+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Zina Ayeti ve İletişim Psikolojisi Açısından Tahlili

  1. #1
    Dost son osmanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    KONYA
    Mesajlar
    26

    Standart Zina Ayeti ve İletişim Psikolojisi Açısından Tahlili

    Z?NA AYET? ve ?LET?Ş?M PS?KOLOJ?S? AÇISINDAN TAHL?L?

    Dr.Celalettin Divlekçi

    ?çinde hiçbir şekilde tesadüfe yer olmayan, her kelimenin yerli yerinde ve en güzel şekilde kullan?ld?ğ? Kur'ân-? Kerîm, indiği günden bu yana, kendisini kabul etmeyenlere meydan okumuştur. (Bakara, 2/23; Hud, 11/19)

    Kur'ân-? Kerîm'deki birtak?m ifadelerin dil aç?s?ndan değerlendirilmesi yap?ld?ğ? gibi; sosyolojik ve psikolojik aç?dan da değerlendirilmesi yap?lmal?d?r. Bu gayeyle ?lim ad?na ortaya bir şeyler koymak istenirken Kur'ân'?n ruhuna ters birtak?m tekellüf ve tevillere de gidilmemelidir. Bu konuda Kur'ân-? Kerîm'in kendine has metodolojisi esas al?nmal?, yap?lan değerlendirmeler Arapça dil kâideleri ve dil mant?ğ? içinde kalmal?d?r. Tabii ki, müfessirlerin yorumuna da öncelikle müracaat edilmeli ve onlardan müstağni kal?nmamal?d?r.

    ?şte biz de bu makalede başta Kur'ân-? Kerîm ve Hadis-i Şerifler olmak üzere, müfessirlerin görüşleri, özellikle iletişim psikolojisinin mevzu ile alâkal? verilerinden hareketle, baz? değerlendirmeler yapmaya çal?şacağ?z.

    ÂYET?N SEMANT?K ÖZELL?KLER?

    Dikkat edilirse Kur'ân, mu'cizevî tarzla, "Zinâ yapmay?n!" emri yerine, "Zinâya yaklaşmay?n!" ibaresini kullanarak, değil o kötülük kap?s?ndan içeri girmeyi, kap?ya yaklaşmay? bile menediyor. Çünkü "Zinaya yaklaşmay?n" ifadesi, "Zinâ yapmay?n!" şeklinden daha belîğ, daha aç?kt?r.2 ?nsana, bir şeye "yaklaşma" demek, bir şeyi "yapma" demekten daha te'sirli, daha etkilidir..3 ve "zinâya yaklaşmay?n" deyişi, zinân?n başlang?c? olabilecek dokunma, Öpme, bakma, göz k?rpma gibi insan? zinâya götürecek şeylerden al?koymay? ifade eder.4 Sebeplerine müracaat da, zinây? te'yid eder. Zinâysa, çok kötü bir fiil ve büyük bir günaht?r. Ayr?ca zinâ, gelip geçici bir hevesin perdesini açmas?, neseplerin kar?şmas?, haramlara gidilmesi, başkas?n?n hukukuna tecavüz, aileyi y?kmak suretiyle cemiyet direklerinin y?k?lmas?, anarşinin yay?lmas?, ?zt?rap kap?s?n?n aç?lmas?, ahlâks?z hastal?klar?n yay?lmas? sebebiyle de kötü bir yoldur.5

    Şeyhü'l-?slâm Alûsî de, çocuklar için ölüm olmas? itibariyle demiştir ki: "Zinâ, nesepleri daralt?r, k?s?rlaşt?r?r. Zirâ, nesebi sabit olmayan ölü hükmündedir. 6 Ölülerin ise, ?slâm hukukuna müteallik bahislerde ne kadar girişim, faaliyet ve aktiflikleri olabilir ki?"

    ?LET?Ş?M PS?KOLOJ?S?NE GÖRE

    Mes'ele, iletişim psikolojisi aç?s?ndan ele al?nd?ğ?nda zinâ, âyette "yaklaşmay?n" denilerek işaret edilen birtak?m sessiz ve sesli iletişimlerden sonra ortaya ç?kan kötü neticedir.

    Birbiriyle karş?laşan iki insan, belli bir uzakl?kta, saniyenin yans?ndan daha k?sa bir zaman dilimi içinde, karş?l?kl? olarak birbirlerinin özelliklerini görür. Bilinç uyan?kl?ğ? ve alg?lama ameliyesini de ihtiva eden bu bilgiyi zihnî süreçlerden geçirerek, iletişimin idâmesi için gereken ilk mesaj? gözleriyle verir.7 Böylece "göz göze gelme" ile iletişimin ilk bağlant?s?, köprüsü kurulmuş olur.8 "Göz göze" durumunun sürdürülmesi, iletişimin idâmesine "evet"; gözlerin kaç?r?lmas? ise iletişimin kesildiğini belirleyen "hay?r" mânâs?na gelir."9

    AYET?N TAHL?L?

    Yaratt?ğ? kulunu her yönüyle olduğu gibi, psikolojik ve biyolojik yap?s?yla da çok iyi tan?yan Yüce Allah (Mülk, 67/14); "Ey Nebi! Mü'min erkeklere söyle, gözlerini kapas?nlar, ?rzlar?n? da korusunlar1' (Nur, 24/30) emriyle, zinâya götüren ilk ad?ma mâni olmuştur. Üstelik her iki âyette de (Nur, 24/30,31) ?rzlar?n korunmas?ndan önce, gözlerin sak?nmas? zikredilmiştir. Zira, gözleri sak?nma, ?rz?n korunmas?na götüren bir vesiledir.

