+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Başarısızlık ya da Yeterince İyi Biri Olamamak

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Başarısızlık ya da Yeterince İyi Biri Olamamak

    Başarısızlık ya da Yeterince İyi Biri Olamamak


    İnsanların kabul edilme ve tanınma ihtiyaçları var.

    Bilinme, varlığının farkına varılması, hissedilmesi, bunun ifade edilmesi insanın fıtrî bir ihtiyacı olarak görünüyor.

    Bunları yaşayamayan insan bu gezegende var iken ‘yokluk duygusu’ yaşıyor.


    Yokluk duygusu da insanda derin acılar uyandırıyor. İnsanın fiziksel olarak şu gezegende var olması yetmiyor. Varlığının tanınması da gerekiyor.



    Bu fıtrî ihtiyacın nasıl ve hangi yolla temin edileceği konusunda Avrupa medeniyeti ile Kur’ân medeniyeti arasında belirgin bir farklılık açığa çıkıyor.


    Avrupa medeniyetinde kabul görme, tanınma, bilinme ihtiyacı için tek yol toplumsal grup tarafından tanınabilecek ‘birşey olmak,’ yani ‘başarılı biri olmak’ olarak gösteriliyor.

    Başarılı iseniz kabul göreceksiniz, kabul görünce de var olduğunuzu anlayacaksınız anlayışı her halde empoze ediliyor.

    Bu yüzden kendiliğin sunumu büyük önem kazanıyor.

    Bu ihtiyacı doyurmak için çok çalışmak gerekiyor. Ama toplumsal kültür bunun tedavül değerini birden değiştiriyor. ‘İyi birşey’ olabilmeyi başarmak için, iyi ahlâklı, duyarlı, açık bir insan olmak yerine, sert, kapalı ve rekabetçi bir tutuma girmek de gerekiyor.



    Avrupa medeniyeti insanlara ‘iyi birşey olmaları,’ yani ‘başarılar elde etmeleri,’ böylelikle de var olmaları için birçok umut vaad ediyor.

    Ama fırsatlar sınırlı kalıyor. Kişiler sık sık başarısızlık, ‘yeterince iyi biri’ olamama korkusu, yani kendilerine karşı düş kırıklığı yaşıyor.


    İnsanlara bol bol "Birçok güzel seçenek var ve bunları yakalamak kişinin kendi elindedir" mesajı veriliyor.

    Ve ekleniyor: "Eğer bunu yapamazsanız, sizde bir hata var. "

    Ama imkânların sınırlı olduğu; imkânlar sınırsız bile olsa yaşama zamanı sınırlıóölümle sınırlandırılmışóbir gezegende yaşıyoruz.


    Her türlü başarıyı, her an karşılaşılan yok oluşlar zaten silip süpürüyor. Yeterince kazananlar olduğu sürece, kaybedenler önemsenmiyor.

    Bu kapitalist pazar ekonomisinin tarzı: Kazananlar ve kaybedenler olacaktır.



    Bu medeniyetle yetişen insanların psikolojilerinin büyük özelliklerinden biri de, kendileri ile ilgili bir hükme, değerlendirmeye varırken kendilerini başkalarıyla kıyaslamaları.

    Başarılı olma, dolayısıyla var olma ölçütü olarak başkalarının başarıları esas alınıyor. "Ben şunun kadar başarılıyım, o halde hayatım anlamlı, ben de bu dünyada bir işe yarıyorum" gibi. Aynı şekilde, "Diğer insanlar kadar başarılı değilim, dolayısıyla varlığımın pek bir anlamı yok" da yaygın bir anlayış olarak beliriyor.



    Başarısızlığa tahammülsüzlük, bir başka özellik.

    Hata yaparsanız, şaşırır veya kolay zedelenirseniz, yahut ağlamak isterseniz bunlar sizi aşağı ve başarısız gösterir anlayışı, tipik bir düşünüş tarzı...

    İşte o zaman Batı medeniyeti ile yetişen insan yokluk duygusu yaşıyor.

