+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: "Biz" Sözünün Hikmetleri

  1. #1
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart "Biz" Sözünün Hikmetleri

    hoşuma giden önemli yerlerden bir demet sunmak istedim

    Soru: Allah Teâlâ’nın, bazı ayet-i kerimelerde, Zât-ı zülcelaliyle alâkalı bir kısım fiilleri nazara verirken “mütekellim-i maalgayr” (birinci çoğul şahıs) zamiri kullanmasının ve “...indirdik”, “...gönderdik”, “...verdik” diyerek birden fazla fâil varmış gibi beyanda bulunmasının hikmetleri nelerdir?

  2. #2
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Kitab-? Hakîm, “Allah’tan gayri göklerde ve yerde bir k?s?m ilâhlar bulunsayd?, yer-gök fesada uğrar, bozulur ve her yeri bir kaos al?rd?.” (Enbiya, 21/22) buyurarak, “Kahhâr” kudretiyle küçük büyük her şeye tek baş?na hâkim bir ?lah?n varl?ğ?n? vurgular; bu gerçeği baştan sona bütün surelerinde ayet ayet işler ve tevhid hakikatini şüpheye mahal kalmayacak ölçüde zihinlere yerleştirir. Tevhid hakikati, Kur’ân-? Kerim’de o ölçüde sağlam kaideler üzerine oturtulmuştur ki, münkirler ve müşrikler dahi onda tevhide muhalif bir husus olduğunu iddia edememişlerdir. Öyleyse, Cenâb-? Hakk’?n, kendi Zât-? Akdes’ini bazen “mütekellim-i maalgayr” yani “birinci çoğul şah?s” zamiriyle nazara vererek “biz” ifadesini kullanmas?nda hiç şüphesiz muhtelif hikmetler ve bir k?s?m nükteler mevcuttur.

  3. #3
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Ayrıca, Arapça’da fiil sîgalarına eklenip çoğul (cem’) mana ifade eden “nun” harfine “azamet nûnu” da denilir; çünkü bu harf, genellikle çokluk ifade etse bile, kimi zaman da azamet, ululuk ve yücelik bildirir; sözü söyleyen kimsenin hürmete değer bir kimse olduğunu gösterir. O türlü beyanlardaki “biz” ifadesinden maksat, adet bakımından kesreti değil, güç ve kudretin büyüklüğünü belirtmektir.

  4. #4
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Evet, Allah Teâlâ’nın Zât-ı zülcelaline mahsus mevzular anlatılırken büyük ekseriyetle mütekellim-i vahde sîgası seçilmekte ve “Ben” diye hitap edilmektedir. Fakat, Cenâb-ı Hakk’ın saltanat-ı âmme hesabına hitapta bulunduğu hususlarda, azamet ifade eden “Biz” sözüyle mesele ele alınmaktadır. Mevlâ-yı Müteâl’in mahlukâtla konuşması, ya hususi olarak vicdanlara ilham etme yoluyla ya da nübüvvet sahibine bütün insanlığı ve mahlukâtı ilgilendiren bir vahiy gönderme şeklinde olur. Bu konuşmalar ya saltanat-ı âmme hesabına umumi bir hitap veya hususi bir fertle has dairede bir konuşma şeklinde cereyan eder.

    .......

    -Teşbihte hata olmasın- Yüce Yaratıcı da, mahlukâtına bazen hususi bazen de umumi bir tarzda hitap etmektedir. Mesela, Hazreti Musa’nın hususi kurbiyet istemesi ve müşahede arzusu üzerine Cenâb-ı Hak ona, “Senin Rabbin Benim! Pabuçlarını çıkar! Çünkü sen, kutsal vâdi Tuvâdasın!..” (Tâhâ, 20/12) buyurur. Bu hitapta bütün İsrailoğullarını veya umum beşeri ilgilendiren bir emirnâme yoktur; dolayısıyla, bu muhaverede mütekellim-i vahde sîgası seçilmiş ve “Ben” diye seslenilmiştir.
    Fakat, Allah Teâlâ, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li’l-âlemîn - Ey Habib-i Zîşânım! Biz seni -başka değil- bütün alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/107) derken, “mütekellim-i maalgayr” sîgasını kullanmış ve “Biz” diye hitap etmiştir; çünkü, Rahmet Peygamberi’nin (aleyhi ekmelüttehâyâ) gönderilişi bütün mahlukâtı ilgilendiren bir hadisedir.




    .....

  5. #5
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Nur Müellifi, İşârâtü’l-İ’câz adlı eserinde, Cenâb-ı Hakk’ın, Bakara Sûresi’nin 30. ayetinde “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım...” derken mütekellim-i vahde sîgasıyla “Ben” şeklinde hitap ettiğini, ama hemen akabindeki 34. ayette “O vakit meleklere, ‘Âdem için secde edin!’ dedik” ifadesinde ise mütekellim-i maalgayr kalıbıyla “Biz dedik” manasına gelen “Kulnâ” kelimesini kullandığını hatırlatır ve şöyle der: “Cenâb-ı Hakk’ın halk ve îcat fiilinde vasıtanın bulunmadığına, kelâm ve hitabında vasıtanın bulunduğuna işarettir.”

