+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Cemaleddin Efgani Ve Muhammed Abduh

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    Cemaleddin Efgani we Muhammed Abduh hakkindaki gorusleriniz??
    sizin görüşünüzü öğrenebilirmiyim?
    hem bu iki zat hakk?nda bilgi verseniz.
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:21 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    38
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Alıntı muhakeme Nickli Üyeden Alıntı
    ?TT?HAD-I ?SLAM DÜŞÜNCES?NDE ÜSTADIN SELEF?M DED?Ğ? zatlardan
    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    SELEF??????

    1838 senesinde Afganistan’da doğup, 1897 de ?stanbul'da vefat etti. Din bilgisi azd?. Z?nd?klar?n kitaplar?n? okuyarak dinden ç?km?şt?r. Bir aral?k Ruslar taraf?ndan sat?n al?narak, ana vatan? olan Afganistan’a karş? casusluk yapt?. Dinine ve vatan?na h?yanet etmekten çekinmedi. ?ngiliz masonlar? ile de işbirliği yaparak zengin oldu ise de, Osmanl? Şeyh-ül-?slam? Hasan Fehmi efendi, onun cahilliğini ve z?nd?kl?ğ?n? ortaya koydu. 1944 de, kemikleri, ?stanbul’dan, Kabil’e nakil edildi.

    Mason idi. M?s?rl? Edib ?shak, Ed-dürer kitab?nda, bunun Kahire mason locas? reisi olduğunu yazmaktad?r. Bütün masonlar gibi, çeşitli k?l?klara girerek, ?slamiyet'i içerden y?kmaya çal?şm?şt?r.

    Dr. Muhammed Reşad, dört yüzün üstünde önemli kaynaktan haz?rlad?ğ? Efgani Etraf?nda Makaleler isimli kitab?nda özetle diyor ki:

    Çok önemli bir kaynak olan Sicilli Osmanide Efgani’nin ?ranl? bir Şii olduğu belirtilmektedir. Manast?rl? Naibi efendi ve o devrin Şeyh-ül-?slam?, büyük âlim Hasan Fehmi efendi taraf?ndan kâfir olduğuna fetva verildi. Afganistan hakk?nda Ruslara casusluk da yapan, dinine ve vatan?na h?yanet etmekten çekinmeyen Efgani, mason olmadan önce de, hiç bir zaman masonluğu kötülememiştir. Hatta dehrilere [dinsizlere] yazd?ğ? reddiyede masonluktan hiç bahsetmemesi manidârd?r. Gittiği her yerde, sicilli masonlar taraf?ndan himaye görmüş, ?ngiliz masonlar? ile de işbirliği yapm?şt?r. Birden fazla mason locas?na kay?tl? olan Efgani, M?s?r’daki ?skoç locas?ndan kovulmuşsa da, kendisi bizzat mason locas? kurmuş, çömezleri bu locaya girmiştir. Edward Brown, Efgani’nin özel mason eldiveni ile bir resmini neşretmiştir.

    Efgani, hem Türkçü, hem ?slamc? görünmeyi başarm?şt?r. Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, A. Agayef hep Efgani’den destek görmüştür. Mesela M. Emin Yurdakul’un, "Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur" şiirini Efgani çok beğenmişti. O zamanki ?slamc? Sebilürreşad dergisi, ?rkç?l?ğ? tenkit eden makaleler neşrederken, ?rkç?lar da, Efgani’nin ?rkç?l?ğ? öven makalesini tercüme edip yay?nlay?nca ?slamc?lar?n sesleri, soluklar? kesilmişti. Efgani, makalesinde diyordu ki: “Irkç?l?k d?ş?nda saadet yoktur. ?nsanlar? birbirine bağl?yan iki bağ vard?r: Biri dil, biri de din birliğidir. Dil birliği, ?rk ve milliyet birliği demektir. şüphesiz, bu birliğin dünyadaki beka ve sebat? dinden daha devaml?d?r.”

    Efgani, M?s?rda da Arap ?rkç?s?d?r. (Arap ?rk?n?n s?n?r?n? belirleyecek ölçü din ve mezhep değil, Arapl?k ölçüsüdür) demiştir. II. Abdülhamid Han, hat?rat?nda diyor ki:
    (Hilafetin elimde olmas? ?ngilizleri hep tedirgin etti. Blund adl? bir ?ngiliz ile Efgani adl? bir maskaran?n el birliği ile ?ngiliz hariciyesinde haz?rlad?klar? bir plan elime geçti. Efgani’yi yak?ndan tan?rd?m. Tehlikeli bir adamd?. Bana bir ara Mehdilik iddias?yla bütün Orta Asya müslümanlar?n? ayakland?rmay? teklif etmişti. Derhal reddettim. Bu sefer Blund ile işbirliği yapt?. Kendisini ?stanbul’a çağ?rtt?m. Bir daha ?stanbul’dan ç?kmas?na izin vermedim.)
    ?stanbul yüksek ?slam enstitüsü eski müdürü ve öğretim üyesi Ahmet Davudoğlu hoca da diyor ki:
    1355 numara ile Şark?n Y?ld?z? Locas?na kay?tl? bir mason olan, ?slam’a duyduğu güvensizliği aç?ğa vurmaktan çekinmeyen ve Peygamberlik sanatlardan bir sanatt?r diyen Efgani, bir ilim adam? değil, siyasetle uğraşan bir nankördür. Fesatç?l?ğ? sezilince ulema taraf?ndan ?stanbul’dan kovulmuş, M?s?r’a kaçm?şt?r. (Din Tahripçileri)