    Vesile de, kendisiyle ulaş?labilecek neticeden daha ehemmiyetlidir.10 Hummâ, nas?l ölümün öncüsü, habercisiyse, göz de kalbin öncüsüdür..11 ve yine çoğu şerlerin kap?s?, zinân?n kuryesi ve fücurun da öncüsüdür göz.12

    S?ralanan husûsiyetlerden sonra, Allah-u Teâlâ inanan kullar?na, gözlerini haramdan sak?nmalar?n?, ancak kendisine bakmay? mübah k?ld?klar?na bakmalar?n?, gözlerini mahrem şeylerden sak?nmalar?n? emrediyor. Şayet kas?ts?z olarak göz bir harama tesadüfi ilişirse, gözünü hemen ondan çevirmelidir. 13 Abdullah b. Büreyde (ra) babas?ndan rivayetle: "Resûlullah (sav), Hz. Ali'ye (ra) şöyle dedi: Ey Ali! Bak?şlar bak?şlar? takip etmesin. Birinci bak?ş senin, diğeri ise senin değildir."14 Bir diğer hadîsde: "Meymune ve Ummü Seleme (r. anhüma) Resûlullah (sav)'in yan?ndayken ?bn Ummü Mektum bize doğru yöneldi ve Resûlullah (sav)'in yan?na geldi. Bu hâdise, biz örtünmekle emrolunduktan sonrayd?. Resûlullah (sav), 'yüzünüzü ondan gizleyin' dedi. 'Ey Allah'?n

    Resûlü, o âmâ değil mi; ne bizi görür ne de tan?yabilir' dedim. Resûlullah (sav) 'Hadi o âmâ.. ya siz ikiniz görmüyor musunuz?' 15 ikaz?nda bulunmuştur. Bir başka zaman da, gözlere ait bu meseleyi en veciz şekliyle ortaya koyarak "... gözler de zinâ eder. Gözün zinâs? harama bakmakt?r" 16 buyurmuştur.

    B?R D?ĞER AYET

    Mevzuyla alâkal? âyetin ikincisinde (Nur, 24/31), zînetlerin de örtülmesi isteniyor. O halde bu zînetleri açmak bile menhî olunca, bunlar?n mahallî olan bedeni açmak evleviyetle nehyedilmiş olur. Yani "Bedenleri açmak şöyle dursun, üzerindeki zînetleri bile açmas?nlar" demektir. Maamâfîh bir k?s?m ulemâ, burada zînetten murad?n, zînet mahalli olduğuna kâil olmuşlard?r. 17 Hanefî mezhebinden olan Nesefî de bu mahalleri aç?klayarak, "Zînet yerleri ise; baş, kulak, boyun, göğüs, pazular, kollar ve bacaklard?r" der. 18

    SESS?Z ?LET?Ş?M

    Gözün kendisi başl?baş?na bir mesaj kaynağ?d?r. Bir kimse gözünüze bak?yorsa, size ilgi duyuyor demektir. Göz ilişkisi kurulduktan sonra ise yavaş yavaş diğer ilişkiler kurulur.19 ?şte bu noktada ikinci safha olan "sözlü iletişim" ortaya ç?kar. Bu, ya iki taraftan birinin iletişime başlamas?, ya da üçüncü bir kişinin araya girip sözlü iletişimi başlatmas?yla olur.20 Sesli iletişimde, konuşmalar?n muhtevâs?n?n, hatta ses tonunun zaman zaman cinsî mesajlar verdiği görülür. Aynca sesimizin tonu bir kimseye karş? nas?l duygular içinde olduğumuzu ifade eder.21 Bu ise, ses tonuyla da birtak?m cinsî mesajlar verilebileceğini, dolay?s?yla sesin zinâya bir basamak teşkil ettiğini gösterir.22

    Öfke, hoşnutsuzluk, sevgi, şefkât, heyecan, sinsice ve aldat?c? bir durum 23 gibi farkl? duygulan kolayl?kla ifade edebilen ses tonunun -istenildiğinde- cinsî istek uyand?rabilmesi garip karş?lanmamal?d?r.24 Bu yüzden yüce dînimiz ?slâm, yabanc? erkeklere karş? kad?nlar?n, kad?nl?ğa has yumuşak bir ses tonu kullanmalar?n? yasaklam?şt?r.25 Hatta Kur'ân-? Kerîm'de, yanl?ş bir mesaj verebilecek, yanl?ş anlaş?lacak veya dikkatleri kendisine çekebilecek birtak?m sesler ç?karmaktan dahi kad?nlar menedilmiştir (Nûr, 24/31). Kur'ân'?n en büyük müfessiri Peygamber Efendimiz (sav), bu safhaya işaret eden vecîz cümleleriyle "... dilin de zinâs? vard?r, dilin zinâs? konuşmakt?r. Kulağ?n da zinâs? vard?r, kulağ?n zinâs? ise dinlemektir" 26 buyurur.

