+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Sarsılmaz Yapı

  1. #1
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    Cahiliyye, "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah (Allah'dan başka ibadete lay?k ilah yoktur ve Muhammed (s.a.s.) Allah'?n Rasulüdür)" çağr?s?ndan ileri gelen tehdit ve gerçek tehlikeyi hisseder etmez, tüm sistemleriyle savunma durumuna geçer. Kendisine yönelik ölüm tehdidini atlatmak için, tüm organize güç ve yap?s?yla harekete geçer. Varl?ğ?n? koruyacak her tür silaha sar?larak harekete geçer. Çünkü bu çağr?n?n ard?nda ?lahi egemenliğe dayanmayan tüm dünyevi iktidarlar? devirme; tüm dünya tağutlar?n? y?k?p Yüce Allah'a yönelme tehdidi vard?r. Kuruluşu, bu çağr? ve ink?labtan sonra gerçekleşen hareket halindeki organize ?slam toplumundan gelecek bir tehlike...
    Cahiliyyenin buna karş? harekete geçmesi, kaç?ş? olmayan tabiî bir olayd?r. Kulun kulluğuna dayal? cahili bir toplumda ne zaman Allah'?n rububiyetine davet edilirse...
    ?slâm çağr?s?, hareket halindeki örgütsel bir güç oluşturup yeni önderliği alt?nda mevcut cahiliyyeyi ne zaman y?kmaya başlarsa...
    Yani ne zaman bu z?tlar?n çarp?şmas? başlarsa, ?slâm cemaatinin her üyesi eziyet ve fitneyle karş?laşacakt?r. Çoğu kere kan dökme s?n?r?na varacak ac?larla karş?laşacakt?r. ?şte böylesi durumlarda, can?n? Allah yoluna adam?ş; en iğrenç ve en yüz k?zart?c? biçimleriyle ac?lar? fitneyi, açl?ğ?, sürgünü, işkence ve ölümü göze alm?ş kimselerden başkas? "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah (Allah'dan başka ibadete lay?k ilah yoktur ve Muhammed (s.a.s.) Allah'?n Rasulüdür)" davas?na sar?lmayacakt?r.
    Görülüyor ki ?slam, en dayan?kl? elemanlar?n meydana getirdiği bir yap? durumundad?r. ?şkence ve bask?lara dayanmayan elemanlar, dinini b?rak?p cahiliyyeye tekrar dönüş yapabilirler. Dava adamlar? şu noktay? iyice kavramal?d?rlar:
    Cahiliyyeden ?slâm'a geçiş, bu tehlikeli ve diken dolu yola girmektir. Her zaman ve her yerdeki davetin durumu bu olmuştur. Yüce Allah, eşi az bulunur biricik dava adamlar? olarak ilk muhacirleri seçmişti. Çünkü bu insanlar bu dinin Mekke'deki ve daha sonra da ilk ensarla birlikte Medine'deki dayan?kl? binas?n?n temel elemanlar? olacakt?.
    Hz. Peygamber (s.a.s.)'e biat eden kimseler, cennetten başka hiç bir şey beklemiyorlard?. Çünkü onlar, etrafa yay?lm?ş cahiliyye ile bir arada yaşamayacaklar?na kesinlikle inanm?şlard?. ?şte davetin dayan?kl? yap? elemanlar? bunlard?. Bu, böyleydi ve böyle olacakt?.
    ?bn-i Kesir, Siret'inde şunlar? anlat?yor:
    ?mam Ahmed, Cabir'den naklediyor:
    Resul-i Ekrem (s.a.s.) Mekke'de kald?ğ? on sene içinde insanlar?, bulunduklar? yerlerde ziyaret ederek ?slam'a davet ediyordu. Hac mevsiminde Ukaz ve Micenne'de toplanan insanlar?n yan?na giderek:
    "Rabbimin peygamberliğini tebliğ edebilmek için beni koruyacak, yard?mc? olacak yok mu? Koruyan ve yard?mc? olana cennet vard?r" diyordu.
