+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Başlangıç Noktası

  1. #1
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart Başlangıç Noktası

    B?SM?H? SUBHANEHU

    ?nsanlar?n ?slam risaletiyle tan?şt?klar? ilk gündeki başlang?ç noktas? neyse, şu andaki -başlang?ç noktas? da odur. Bu da yeryüzünün herhangi bir bölgesinde hak dini benimseyip:

    "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah (Allah'dan başka ibadete lay?k ilah yoktur ve Muhammed (s.a.s.) Allah'?n Rasulüdür)" şahidliğini getirecek insanlar?n bulunmas?d?r.

    Bu şahitliği getiren kimseler hakimiyet, egemenlik ve teşri hakk?n? sadece Allah'a ait k?larak ilahi nizam? hayata geçirmek zorundad?rlar. Bunu yapt?ktan sonra ise, tüm insanl?ğ?n kurtuluşuna yönelik evrensel ?slam? ilan? yapmaya s?ra gelir.

    ?şte başlang?ç noktas? budur. Davetçilerin enine boyuna düşünmek zorunda olduklar? nokta budur. Yani önce dünyan?n bir köşesinde hak dini benimseyip Allah'a ibadet eden kimseler bulunacakt?r.

    Eğer gerçek ubudiyet (kulluk), sadece günlük ibadetlerden ibaret olsayd?, bu ard? arkas? kesilmez risalet ve peygamberlere gerek kalmazd?.

    Peygamberlerin (s.a.s.) harcad?klar? bu yorucu çabalara gerek kalmazd?. Davetçi ve mü'minlerin tarih boyunca uğrad?klar? bunca ac? ve işkencelere gerek kalmazd?. Bu paha biçilmez emek ve çabalar?n vazgeçilmez gereği, insanl?ğ?n kula kulluktan kurtar?l?p ortaks?z bir tek Allah'?n kulluğuna yöneltilmesidir.

    Her şeyde ve her konuda Allah'?n kulluğuna girmek...

    Tüm hayat? programlarda Allah'a kul olmak...

    Yani hem dünya, hem de ahiret hayatlar?nda...

    - Hem ilahl?k ve rabl?kta, hem kayyumluk ve hakimiyette,

    - hem teşri kaynağ? ve hayat sistemini koymada ve

    - hem de insanlar?n en kapsaml? şekliyle tedeyyün yapacaklar? (boyun eğip, itaat edecekleri) cihette tevhid; yani tüm bu konularda Allah'? ortaks?zca birlemek, tüm risaletlerin temeli olmuştur.

    Yüce Allah'?n bu kadar peygamber göndermesini, dava yolunda bunca çaba harcanmas?n?, davan?n zaferi uğrunda - tarih boyunca - bunca ac? ve işkencelerin göze al?nmas?n? hakkettiren biricik sorun olmuştur bu tevhid...

    Asl?nda yüce Allah'?n bunlar?n hiç birine ihtiyac? yoktur. Çünkü yüce Allah, alemlerden müstağnidir.

    Ne var ki bu tevhid olmadan beşer hayat?n?n düzelmesi, istikamete girmesi, yücelmesi ve insanca bir hayat?n yaşanmas? mümkün değildir. Çünkü bu tevhidin beşer hayat?nda - her yönüyle - sonsuz bir etkisi vard?r.
    Konu elff tarafından (21.05.07 Saat 22:24 ) değiştirilmiştir.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  2. #2
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    Bismillahirrahmanirrahim.

    Tevhid hakikatinin izini, en başta insanın yapısında görüyoruz. İnsanın özgün varlığı, fıtrî ihtiyacı ve terkibi açısından tevhidi düşüncenin meydana getirdiği esere bakalım. Her şeyi böylesine tam anlamıyla kapsayan tevhid düşüncesi insanî yapıya her yönüyle, her tür arzu, ihtiyaç ve meraklarıyla hitap etmektedir. İnsanı, bir tek tarafa yöneltmektedir bu düşünce, öyle ki insan, tüm aradıklarını burada buluyor. Bu, insanın her bakımdan yönelebileceği bir kaynaktır. Umut ve korkularının kaynağı...

    Gazabından sakınıp rızasını arayacağı bir tek kaynak...