    Ayn? hadîste Peygamber Efendimiz (sav); "... ellerin de zinâs? vard?r, ellerin zinâs? tutmakt?r" beyan?n?n ilk merhalesi ise tokalaşmakla başlar. Deride birtak?m al?c?lar ve uyar?c?lar vard?r. Bu al?c?lar değişik deri yüzeylerinde farkl? yay?lma göstererek, al?c?lar?n yoğunluk kazand?ğ? belli bölgeler ortaya ç?kar. Meselâ, dokunma duyusunun al?c?lar? el parmaklar?n?n uçlar?nda yoğunlaşm?şt?r.27 Bu aç?dan el s?k?şma, iki insan?n dokunma duyular?n?n en hassas olduğu uzuvlar?n birbirleriyle temas etmesi demektir. El s?k?şma mesaj olarak şu anlam? verir: ''Seninle dostça iletişim kurmak istiyorum." Karş? taraf elini uzat?rsa "Ben de bunu kabul ediyorum" demektir.28 Çeşitli istismar ve fikirlere aç?k olan bu davran?ştan (erkek-kadm tokalaşmas?), Peygamber Efendimiz (sav) şiddetle sak?narak, müzminlerin bu hususta almas? gereken tavr? ortaya koymuştur. 29

    Yukar?da k?s?mlar halinde geçen hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) bütün bu fiillere zinâ demiştir.. zira bütün bu fiiller insan? zinâya götürebilir.30

    ?SLÂM HUKUKUNA GÖRE

    Zinâya aç?k bütün fiiller yasakland?ktan sonra, ?slâm hukuku zinâ cürmünü, âmme menfaatine, şahsiyetine tecavüz kabul ederek ona göre cezaland?r?r.. ve işlenmemesi için cezaî müeyyidelerini ağ?rlaşt?r?r. Hakîkaten de zinâ cürmü, aile nizâm?n? kökünden sarsar ve tehdit eder. Aile ise cemiyetin temelidir. Eğer böyle bir cürüm serbest hale gelirse fuhuş son derece yay?l?r, bu durum ailenin çöküşüne, cemiyetin bozulmas?na, nesillerin yozlaşmas?na yol açar. Halbuki ?slâm hukuku, cemiyetin bekâs?n? her şeyin üstünde tutar ve buna son derece önem verir. 31

    Binâenaleyh ?slâm hukuku zinây?, korkulu neticelerinden sak?nd?rmak ve cemiyeti korumak için en ağ?r şekilde cezaland?rm?ş ve zinân?n her nev'ini yasaklam?şt?r. Hatta evli kişilerin zinâs? halinde onun yaşamas?n? hiç de uygun bulmam?ş, onu en kötü bir örnek saym?şt?r ki, ?slâm'da kötü örneklerin hayat hakk? yoktur.32

    Fakihler, zinâ eden bekâr-hür kimseye, ister erkek olsun, ister kad?n olsun, yüz sopa vurulacağ? üzerinde ittifak etmişlerdir.33 Zira Allah Teâlâ "Zinâ eden kad?n ve erkeğin herbirine yüzer değnek vurun. Allah ve âhiret gününe inan?yorsan?z, Allah'?n dini konusunda o ikisine ac?may?n?z. Onlar?n ceza görmesine, inananlardan da bir topluluk şâhid olsun" (Nûr, 24/2) buyurmuştur.

    Çeşitli deliller getirerek ister erkek, ister kad?n olsun, evli olan?n da zinâ ettiği zaman recm edileceğine dair fakihler ittifak etmişlerdir.34

    Recmin de dahil olduğu had cezas? ise iki şeyle sabit olur: ?krar (zinâ edenin söyleyip kabul etmesi) ve şahitler (4 erkek).35 Ceza verilmesinin şartlar? da: 1- Ak?ll? olmak, 2- Bülûğa ermiş olmak, 3- ?htiyar (seçme), 4- Haram olduğunu bilmektir.36

    NET?CE

    Görülüyor ki, ?slâm, bu kötü yolun her bir merhalesinde insan?n karş?s?na ç?k?yor, bu çirkin fiilden onlar? uzaklaşt?rmaya çal?şarak, meşrû bir atmosferde ve iffet s?n?rlar? içinde yaşamalar?n? tavsiye ediyor.

    Yine de, sistem ne kadar güçlü, getirdiği kanunlar ne derece muhkem olursa olsun, fert o sistem ve kanunlar? kabul edecek vicdan duruluğuna ulaşt?r?lmam?şsa, çok fazla birşey halledilmiş say?lmaz. Onun için düsturlar?n çok sağlam ve muhkem olmas? yan?nda, fertler de bu düsturlar? yerine getirecek seviyede yetiştirilmeli ve vicdanlar? da dupduru hale getirilmelidir ki, teklif ve tavsiyeler havada kalmas?n. Kur'ân birçok ayetiyle insan?, "Nerede, ne zaman ve ne yaparsan yap, mutlaka Cenâb-? Hakk'?n murâkabesi alt?ndas?n" noktas?na çekerek bütün davran?şlar?n? böyle bir atmosfer alt?nda plânlamaya ve yaşamaya şartland?r?r.37

    Bu mevzuda her şahsa yüklenen vazife ise, hayat?n? ilâhî emirlere göre şekillendirmesi, onlara harfiyyen uyarak yaşamas? ve imkân nisbetinde etraf?n? haberdar edip ayd?nlatmas?d?r. Elektrik devresindeki anahtar?n kapal? olmas?yla ak?m? kesmesi, aç?k olmas?yla ak?m? temin etmesi gibi; kişi, Hakk'? ve sabr? tavsiyede sükût ederek ilâhî devreyi kesmemeli, bildiklerini dili, tavr?, kalemi vb. ile aktarmal? ve ilâhî tayflar? ink?taya uğratmamal?d?r.