    Ama koruyup yard?mc? olacak bir kimse bulam?yordu, öyle ki bu daveti işiten Yemen'li veya Mudar'l? bir kimseye kavim ve akrabas? gelip; "Bu Kureyş'li gençten uzak dur ki, seni sapt?rmas?n" diyordu. Ve onu, konak yerlerinden geçerken parmakla işaret edip gösteriyorlard?. Bu durum, Allah, bizi Yesrib'ten yard?m?na gönderinceye kadar devam etti. Biz onu koruyup doğrulad?k. Bizden biri gelir, Hz. Peygamber'e iman edip Kur'an dinledikten sonra evine dönünce ailesi de müslüman oluyordu. Sonunda içinde müslüman olmayan bir ensar evi kalmam?şt?. Ayr?ca müslüman olanlar, dinlerini ilan da ediyorlard?. Sonra bir araya gelip dedik ki:
    "Ta ne zamana değin Allah'?n Resulü (s.a.s.)nu Mekke'de korkuyla dolaş?r ve dağlarda kovulur bir halde b?rakacağ?z?!"
    Bunun üzerine hac mevsiminde bizden yetmiş kişi Mekke'ye gitti. Hz. Peygamber (s.a.s.)'le Akabe denilen yerde sözleştik. Akabe'ye birer, ikişer giderek topland?k. Ve dedik ki Hz. Peygamber (s.a.s.)'e:
    "Seninle neyin üzerine biat edelim?"
    Hz. Peygamber (s.a.s.):
    "Beni iyi ve kötü hallerinizde dinleyip itaat etmek, bollukta ve darl?kta infak etmek, emr-i bil ma' ruf ve nehy-i an'il-münker yapmak, yan?n?za geldiğim zaman da kendinizi, han?mlar?n?z? ve çocuklar?n?z? nas?l koruyup yard?mc? oluyorsan?z beni de öylece koruyup yard?mc? olmak üzere biat edeceksiniz. Tüm bunlara karş? da size cennet vadediyorum" dedi.
    Bunun üzerine yan?na gidip kendisine biat ettik. Ensar'in en küçüğü olan Es'ad b. Zürare, Hz. Peygamber'in elini tuttuktan sonra:
    "Hele durun, ey Yesrib halk?! Biz onun Allah'?n Resulü olduğunu bile bile develerimize binip geldik. Bugün onu ç?karmak; tüm Araplar? karş?n?za alman?z, en iyilerinizin öldürülmesine raz? olman?z ve k?l?ç darbelerini kabullenmeniz demektir. Eğer siz tüm bunlara dayanacak kimselerseniz, - mükafat?n?z? Allah'tan beklemek üzere - onu al?n?z yan?n?za. Yok eğer siz, can?n?zdan korkan kimselerseniz onu şimdiden b?rakt?ğ?n?z? söyleyin. Çünkü Allah kat?nda bundan daha iyi mazeretiniz olamaz." dedi. Bunun üzerine Ensar:
    "B?rak bu konuşmalar? ey Es'ad! Allah'a yemin olsun ki biz bu biatten asla vazgeçmeyecek ve ondan asla dönmeyeceğiz" dediler. Bundan sonra hepimiz kalk?p Hz. Peygamber (s.a.s.)'e biat ettik. Hz. Peygamber (s.a.s.) bizden söz al?p" şartlar koştu, buna mukabil bize de cennet va'detti." (?bn-i Kesir - es-Slre 2/195-196.)
    Görülüyor ki ?slâm'a girmek isteyen yesrib'li müslümanlar, söz konusu biatin bir tak?m yükümlülükler getireceğine kesinlikle inan?yorlard?. Katland?klar? tüm bu sorumluluklara karş? davan?n zafer ve başar?s? dahil hiç bir dünyevî mükafat sözünü almad?klar?m da biliyorlard?. Çünkü kendilerine cennetten başka hiç bir şey vadolunmuyordu.
    Yüce Allah, müslüman cemaati eğitip ?slâm akidesi için sars?lmaz bir kale oluşturman?n bu dosdoğru metodtan geçtiğini, hiç kuşkusuz ezel ilmiyle biliyordu. Çünkü çilelere katlanmadan dayan?kl?l?k meydana gelemezdi. Bask?lara karş? mukavemet edilemezdi. ?şte ç?k?ş noktas?nda böylesine sabit ve sars?lmaz bir temel yap?n?n bulunmas?; böylesine bir sağlaml?k, dayan?kl?l?k, direnme, samimiyet ve fedakarl?ğ?n bulunmas?na, Allah yolunda ac?lara, işkencelere, öldürülmeye, sindirilmeye, aç kalmağa, az?nl?k olmaya ve dostsuz kalmaya katlanabilen insanlar?n varl?ğ?na bağl?d?r.