    Prof. M. Kaya Bilgegil, Ziya Paşa isimli kitab?nda, (Efgani, her mason gibi ?slamiyet’i içerden y?kmaya çal?şm?şt?r) diyor. M?s?r’da kurulan mason localar?n?n baş?na gelen C. Efgani ve M. Abduh, müslümanlar aras?nda masonluğun yay?lmas?na çok yard?m ettiler. (Les franco-maçons s.127)

    ?ngiliz belgelerine göre bir ilaha inanmay? şart koşan ?skoç Mason Locas?'na üye iken, buradan ateistlik itham?yla kovulmuş, o da ateistliğin makbul say?ld?ğ? Frans?z Grand Orient Locas?'na reis olmuştur. (Dr. M. Reşad, Efgani Etraf?nda Makaleler)

    [Bir konferans?n ard?ndan
    ?lim Yayma Cemiyetinde Efgani Efsanesi üzerine bir konferans verildi. Konuşmac?, Dr. M. Reşad, medya önüne ç?kmay? sevmeyen, mütevaz? genç bir araşt?rmac? idi. Resim çekip konuşmas?n? gazetede neşredemedik. Efgani Etraf?nda Makaleler ad?yla bir kitap da neşretmişti.

    Konferans? da bu kitab?n?n aç?klamas? mahiyetinde idi. Bu kitap, 400’ün üzerinde kaynak taranarak haz?rlanm?ş, ciddi bir eserdir. Aşağ?daki konuşmalar?n kaynağ? için kitaba bak?labilir. Dr. Muhammed Reşad özetle dedi ki:
    Abduh, Efgani’ye diyor ki:
    "Azametli mevlâm, siz nefsimizde olanlar?n cümlesini bilirsiniz. Bizi en güzel bir şekilde yaratt?n ve resminiz ki yeri, k?ble-i salât?m?zd?r."

    Reşid R?za da Efgani’yi övmekte, Abduh’tan aşağ? kalmaz:
    "?rfan ağac?, iyilikler ve lütuf Cennetinin efendisi, her al?nan nefeste ecri bulunan büyük ?mam, Kendisinde en mükemmel bir biçimde güzellik s?rr? tecelli eden.."
    diyor.
    Portre
    Cemaleddin Efgani (1838-1897)