    KAYNAKLAR

    1 Bkz. M. Fuad Abdülbâki, el-Mu'cemü'l-Müfehres li Elfazi'l-Kur'ân, II, bask?, 1988 Kahire, s. 686.
    2 el-Kurtubî, el-Câmiu'li-Ahkâmi'l-Kurân, el-Mektebetü'l-Arabiyye, Kâhire 1967,10/253.
    3 Fahruddin Râzî, Mefatîhu'l-Ğayb, I, Bask?, el-Matbaatü'l-Behiyyetü'l-M?sr?yye, Kâhire 1938,19-20/197.
    4 es-Sâbûnî, Safvetü't-Tefâsîr, Dersaadet Yay. 2/159.
    5 Vehbe ez-Zuhaylî, Tefsiru'l-Münir, 15/69.
    6 Âlûsî, Ruhu'l-Meânî, Daru'l-Fikr, 8/67.
    7 Özcan Köknel, ?nsan? Anlamak, III, bask?, Alt?n Kitaplar Yay. ?stanbul 1987. s. 84.
    8 A.g.e.. 83; Bekir Topaloğlu, ?slâm'da Kad?n, s. 206.
    9 Özcan Köknel, a.g.e.. 84.
    10 eş-Şevkânî, Fethu'l-Kadîr, 4/22-23.
    11 el-Kurtubî, a.g.e, 12/227.
    12 Âlûsî, a.g.e.. 9/139.
    13 ?bn Kesir, Hadislerle Kurân-f Kerîm Tefsiri (Terc. Dr. Bekir Karl?ğa, Dr. Bedreddin Çetiner), 11/5856; et-Taberî, Câmiu'l-Beyân, 10/116.
    14 Ebû Davud, Kitabu'n-Nikâh, 246/2149.
    15 Ebû Davud, Kitabu'l-Libas, 63-64/4112.
    16 Müslim, Kader/20.
    17 E. Hamdi Yaz?r, Hak Dîni Kur'ân Dili, Eser 4.. 5/3504; Said Havva, el-Esas fi'l-Tefsir (Trc. M. Beşir Eryarsoy) Şamil Yay. ?stanbul, 1991,10/32.
    18 Nesefî, Tefsir, 3/140; ?st. 1984, Kahraman Yay.
    19 Doğan Cüceloğlu, ?nsan ?nsana, As Matb. ?stanbul 1987,159.
    20 Özcan Köknel, a.g.e.. 85.
    21 Doğan Cüceloğlu, ?nsan ve Davran?ş?, Remzi Kitabevi, ?stanbul 1991,272.
    22 Bekir Topaloğlu, a.g.e.. 210.
    23 J. Brun Ros, Hatiplik Sanat?, (Çv. Nazife Müren), ?stanbul 1973, 30.
    24 Bekir Topaloğlu, a.g.e.. 209.
    25 el-Cassâs, Ahkâmu'l-Kur'ân, Tahkik: M. es-Sâd?k Kamhâvî, Daru'l-Mushaf, Kâhire, 5/229; es-Sabûnî, Ahkâmu'l-Kur'ân, Daru ?hyai't-Türasi'l-Arabî, 2/151,167.
    26 Ebû Dâvûd, Kitabu'n-Nikâh/44.
    27 Özcan Köknel, a.g.e.. 223.
    28 A.g.e.. 70.
    29 Buharî, Suru' 1; Yabanc? Kad?nla Tokalaşma için bkz. es-Sabûnî, a.g.e.. 2/565-566.
    30 Aynî, Umdetü'l-Karî, M?s?r 1972,18/296; el-Kastalanî, ?rşadu's-Sârî, Daru'l-Fikr, Beyrut 1990,13/238.
    31- Abdü'l-Kadir Udeh, Mukayeseli ?slâm Hukuku ve Beşerî Hukuk, 4/18. (Terc. Prof. Dr. Ali Şafak, Ank. 1991, Rehber)
    32 A.g.e..4/19.
    33 Seyyid Sab?k, F?khu's-Sünne (Trc. Mehmet Y?lmaz], P?nar Yay. ?stanbul 1988, 4/242.
    34 Seyyid Sab?k, a.g.e.. 4/243.
    35 A.g.e.. 4/250,
    36 A.g.e, 4/249.
    37 Akademi 171, Zaman Gazetesi, 19 Aral?k 1993.

  2. #2
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post

    Paylaşım için teşekkürler...

