+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8
Like Tree7Beğeni
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 2 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*

Konu: Korku ve ümit arasında olmak hakkında bilgi verir misiniz?

  1. #1
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Korku ve ümit arasında olmak hakkında bilgi verir misiniz?

    Kur'an-ı Kerim'in, iman eden ve güzel amel işleyenleri müjdeleyici âyetleri olduğu gibi kâfirleri ve günah bataklığında hayat sürenleri korkutucu âyetleri de bulunmaktadır. Ta ki insanlar güzel amel işleyip haramlardan sakınsın.

    İnsan korku ve ümit arasında olması gerekir. Günahlarına bakıpda umitsizliğe kapılmayacağı gibi amellerine güvenipde kurtuluşa erdiğinide düşünmemelidir. Hayatının sonuna kadar her an iman ve itaat üzerine olmalıdır.

    İnsanın, devamlı cehennemi hatırlayıp ona göre adımlarını kontrol etmesi kemalatının göstergesidir. Ama bu cehennemi hatırlama, kendi hayatını zehire dönüştürmemek ve Allah'tan ümit kestirecek seviyeye getirmemek şartıyladır. Böylece insan her adım atışta "Acaba bu adımım beni cehenneme mi götürüyor?" diye bir muhasebe içerisinde olmasını da sağlayacaktır.

    Allah bazı insanları cehennem için yaratmamıştır. Aksine cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır. Mesela, bir devlet hapishane yapar, ama bu hapishaneyi falan falan insanlar içeriye tıkılsın diye yapmaz. Bu hapishaneyi kim hak ederse onu içine almak için yapar. Aynen bunun gibi, Allah hak edenlere cehennemi inşa etmiştir. Yoksa"falan insanlara cehennemi hazırladım demek" Cenab-ı Hakk'ın adaleti ve hikmetine uymaz. Çünkü bu gibi insanlar hiç cehennemi hak etmemişlerse itiraz hakları olur.

    Cehennemin ismi çok insanları korkutmaktadır; öyle olmalıdır da. Fakat kimin cehenneme kimin cennete gideceğini bilmediğimiz için, devamlı uyanık olmak zorundayız.

    Sorularla İslamiyet

    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Ümit ve korku arasında olmak, her insan için lazım olan bir dengedir. Zira, ne kadar Müslüman olursak olalım, yine imansız ve cehennemlik ölebilmemiz mümkündür. Ne kadar günahkâr yaşasak yaşayalım sonunda Cenab-ı Hak tövbe nasip eder, imanlı ve cennetlik gidebiliriz.

    Hz. Ebu Bekir (r.a.)'in şöyle söylediği nakledilir:
    Gökten bir ses duysam ki "tüm insanlar cennette olacak bir kişi cehennemde" diye, korkarım ki cehenneme gidecek o bir kişi ben miyim? Yine "tüm insanlar cehennemde olacak bir kişi cennette" denilse, ümid ederim ki acaba cennete gidecek o bir kişi ben miyim?..

    Müslümanın imanı "Havf ve Reca", korku ve ümit arasında olması gerekir. Hiç kimse Allah'ın azabından emin olamaz. Ancak onun gazabından rahmetine, azabından bağışlamasına sığınarak cennetini ümid ederler. Biz de bu dengeyi muhafaza etmeliyiz. İbadetimizi hakkıyla yapıp Cenab-ı Hakk'ın bizi cennetlikler listesine almasını ümit etmeliyiz.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  3. #3
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de,

    "Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar..."(Nisa, 4/48 ve 116)
    buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.
    Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah Teala,

    "Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun." (Tahrim, 66/8)
    buyurarak, yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder.

    Âyette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:
    1- Allah'a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah'a sığınmak ve pişman olmak.
    2- Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
    3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak.
    4- Kul hakkını ilgilendiriyorsa, onunla helalleşmek.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  4. #4
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Bir hadiste Peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuş.

    "Nasuh tövbe şudur:
    - Günahlara pişmanlık.
    - Farz ibadetleri yapmak.
    - Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
    - Kırgın ve küskünlerle barışmak.
    - Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek." (bk. Kenzü'l-Ummal, II/3808)

    İnşallah bu şartları yerine getirirsek, Allah'ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz. Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz. Ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah kabul etmez demek de o kadar yanlıştır.

    Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah'a sığınmak da büyük bir ibadettir.

    sorularlaislamiyet.com

    *SAHRA* bunu beğendi.

  5. #5
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    "Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allah Teâlâ da ona umduğunu verir, korktuğundan da emin eder." (Tirmizi) hadisi sahih bir hadis midir? Nasıl anlamalıyız?

    Hadisin tamamı şöyledir: Hz. Enes anlatıyor:

    “ Hz. Peygamber (a.s.m), ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona “Kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. O da “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, ben Allah’ın rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan da korkuyorum.”diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), "Böyle bir konumda olan bir kulun kalbinde bu iki husus birlikte yer almışsa, muhakkak ki Allah, ona ümit ettiği şeyi verir, korktuğu şeyden de emin kılar.” buyurdu.”(Tirmizî, cenaiz, 11; İbn Mace, Zühd, 31).
    Bilindiği üzere, İslam’da akıbet çok önemlidir. Son anlar, son nefesler imanla kabre girmek için büyük önem arzeder. Bu son nefeslerin alınıp verildiği bir sırada, bir kimse, İslam’ın -Allah’la olan gönül bağı açısından- ön gördüğü korku-ümit dengesi oldukça önemlidir. Çünkü, İslam’da Allah’ın azabından emin olmak da, rahmetinden ümit kesmek de, kişiyi doğru yoldan ayıran, imanla bağdaşmayan bir düşüncedir.

    Hayatı boyunca, gerek düşünce planında, gerek amelî planda bu dengeyi sağlamış olan insanlar -yüzde doksan dokuz ihtimalle- ölüm döşeğindeyken de bu dengeyi devam ettirirler. Çünkü, “İnsan Allah ile olan münasebetinde, hayatında nasıl bir çizgi takip eder, nasıl yaşarsa, öyle ölür ve nasıl ölürse, öyle kalkar.” İşte, hadis-i şerifte, bu hakikate işaret edilmiştir.


    Sorularla İslamiyet

    *SAHRA* ve Ararad bunu beğendi.

  6. #6
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Nefsi ve vicdanı, aklın hükümlerine itaatlerini devam ettiren tergib ve terhib, yani ümid ve korku hisleri lâzımdır. Bu hislerin vücud bulup devam etmeleri ancak tergib ve terhib yani ümidlendirmek ve korkutmakla olur. İşarat-ül İ'caz
    *SAHRA* bunu beğendi.

  7. #7
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Korku ve Umit

    YouTube Video
    ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.

  8. #8
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart "Havf ve reca (korku ve ümit) arasında olmak" ne demektir?

    Havf, “korku, korkutmak”, reca ise “emel, ümit, yalvarmak, dilek.” demektir.

    Sakin su, dalgalı deniz kadar güzel olamıyor. Rüzgârın esmesiyle sağa sola salınan dallar, sakin ağaçlardan daha hoş bir manzara sergiliyorlar. Rüzgârı göremiyoruz, eğer görebilseydik, onu da dalgalı bir deniz gibi seyredebilecektik.

    Dalların âhenkli salınışları, rüzgârın o dalga dalga esişinin neticesi. İşte insan ruhu o dalgalı deniz, o salınan ağaç gibi. Melekler ise, sakin su, hareketsiz bitkiler gibi. İnsan ruhu imtihan rüzgârına mâruz. Ve insan kalbinde kararsızlık, değişkenlik hâkim.

    İşte insan ruhundaki bu aralıksız değişme, bu fasılasız dalgalanma ona apayrı bir güzellik kazandırır. Onu meleklerin üstünde bir konuma çıkarır. O kalpte zıt renklerden tek bir kumaş dokunur. Celâl ve cemâl tecellileri o kalbi birlikte kemâle erdirirler. Kahır ve lütuf onda rıza olarak birleşirler.

    İşte bu zıt tecelliler kalpte iki ayrı neticeyi birlikte doğurur: Havf ve reca.