    Tüm ihtiyaçlarını gideren bir kaynak...

    Çünkü bu kaynak, her şeyin yaradanı, her şeyin sahip ve müdebbiridir. İnsanın biricik bilgi kaynağı da bu kaynaktır. Çünkü o, düşünce, kavram, ölçü, değer, şeriat ve kanunlarını bu kaynaktan alır. Akla gelebilecek tüm sorulara cevap veren bir kaynaktır bu. Kainat, hayat ve insanla ilgili akla gelebilecek tüm sorulara...

    Sonuç olarak bu kaynak; akide ve metod konusunda, yetenek ve bilgi alma, ölüm ve hayat, çaba ve hareket, sıhhat ve rızık, dünya ve ahiret konularının tümünde şuur, davranış, düşünce ve cevap bütünlüğünü sağlayan bölünmez bir kaynaktır. Yani dağınıklık yok. Çeşitli yol ve ufuklara yönelmek yok. Birbirine ters farklı yollara sapmak yok.

    Böylesine bir bütünlüğün içinde bulunan insan yapısı, elbette ki en hayırlı duruma dönüşür. Çünkü bu konumuyla o, vahdet durumunu tanımıştır.

    Vahdet, her alandaki hakikatin mührüdür.

    Vahdet,Yaratanın hakikatidir. Bu kainatın, farklı tezahürlerine, şekil ve durumların çeşitliliğine rağmen hakikatini tanımaktır.

    Vahdet; değişik tür ve cinsleriyle canlıların ve hayatın hakikatidir.

    Vahdet; tüm yön ve yetenekleriyle insanın hakikatidir.

    Vahdet; insan varlığının gayesini tanımaktır.

    Vahdet; tüm şekil ve alanlarıyla ibadet etmektir.