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  3. #3
    Dost mağdur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    1

    Standart

    Alıntı son osmanlı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ZİNA AYETİ ve İLETİŞİM PSİKOLOJİSİ AÇISINDAN TAHLİLİ

    Dr.Celalettin Divlekçi

    İçinde hiçbir şekilde tesadüfe yer olmayan, her kelimenin yerli yerinde ve en güzel şekilde kullanıldığı Kur'ân-ı Kerîm, indiği günden bu yana, kendisini kabul etmeyenlere meydan okumuştur. (Bakara, 2/23; Hud, 11/19)

    Kur'ân-ı Kerîm'deki birtakım ifadelerin dil açısından değerlendirilmesi yapıldığı gibi; sosyolojik ve psikolojik açıdan da değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu gayeyle İlim adına ortaya bir şeyler koymak istenirken Kur'ân'ın ruhuna ters birtakım tekellüf ve tevillere de gidilmemelidir. Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm'in kendine has metodolojisi esas alınmalı, yapılan değerlendirmeler Arapça dil kâideleri ve dil mantığı içinde kalmalıdır. Tabii ki, müfessirlerin yorumuna da öncelikle müracaat edilmeli ve onlardan müstağni kalınmamalıdır.

    İşte biz de bu makalede başta Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerifler olmak üzere, müfessirlerin görüşleri, özellikle iletişim psikolojisinin mevzu ile alâkalı verilerinden hareketle, bazı değerlendirmeler yapmaya çalışacağız.

    ÂYETİN SEMANTİK ÖZELLİKLERİ

    Dikkat edilirse Kur'ân, mu'cizevî tarzla, "Zinâ yapmayın!" emri yerine, "Zinâya yaklaşmayın!" ibaresini kullanarak, değil o kötülük kapısından içeri girmeyi, kapıya yaklaşmayı bile menediyor. Çünkü "Zinaya yaklaşmayın" ifadesi, "Zinâ yapmayın!" şeklinden daha belîğ, daha açıktır.2 İnsana, bir şeye "yaklaşma" demek, bir şeyi "yapma" demekten daha te'sirli, daha etkilidir..3 ve "zinâya yaklaşmayın" deyişi, zinânın başlangıcı olabilecek dokunma, Öpme, bakma, göz kırpma gibi insanı zinâya götürecek şeylerden alıkoymayı ifade eder.4 Sebeplerine müracaat da, zinâyı te'yid eder. Zinâysa, çok kötü bir fiil ve büyük bir günahtır. Ayrıca zinâ, gelip geçici bir hevesin perdesini açması, neseplerin karışması, haramlara gidilmesi, başkasının hukukuna tecavüz, aileyi yıkmak suretiyle cemiyet direklerinin yıkılması, anarşinin yayılması, ıztırap kapısının açılması, ahlâksız hastalıkların yayılması sebebiyle de kötü bir yoldur.5

    Şeyhü'l-İslâm Alûsî de, çocuklar için ölüm olması itibariyle demiştir ki: "Zinâ, nesepleri daraltır, kısırlaştırır. Zirâ, nesebi sabit olmayan ölü hükmündedir. 6 Ölülerin ise, İslâm hukukuna müteallik bahislerde ne kadar girişim, faaliyet ve aktiflikleri olabilir ki?"

    İLETİŞİM PSİKOLOJİSİNE GÖRE

    Mes'ele, iletişim psikolojisi açısından ele alındığında zinâ, âyette "yaklaşmayın" denilerek işaret edilen birtakım sessiz ve sesli iletişimlerden sonra ortaya çıkan kötü neticedir.

    Birbiriyle karşılaşan iki insan, belli bir uzaklıkta, saniyenin yansından daha kısa bir zaman dilimi içinde, karşılıklı olarak birbirlerinin özelliklerini görür. Bilinç uyanıklığı ve algılama ameliyesini de ihtiva eden bu bilgiyi zihnî süreçlerden geçirerek, iletişimin idâmesi için gereken ilk mesajı gözleriyle verir.7 Böylece "göz göze gelme" ile iletişimin ilk bağlantısı, köprüsü kurulmuş olur.8 "Göz göze" durumunun sürdürülmesi, iletişimin idâmesine "evet"; gözlerin kaçırılması ise iletişimin kesildiğini belirleyen "hayır" mânâsına gelir."9

    AYETİN TAHLİLİ

    Yarattığı kulunu her yönüyle olduğu gibi, psikolojik ve biyolojik yapısıyla da çok iyi tanıyan Yüce Allah (Mülk, 67/14); "Ey Nebi! Mü'min erkeklere söyle, gözlerini kapasınlar, ırzlarını da korusunlar1' (Nur, 24/30) emriyle, zinâya götüren ilk adıma mâni olmuştur. Üstelik her iki âyette de (Nur, 24/30,31) ırzların korunmasından önce, gözlerin sakınması zikredilmiştir. Zira, gözleri sakınma, ırzın korunmasına götüren bir vesiledir.

    Vesile de, kendisiyle ulaşılabilecek neticeden daha ehemmiyetlidir.10 Hummâ, nasıl ölümün öncüsü, habercisiyse, göz de kalbin öncüsüdür..11 ve yine çoğu şerlerin kapısı, zinânın kuryesi ve fücurun da öncüsüdür göz.12