    İnsan, dünyada var olduğu halde, varlığı bir anlam ifade etmediği için, sanki yok oluyor. Varlık içinde yokluğu yaşıyor. Başarısız kaldıkça varlığı bir anlam ifade etmiyor.



    Kendiliğin sunumu önem kazandığından sosyal hayatta gerçeklerle bağdaşmayan bir arz-ı endam ortaya çıkıyor.

    Bu medeniyetin insanı kendi acizliğini ifade edemeyecektir.

    Ama insan aciz bile değildir.

    İnsan mutlak acizdir.

    Kendisini noksan, hatalı, kusurlu gösteremeyecektir.

    Ama insan mutlak anlamda noksandır ve kusurludur.

    Bu haliyle insanlar kendilerini kendi fıtratı ile çelişen, fıtratını zorlayan ve hatta fıtratını değiştirmeye çalışan bir tutum ve davranışlar örüntüsü içinde bulacaktır.



    Kur’ân medeniyetinde kişi hayattaki konumunu toplumsal normlara bağlamıyor. Merdivenin üst basamaklarına tırmanma ve başarı/başarısızlık olasılıklarıyla yüzleşme gereği duymuyor.

    İnsana vaad edilen imkânlar sınırlı değil.

    Çünkü dil olan Yaratıcının vaad ettiği, ebedî hayattır.


    Kur’ânî yaşayış ve düşünüş tarzında insanın değerini belirleyen şey başarı/başarısızlık değil.

    Dolayısıyla yeterince iyi biri olunup olunmadığını belirleyen de toplumsal normlar değil.

    Kabul görmeme veya başarısızlık insanı ‘iyi olmayan biri’ yapmaz.


    Ta başından beri insan mahlukiyet cihetiyle zaten değerlidir. Yaratıcı tarafından, özenle ve sanatla, Kendisine muhatap olacak şekilde yaratılmıştır. İnsan her an O’nun rahmet ve şefkatine mazhar olmaktadır.



    Mü’min yeterince iyi biri olmayı dünyevî hedefler elde ederek başarmaya çalışmaz.

    Çünkü zaten değerli ve anlamlıdır.

    Ona düşen vazife, böyle olduğunu farketmek; farkederek, bilerek, bilinçli olarak yaşamaktır.


    Mü’minin kıymetini belirleyen dünyevî başarılar değildir.

    Gezegendeki yolculuğunu anlamlı kılan da bu değildir.

    Yaratıcısına kulluk, mü’min için temel var oluş gerekçesidir.

    O Yaratıcı tarafından her an tanınmakta, bilinmekte; yaptığı dua ve ibadetlere zaten karşılık verilmektedir.

    Yaptığı her hayır, Yaratıcı adına işlenen her amel ve her fiil kabul görmektedir.


    Mü’min başarılı olmayacak mıdır? Olmalıdır da.

    Ama yeterince iyi biri olmak için değil. Yaratıcısının verdiği, kendisine emanet kıldığı kabiliyetleri en iyi şekilde kullanmaya gayret edecektir.

    Bu O’nun duası, Rabbine yakarışı olacaktır.


    Mü’min için kabul edilme ve tanınma fıtrî ihtiyacı Yaratıcısı tarafından her an bilindiği, tanındığı, korunduğu gerçeği ile tatmin edilir. Bunun dışındaki her türlü tatmin yolu sahtedir, yalancıdır ve geçicidir.