    Kısaca insan, varlık alemindeki hangi hakikattan söz ederse, karşısına bu vahdet çıkacaktır.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  3. #3
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    İnsanın yapısı, her alanda kendisini gösteren bu hakikatla uyum sağlayınca, gücünün doruk noktasına kavuşur. İçinde yaşadığı bu kainatla ve etkilenip tepki gösterdiği varlık aleminin tüm hakikatleriyle mükemmel bir uyum sağlar. Bu uyumun sayesinde ise eserler inşa eder ve mükemmel bir vazife görür. İlk seçkin müslümanlar bu hakikatin doruğuna ulaştıktan sonra, yeryüzünde Allah'ın izniyle etkisi silinmez izler bıraktılar. İnsanın varlığında ve insanlık tarihinin yapısında derin izler bıraktılar.
    Bu hakikat bir kere daha bulununca - ki Allah'ın izniyle bulunması zorunludur.-, Allah bir kere daha çok işler gerçekleştirecektir müslümanların eliyle. Yolda ne kadar engel bulunursa bulunsun gerçekleştirecektir. Çünkü bu hakikatin başlı başına varlığı, direnilmez bir kuvvetin doğması demektir. Evrensel güç kaynağından ve varlık alemini yaratan gücün yönünden gelen kuvvete karşı direnmeye imkan yoktur.
    Bu hakikatin önemi, imani düşüncenin tashihinden ibaret değildir. Gerçi bu tashih, başlı başına büyük ve tüm hayata esas olan mükemmel bir gayedir; ama asıl önemi hayata uygulanmasıdır. İmanla geçen bir hayat yaşamaktır. Bu yaşama tadının en yüksek kemal ve uyum derecelerine varmasıdır. İnsan hayatının asıl kıymeti, bu hayat tümüyle ibadete dönüşünce anlaşılır. Küçük veya büyük tüm faaliyetler bu ibadetten veya ibadet bütününden bir parça olunca anlaşılır.
    Hayatın bu büyük manasına baktığımızda, tüm faaliyetlerden asıl maksadın Yüce Allah'ı, ilahlık ve mabudiyette birlemek olduğu görülür. Bu ibadetin gayesi tahakkuk ettikten sonra insan, erişilmez bir kemal ve üstünlüğe kavuşur. İnsanın başka türlü bu makama ulaşması mümkün değildir. Çünkü bu makam, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yükseldiği en yüce makamdır. O, bu makamdan vahy almıştır. Ve bu makam aynı zamanda "isra" olayının makamıdır:
    "Kur'an'ı, alemleri uyarsın diye kuluna indiren Allah'ın şanı yücedir." (el-Furkan: 1)
    "Kulu (Muhammed'i), kendisine kudret delillerimizi göstermek için Mescidi Haram'dan etrafını bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya geceleyin (melekler vasıtasıyla) götüren Allah münezzehtir." (el-İsra: 1)
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  4. #4
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    Gelelim ibadetteki tevhidin bir başka kıymetine:
    İbadette tevhid; dindarlık ve itaati bir tek Allah'a ait kılmak demektir.
    Bunun insan hayatındaki etkisini anlatmak istiyoruz:
    Þurası şüphesizdir ki, insanları beşeri diyanetlerden kurtarıp kula kulluktan çıkaran şey, bir tek Allah'a ibadettir.
    Bir tek Allah'a karşı tedeyyün yapmaktır (boyun eğip, itaat etmektir). Allah'a ubudiyyet (kulluk yapıp, ibadet etme) olmadan, insanın onur ve üstünlük sahibi olmasına imkan yoktur. Kulun kulluğundan kurtuluş, yani insanın bu özgürlüğe kavuşması, İslam nizamının gölgesinde yaşamanın bir ürünüdür. Çünkü İslâm dışı nizamlarda insanlar, şu veya bu şekliyle birbirlerine itaat edip tapınmaya (kulluk yapıp, ibadet etmeye) mahkumdurlar.
    Kula kulluğun pek çok biçimleri vardır. İtikadî plandaki kulluktan tutun da, kanun veya günlük merasimler planındaki tüm tapınma (kulluk yapıp, ibadet etme) biçimlerini kapsamaktadır. Bunların her biri başlı başına bir ubudiyyettir. Hepsi de birbirine benzer. Çünkü tüm bu tapınmalarda boyunlar, Allah'tan başkasına eğilir. Herhangi bir hayat meselesinde Allah'tan değil, başkasından emir alınır.
    Þurası kesindir ki, insanlar dinsiz (tapınmasız) yaşayamazlar. İnsanların bir diyanete sahip olması kaçınılmaz bir şeydir. Bir tek Allah'a tedeyyün (boyun eğip, itaat) etmeyen kimseler, başka tür bir diyanete girmekle karşı karşıyadırlar. Hayatın değişik alanlarında görülen ilahî olmayan en kötü ubudiyet biçimlerine düşmeye mahkumdurlar. Sınır ve ölçü tanımaz heva ve şehvetlerinin kurbanı olarak bu hallere düşmektedirler. Bundan dolayı da, insan, özelliklerini kaybedip hayvanların derecesine inmektedir:
    "İnkar edenler, (akıbetlerini düşünmeden) eğlenip hayvanların yediği gibi yiyorlar. Onların varacakları yer ise cehennemdir." (Muhammed: 12)
    İnsanın başına gelebilecek en büyük zarar, hiç şüphesiz insanlığını kaybedip hayvanların derecesine inmektir. Ve bu, Yüce Allah'a ubudiyetin bırakılıp heva ve şehvetlerin boyunduruğuna girildiği zaman, tahakkuk etmesi kaçınılmaz olan bir olaydır.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  5. #5
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    İnsanlar, kula kulluğun değişik biçimlerine kurban olurlar. Kendi katlarından icat ettikleri, ölçüsüz ve sınırsız kanunların doğrultusunda davranan iktidar adamı ve liderlerin kulluğuna mahkum olarak şerrin batağına düşerler. Keyfi kanun koyanların tek hedefleri sadece kendi çıkarlarını korumaktır. Bu kanun koyucular diktatörler olmuş veya ırk ve sınıf iktidarları olmuş; değişmez hedefleri, sadece kendi çıkarlarıdır. Allah-u Teala'ya dayanmayan ve Allah'ın şeriati çerçevesinde bulunmayan beşeri yönetimlerin emrinde yaşayan insanlara bir bakarsak söz konusu gerçek hemen görülür.
    Bununla beraber kula kulluğun sınırı, iktidar adamı, liderler ve kanun koyuculara tapınma (kulluk yapıp, ibadet etme) noktasında son bulmaz. Lider ve kanun koyuculara tapınmak, işin gözle görülür belirgin halidir. Ama her şey demek değildir. Çünkü kula kulluğun daha başka şekilleri vardır. Gizli; ama söz konusu halden çok daha etkili, çok daha katı ve güçlü biçimleri vardır.
    Örneğin moda ve giyim yapımcılarına tapınma (kulluk yapıp, ibadet etme) sorunu...
    Kendilerine "uygar" ismini takıp da insanlığın büyük bir kesimi üzerindeki moda egemenliğinden daha büyük bir egemenlik görülmüş mü?
    Bir moda ilahının beğendiği kiyafet; - giysi, otomobil, mimarî, tablo veya defile biçiminde olsun - öyle bir tapınmayı temsil ediyor ki, ne bir cahiliyye erkeği, ne de kadını kendisini mümkün değil bundan kurtaramaz. Bunun dışına; mümkün değil çıkıp düşünemez. Eğer bu uygar cahiliyede insanlar modacılara gösterdikleri bağlılığın birazını Allah'a yapsalardı, itaatkâr birer kul olabilirlerdi. Þu halde eğer bu da ubudiyet (tapınma) değilse ubudiyet nedir?
    Eğer modacıların bu hakimiyet ve rablığı, hakimiyet ve rablık değilse, hakimiyet ve rablık nedir?..
    Þekil ve yapısıyla bağdaşmadığı halde edep yerlerini gösteren elbiseler giyen, gülünç ve alay konusu olacak kadar boya sürünüp maskaralaşan zavallı kadınları zaman zaman görmek mümkündür. Çünkü bu zavallı kadın, moda ve giyim yapımcıları denilen zorba rablerin esiri olmuştur. Sahte ilahların zorlamasıyla böylesine bayağılaşan bu zavallı kadın, itaat ve tapınmaktan başka bir çare bulamıyor. Çünkü etrafındaki toplumun tümü bu ilahlara tapınmaktadır. Eğer tapınma bu değilse nedir?
    Eğer hakimiyet ve rablık bu değilse nedir?
    Bu, sadece bir örnek...
    İnsanların Allah'a tapınmayı bırakıp kullara tapınmalarıyla karşılaştıkları bir alçalış örneği...
    Demek ki insan, kula kulluğun ve kulların egemenliğine mahkum olmanın en iğrenç şekli olan diktatör ve siyasi iktidarların itaatinden başka tapınma şekilleriyle de alçalıp bayağılaşmaktadır.
    Bu bakımdan ibadet ve itaatteki tevhidin değerini iyice bilmek gerekir. Çünkü insanların ruh, namus ve mallarını koruyabilmeleri bu tevhide bağlıdır. Hangi şekliyle olursa olsun kulla kulluğun bulunduğu ortamda bu değerlerin korunmasına imkan yoktur.
    - İster hakimiyet ve kanun koyma serbestliği,
    - ister gelenek ve göreneklerin
    - isterse de itikat ve düşüncenin hakimiyeti biçimlerinde olsun kula kulluğun kaçınılmaz sonu budur. İşin hakikati budur.
    İşte cahiliyye bu hale sokar insanları. Fıtratlarını bozar. Zevk, düşünce, ölçü ve değerlerini yozlaştırır. Þimdi cahiliyyenin insanlara yaptığı; onları elbiselerinden soymaktan, takva ve hayadan uzaklaştırmaktan başka ne ki?!