    Cemaleddin Efganî, Kas?m 1838'de Kabil yak?nlar?ndaki Esadabad'da doğdu.
    Efgani, ilk eğitimini önemli bir bilgiye ve ilme sahip olan babas? Safder'den alm?şt?r. Kabil'de; medrese tahsilini tamamlad?ktan sonra Hindistan'a gitmiş ve oradan da hac farizas?n? yerine getirmek üzere kutsal beldelere gitmiştir. Bu arada Necef ve Kerbala'da bir süre kalarak ders alm?ş ve daha sonra da Kabil'e dönmüştür. Daha sonra Hindistan'a geçmiştir. Burada sömürgeci ?ngilizlere karş? halk? uyand?rmak maksad?yla; "Ey Müslümanlar! Siz insan değil de sinek olsayd?n?z v?z?lt?n?z ?ngilizlerin kulaklar?n? sağ?r ederdi! Ey Hintliler! Sizler su kaplumbağas? olsayd?n?z ?ngiltere adas?n? yerindan söker denize bat?r?rd?n?z!.." demek suretiyle onlar? cesaretlendirmeye çal?şm?şt?r.
    Hindistan'dan M?s?r'a geçmiş ve orada yaklaş?k k?rk gün kald?ktan sonra ?stanbul'a gelmiştir (1870). ?stanbul'a gelir gelmez önceden hakk?nda bilgi sahibi olunmuş olmal? ki, k?sa bir süre içinde önemli görevlere getirilmek suretiyle özel alaka görmüştür. Başta sadrazam Ali Paşa olmak üzere, o zaman yönetimde olan Tanzimatç?lar?n ileri gelenlerinden olan Fuat Paşa, Saffet Paşa, Münif Efendi ve Hoca Tahsin Efendi ile görüşerek yak?n münasebet kurma imkan?n? bulmuştur. Ayn? zamanda Meclis-i Maarif ve Encümen-i Daniş azal?klar?na getirilmiştir.
    Efgani, ?stanbul'da ald?ğ? resmi görevlerin d?ş?nda halka aç?k konferanslar vermeye başlam?ş, bir konfesans?nda peygamberlerle filozoflar aras?nda benzerlik kurmas? tepkilere yol açt?ğ? gibi, şahs?na karş? olanlar?n da k?şk?rtmalar?yla tepkiler artm?ş ve konferanslar?na son vermek zorunda kalm?şt?r. Dönemin Adliye naz?r? olan Cevdet Paşa, Efganiyle görüştüğü gibi konuşma metnini de incelemiş ve daha sonralar? Sultan Abdülhamid'e sunduğu raporunda yanl?ş anlaş?lman?n sözkonusu olduğunu belirterek Efgani'den yana tav?r koymuştur. Bu yanl?ş anlaş?lmada Efgani'nin yeterli olmayan Türkçesinin de etkisi olmuştur.
    Efgani, k?sa bir süre için 1871 y?l?nda M?s?r'a gittiyse de, Başvezir Riyad Paşa'n?n girişimleriyle yak?n alaka, maaş tahsisi ve talebelerinin çoğalmas?n?n etkisiyle Kahire'de sekiz y?l kald?. M?s?r'da mason localar?yla girdiği ilişki ve baz? mason localar?na üye olmas? tepkilere yol açm?şt?r. Diğer yandan devlet idarecilerini yanl?ş hareketlerinden dolay? eleştirmesi, ?ngilizlerin M?s?r'daki faaliyetlerinden rahats?z olmalar? ve bu rahats?zl?klar?n? yeni hidiv olan Tevfik Paşa'ya iletmelerinden sonra M?s?r'dan ayr?lmak zorunda kalm?şt?r (1879). Buradan ayr?l?rken büyük bir iz ve geride çok say?da talebe b?rakm?şt?r.
    Efgani, M?s?r'dan sonra s?ras?yla Hindistan,Amerika ve ?ngiltere'yi dolaşt?ktan sonra 1883 y?l?nda Paris'e geçerek Muhammed Abduh ile birlikte Urvetü'l-Vüska adl? Arapça bir gazete yay?nlamaya başlam?şt?r. Müsümanlar?n uyanmas?n? sağlamak, doğunun sömürgecilikten kurtar?lmas?n? gaye edinen bu ikili, fikirlerini gazete yoluyla yaymaya çal?şm?şlard?r.
    Efgani, gazetesinin kapanmas?ndan sonra bir süre daha Paris'te kalm?ş ve ?ran Şah? Nasrüddin'in daveti üzerine bu ülkeye gitmiştir. Başlang?çta, ?ran yönetimiyle iyi ilişkiler kurmuş, halktan da yak?n ilgi görerek etraf?nda talebeler biriktiyse de özel sohbetlerinde Şah'a, halk?n yönetime daha fazla kat?lmas?n? tavsiye etmesi aralar?n?n bozulmas?na sebep olmuş, ard?ndan kendini tehlikede hissedince buradan da ayr?lm?şt?r. Bir süre sonra Şah'a suikast düzenlenip öldürülmesinden Efgani de sorumlu tutulmuştur. Bu sebeple ?ran, ?stanbul'da bulunan Efgani'nin kendilerine teslim edilmesini isteyecek ancak, Sultan Abdülhamid onu iade etmeyecektir.
    Efgani, ?stanbul'da yerleşmek üzere Sultan Abdülhamid taraf?ndan davet edilmiştir. ?stanbul'a geldikten (1892) sonra iyi karş?lanarak kendisine; Teşvikiye'de bir ev, araba ve maaş tahsis edilmiştir. Vefat?na kadar ?stanbul'da kalm?ş ve1897'de burada vefat etmiştir. Maçka'daki şeyhler mezarl?ğ?na defnedilen Efgani'nin naaş? daha sonralar? Afganistan Hükümetinin isteği üzerine bu ülkeye taş?nm?şt?r (1944).
    Fikirleri
    Yaşam?ş bulunduğu asr?n en önemli özelliği; ?slamiyetin ve Müslümanlar?n bir bak?ma topyekün bir hücuma uğramas?, topraklar?n?n bir bir istilaya uğray?p Müslümanlar?n da sömürge durumuna düşmeleridir. Bu itibarla Müslümanlar?n bu işgallere karş? koyup sömürge olmaktan kurtulma fikrinin savunucular? aras?nda Efgani önemli bir yer alm?şt?r. ?ttihad-? ?slam fikrinin yay?lmas?n? sömürge politikas?na ayk?r? bulan ?ngiltere, karş? tedbirlere başvurmuş, bu arada Efgani'yi de yak?n takibe alarak faaliyet alan?n? daraltmaya çal?şm?şt?r.
    Efgani'nin Şi i olduğunu ileri sürenler daha çok doğduğu yere dayanarak bu fikri ileri sürmüşler ancak, bu tezlerini Efgani'nin fikirleriyle teyid etmemişler veya edememişlerdir. Diğer yandan, en meşhur takipçisi olan Muhammed Abduh'tan istifade ederek yola ç?kanlar O'nun samimi ve Sünni akideye sahip olduğu hükmüne varm?şlard?r. Bunlar?n d?ş?nda Efgani'yi dinsizlik ve sap?kl?kla itham edenler olmuş ama, bu iddialar?n?n mesnedini gösterememişlerdir. Çünkü, yazd?ğ? eserlerin önemli bir k?sm?n? materyalist felsefenin reddi ve insanl?ğa verdiği zarar? ortaya ç?karmaya çal?şm?şt?r.