    Havf, tatlı bir korku: Allah’ın celâl, kibriya ve azameti karşısında haşyet duyma... Reca ise zevkli bir ümit: Onun lütuf, ihsan ve kereminden daima ümitvâr olma...

    Dünya imtihanını kazanan insanlar, Allah’ın bütün sıfatlarına, fiillerine ve isimlerine birlikte inanırlar.Celâlî isimler, onların kalplerinde korku ve haşyet doğururken, cemâlî isimler gönüllerini ümitle, sürurla, sefayla doldurur...

    Onlar, emir ve yasaklar denilen ikili bir imtihana tâbi tutulurlar. Karşılarına helâller ve haramlar çıkar, doğru ve yanlış arasında çoğu kez sıkışıp kalırlar. Hayırları işlemek amel-i salih, şerlerden kaçmak ise takvadır. Amel-i salih işlendikçe reca kapısı, takvada ilerlendikçe havf kapısı açılır. Her iki kapıdan da aynı neticeye erilir: Cennet.

    Mü’min, hem ümit ve hem de korku içinde olmalıdır. Zira Allah hem Gaffar’dır, hem de Kahhar.Bağışlaması da vardır, kahrı ve perişan etmesi de.


    Bize havf ve reca dersi veren bir hilkat tablosu:

    Arzın merkezinde, magma bir ocak gibi durmadan yanıyor. Üstte güneş, alevlerini kilometrelerce öteye fırlatıyor. Ve nihayet, insanlar ve hayvanlar, denizler ve ormanlar varlıklarını bu iki ateş arasında devam ettiriyorlar.

    İnsanın manevî terakkisi de iki ateş arasında sürüyor: Nefis ve Şeytan. Bu tablo karşısında insan şöyle düşünmeli: Madem ki bedenim, güneş ve magma arasında hayatını devam ettiriyor; ruhum, nefis ve şeytana rağmen hâlâ mü’min. O hâlde, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek için hiçbir sebep yok. Ve madem ki, bu iki ateşten de bir an olsun başım sakin olamıyor, öyleyse azaptan emin olmam da akıl kârı değil...

    Havf da reca da mü’minin sıfatlarıdır. Bundandır ki, hangisi ruhtan çekilse, küfür tehlikesi belirir. Havf etmeyen insan, isyan yolunu tutar, bu yolun sonunun ise küfre çıkma tehlikesi vardır. Recanın azalması da ümitsizliğe yol açar. Bu da sonu küfre çıkabilecek bir başka yoldur.

    Kur’an-ı Kerim’de bir kısım âyetler, mü’mini cennetle müjdelerken, bir kısmı da âsileri cehennemle tehdit ediyor. Kalbin bir atıp bir sessiz kalması gibi, insanı bir havfa bir recaya sevk etmekle hoş bir âhenk meydana getiriyorlar.

    Fatiha Kur’an-ı Kerim’in fihristesi, hülâsasıdır. Onda da havf ve reca dersi birlikte veriliyor.
    “Hamd”de medih ve sena hâkim.
    “Mâliki yevmiddin”, havf dersi verir.
    “İbadet” recaya, “istiane” havfa işaret ederler.
    “Sırat-ı müstakime hidayet talebi” recadır.
    “Mağdup ve dallinden olma korkusu” havftır.

    Fatiha’yı okuyan bir mü’minin ruhu, o hissetmese de, havf ve reca dalgaları arasında seyran eder.

    Yazar : Alaaddin Başar (Prof.Dr.)

    Sorularla islamiyet


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Âlem-i misal hakkında bilgi verir misiniz?
    By *AHMET* in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.08.16, 05:49
  2. Şeytanın hileleri hakkında bilgi verir misiniz?
    By *AHMET* in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 30.07.16, 22:21
  3. "Havf ve reca (korku ve ümit) arasında olmak" ne demektir?
    By *AHMET* in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.07.16, 09:28
  4. Riyazet hakkında bilgi verir misiniz?
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.07.15, 11:20
  5. Havf ve Reca (Korku ve Ümit) Arasında Olmak Ne Demektir?
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.02.09, 20:17

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0