    Çünkü ?slâm, böylesine sars?lmaz bir yap?ya dayanmaktad?r. ?slam davetçileri, işte bu sars?lmaz yap?y? meydana getiren güçlü, dayan?kl? ve y?lmaz eleman ve koruyuculard?r. Bu yap?n?n oluşmas?n? beklemeden tepeden bir hareket yapmak; ilk davetin metod ve yoluyla bağdaşmayan, ilk ?slâm cemaatinin izlediği Rabbani ve Peygamberi hareket yönteminin tabiat?yla uyuşmayan tehlikeli bir durum arzedecektir.
    Sonra her şeyden önemli olan husus şu ki, bu davan?n kefilliğini yapan, Yüce Allah't?r. O, s?hhatli bir hareket yap?lmas?na izin verince, davan?n öncü kadrolar?n? uzun sürecek çilelerle karş? karş?ya b?rak?r. Zaferlerini geciktirip taraftarlar?n? azalt?r. ?nsanlar?n davay? benimsemelerini geciktirir. Maksat; davetçilerin sab?r, metanet, haz?rl?k ve yeterliliklerini ortaya ç?karmakt?r. Çünkü sars?lmaz, güvenilir ve şuurlu davet yap?s?n? oluşturacak olan, bu kimselerdir. Bu yap? oluştuktan sonra ise ileriye doğru ad?m atmalar?na izin verir. Allah, elbette ki işinde galiptir. Ama insanlar?n pek çoğu bunu bilmezler.
    Hayra (?slama) davet eden bir cemaatin varl?ğ? zorunludur.
    "Siz, insanlar için ç?kar?lm?ş; iyiliği emredip kötülükten sak?nd?ran en iyi ümmetsiniz." (Al-i ?mran: 110)
    Davetçilerin yolu, insanlar?n gönüllerini fethetmekten geçer. ?nsanlar?n tabiat?na bakt?ğ?m?zda, pek çok engelle karş?laşmam?z mümkündür. Şehvetler, arzular, ç?karlar, prestijler...
    Kimisinin gurur ve müstekbirliği gibi engeller...
    Gaddar zorbalar, sald?rgan idareciler bulunduğu gibi yüceliği reddeden düşük karakterliler, disiplin istemez tembeller, ciddiyete, adalet ve istikamete düşman olan eyyamc?, zalim ve sap?klar, iyiliği kötülük ve kötülüğü de iyilik bilen daha başka kimseler de bulunmaktad?r halk aras?nda. Ama hay?r egemen olup, iyiye iyi ve kötüye de kötü denilmediği sürece ne insanl?ğ?n, ne de ümmetin ?slah olmas?na imkân yoktur.
    Bundan dolay? "Allah'a iman ve Allah için kardeşlik" üzere birleşen bir cemaatin bulunmas? şartt?r.
    Bu zor görevi yapmak için bu cemaatin varl?ğ? şartt?r. Bu cemaatin güç kaynağ?; en başta iman ve takva, daha sonra da sevgi ve dayan?şmad?r. Bu her iki yönün bir arada cemaatta bulunmas? zorunludur. Çünkü Yüce Allah'?n müslüman cemaata yüklediği bu görevin yerine getirilmesi, her iki yönün bir arada bulunmas?n? gerekli k?lmaktad?r.
    Böyle bir cemaatin kurulmas?, bizzat ilahî hayat sisteminin bir gereğidir. Çünkü ilahî nizam, böyle bir cemaat ortam?nda yaşay?p pratik uygulamas?na kavuşabilir. Ve bu ortam?n, cahili ortamdan tamamen ayr? ve bağ?ms?z olmas? zorunludur. Çünkü bulunmas? gereken ortam, iman ve kardeşlik esaslar?na dayal? ?slâmî cemaat ortam?d?r. Allah'a iman; cemaat?n kainat ve hayata, değer ölçü ve yarg?lar?na, amel ve olaylara, eşya ve şah?slara bak?ş aç?s?n?n tevhidten kaynaklanmas? için şartt?r. Çünkü tevhide dayal? olan cemaat, her şeyini Allah'?n terazisiyle ölçecek, hayatta karş?laşt?ğ? her şeyi buna göre değerlendirecek ve tüm meselelerini Allah kat?ndan gelen şeriate götürecektir.
    ?lk kurulan ?slam cemaatinin temel iki dayanağ? da bu esast?. Yani Allah'a iman ve sevgi dayanaklar?...
    Allah'?n korku ve mürakebesini gönülde hissetmekten ve O'nu tüm s?fatlar?yla tan?maktan doğan bu iman, eşi az bulunur bir uyan?kl?k ve hassasiyet kazand?rmaktad?r. Bu cemaatin diğer dayanağ? ise sevgidir. Gürül gürül boşanan sevgi, dostluk ve yak?nl?k. Kökü derinlerde bir kaynaşma ve dayan?şma...
