"Risale-i Nur, Kur'an'ın manevi tefsiridir." dediğimizde, "Hepsini tefsir etmiyor." diyorlar. "İman hakikatleri, ayetlerin bu asra bakan yönleri açıklanıyor." dediğimizde de "Risalelere girmemiş ayetler bu asra bakmıyor mu?" şeklindeki itirazlara nasıl cevap verilebilir?

Yazar: Sorularla Risale, 17-11-2016

Her meslek sahibi Kur’an’ı kendi mesleğinin gözünden değerlendirebilir. Buna ilimde branşlaşma diyorlar. Hadis alimi Kur’an’ı hadis ilmi ile inceler, fıkıh alimi fıkıh noktasından inceler, belagat alimi belagat yönünden tahkik eder, siyer alimi de siyer yönünden inceler... Bunun yasak olduğuna işaret eden bir ayet ya da hadis bulunmuyor.

Mesela, kelam alimi Kur’an’ı kelam ilminin ölçüleri ile tefsir edebilir ve sadece kendi branşı ile ilgili ayetleri eserlerinde değerlendirebilir. Nitekim tarihte bu tarz çok tefsirler yazılmıştır. Fahrettin Razi Hazretlerinin tefsiri kelam ağırlıklı bir tefsirdir mesela.

Kur’an’ı bir bütün olarak her yönüyle tefsir edecek bir tefsir tarihte bulunmuyor. Binlerce tefsir yazılmış, bu tefsirlerin hepsinde bir yöne eğilme söz konusudur. Kastettiğiniz şayet Fatiha’dan başlayıp Nas suresine kadar sıraya uygun bir tefsir ise, bu da farz ya da vacip değildir.

Tarihte belli ayetleri belli sureleri tefsir eden birçok tefsirlerde mevcuttur. Hatta bu konuda tefsirler lafzi ve manevi olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Lafzi tefsirler, Kur’an’ı sırasına göre ve gramer açısından tefsir ederken, manevi tefsirler bir ihtiyaca bir gereksinime bir itiraza bir derde göre tefsir edebilirler. Risale-i Nur manevi tefsir kapsamına giriyor.

Her asırda bir konu bir sorun bir problem bir hastalık öne çıkabilir. Kur’an manevi bir eczane olduğu için, bu sorunlara ve hastalıklara bir ilaç takdim eder ve edebilir. Bazı ayetlerin sorunlara ve hastalıklara ilaç olarak takdim edilmesi, diğer ayetleri -haşa- önemsiz ya da gereksiz kılmaz. Bu bir ihtiyaç önceliğidir.

Nitekim Kur’an’ın iniş sırası da buna uygundur. Mekkî ayetlerle Medenî ayetler arasındaki konu ve üslup farklılığı bunun bir ispatıdır. Yani ayetler müşriklere farklı Ehl-i kitaba farklı bir hitap kullanıyor. Çünkü hedef muhatabın duygu ve düşünce dünyasıdır. Bunu dikkate almadan tebliğde bulunmak yararsızdır. "Ata ot, aslana et atılır.", tersi olursa ahmaklık olur.

Mesela, bu zamanda dinsiz ve maddeci felsefe çok yaygın bir şekilde gençlerimizi etkisi altına alırken, bizim buna uygun bir şekilde Kur’an'dan merhem ve ilaçlara yönelmemiz ve o ayetlere odaklanmamız gayet yerinde ve etkili bir adımdır. Allah’ı ve ahireti tanımayan bir adama, kalkıp da namaz ve zekat ayetlerini okuyamazsınız; onun ilacı tevhit ayetleridir. Böyle bir yol takip etmek, diğer ayetleri inkar etmek ya da önemsiz görmek anlamı taşımaz...