  6. #6
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    “Üzerinize bulutlar? gölge yapt?k.” (Bakara, 2/57) mealindeki ayette ve benzerlerinde de ima edildiği gibi, işi yapt?ran Allah Teâlâ, vesilelik aç?s?ndan işi yapan “Allah'?n memurlar?” mesâbesindeki melekler ve sair esbabd?r; dolay?s?yla ayette “yapt?k” denilmektedir. Evet, Cenâb-? Hak, kainâtta câri kudretinin icraat?n? ilan etmek ve onlar vas?tas?yla azametini bildirmek için sebepleri istihdam etmektedir. Hazreti Üstad bu hakikati ne güzel dile getirir: “?zzet-i azamet ister ki, esbab-? tabiî perdedar-? dest-i kudret ola akl?n nazar?nda. Tevhid ve celâl ister ki, esbab-? tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakikî ola (hakikî tesirden elini çeke, icada kar?şmaya) kudret eserinde.”

  7. #7
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Diğer taraftan, Allah’?n sonsuz isimleri vard?r. Her isim, kendi tecellîsine ma’kes olacak aynalar?n vücudunu gerektirir. Meselâ, Rezzâk ismi, r?zka muhtaç olanlar?n varl?ğ?n? iktiza ettiği gibi, Şâfî ismi de hastal?klar?n ve o hastal?klara giriftar olanlar?n mevcudiyetlerini ve var olmalar?n? ister. Bu tecellî keyfiyetini bize bakan yönüyle te’vil ederken, buna “isimlerin imdada koşmas?” deriz. Allah (celle celalühu), Mucîb ismiyle darda kalanlar?n, Kâb?z ismiyle gaflete dalanlar?n, Bâsit ismiyle de s?k?nt?da boğulanlar?n imdad?na koşar.

    Cenâb-? Hak, Kendisini bu güzel isimleriyle tan?tmakta ve bize Celâlî ve Cemâlî tecellîlerini göstermektedir. Bir gülün dikenine Celâlî isimleriyle tecellî edip bize Celâlini tatt?rd?ğ? gibi, gülün nazik yapraklar?na da Cemâlî isimleriyle tecellî etmekte ve bize Cemâlini tan?tt?rmaktad?r. Bu s?rr? anlamayan baz? felsefi ak?mlar ve din kisveli cereyanlar Cenâb-? Hakk’?n her bir s?fat ve ismine karş?l?k bir Tanr? uydurma ihtiyac?n? duymuş, “gazap tanr?s?”, “r?z?k tanr?s?”, “yağmur tanr?s?”, “şifa tanr?s?”, “ölüm tanr?s?”... gibi say?s?z tanr?lar edinmişlerdir. Oysa, ?slam’da tevhid hakikati esast?r. ?şte Kur’ân-? Kerim’in baz? ayetlerinde Cenâb-? Hakk’?n birden fazla isim ya da s?fat?na işaret edildiğinden “biz” ifadesi kullan?lm?şt?r.

    Bu hususa bir misal olarak, “Biz gerçekten insan? en güzel biçimde, en mükemmel sûrette yaratt?k.” (Tin, 95/4) mealindeki ayet-i kerime hat?rlanabilir. Bu ayette, Allah Teâlâ, insan? ahsen-i takvîme mazhar olarak yaratt?ğ?n? anlat?rken “Biz” ifadesini kullanmaktad?r. Çünkü, insan?n üzerinde Cenâb-? Hakk’?n pek çok ism-i şerifi tecellî etmektedir; insan, bütün yüce manalar kendisinde toplanm?ş bir fihrist gibidir. Bundan dolay?d?r ki, Hazreti Ali (radiyallahu anh) insan?n mahiyetindeki ulvîliğe bakarak ona seslenir ve “Kendini küçük bir cirim görüyorsun; halbuki bütün âlemler sende gizlidir. Sen bütün hakâike bir fihristsin.” der.

  8. #8
    Gayyur Re$ha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ist ank
    Mesajlar
    118

    Standart

    Son bir husus da şudur ki, Cenâb-ı Hak bütün azamet ve izzetiyle beraber “biz” ifadesini kullanarak bize bir de edep öğretmektedir. Hiç ihtiyacı yokken, vesile ve sebeplere de söz hakkı verdiğini beyan buyurmakta, “ben, ben” deyip duran egoist nefislere benliği bırakıp “biz” demenin gereğini talim etmektedir. “Yaptım”, “ettim”, “çattım”, “kurdum”... demek suretiyle sürekli kendisini nazara veren kimselere, şahs-ı manevînin bir ferdi olma ve kolektif şuurla hareket etme ufkunu göstermektedir. Malum olduğu üzere, Hâlık-ı Kerim, Hazreti Adem’in (aleyhisselam) yaratılması hususunda meleklerle adeta istişare etmiştir; oysa meşveret etmek, aklı ve ilmi sınırlı olanlara mahsustur. Bu meseleyi değerlendiren Hazreti Üstad, “Cenâb-ı Hakk’ın meleklerle istişare etmesi, insanlara istişare yapmaları hususunda bir ders vermek içindir; yoksa, Allah müşavereden münezzehtir” buyurmaktadır. İşte, Allah Teâlâ’nın meleklerle istişare etmesinde istişareyi talim buyurması söz konusu olduğu gibi, bazı ayetlerde “biz” demesinde de kullarına kendini nefyetme ve tevazuyu esas edinme dersi verdiği düşünülebilir.
    Her meselenin en doğrusunu ve hakikatini Allah bilir...



    kaynak ve tamamı için : http://herkul.org/kiriktesti/index.p...5e763c5b9071c6

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0