    Efgani'ye göre insanl?ğ?n ilim, ahlak ve medeniyette yücelmesiyle beraber dünya ve ahiretteki saadetini kazanabilmesi şu esaslara bağl?d?r:
    1-Doğru düşünme, gerçeği bulmada mani teşkil eden hurafelerden ar?n?p, ?slam?n tevhid ve tenzih ilkeleriyle hareket etmek.
    2-Fert ve toplum fark?n? gözetmeden, birilerine üstünlük vermeyip diğerlerinin de mükemmelliği (peygamberlik hariç her şeyi) yakalayabileceğine inanmak, ?rk ve s?n?f üstünlüğü yerine ak?l, ruh ve fazilet gibi erdemleri yerleştirmek.
    3-?slam? diğer dinlerden ay?ran en önemli özelliğinden olan ve çok değer verdiği bir esas olan; bilgileri sağlam delillere dayand?r?p zan ve vehimlere meydan vermemek.
    4-?stisnas?z her toplumda eğitime özel önem vermek, bunu sağlamak için de her toplumun kendi alim ve mürşidini yetiştirebilmesine imkan sağlamak. Bu konuda, ?slamiyetin farz k?ld?ğ? ilim öğrenme konusuna dikkat çeker. (Hayreddin Karaman; Cemaleddin Efgani, TDV. ?A. 10. C. s. 461).
    Efgani'ye göre içtihat kap?s? aç?kt?r. Siret, hadis, icma-k?yas hakk?nda bilgisi olup Arapça'y? bilenler içtihad yapabilirler. Ona göre Kur'an-? Kerim'de, devlet yönetiminden, yöneticilerin görev ve sorumluluklar?na, insani meselelerin yan?nda uzaydaki gök cisimlerinin aras?ndaki ilişkilere kadar pek çok şey hakk?nda aç?k veya kapal? bilgiler mevcuttur. Bunlar? doğru olarak anlayabilmek, akl?n ve ilmin verilerine uymakla mümkündür.
    Efgani'ye göre, Bat?l?lar Şarkl?lardan daha zeki, daha kabiliyetli değiller. Güç ve hakimiyetin s?rlar?n? keşfeden Bat?l?lar, Doğulular? esaretleri alt?na alm?şlard?r. Bat?l?lar, ülkelerinde okuyup ilerlemenin ve gücün s?rlar?n? öğrenememiş Doğululardan, dejenere olmuşlardan istifade etmektedirler. Müslümanlar?n gerileme sebeplerini de şu şekilde tesbit etmiştir:
    1-Hilafetin saltanata dönüşmesi, dirayetsiz kişilerin halife olmas?.
    2-Din ve milliyetin zay?flamas?yla birlikte halifelerin yabanc?lar? devlet hizmetinde istihdam etmeleri.
    3-9. ve 10. yüzy?llarda yay?lan bat?ni ve z?nd?klar?n safsatalar?.
    4-Müslümanlar?n heyecanlar?n? k?ran ve hamlelerini durduran cebir inanc?n?n yay?lmas?.
    5-Hainler taraf?ndan uydurma hadis ve israiliyat?n dini kitaplara sokulmas?, temiz inançlar?n kirletilmesi.
    6-Eğitim ve öğretime gereken önemin verilmeyerek, hurafelere karş? koyacak seviyeye yükseltilememesi.
    7-Doğuda Moğollar?n, Bat?da ise Haçl?lar?n sald?r?lar?n?n sonucu meydana gelen y?k?m ve tahribatlar.
    8-Müslümanlar aras?ndaki birliğin zedelenmesi ve meydana gelen bölünmeler.
    ?ttihad-? ?slam konusunda, halifelik, hac ve din bağ? üzerinde önemle durur. Din bağ? ?slam birliği için gerekli olduğu gibi milli kimliklerini muhafaza etmek isteyenler için de gereklidir. Din bağ? kurulamad?ğ? takdirde ?rki manadaki birliği kurmak da imkans?zlaş?r. Müslümanlar din bağ?na s?ms?k? sar?l?p birbirlerini gözetirken, başka din ve inanca sahip olanlara da sayg?l? olmal?d?rlar. ?nananlar?n manevi merkezi Mekke ve Medine'dir.
    Cemaleddin Efgani ve Bediüzzaman
    Bediüzzaman Hazretleri, Mardin'de Cemaleddin Efgani'nin "siyasette muktesit meslek"i ondan öğrendim (Beyanat ve Tenvirler, s. 105) dediği talebesiyle görüşüp fikirleri hakk?nda bilgi sahibi olmuş, ?ttihad-? ?slam'da seleflerini sayarken, Efgani'nin ismini de zikretmiştir. (Tarihçe-i Hayat, s. 39, 59)
    Efgani'nin önemle üzerinde durduğu milliyet konusuna Bediüzzaman Hazretleri de değinerek, milli kimliklerin korunmas?nda dinlerin rolüne değinmiştir.
    Hilafet konusunda da benzer fikirleri taş?rlar. Efgani, gerçek halifeliğin dört halife döneminde uyguland?ğ?n?, halifelerin, ak?l ve fazilet sahibi olup idari ehliyete sahip olmalar? gerektiğini söyler. Bu makama en uygun olan şahs?n getirilebilmesi için ümmetin kat?l?m?n?n sağlanmas? gerekir. Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Hasan'?n (ra) alt? ayl?k halifeliğini de hesaba katarak, bundan sonra halifeliğin mecras?n?n değiştiğini ifade eder. Bu ilk halifelerin bir bak?ma reis-i cumhur olduklar?na dikkat çeker. "Hulefa-i Raşidîn hem halife, hem reis-i cumhur idiler. S?dkîk-? Ekber (r.a.) Aşere-i Mübeşşereye ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manas?z isim ve resim değil, belki hakikat-? adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taş?yan mana-y? dindar cumhuriyetin reisleri idiler." (Beyanat ve Tenvirler. s. 275)
    Ellidokuz y?ll?k bir ömür boyanca bir çok faaliyetin içinde bulunup dünya çap?nda bir şöhrete ulaşan Efgani'nin görüşlerinden ve eserlerinden çok, yaşant?s? tart?şma konusu olmuş ve çok sert eleştirilere maruz kalm?şt?r. Kişiliği de önemli olmakla beraber hala fikirleri net olarak anlaş?lmay? beklemektedir. Ama, ?ttihad-? ?slam konusunda fikir ve eylemlerinde samimi olduğu aşikard?r.

