Asr?m?z?n sönmeyen şemsi BED?ÜZZAMAN?n çok enfes bir ifadesi(her ifadesi gibi)vard?r"Gayr? Meşru Muhabbetin Neticesi Merhametsiz Azab Çekmektir"(32.söz)bu ifadeyi zihnimizin bir yerine al?p bir kaç gezinti yapal?m...Gençliğin en fazla maruz kald?ğ? fitne taife i nisan?n cazibedarl?ğ? neticesinde ortaya ç?kan aldat?c? hisler ve tedenni vesilesi hayallerdir..Bu musibetle ve veya imtihanla hem müsbet gençlik imtihan olmakta hem de menfi gençlik...peki çözümsüz mü bu?herkes ağz? yand?ktan sonra m? hakikat? görecek Bediüzzaman Efendimizin dediği gibi merhametsiz azaba müstehak olmadan kurtuluş vesilesi bulamaz m?y?z?
EL CEVAP:"Kurtuluş Vard?r Hem Çok Basittir"
birincisi:"Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaş?m! Muhabbet, şu kâinat?n bir sebeb-i vücududur, hem şu kâinat?n râb?tas?d?r, hem şu kâinat?n nurudur, hem hayat?d?r. ?nsan kâinat?n en câmi' bir meyvesi olduğu için, kâinat? istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. ?şte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lây?k olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir."öyle bir KEMAL SAH?B?DE ANCAK ZATI ZÜLKEMAL? VEL CEMAL OLAN RABB? KER?MD?R...
ikincisi:f?trata dercedilmiş muhabbeti CENABI HAKKIN esma ve s?fat? yerine fani dünya hevesat?na sarfetmekler azaba müstahal olunacağ?ndan Muhabbet Hakiki sahibine verilmeli hakiki SAH?B? DE VEDUDU CEM?LD?R..
üçüncüsü:"Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub. Çünkü, zevâle mahkûm, hakiki güzel olamaz; aşk-? ebedî için yarat?lan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli." LAYEZEL VE LAYEMUT OLAN B?R TEK BAK? ? HAK?K? OLAN ZATU ZURRAHMED?R
dördüncüsü:"Derâkab, zevâl ile ac?lanan mülâkâtlar, keder ve meraka değmez, iştiyâka hiç lây?k değildir. Çünkü, zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecâzî âş?klar?n dîvanlar?, yani aşknâmeleri olan manzum kitaplar?, şu tasavvur-u zevâlden gelen elemden birer feryadd?r. Herbirinin, bütün dîvân-? eş'âr?n?n ruhunu eğer s?ksan, elemkârâne birer feryad damlar"
beşincisi:"kalbindeki hadsiz istidad-? muhabbet, hadsiz bir cemâl-? bâkiye mâlik bir Zâta tevcih etmek için verilmiş. O insan sûiistimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor, kusurunun cezas?n? firâk?n azâb?yla çekiyor.

?şte bu kusurdan teberri edip o fâni mahbubattan kat-? alâka etmek, o mahbuplar onu terk etmeden evvel o onlar? terk etmek cihetiyle Mahbub-u Bâkîye hasr-? muhabbeti ifade eden Yâ Bâkî Ente'l-Bâkî olan birinci cümlesi, "Bâkî-i Hakikî yaln?z Sensin. Mâsivâ fânidir. Fâni olan, elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yarat?lan bir kalbin alâkas?na medar olamaz" mânâs?n? ifade ediyor. "Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni b?rak?p gidiyorlar. Onlar beni b?rakmadan evvel ben onlar? Yâ Bâkî Ente'l-Bâkî demekle b?rak?yorum. Yaln?z Sen bâkisin ve Senin ibkân ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyleyse, Senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lây?k değiller" demektir. "
alt?nc?s? ve sonuncusu:
Dünya madem fânidir. Hem madem ömür k?sad?r. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-? ebediye burada kazan?lacakt?r. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyan?n gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenal?k cezas?z kalmayacakt?r. Hem madem * s?rr?nca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zarars?z yol, zararl? yola müreccaht?r. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kap?s?na kadard?r. Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmas?n, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-? ebediyesini hayat-? dünyeviye için bozmas?n, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kap?s?n? aç?p saadet-i ebediyeye girsin