+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Cevşene Nasıl Muhatap Olmalı?

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    RESUL-? EKREM’?N (A.S.M.) küçük torunu Hz. Hüseyin’in (r.a.) oğlu, Hz. Ali ve Hz. Fât?ma’n?n (r.a.) torunu olan; hayat?n? Rabbine hakk?yla kul olma esas? üzere kurmas?na mukabil ümmet taraf?ndan ‘es-Seccâd,’ yani çok secde eden lakâb?yla an?lan, ‘âbidlerin süsü’ ?mam Zeynelâbidîn’in rivayetine göre, Cevşenü’l-Kebîr, Hz. Peygamber’e bir gazve esnas?nda Cebrail’in getirdiği kudsî bir münacatt?r. Cebrail, Peygamber’e Cevşen’i sunduğunda, "Z?rh? ç?kar, bunu al" demiştir.


    Rabbimizin binbir ismiyle an?ld?ğ? bu kudsî münacat, ne yaz?k ki, Sünnî-Şiî çekişmeleri yüzünden neredeyse bin küsur y?l, Sünnî müslümanlar?n uzağ?nda kalm?ş durumdad?r. As?rlard?r Şîa’n?n imanî taliminde önemli bir yer tutan bu nebevî hediye, art?k, Said Nursî’nin k?s?r bir çekişmeyi aşan hikmetli ve engin vizyonuyla nihayet nüfuz ettiği Ehl-i Sünnet’i de kudsî mânâlar?ndan istifadeye çağ?rmaktad?r.


    Fakat ne fecî bir hal ki, as?rlar boyu kaç?r?lm?ş bir f?rsat, ucuz ve basit tav?rlarla, bir kez daha kaç?p gitme tehlikesiyle yüzyüze durmaktad?r.


    Bu tehlikenin en kritik noktas?n? ise, san?r?m, "Z?rh? ç?kar, bunu al" rivayeti oluşturmaktad?r.


    Bu sözden hareketle, bir esmâ-i hüsnâ manzumesi olan Cevşen, ucuz bir sigorta malzemesine dönüştürülmektedir.


    Çok kereler olduğu gibi, bir kez daha, kudsî bir hakikat, basit ak?llar?n elinde ‘çok ucuza’ sat?l?r haldedir. Heder edilmektedir.


    Cevşenü’l-Kebîr, bugün,óHafîz ve Kerîm olan bir Kadîr-i Mutlak’?n h?fz ve himayesini unuturcas?naóâdeta yang?n, kaza ve sair belalar?n ‘sigorta’s? k?l?n?r ve sözkonusu rivayet bunun ç?k?ş noktas? yap?l?r iken, bu rivayetin as?l murad?n? aç?ğa ç?karacak en basit sorular ve muhakemeler bile esirgenmektedir.


    Meselâ, Cevşenü’l-Kebîr adl?, baştan sonra binbir ismiyle Rabbimize niyaz edilen, eşsiz bir tefekkür ve tezekkür manzumesi olan kudsî münacata mazhar olduktan sonra, Resul-i Ekrem (a.s.m.) ne yapm?şt?r? En başta, Cevşen, bir kez olsun aç?l?p okunmas?n? imkâns?z k?lan deri veya metal mahfazalar içinde mi ona gelmiştir; yoksa kalbe ilka edilen kudsî mânâlar olarak m?? Resul-i Ekrem (a.s.m.) onu boynuna asarak m? yan?nda taş?m?şt?r, mânâlar?n? kalb ve dimağ?na yazarak m?? Hem, Resul-i Ekrem (a.s.m.) Cevşen’in Cibril (a.s.) taraf?ndan kendisine sunulmas?ndan sonra, gazvelere ç?karken art?k ne z?rh, ne silah almay?p "Bu Cevşen bana yeter" mi demiştir?


    Bu sorular?n cevab?n?n ne olduğunu, siyer kitaplar?ndan kolayl?kla öğreniyoruz. Öncelikle, Cevşenü’l-Kebîr, o ümmî Nebî’ye (a.s.m.) yaz?l? veya bas?l? bir kitap olarak gelmemiştir. Resul-i Ekrem de, bir kul olarakóüstelik, her hareketi ‘en güzel örnek’ diye kaydedilip as?rlar boyu izlenecek bir güzel kul olarakóz?rh? kuşanma gibi, bir kulun sebepler dairesinde ifa etmesi gereken vazifeleri ihmal etmemiştir.


    O halde Cebrail’in "Z?rh? ç?kar, bunu al" sözündeki as?l murad nedir?


    Cevşenü’l-Kebîr’i okurken, insan, bu murad?n ipuçlar?n?, idrakinin elverdiği ölçüde kavramaya başlamaktad?r.