    http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfas i&Date=28.07.2000&TextID=175
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  3. #3
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    38
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Portre
    Muhammed Abduh (1845-1905)


    ?slam düşüncesinin yeniden canlanmas?nda önemli katk?larda bulunan, M?s?r'?n tan?nm?ş alimlerinden, Bediüzzaman Hazretlerinin, ?ttihad-? ?slam'da seleflerim dediği kişiler aras?nda ismi zikredilen ( Divan-? Harb-i Örfi, s. 29) Muhammed Abduh, 1845 y?l?nda Aşağ? M?s?r'da, Bahire ilinin Mahalletü'n-Nasr Köyü'nde doğdu. Zengin olmalar?na rağmen, fedakarl?ktan hiçbir zaman kaç?nmayan, adil, dürüst olarak tan?nan bir baban?n; iffet ve takvas? ile meşhur bir annenin çocuğuydu. Küçük yaşta Kur'an-? Kerim'i h?fzetti. Tanta'daki eğitimi s?ras?nda zaman?n şartlar?na uygun eğitim vermedikleri gerekçesiyle okuldan bir süre ayr?ld?. Fakat çok geçmeden yeniden okula döndü. Amcas? Şeyh Derviş, geniş ufkuyla Abduh'un dini ilimlere karş? sevgi beslemesini sağlad?. 1866'da ?slamî ilimlerin merkezi kabul edilen Ezher Üniversitesi'ne kaydoldu. Ancak, üniversitenin o s?ralardaki eğitim metodu kendisini tatmin etmedi. Bir ara dünyadan tamamen elini-eteğini çekip tasavvufa ağ?rl?k verdi. Ancak, amcas? inzivaya çekilerek tasavvufa yönelmesine müsaade etmedi.
    Amcas? d?ş?nda, hayat seyri üzerinde etkili olan bir başka kişi Cemaleddin Afganî'dir. Onunla tan?şmas? (1872) hayat?nda adeta bir dönüm noktas? teşkil eder. Afganî'nin etkisinde kalman?n ötesinde, en önemli talebesi olarak tan?nd?. Afganî'nin de, Abduh'un münzevi bir hayat yaşamay? terk ettirip aktif hale gelmesinde önemli etkisi oldu. 1877 y?l?nda okulunu tamamlayarak "alim" unvan?n? ald? ve mezun oldu. Bir süre özel ders verdikten sonra Darü'l-Ulum'a müderris olarak atand? (1879). Bu görevi devam ederken Afganî'nin tesiriyle yay?nc?l?k işine de girişti. Müderrisliği bir y?ldan k?sa sürdü ve vazifeden al?narak doğduğu mahalde ikamete mecbur edildi. Ancak, bir bakan taraf?ndan geri çağr?larak el-Vaka'-i M?sriye isimli gazetenin başyazarl?ğ?na getirildi (1880).
    ?ngiliz işgaline karş? ç?kan ve ordu komutanl?ğ?n? yapan Arabi'yi (Urabi) desteklediği gerekçesiyle sürgüne gönderildi. Evvela Suriye'ye yerleştiyse de Afgani'nin daveti üzerine Paris'e gitti. Burada, "el-Urvetü'l-Vuska" adl? dergide, ?slami uyanmaya dair yaz?lar yazd?. Halk?, ?ngiliz işgaline karş? mücadele vererek, milli şuuru uyand?rmaya çal?şt?. ?ngilizler, derginin ?slam ülkelerine girişini yasaklayarak yay?n? engellediler. Bir süre sonra derginin yay?n? durdu.
    Abduh, 1885 y?l?nda Beyrut'a gelerek eğitimle meşgul oldu. 1889 y?l?nda Kahire'ye döndü. K?sa bir süre sonra da asliye hukuk mahkemesine hakim olarak atand?. Daha sonra temyiz mahkemesinde müşavir olarak çal?şt?. Bu arada şeriat mahkemelerinin ?slah?na dair eserini yazd? (1900). El-Ezher'in idare meclisine seçildi. Ezher'in gelişmesine katk?da bulunduğu gibi geniş bir muhite hitap edecek hale getirilmesinde de önemli katk?larda bulundu. Daha önce okutulmayan tarih, coğrafya, matematik ve felsefe gibi müspet bilimlerin okutulmalar?n? sağlad?. M?s?r'da en yüksek dini makam olan müftülüğe atand?ktan (1899) sonra vefat?na kadar bu görevde kald?. Görev yapt?ğ? süre boyunca bu makama büyük bir sayg?nl?k kazand?rd?. Müftülüğü s?ras?nda; Müslümanlar?n faiz ve kardan hisse alma gayr-? Müslim ülkelerde Müslüman olmayanlar taraf?ndan kesilen hayvanlar?n etlerini yeme, geleneksel k?yafetler d?ş?ndaki k?yafetlerle örtünme gibi konularda ruhsat vermesi çok ciddi tart?şmalara neden oldu.