    ?lk ?slam cemaatinde bu öğelerin tümü, en mükemmel derecede gerçekleşmişti, öyle ki eğer bunun fiilen gerçekleşmiş hali olmasayd?, insana tatl? bir rüya gibi gelirdi. ?şte Allah'?n hayat nizam? her zaman böylesine bir iman ve kardeşlik esas?yla yeryüzünde kurulabilir.
    Değerlerin sağl?kl? ölçüsünü belirlemek, "maruf" ve "münker'i" en doğru şekilde tan?mlayabilmek için; Allah'a iman şartt?r. ?yiliği emredip kötülükten sak?nd?ran davetçilerin, zorluk dolu yollar?na devam edebilmeleri için şartt?r. Tağuti şiddet ve zorbal?ğa karş? koyan; azg?n şehvet tağutuyla, ruhî alçal?ş, horlanm?şl?k, y?lg?nl?k ve bezginlikle savaşan davetçilerin yol az?ğ?d?r Allah'a iman...
    Onlar?n yol haz?rl?ğ?d?r bu iman...
    Çünkü davetçinin dayanağ?, Yüce Allah't?r. ?man az?ğ? d?ş?ndaki tüm az?klar tükenmeye mahkumdur. ?manî haz?rl?k d?ş?ndaki tüm haz?rl?klar boşunad?r. Allah'tan başkas?na dayanmak ise çöküştür, öyleyse müslümanlar, ya Allah'a iman edip marufu emr, münkeri de nehyedeceklerdir, ya da bu görevlerin hiç birini yapmayacaklard?r ki, o zaman ?slamî özelliklerini kaybetmekle karş? karş?ya kalacaklard?r. Çünkü bu, Kur'an'?n buyruğudur:
    "Siz, ?nsanlar için ç?kar?lm?ş; marufu emredip münkeri nehyeden en iyi ümmetsiniz."
    Ve bu, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) buyruğudur. Bu buyruklardan baz?s?n? aşağ?da sunuyoruz:
    Ebu Said-i Hudrî'den:
    Hz. Peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu duydum:
    "Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin. Buna güç yetirmezse diliyle değiştirsin. Buna da güç yetirmezse kalbiyle (ikrah etsin ki) bu, iman?n en zay?f halidir." (Müslim - Sahih 1/51.)
    ?bn-i Mes'ud (r.a.)'dan: Allah'?n Resulü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "?srailoğullar? günahlar?n içine girince, kendilerini sak?nd?ran alimlerini dinlemediler. Daha sonra alimleri de onlarla ayn? meclislerde oturup yemek ve içeceklerini paylaşt?lar. Bunun üzerine Yüce Allah, onlar?, kalblerini birbirine benzeterek Davud, Süleyman ve Meryem oğlu ?sa'n?n lisanlar?yla lanetledi." ( Ebu Davud; Tirmizi - Sünen 5/253.)
    Hz. Huzeyfe'den: Allah'?n Rasulü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, siz ya ma'rufu emredip münkerden sak?nd?r?rs?n?z, ya da Allah size kendi kat?ndan öyle bir ceza gönderecektir ki, o zaman dua etseniz de kabul olunmayacakt?r." (Tirmizi - Sünen 4/468.)
    Gene Hz. Ebu Said-i Hudrî'den: Allah'?n Resulü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "Cihad?n en üstünü, zalim sultan?n karş?s?nda hak kelimeyi söyIemektir." (Tirmizi: 4/471; Nesei 7/161; Ebu Davud.)
    Hz. Cabir b. Abdullah'tan: Allah'?n Resulü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "Şehidlerin en büyüğü, Hamza ile zalim sultan?n karş?s?nda durup emr-i bi'l-maruf ve nehy-i anil-münker yapt?ğ? için öldürülen kimsedir. " (Hakim; Ziya.)
    Görülüyor ki, bu, k?ymet ve hakikatinden gafil yaşad?ğ?m?z zaruri bir görevdir.








    ?ST?KBAL ?SLAMINDIR..!
    Konu MuhammedSaid tarafından (07.06.07 Saat 21:33 ) değiştirilmiştir.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Derin Yapı"nın Analizi
    By Ninja Kedi in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.10.16, 15:57
  2. daimî sarsılmaz bir sebat ister!!!
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.14, 09:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0