    Bu kudsî münacat, her noktadaki acz ve ihtiyac?m?z karş?s?nda, s?ğ?nma ve başvuru adresi olarak, yaln?zca Rabbü’l-âlemîn’i gösterir. Kendimizin yan?s?ra sair sebeplerin, yani tüm mahluklar?n acizlik ve zay?fl?ğ?n? gözler önüne sererek, bizi, başvurumuza cevap vermeye muktedir doğru adrese sevkeder. Herşeyin O’nun kudret, ilim ve iradesiyle olduğunu; O dilemezse, tüm dünya lehimize gözükse bile bunun bir işe yaramayacağ?n? bildirir.


    O kudsî münacat? okurken, hissederiz ki, biz kendiliğimizden burada değiliz. Tesadüfen de burada değiliz. Hayy-? Kayyum, Faalün limâ yürid, Cemîl-i Zülcelâl olan bir Zât-? Ehad-? Samed’in sanat?y?z. Ve O’nun izin ve kudretiyle yaş?yoruz. Bizi yaşatan, yediğimiz ekmek, içtiğimiz su değil. Keza, z?rh giydiğimiz için savaşta ölmekten kurtuluyor değiliz. Sebepler dairesinde dergâh-? ilahînin kap?s?n? çalma anlam?na gelen fiilî dualarda bulunuruz; ama sonucu, o sebepler perdesinin arkas?nda işgören Müsebbibü’l-Esbab verir. Hayat?m?z? devam ettiren de O’dur; midemizi doyuran da. Kalbimize iman ve ubudiyet gibi manevî g?dalar veren de O’dur; düşmanlar?m?z ve musibetler karş?s?nda bizi koruyan da...


    K?sacas?, z?rh giydiğimiz için ölmüyor değiliz. Z?rh? giyerek yapt?ğ?m?z duaya mukabil, Rabbimiz bizi muhafaza buyurduğu için oklardan ve m?zraklardan azadeyiz.


    Cebrail aleyhisselâm, Resul-i Ekrem’e (a.s.m.) Cevşen’in makam?n?, önemini ve muhtevas?n? belirten o sözü söylerken, asl?nda tüm ümmete bu mesaj? iletmiştir. Bu söz, Cevşen’i hakk?yla okuyun; ve, hadsiz tehlikeler, hastal?klar ve felâketler karş?s?nda merciinizin yaln?z ve yaln?z Rabb-? Rahîm ve Kadîr-i Hakîm olduğunu derkedin, demektedir. Böylece, sebepleri merci tan?maktan; merci bildiğiniz o sebeplerin acizliği ve yetersizliği karş?s?nda aklen, kalben ve ruhen kahrolmaktan kurtulun, demektedir. ?htiyaçlar?n?za karş? meded, düşmanlar?m?za karş? dayanak noktas? olarak O size yeter; Cevşen işte bunu belletir, mesaj?n? vermektedir.


    Yoksa, Cevşen hiç okunmadan, mânâlar? hiç tefekkür ve tezekkür edilmeden saklan?rsa, Rabbimiz bizi gene de koruróher daim korumaktad?r zaten. Her saniye bir kanser hücresinin var olduğu bir bedene; her dakika bir mikrobun içeri girdiği bir vücuda sahip olan bizleri, lenfosit, eritrosit, trombosit.. gibi miniminnac?k maddeleri istihdam ederek koruyagelmiş, bu yaşa kadar yaşatm?şt?r meselâ. Ama bize doğru adresi gösterip şirk ve esbab çukurlar?ndan uzak tutan eşsiz bir kudsî münacat?n tan?tt?ğ? Rabb-? Rahîm’den değil, o münacat?n kendi ‘nesne’sinden medet umuluyorsa, en başta Cevşen’in ders verdiği en birinci hakikat çiğnenmiş olmaktad?r. Bâki bir hayat?n önsözü olacak imanî bir şuurun mübelliği olan o p?rlanta, üç günlük dünya hayat? için sarfedilip heba olunmaktad?r.


    Oysa o ilahî hediye, Rabbimizi binbir ismiyle tan?y?p yaln?z ve ancak O’na yönelerek şu dünya hayat?n? ebedî bir cennetin giriş kap?s? k?lmay? öğretmektedir.


    Metin KARABAŞOĞLU
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 00:01 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Pürheves eb_k - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    188

    Standart



    s a .. yazı cok guzeldı Allah razı olsun...


    yanlız... bı ıstegım olacak... fakultede ıslam tarıhı hocamız cevsenın uhud harbınde Peygamberımıze verılmesı olayının hıc bır sıyer kıtabında gecmedıgını... oyle bır olay olsaydı asıl kendısının bunu bılmesı gerektıgını soyledı.. ve ben hocaya hıc bır sey soyleyemedım cunku bende okudugum sıyer kıtaplarında bu olaya rastlamadım.. hepımız bu olayı bılırız ama olayın anlatıldıgı bana bı kaynak verırsenız cok memnun olurum.. bır daha boyle bır konu gectıgınde sessız kalmak ıstemıyorum.. sımdıden Allah razı olsun..