    Son dönemlerinde muhtelif eserler kaleme ald?. En büyük eseri olan Risaletü't-Tevhid'i yazd?. Baz? müsteşriklerin ?slam'a yönelttikleri ithamlara karş? müdafaa maksad?yla, "El-?slam ve'l-Nasraniyye Ma'a'l-?lm ve'l-Medeniyye" adl? eserini neşretti. Çok önem verdiği Kur'an-? Kerim tefsirini tamamlamak kendisine nasip olmad?. Baz? k?s?mlar?n? neşretmiş, vefat?ndan sonra ünlü talebesi Raşid R?za taraf?ndan tamamlanarak yay?nlanm?şt?r. Henüz tasarlad?ğ? çal?şmalar? tamamlayamadan, 1905 Temmuz'unda vefat etti. Cenazesi, hükümet yetkililerinin de haz?r bulunduğu, büyük bir kalabal?k kitle taraf?ndan kald?r?larak, Kahire'deki El-Afifi mezarl?ğ?na defnedildi.
    ?slamiyet'in özünde; Allah'a teslimiyet, Peygamber'e (asm) hürmet ve Kur'an-? Kerim'e meftuniyet vard?r. ?slam akla büyük önem verir. Bu özellik garb? anlamada kolayl?k sağlar. ?slam özgür irade dinidir. Halk aras?nda yanl?ş bir şekilde yerleşmiş bulunan, yanl?ş mukadderat inanc?na eleştiriler getirerek halk?n iradesi ile tecelli eden yönetimin faziletlerini övdü. Doğru düşünce ve salih amel aras?nda dinamik bir ilişkinin var olduğunu savundu. Mant?k ve düşüncenin önemine değinerek, ihmal edilen ?slam felsefesinin canlanmas? için çaba sarf etti. Akli deliller iman? zay?flatman?n aksine, güçlenmesine vesile olur. Düşünme sanat? ve bilimi olarak gördüğü mant?k ilminin değerinin tam olarak anlaş?lmas?, ?slam Kelam?n?n daha iyi anlaş?lmas?na katk?da bulunacağ? gibi, gerekli de olduğunu savundu.
    Kur'an, bütün zamanlar? kapsayan değişmez bir anayasad?r. ?çtimai ve siyasi s?k?nt?lar?n giderilmesi, örgütlenmelerin sağlanmas? hususunda cevap veren bir temel kaynakt?r. Bat?dan iktibas edilen kanunlar?n hiçbir ay?r?m gözetmeksizin uygulamaya konulmas? zihinsel anarşiye sebep olduğu gibi, birlik ve beraberliğin de kayb?na sebep olmuştur. Müslümanlar, hali haz?rda dinlerinde görünmeyen, örtülü dinamizm unsurlar?n? harekete geçirerek kültürel ve ahlaki kurtuluşu gerçekleştirebilirler. Bu amaç için; Kur'an ve sünnetten ç?kar?lacak yasalarla kamu hukukunun gözetilerek öncelikli hale getirilmesi, dört mezhep (ehl-i sünnet) alimlerinin bir araya gelerek iyi noktalar?n k?yaslanarak birleştirilmesi, tevhidin sağlanmas? üzerinde ehemmiyetle durdu. Gerektiğinde, sadece bir mezhepten istifade etmekle kal?nmay?p, her dört mezhebin hükümlerini ve hatta bunlar?n d?ş?ndaki görüşleri de bir araya getirmek suretiyle karş?laşt?r?lmal? ve en iyi senteze bu yolla gidilmesi gerektiğini yazd?.
    Abduh, içtihat kap?s?n?n aç?k tutulmas?ndan yanad?r. Kişi bütün kay?tlardan bağ?ms?z olarak düşünebilmeli, serbestçe araşt?rma yapabilmelidir. Din otoritesi say?lan kişilerin sunmuş olduğu bilgilerin delil gösterilmeden körü körüne taklit edilmesine karş?d?r. Zaman?n değişen şartlar?na paralel olarak, yeni yeni ortaya ç?kan meselelere tatmin edici cevaplar verebilmek için içtihat kap?s?n?n aç?k olmas? gerektiğini savundu. Ak?lc? bir din olan ?slamiyet, yeniliklere aç?kt?r. ?slam, insanlar? din adam? otoritesinden kurtar?p Yarat?c? ile yüz yüze getirmek suretiyle arac?lar? ortadan kald?rm?şt?r ve arac?lara da gerek yoktur.
    Abduh'a göre; din bilimleriyle fen bilimleri ayn? kaynaktan gelmekle beraber kendilerine özgü düşünce şartlar? vard?r. Dolay?s?yla bunlar?, paralel yürütülmesi gereken iki ayr? ak?m olarak görmek gerekir. ?slam'?n son din ve Hz. Muhammed'in (asm) son peygamber olmas?ndan hareketle, insanlar?n belli bir olgunluk seviyesine ulaşt?klar?ndan, vahiy art?k gelmeyecek, dolay?s?yla insanlar?n "art?k kendi ahlaki ve entelektüel salvation'lar?n?" kendilerinin yürütebilecekleri inanc?n? taş?r. Dinler tarihindeki gelişmelerden örnekler vererek, zamanla insaniyetteki tekamüle paralel olarak, dini kaidelerin kurallar?n?n sertlikten yumuşamaya doğru bir seyir takip ettiğini belirtir. ?nsanlar?n akli olgunluğa eriştikleri bir zamanda ?slam nazil oldu. En son gelen ?slam, insanda var olan his ve duyarl?l?klar? birleştiren akla hitap etti. Akl? tabiatla uzlaşt?rd?. Esrar perdeleri ile beraber arac?lar? da ortadan kald?rd?. ?nsanlar melekeleri vas?tas?yla günümüzde Allah'a daha da yak?n oldular.