    Sıralanan husûsiyetlerden sonra, Allah-u Teâlâ inanan kullarına, gözlerini haramdan sakınmalarını, ancak kendisine bakmayı mübah kıldıklarına bakmalarını, gözlerini mahrem şeylerden sakınmalarını emrediyor. Şayet kasıtsız olarak göz bir harama tesadüfi ilişirse, gözünü hemen ondan çevirmelidir. 13 Abdullah b. Büreyde (ra) babasından rivayetle: "Resûlullah (sav), Hz. Ali'ye (ra) şöyle dedi: Ey Ali! Bakışlar bakışları takip etmesin. Birinci bakış senin, diğeri ise senin değildir."14 Bir diğer hadîsde: "Meymune ve Ummü Seleme (r. anhüma) Resûlullah (sav)'in yanındayken İbn Ummü Mektum bize doğru yöneldi ve Resûlullah (sav)'in yanına geldi. Bu hâdise, biz örtünmekle emrolunduktan sonraydı. Resûlullah (sav), 'yüzünüzü ondan gizleyin' dedi. 'Ey Allah'ın

    Resûlü, o âmâ değil mi; ne bizi görür ne de tanıyabilir' dedim. Resûlullah (sav) 'Hadi o âmâ.. ya siz ikiniz görmüyor musunuz?' 15 ikazında bulunmuştur. Bir başka zaman da, gözlere ait bu meseleyi en veciz şekliyle ortaya koyarak "... gözler de zinâ eder. Gözün zinâsı harama bakmaktır" 16 buyurmuştur.

    BİR DİĞER AYET

    Mevzuyla alâkalı âyetin ikincisinde (Nur, 24/31), zînetlerin de örtülmesi isteniyor. O halde bu zînetleri açmak bile menhî olunca, bunların mahallî olan bedeni açmak evleviyetle nehyedilmiş olur. Yani "Bedenleri açmak şöyle dursun, üzerindeki zînetleri bile açmasınlar" demektir. Maamâfîh bir kısım ulemâ, burada zînetten muradın, zînet mahalli olduğuna kâil olmuşlardır. 17 Hanefî mezhebinden olan Nesefî de bu mahalleri açıklayarak, "Zînet yerleri ise; baş, kulak, boyun, göğüs, pazular, kollar ve bacaklardır" der. 18

    SESSİZ İLETİŞİM

    Gözün kendisi başlıbaşına bir mesaj kaynağıdır. Bir kimse gözünüze bakıyorsa, size ilgi duyuyor demektir. Göz ilişkisi kurulduktan sonra ise yavaş yavaş diğer ilişkiler kurulur.19 İşte bu noktada ikinci safha olan "sözlü iletişim" ortaya çıkar. Bu, ya iki taraftan birinin iletişime başlaması, ya da üçüncü bir kişinin araya girip sözlü iletişimi başlatmasıyla olur.20 Sesli iletişimde, konuşmaların muhtevâsının, hatta ses tonunun zaman zaman cinsî mesajlar verdiği görülür. Aynca sesimizin tonu bir kimseye karşı nasıl duygular içinde olduğumuzu ifade eder.21 Bu ise, ses tonuyla da birtakım cinsî mesajlar verilebileceğini, dolayısıyla sesin zinâya bir basamak teşkil ettiğini gösterir.22

    Öfke, hoşnutsuzluk, sevgi, şefkât, heyecan, sinsice ve aldatıcı bir durum 23 gibi farklı duygulan kolaylıkla ifade edebilen ses tonunun -istenildiğinde- cinsî istek uyandırabilmesi garip karşılanmamalıdır.24 Bu yüzden yüce dînimiz İslâm, yabancı erkeklere karşı kadınların, kadınlığa has yumuşak bir ses tonu kullanmalarını yasaklamıştır.25 Hatta Kur'ân-ı Kerîm'de, yanlış bir mesaj verebilecek, yanlış anlaşılacak veya dikkatleri kendisine çekebilecek birtakım sesler çıkarmaktan dahi kadınlar menedilmiştir (Nûr, 24/31). Kur'ân'ın en büyük müfessiri Peygamber Efendimiz (sav), bu safhaya işaret eden vecîz cümleleriyle "... dilin de zinâsı vardır, dilin zinâsı konuşmaktır. Kulağın da zinâsı vardır, kulağın zinâsı ise dinlemektir" 26 buyurur.

    Aynı hadîste Peygamber Efendimiz (sav); "... ellerin de zinâsı vardır, ellerin zinâsı tutmaktır" beyanının ilk merhalesi ise tokalaşmakla başlar. Deride birtakım alıcılar ve uyarıcılar vardır. Bu alıcılar değişik deri yüzeylerinde farklı yayılma göstererek, alıcıların yoğunluk kazandığı belli bölgeler ortaya çıkar. Meselâ, dokunma duyusunun alıcıları el parmaklarının uçlarında yoğunlaşmıştır.27 Bu açıdan el sıkışma, iki insanın dokunma duyularının en hassas olduğu uzuvların birbirleriyle temas etmesi demektir. El sıkışma mesaj olarak şu anlamı verir: ''Seninle dostça iletişim kurmak istiyorum." Karşı taraf elini uzatırsa "Ben de bunu kabul ediyorum" demektir.28 Çeşitli istismar ve fikirlere açık olan bu davranıştan (erkek-kadm tokalaşması), Peygamber Efendimiz (sav) şiddetle sakınarak, müzminlerin bu hususta alması gereken tavrı ortaya koymuştur. 29

    Yukarıda kısımlar halinde geçen hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) bütün bu fiillere zinâ demiştir.. zira bütün bu fiiller insanı zinâya götürebilir.30