    Bu kadarla da kalmayan cahiliyye bu çıplaklığına "ilericilik", "uygarlık" ve "modernizm" adını vermektedir.
    Giyinik, iffetli ve özgür müslüman kadınları da "gericiler", "gelenekçiler" ve "köylü kadınlar" diye ayıplamaktadır. Mesh (hayvanlaşmak) işte budur. Fıtrattan uzaklaşmak işte budur. Sonra bugünkü cahiliyye Allah'ın hidayetine yönelenlere ne diyor biliyor musunuz?
    "Sapıtmışlar..."
    Kokuşmuş bataklığa düşen ve cahiliyye çamuruna batan kimselere de arzu ve istekle kucağını açıyor. Sonra bugünkü cahiliyye, vücudunu peşkeş etmeyen genç kızlara; basbayağı yollara, kokuşmuş vücutlara iltifat etmeyen genç erkeklere ne diyor biliyor musunuz?
    Evet cahiliye, müslüman gençlerin bu yüceliğine, bu temizlik ve arıklığına da "gericilik", "çağdışılık", "donmuşluk" ve "köylülük" diyor. Ve cahiliyye elindeki tüm basın ve yayın araçlarıyla inanmış insanların üstünlük, temizlik ve arıklıklarını içinde debelenip durduğu çamura ve kokuşmuş bataklığa batırmaya çalışıyor.
    Cahiliye, hiç şüphesiz aynı cahiliyedir. Değişen tek şey, şekiller ve şartlardır. Bu, gözle görülür bir manzaradır. İnsanları kula kul etme manzarası...
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  6. #6
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    ?nsan?n tüm "insani meziyetlerini" soyup atan ve onu gelenek ve göreneklere köle eden bir manzara...
    ?nsan?, hem kendi arzular?na, hem de kendi gibi birer insan olanlar?n arzular?na köle etmek...
    K?saca bugünün müşrik erkek ve kad?nlar?, üzerlerindeki kiyafetleri, yeryüzü rablerinden edinmişlerdir.
    Moda evleri, desinatörler, güzellik usta ve salonlar?, perde gerisinde gizlenmiş rabler haline gelmişlerdir.
    Günümüzün cahiliyye erkek ve kad?nlar? uyan?p da bunlar? görmezler. Bu rabler, yerlerinde oturup emirler yağd?r?rlar. Yeryüzünün değişik bölgelerindeki ç?plak hayvan sürüleri de hemen bu emirlere itaat ederler. Düşünmeden itaat ederler.
    Y?l?n modas? kad?n?n boyuna posuna uymuş mu, uymam?ş m?, buna bak?lmaz. Güzellik öğütleri, kendisine yarar m?, yaramaz m?, buna da bak?lmaz. O, bayağ?laşm?ş bir halde sadece itaat eder. Bu rablerin emrine uyar. Yoksa iradesini kaybetmiş diğer hayvan arkadaşlar? taraf?ndan ay?plan?r. Peki kimdir bu moda evlerinin, bu güzellik salonlar?n?n, bu ç?plakl?k ve aç?kl?k ç?lg?nl?ğ?n?n perde gerisindekiler?
    Kimdir bu ç?lg?nl?ğ? alevlendiren film, resim, hikaye, roman, dergi ve gazetelerin arkas?ndakiler?
    Kimdir bu çoğu kez şerefsizlik ve fuhuş yayan dergi ve romanlar?n gerisindekiler?
    Evet kimdir tüm bunlar? perde gerisinden yönetenler?
    Bu beynelmilel teşkilat?n perde gerisindeki yönetici, yahudidir.
    ?rade yoksunu bu hayvanlara rabl?k ve sahiplik eden, yahudidir. Bu ç?lg?n ateşin alevini her yerde alevlendirerek hedeflerine ulaşan yahudi...
    Çünkü tüm alemi bu ateşin içine at?p eğlendirmek, arkas?ndan da ruhî ve ahlakî değerleri y?kmak ve f?trat? bozarak insan? moda desinatörlerinin, güzellik ve süsleme uzmanlar?n?n ve moda dünyas? taraf?ndan beslenen diğer pek çok sanayi dallar?n?n elinde bir oyuncak yapmak; yahudilerin en büyük hedefidir.
    Konu elff tarafından (21.05.07 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hepsinin Ortak Noktası
    By Alâ Nur in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.11.11, 14:09
  2. Latifeler ve Mânevi Take Off Noktası
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.02.09, 17:01
  3. Marifet Yolunda Püf Noktası
    By yaakarii in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 41
    Son Mesaj: 06.11.08, 10:30
  4. Kene Başlangıç İse...
    By Müellif-e in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09.07.08, 14:39
  5. Hz. İsa'yi Tanımanın En Can Alıcı Noktası
    By acizizfakiriz in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 83
    Son Mesaj: 17.01.08, 08:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0