    Her şeyin önceden yarat?ld?ğ?, hür iradenin etkisinin olup olmad?ğ? konular?n?n tart?ş?lmas?nda ahlak? ön plana ç?kard?. Allah'?n her şeyi ezelden bilmesi; kulunun kendi iradesi ile ne yapacağ?n?, mükafat veya mücazata muhatap olacağ?n? bilmesi, kulun hür iradesi ile hareket etmesine mani teşkil etmez. ?nsan?, her hangi bir şeye zorlamad?ğ? gibi al?koymaz da. Hür iradeyi kabul etmemek, insan?n amellerinin kendisinden olmad?ğ?n? savunmak, sorumluluğu ortadan kald?r?r. Oysaki dinen kul ancak, yapt?klar?ndan sorumludur. Zamanla toplumda teşekkül eden "kadercilik" halk?n sömürülmesinde, yöneticiler taraf?ndan bir araç olarak kullan?ld?ğ?n? ve ?slamiyet ile çeliştiğini savundu.
    Dindeki ?slahat?, ahlaki bir reform olarak telakki eder. Yap?lmak istenen şey insanlar? inançlar? vas?tas?yla iyi ahlak sahibi olmalar?n? sağlayarak, sosyal durumlar?n? daha iyi bir seviyeye getirmektir. Bir taraftan dindeki yanl?ş telakki ve inan?şlar düzeltilirken, yanl?ş anlamalar tashih edilirken diğer yandan da insanlar?n daha ahlakl? hale gelmeleri sağlan?r. Kur'an-? Kerim, dünya ve ahret saadetini netice veren ve insanlara k?lavuzluk etmek maksad?yla gönderilen kutsal bir kitapt?r. Önemli olan husus, Kur'an?n lafzi manas?na tak?l?p kalmadan özünü kavramaya çal?şmakt?r.
    Abduh ve Afganî, gerek Emevi-Abbasi ve gerekse sonraki dönemlerde hilafetin saltanata dönüşmesinden sonra, saltanat otoritesini sağlama bab?nda, baz? alimlerin meşrulaşt?rma amac?n? taş?yan ve sonraki dönemlerde taklit edilen görüşlerinin neticesi olarak yerleşmiş bulunan, siyasi anlamdaki itaatkarl?kla mücadele ettiler. Müslümanlar? bu taklit zincirlerinden kurtarmak için büyük zorluklarla mücadele ettiler. Meşvereti esas alan meclisin teşekkülüne destek verdiler. Dört halifeden sonra ideal şeklin bozulduğunu, hanedana dönüşerek asli özelliğini kaybettiğini, despotlara hizmet eden bir araç haline düşürüldüğünü savundular. Bunun ?slam dünyas?nda normal bir hükümet şekli almas?n? da bir k?s?m uleman?n yanl?şlar?na ve emirlere bağ?ml?l?klar?na dayand?r?rlar. Bu duruma ulema sebep olduğu gibi, kurtuluş da ancak, uleman?n öncülüğünde gerçekleştirilebilirdi.
    Abduh'a göre ?slam'daki devlet yönetimi şer'i değil, toplumsal bir durum arz eder. Şeriata göre; halifenin, yöneticinin, hakimin ve müftünün makamlar?n?n ayr?cal?klar? yoktur. Fakat, şeriat onlar?n ödev ve sorumluluklar?n? belirlemiştir. Bat?daki durumun aksine, halifelik teokratik bir sistem değildir. Teokratik sistemde, Tanr? hükümlerini doğrudan doğruya yöneticilere bildirir. Halk otomatikman itaat etmek ve boyun eğmekle yükümlüdür. Böyle bir sistemde halk yöneticiyi, Tanr? buyruklar?n düşman? dahi bilse karş? ç?kamaz. Yönetenlerin her hal ve davran?şlar? dini hüküm şeklindedir. Buna karş?l?k ?slam'da günahkar yöneticiye boyun eğmek caiz değildir. Eğer yöneticinin yapt?klar? sürekli olarak şeriata ayk?r?l?k teşkil ediyorsa, halk onu iktidardan alma hakk?na sahiptir. Nas?l ki, ümmet ve temsilcileri onu bu makama getirmişlerse ayn? şekilde, menfaatleri gereği onun yönetimine son verme hakk?na da sahiptirler.
    Meşrutiyetten yana tav?r koymuştur. Yöneticiler, bilirkişilere dan?şarak şeriat? izlemek suretiyle adaletle yönetebileceklerine inan?yordu. Buna en uygun yönetim şekli o zaman için meşrutiyet idi. Halk?n yönetime kat?lmas? için önce mahalli şuralar arac?l?ğ?yla yard?mlaşarak halk?n genelinin fikri al?nmal? ve daha sonra seçimle teşekkül edecek bir meclisin, halk?n ve devletin problemlerini çözmesi gerektiğini savundu. Bu durumun gerçekleşebilmesi için de halk?n eğitiminin şart olduğunu belirtmiştir.
    http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfas i&Date=27.07.2001&TextID=340
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  4. #4
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Orjinalini yazan: fuchs