    İSLÂM HUKUKUNA GÖRE

    Zinâya açık bütün fiiller yasaklandıktan sonra, İslâm hukuku zinâ cürmünü, âmme menfaatine, şahsiyetine tecavüz kabul ederek ona göre cezalandırır.. ve işlenmemesi için cezaî müeyyidelerini ağırlaştırır. Hakîkaten de zinâ cürmü, aile nizâmını kökünden sarsar ve tehdit eder. Aile ise cemiyetin temelidir. Eğer böyle bir cürüm serbest hale gelirse fuhuş son derece yayılır, bu durum ailenin çöküşüne, cemiyetin bozulmasına, nesillerin yozlaşmasına yol açar. Halbuki İslâm hukuku, cemiyetin bekâsını her şeyin üstünde tutar ve buna son derece önem verir. 31

    Binâenaleyh İslâm hukuku zinâyı, korkulu neticelerinden sakındırmak ve cemiyeti korumak için en ağır şekilde cezalandırmış ve zinânın her nev'ini yasaklamıştır. Hatta evli kişilerin zinâsı halinde onun yaşamasını hiç de uygun bulmamış, onu en kötü bir örnek saymıştır ki, İslâm'da kötü örneklerin hayat hakkı yoktur.32

    Fakihler, zinâ eden bekâr-hür kimseye, ister erkek olsun, ister kadın olsun, yüz sopa vurulacağı üzerinde ittifak etmişlerdir.33 Zira Allah Teâlâ "Zinâ eden kadın ve erkeğin herbirine yüzer değnek vurun. Allah ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayınız. Onların ceza görmesine, inananlardan da bir topluluk şâhid olsun" (Nûr, 24/2) buyurmuştur.

    Çeşitli deliller getirerek ister erkek, ister kadın olsun, evli olanın da zinâ ettiği zaman recm edileceğine dair fakihler ittifak etmişlerdir.34

    Recmin de dahil olduğu had cezası ise iki şeyle sabit olur: İkrar (zinâ edenin söyleyip kabul etmesi) ve şahitler (4 erkek).35 Ceza verilmesinin şartları da: 1- Akıllı olmak, 2- Bülûğa ermiş olmak, 3- İhtiyar (seçme), 4- Haram olduğunu bilmektir.36

    NETİCE

    Görülüyor ki, İslâm, bu kötü yolun her bir merhalesinde insanın karşısına çıkıyor, bu çirkin fiilden onları uzaklaştırmaya çalışarak, meşrû bir atmosferde ve iffet sınırları içinde yaşamalarını tavsiye ediyor.

    Yine de, sistem ne kadar güçlü, getirdiği kanunlar ne derece muhkem olursa olsun, fert o sistem ve kanunları kabul edecek vicdan duruluğuna ulaştırılmamışsa, çok fazla birşey halledilmiş sayılmaz. Onun için düsturların çok sağlam ve muhkem olması yanında, fertler de bu düsturları yerine getirecek seviyede yetiştirilmeli ve vicdanları da dupduru hale getirilmelidir ki, teklif ve tavsiyeler havada kalmasın. Kur'ân birçok ayetiyle insanı, "Nerede, ne zaman ve ne yaparsan yap, mutlaka Cenâb-ı Hakk'ın murâkabesi altındasın" noktasına çekerek bütün davranışlarını böyle bir atmosfer altında plânlamaya ve yaşamaya şartlandırır.37

    Bu mevzuda her şahsa yüklenen vazife ise, hayatını ilâhî emirlere göre şekillendirmesi, onlara harfiyyen uyarak yaşaması ve imkân nisbetinde etrafını haberdar edip aydınlatmasıdır. Elektrik devresindeki anahtarın kapalı olmasıyla akımı kesmesi, açık olmasıyla akımı temin etmesi gibi; kişi, Hakk'ı ve sabrı tavsiyede sükût ederek ilâhî devreyi kesmemeli, bildiklerini dili, tavrı, kalemi vb. ile aktarmalı ve ilâhî tayfları inkıtaya uğratmamalıdır.



