Fenafillah: Tasavvufta, kulun zâtının ve sıfâtının, Hakk'ın zât ve sıfâtında fâni olması manasına geliyor. Başka bir ifade ile dünya alâkalarını külliyen kat' ve ehadiyet dergâhına tam bir teveccühle istiğrak haletidir.

Sofi, bu maksada erebilmek için her şeyi terk eder. Allah’ta fani olup bütün şahsiyetini ve benliğini Allah’ın varlığında eritmek ve yok etmek demektir. Öyle ki Allah’ta fenay-ı mutlak olmak demek kendi cismini ve maddeni de yok saymaya kadar varır. Vahdet-i Vücut mesleğinde ki “La Mevcuda illa hu”manasında olduğu gibi Allah’tan başka hiçbir şey yok demek, bu ifadenin zirvesidir.

Bast-ı Zaman: Kelime olarak az zamanda çok uzun bir zaman yaşamış olmak ve zamanın genişlemesi manasına geliyor.
Üstad Hazretleri bu tabir hakkında şunları söylüyor:

"Bu hakikata işareten Leyle-i Kadir gibi bir tek gece seksen küsur seneden ibaret olan bin ay hükmünde olduğunu nass-ı Kur'ân gösteriyor. Hem bu hakikata işaret eden ehl-i velâyet ve hakikat beyninde bir düstur-u muhakkak olan 'bast-ı zaman' sırrı ile çok seneler hükmünde olan birkaç dakikalık zaman-ı mirac, bu hakikatın vücudunu isbat eder ve bilfiil vukuunu gösteriyor. Mirâcın birkaç saat müddeti, binler seneler hükmünde vüs'atı ve ihâtası ve uzunluğu vardır. Çünkü o mirac yolu ile, beka âlemine girdi, beka âleminin birkaç dakikası, şu dünyanın binler senesini tazammun etmiştir."

"Hem şu hakikata bina edilen beyn-el evliyâ kesretle vuku bulmuş olan bast-ı zamanhâdiseleridir. Bâzı evliya bir dakikada bir günlük işi görmüş. Bâzıları bir saatte bir sene vazifesini yapmış. Bazıları bir dakikada bir hatme-i Kur'âniyeyi okumuş olduklarını rivâyet edip ihbar ediyorlar. Böyle ehl-i hak ve sıdk, bilerek kizbe elbette tenezzül etmezler. Hem o derece hadsiz ve kesretli bir tevatürle bast-ı zaman hakikatını aynen müşâhede ettikleri medar-ı şüphe olamaz."
"Şu bast-ı zaman herkesçe musaddak bir nevi rüyada görünüyor. Bazan bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, geçirdiği ahvali, konuştuğu sözleri, gördüğü lezzetleri veya çektiği elemleri görmek için yakaza âleminde bir gün, belki günler lâzımdır."(1)


Marifet: Kelime olarak bir şeyi bilmek, ilim irfan sahibi olmak demektir. Terim olarak,Allah’ı isim ve sıfatları ile bilmek ve tanımak anlamına geliyor.

Marifetin çok mertebe ve dereceleri vardır. Marifette sadece aklın aydınlanması değil, diğer duygu ve hislerinde aydınlanması söz konusudur. Yani insanın manevi cihazlarının Allah’ı bilmesi ve görmesi demektir. Akıl tefekkür noktasından aydınlarınken, kalp de İlahi aşk ile aydınların vs...

(1) bk. Lem'alar, Üçüncü Lem'a.

Sorularla Risale