    ben kalktim farkli farkli kaynaklardan ornekler werdim siz ciktiniz yine risalei nur enstitusunden..... kardesim mason locasi reisi diorum resmi mason dergisinde abduh we afgani sakalli mason idiler die aciklandi diorum.... elimde derginin fotokopisi olmasi lazim....


    Kardeşim sizin gayeniz nedir? Üzüm yemek mi bağc?y? dövmek mi? Bizler Risale-i Nur okuyoruz ve bir Risale-i Nur okurunun Risale-i Nur Enstitüsünün çal?şmalar?ndan yararlanmas? kadar doğal bir şey var m?? Eklentileri okursunuz, doğru veya yanl?ş ise, gerekli yerleri söylersiniz. Fakat yaz?ya bakmay?p kaynağa tak?l?rsan?z bu ne kadar hilaf-? ak?l olur, buyrun siz yan?tlay?n...
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:23 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  5. #5
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    abi sakali ehli sunnet diil bikere yaa
    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı


    yaziya takimiorum zaten hayatini yazmissiniz, bende belgelerle mason oolduunu acia cikariorum sizin buna wericek bi cwbiniz warmi??
    Size gayenizi sormuştum değil mi? Hem mason olduğunu ispat etseniz n'olacak? Bu kişilerin bizim hayat?m?zda, davam?zda bir yeri yok. Yani gayeniz bu şah?slzr üzerinden bizi ilzam etmekse, bu amaca ulaşamazs?n?z. Hem çok fazla da gerekli ve müzih bir mevzu değil değil mi?
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:24 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  6. #6
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    benim bi gayem yok sadece filozof ustadinizin seleflerim dedigi adamlari size gostermek.... yeterli mi sizce??

    '' Hem çok vicdans?z insanlar var ki, garaz veya tamah veyahut havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. '' Bediüzzaman .
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:24 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Kardeşim ortada küfrün tüm dayanak ve istinad noktalar?n? zirü zeber etmiş Risale-i nur eserleri varken , siz seleflerden bahsediyorsunuz , Baş?n?zda ki akl?n?za güveniyorsan?z risale-i nurlar ' daki iman hakikatlerini çürütün , onlara çamur atmaya çal?ş?n?z fakat Çürütemezsiniz , çürütemeyeceksiniz
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:25 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Orjinalini yazan: fuchs

    benim bi gayem yok sadece filozof ustadinizin seleflerim dedigi adamlari size gostermek.... yeterli mi sizce??




    Bak?n?z fuchs kardeşim. Bizler bir şey görmek istiyoruz diye sizden yard?m talep ettik mi? Hah, etmedik.. Bu sebeple bulunduğunuz yer bak?m?ndan dikkatinizi çekerim: Buras? bir Risale-i Nur sitesidir ve eğer ki bizim davam?zdaki kutsi kaynaklar?m?z ve dayanaklar?m?za "sayg?s?zl?k" yapmaya devam ederseniz; bu forumda 1 dakika daha duramazs?n?z. amac?n?z "sayg?s?zl?k veya hakaret" ise; onun yeri buras? değil, kusura bakmay?n buna izin vermeyiz. Yok, amac?n?z bir şeyler öğrenmekse, istifade etmekse; amenna her üye gibi forumdan yararlanabilirsiniz. Daha fazla söze bilmem lüzum var m?? Anlamas? çok zor değil mi?
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:25 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  9. #9
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    siz birseyler ogrenmek istemediniz ama ben size bazi hakikatlari aciklamayi kendime gorew biliyorum....
    Alıntı fuchs Nickli Üyeden Alıntı
    curutmeye niyetim yok zaten ama bikac kisi cikar da haa way be bolemiymis der belki hakikat buymus der belki....
    amac?m bu
    Hakikat mi? Kime ve neye göre hakikat? Risale-i Nur'daki binlerce hakikate görmeden, suyunun suyuna tak?lm?ş birinin sözünü dinleyeceğimi mi sand?n?z yoksa? Bu kadar gafil misiniz hakikaten? Ayr?ca size o vazifeyi kim verdi? Kim istedi? Mehdi mi san?yorsunuz kendinizi? Aç?n gözünüzü kardeşim, bu kadar körlük olmaz... Hem de kötü taraf? körlük gözde değil...
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:27 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  10. #10
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Orjinalini yazan: fuchs

    curutmeye niyetim yok zaten ama bikac kisi cikar da haa way be bolemiymis der belki hakikat buymus der belki.... amac?m bu


    Evet der... Ama kim ve nerde? Örnek verilecek olursa en uygun yer; rüyan?zda...
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:28 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 14.05.14, 08:42
  2. Cemalettin Efgani Kimdir?
    By düsünceye özgürlük in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 02.07.11, 09:42
  3. Hz. Muhammed'e (s.a.v)
    By Şahide in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.11.08, 11:37
  4. Hz. Muhammed (sav)
    By Asrisaadete-Hasret in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.08.08, 16:23
  5. Muhammed .
    By SeRDeNGeCTi in forum Tanışma
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.07.06, 22:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0