    KAYNAKLAR

    1 Bkz. M. Fuad Abdülbâki, el-Mu'cemü'l-Müfehres li Elfazi'l-Kur'ân, II, baskı, 1988 Kahire, s. 686.
    2 el-Kurtubî, el-Câmiu'li-Ahkâmi'l-Kurân, el-Mektebetü'l-Arabiyye, Kâhire 1967,10/253.
    3 Fahruddin Râzî, Mefatîhu'l-Ğayb, I, Baskı, el-Matbaatü'l-Behiyyetü'l-Mısrıyye, Kâhire 1938,19-20/197.
    4 es-Sâbûnî, Safvetü't-Tefâsîr, Dersaadet Yay. 2/159.
    5 Vehbe ez-Zuhaylî, Tefsiru'l-Münir, 15/69.
    6 Âlûsî, Ruhu'l-Meânî, Daru'l-Fikr, 8/67.
    7 Özcan Köknel, İnsanı Anlamak, III, baskı, Altın Kitaplar Yay. İstanbul 1987. s. 84.
    8 A.g.e.. 83; Bekir Topaloğlu, İslâm'da Kadın, s. 206.
    9 Özcan Köknel, a.g.e.. 84.
    10 eş-Şevkânî, Fethu'l-Kadîr, 4/22-23.
    11 el-Kurtubî, a.g.e, 12/227.
    12 Âlûsî, a.g.e.. 9/139.
    13 İbn Kesir, Hadislerle Kurân-f Kerîm Tefsiri (Terc. Dr. Bekir Karlığa, Dr. Bedreddin Çetiner), 11/5856; et-Taberî, Câmiu'l-Beyân, 10/116.
    14 Ebû Davud, Kitabu'n-Nikâh, 246/2149.
    15 Ebû Davud, Kitabu'l-Libas, 63-64/4112.
    16 Müslim, Kader/20.
    17 E. Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'ân Dili, Eser 4.. 5/3504; Said Havva, el-Esas fi'l-Tefsir (Trc. M. Beşir Eryarsoy) Şamil Yay. İstanbul, 1991,10/32.
    18 Nesefî, Tefsir, 3/140; İst. 1984, Kahraman Yay.
    19 Doğan Cüceloğlu, İnsan İnsana, As Matb. İstanbul 1987,159.
    20 Özcan Köknel, a.g.e.. 85.
    21 Doğan Cüceloğlu, İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İstanbul 1991,272.
    22 Bekir Topaloğlu, a.g.e.. 210.
    23 J. Brun Ros, Hatiplik Sanatı, (Çv. Nazife Müren), İstanbul 1973, 30.
    24 Bekir Topaloğlu, a.g.e.. 209.
    25 el-Cassâs, Ahkâmu'l-Kur'ân, Tahkik: M. es-Sâdık Kamhâvî, Daru'l-Mushaf, Kâhire, 5/229; es-Sabûnî, Ahkâmu'l-Kur'ân, Daru İhyai't-Türasi'l-Arabî, 2/151,167.
    26 Ebû Dâvûd, Kitabu'n-Nikâh/44.
    27 Özcan Köknel, a.g.e.. 223.
    28 A.g.e.. 70.
    29 Buharî, Suru' 1; Yabancı Kadınla Tokalaşma için bkz. es-Sabûnî, a.g.e.. 2/565-566.
    30 Aynî, Umdetü'l-Karî, Mısır 1972,18/296; el-Kastalanî, İrşadu's-Sârî, Daru'l-Fikr, Beyrut 1990,13/238.
    31- Abdü'l-Kadir Udeh, Mukayeseli İslâm Hukuku ve Beşerî Hukuk, 4/18. (Terc. Prof. Dr. Ali Şafak, Ank. 1991, Rehber)
    32 A.g.e..4/19.
    33 Seyyid Sabık, Fıkhu's-Sünne (Trc. Mehmet Yılmaz], Pınar Yay. İstanbul 1988, 4/242.
    34 Seyyid Sabık, a.g.e.. 4/243.
    35 A.g.e.. 4/250,
    36 A.g.e, 4/249.
    37 Akademi 171, Zaman Gazetesi, 19 Aralık 1993.
    Arkadaşlar yukardaki yazının yazarı benim. Bu yazı Yeniümit Dergisinde bana sorulmadan yapılan ve orjinalini bozmaya varan bir takım tasarruflarla yayınlandığı için bir sonraki sayının en arka sayfasında bana aidiyeti tarafımdan tekzip edilmiştir. İyi niyetli arkadaşların bu tavırlarından dolayı müteşekkirim ama ortada bu türden bir rıza sorunu var. lütfen ya yazıyı kaldırın veya yazar ismine yeniümit deyin, bu bir kul hakkı meselesidir.

  4. #4
    Dost Doğrucu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Yaş
    31
    Mesajlar
    8

    Standart

    Alıntı mağdur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaşlar yukardaki yazının yazarı benim. Bu yazı Yeniümit Dergisinde bana sorulmadan yapılan ve orjinalini bozmaya varan bir takım tasarruflarla yayınlandığı için bir sonraki sayının en arka sayfasında bana aidiyeti tarafımdan tekzip edilmiştir. İyi niyetli arkadaşların bu tavırlarından dolayı müteşekkirim ama ortada bu türden bir rıza sorunu var. lütfen ya yazıyı kaldırın veya yazar ismine yeniümit deyin, bu bir kul hakkı meselesidir.
    Bu arkadaşınkine benzer bir durum benim de başıma gelmişti.Eğer dedikleri doğruysa-ki doğru olduğunu düşünüyorum- ortada ciddi bir kul hakkı ihlali vardır.Araştırmak ve haklının hakkını vermek gerekir.Selam ve dua ile..

  5. #5
    Gayyur KL571GD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Istanbul
    Mesajlar
    100

    Standart

    Allah raz? ola...

  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    ?man,hayata hayat olmas? ve inkişaf etmesi,bu noktada ççok önemli olsa gerek..
    Z?naya yaklaşmay?n..daki emir,ve zinaya götüren ad?mlardan bir bir uzaklaşmak hatta onlar?n ne olduğunu''Farketmek'' ona göre tedbir almak,iman? noktada ve takva noktas?nda büyük bir cihadd?r.Hele ki bu zamanda...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kadın Psikolojisi
    By sliha87 in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.08.19, 12:06
  2. Orucun, İnsanın Aczini Anlaması Açısından Faydaları
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.08.11, 13:52
  3. Zina mıdır?
    By murattt in forum Fıkıh
    Cevaplar: 80
    Son Mesaj: 02.12.08, 08:50
  4. Ene Psikolojisi
    By yakaza in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.09.08, 17:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0