "yârsız kalmış cihanda/ Kusursuz yâr arayan."

    Haluk Sena Arı
    Ya Baki Ente'-l Baki

  2. #2
    Dost asklekesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    18

    Standart

    Allah raz? olsun. çok güzel bir paylaş?m..

    yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır


  3. #3
    Gayyur dördüncü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    73

    Standart

    ecmain.
    Ya Baki Ente'-l Baki

  4. #4
    Ehil Üye Fehim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    56
    Mesajlar
    1.866

    Standart

    Dostluk ölçüleri üzerine çok hoş bir yaz?,Allah raz? olsun inşaallah.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dostluk Gül'ü
    By *SAHRA* in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 31.05.14, 22:22
  2. Dostluk Üzerine Güzel Ve Şirin Resimler
    By Şahide in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 76
    Son Mesaj: 15.10.09, 08:08
  3. Dostluk
    By ferasetli in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.07.08, 17:09
  4. Dostluk Üzerine...
    By serab in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.03.08, 14:14
  5. İşte Dostluk
    By mesnevice in forum Mizah
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.02.08, 13:03

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0