    Mustafa Ulusoy
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Evet,sık sık kendini kritiğe tabi tutan kaç insan gösterebilirsiniz? Kaç insan gösterebilirsiniz ki, zaafları-kabiliyetleri, boşlukları-güç kaynakları, kaybettikleri ve kazandıklarıyla her gün bir kere daha yeniden kendini keşfediyor ve kendi derinliklerinde dolaşıyor? Muvakkat bir hayret, geçici bir tecessüsle değil, hatta fenalıklarını deşeleyip kendini aşağılamak suretiyle de değil, belki, benliğini araştırma ve tanıma ihtiyacıyla, nefsini karşısındaki bir kanepeye oturtup, sonra da insaflı, hâzık ve rasyonel bir hekimin hastasını muayene etmesi gibi, onu gerçekci bir anlayışla ele alan kaç ferd gösterebilirsiniz.
    Günümüzde çokları, kendilerini zirvelere çıkaracak olan gerçek insânî değerlere karşı kapalı olsalar da bu böyledir.. ve bunun tam anlaşılacağı güne kadar da kimbilir, küstahlaşan bilim, şımarıklaşan teknoloji ve faidenin dışında hiçbir değer kabul etmeyen medeniyet anlayışımızı daha ne ürpertici trajedilere sebebiyet verecek.. ve kandan, gözyaşından daha ne seylaplar meydana getirecek
    alıntı
    Konu YıldızMisal tarafından (10.03.09 Saat 22:19 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    -Hayatınızdaki tüm gereksiz meşguliyetleri çıkarıp atın.
    -Başarının sadece alın terinden geçtiğini onaylayın. Alın terinizi katmadığınız başarının onurunu üstlenemeyeceğini kabul edin.
    -Erken kalkın ki dünya erken kalkanların malıdır.
    -Asla boş oturmayın. Ne televizyonun, ne bilgisayarın karşısında ne parkta, ne otobüste, ne kuyrukta… Hiçbir yerde bir dakika bile boş durmayın. Boş durmak, faydasız bir iş yapmaktır.
    -Boş dakikalarınızda yapabileceğiniz faydalı işler, hobiler listesi oluşturun.
    -Yapacak hiçbir iş bulamıyorsanız yürümek, gülümsemek, derin solumak, hatta salonu dağıtıp düzeltmek de bir iştir. Yapacak iş bulamamak imkânsızdır. Çevrede milyonlarca iş varken boş duran kimseyi suçlamasın.
    -İlle de işi başkası vermek zorunda değil. Kendinize iş yapın. Siz de bir gün kendi işinize ücret ödeyebilir hale gelirsiniz.
    -İşleriniz arasında saat başı 5-10 dakika kaslarınızı gevşetmek ve zihninizi boşaltmak için durun. Ancak en iyi dinlenmenin yolunun da farklı biçimde çalışmak olduğunu unutmamalısınız.
    İnsanı çok çalışmak bir yorarsa, boş oturmak on yorar.
    Çalışarak ilerleyeceksiniz ve attığınız her adım sizi yeni bir kapının önüne getirecek. Siz ilerledikçe yeni yollar açılacak. Çalışmaya alışmanızın sonunda,
    -Akşamınıza gönül huzuru içerisinde uyumaya hazır ulaşacaksınız.
    -O günkü iş ve üretim hâsılanız kalbinizi coşturacak.
    -Yaşamanın, kendini gerçekleştirmenin evrende varlık, etki ve iz oluşturmanın değerini kavrayacaksınız.
    -Sevilen meşguliyetlerle en ciddi hastalıkların bile iyileşebildiğini fark edeceksiniz.
    -Vücudunuzdan toksinleri, zihninizden düşünce virüslerini atmış olacaksınız.
    -Basit kafalarla ve dedikodularla kıvranan doyumsuz ve tatminsiz insanlarla aranızda uçurumlar oluşacak.
    -Üretiminiz ve birikiminiz hızla artacak, başarınız geometrik katlanacak.
    -Varlığınız insanlığa rahmet olacak ve vesilenizle çok sayıda insanın ıstırabı dinecek.



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Biri elma, biri ayva, biri muz...
    By Hümâ Sultan in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.06.14, 19:55
  2. Sizden Biri...!
    By delailinnur in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.01.09, 12:52
  3. Biri Ablamız, Biri Bacımız
    By KıL_BeNi_Ey_NaMaZ in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 11.12.08, 18:29
  4. Demiş Biri
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.01.08, 12:22
  5. Küfürbazın Biri Gitti Biri Geldi
    By TURKUAZ in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.07, 08:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0