  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Cevşene Rivâyet yönüyle yap?lan tenkit:
    Bu konudaki tenkit: "Cevşen’in Sünnî kaynaklarda bulunmamas?, Şiîler’ce muteber kabul edilen Kütüb-ü Erbaa’da bulunmas?, bunun uydurma olduğunu gösterir" şeklindeki iddiad?r.

    Cevşen ile ilgili rivâyetlerin, hadîs usûlünde kabul edilen rivayet usulleri ve özellikle hadîsin kabulünü gerektiren mütevâtir, sahih, hasen kategorileri içerisinde olmamas?, Cevşen’in s?hhatine gölge düşürmüştür. Üstelik bunun Musâ el-Kâz?m - Ca’fer es-Sâd?k - Muhammed el-Bâk?r - Zeynelâbidîn - Hz. Hüseyin ve Hz. Ali tarîk?yle Hz. Peygamber’e isnâd edilmesi, yani hep Şiâ’n?n sahip ç?kt?ğ? şahsiyetler yoluyla intikali, Sünnî dünyan?n bu rivayeti göz ard? etme neticesini vermiştir. Yaln?z bu husus, sened tenkidi aç?s?ndan yap?lan bir değerlendirmedir. Bunun ise Cevşen’in mana ve muhtevas?na menfî yönden bir tesirinin olmas? düşünülemez. Ayr?ca, Hz. Ali veya ondan sonraki dönemler içinde ç?kan Sünnî-Şiî ihtilâf? sadece Cevşen değil, say?lamayacak kadar çok sahih hadislerin gerek Sünnî, gerekse Şiî kaynaklar?nda yer almamas?na neden olmuştur. Öyleyse baz?lar?n?n ortaya ç?k?p "Cevşen’in Sünnî kaynaklarda bulunmay?p, sadece, Şiîler’ce muteber kabul edilen Kütüb-ü Erbaa’da bulunmas?, bunun uydurma olduğunu gösterir" demelerinin aklî, mant?kî ve islâmî bir temeli olmasa gerektir. Bu konuda Sünnî ve Şiî dünyas?n?n hadîs usûl kitaplar?, hadîsi kabul (ahz-? hadîs) şartlar? aç?s?ndan incelense ve elde edilen bilgiler ?ş?ğ?nda hadîs kitaplar? mukâyese edilse, karş?m?zda Cevşen örneğinde olduğu gibi birçok sahih hadîsin ç?kacağ? muhakkakt?r. Fakat ne yaz?k ki, Şünnî-Şiî ihtilâf? ve mezhep taassubu bu tür bilgilerin sadece Sünnî veya sadece Şiîler’in mal? olmas?n? sağlam?şt?r.

    Bu konuda son olarak şunu söyleyebiliriz; Gümüşhanevî hazretlerinin Mecmûatü’l-Ahzâb adl? eserinde Cevşen’i nakletmesi ve Bediüzzaman hazretlerinin de bu duây? Mecmûatü’l-Ahzâb’?n içinden ç?kart?p talebelerine vird ü zebân etmelerini emretmesi, bu zatlar?n senet aç?s?ndan yukar?da ifade edilen olumsuzluklara rağmen, bunu kabullendiklerini gösterir.
    Metin tenkidinde bulunanlara da k?saca şöyle diyebiliriz; acaba Cevşen’in metninde Kur’an’a z?t birşey var m?d?r? Hay?r, bilâkis, Bediüzzaman’?n ifadesiyle Cevşen’in Kur’an’a z?t olmas? bir yana, o bizzat Kur’an’dan al?nm?ş bir duâd?r. "Yani, bin bir esmâ-i ilâhiyeye sarîhan ve işâreten bakan ve bir cihette Kur’an’dan ç?kan bir hârika münâcat olan ve marifetullahta terakkî eden bütün âriflerin münâcâtlar?n?n fevkinde bulunan...(bir duad?r)."

    Prof. Dr. Davut Aydüz
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 00:02 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sizce Sabır Nasıl Olmalı, Nasıl Sabretmeliyiz?
    By VbDeSTabe in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 31.07.12, 17:23
  2. Uykumuz Nasıl Olmalı ?
    By alanyali in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 01.12.08, 22:43
  3. Tesettur Nasıl Olmalı???
    By zisangul in forum Fıkıh
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 13.10.08, 11:12
  4. Hal Nasıl Olmalı?
    By zerre06 in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 14.12.07, 12:36
  5. Cevşen'e Nasıl Muhatap Olmalı?
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 23.11.06, 15:23

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0