+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9
Like Tree7Beğeni
  • 2 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından Ararad

Konu: İmanı nasıl kuvvetlendirebiliriz?

  1. #1
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İmanı nasıl kuvvetlendirebiliriz?

    Resulullah Efendimiz (asm), imanın nasıl arttrılacağını bildirmiştir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

    "Şunları yapmak imanı zirveye çıkarır:
    1. Allah’ın hükmüne karşı sabretmek,
    2. Kaza ve kadere rıza göstermek,
    3. Tam tevekkül sahibi olmak,
    4. Allah’a tam teslim olmak." (Ebu Nuaym)

    Şimdi bu dört maddeyi kısaca açıklayalım:


    Sabır:

    Bir farzı yapmak veya bir günahtan kaçınmak sabırsız ele geçmez. Resulullah Efendimiz (asm)'e "İman nedir?" diye sorulduğunda, "Sabırdır!.." buyurdu. (Deylemi)

    Sabır, acı ise de meyvesi tatlıdır. Üç hadis-i şerif meali:

    "Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir." (Deylemi)

    "Sabreden kuldan Allah razı olur." (Deylemi)

    "Sabırlı ve ihlaslı cennete gider."(Taberani)

    Üç âyet-i kerime meali de şöyledir:

    "Sabredenlere mükafatları hesapsız verilir." (Zümer, 39/10)

    "Sabredenlere (ihsanımı) müjdele!.." (Bakara, 2/155)

    "Sabretmekte yarışınız!.." (Âl-i İmran, 3/200)

    Hz. Hızır, "Günah işlememeye sabretmek sayesinde ledün ilmine kavuştum."buyurmuştur.


    Kadere Rıza:

    Allah’tan gelen her şeye razı olmak büyük nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    "Kadere rıza, saadet alametidir."(Tirmizi)

    "Şu üç şeyi yapan dünya ve ahiret hayrına kavuşur: Kazaya rıza, belaya sabır, rahatlıkta dua."(Deylemi)

    "Şu üç şeyi yapan kırk evliyadan biri olur: Kazaya rıza, haram işlememeye sabır, buğdi fillah."(Deylemi)

    "Şu üç şey iman alametidir:Belaya sabır, nimete şükür, kazaya rıza." (İhya)

    "Hak Teâlâ buyurdu: Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve belaya sabretmeyen, benden başka Rab arasın!.." (Taberani)

    "Ya Rabbi, beni kaza ve kaderine rıza gösteren, belana sabreden ve nimetlerine şükredenlerden eyle!"diye dua etmenin en güzel dualardan biri olduğu bildirilmiştir.


    Tevekkül:

    Tevekkül farzdır. Kur'an-ı Kerim'de buyuruldu ki:

    "İmanınız varsa Allah’a tevekkül edin." (Maide, 5/23)

    "Tevekkül edene Allah kâfidir."(Talak, 65/3)

    "Allah tevekkül edenleri sever."(Âl-i İmran, 3/159)

    En büyük makam, Allah Teâlâ'nın sevgisine kavuşmaktır. "Hasbiyallah!..", Allah bana yetişir, kâfi gelir demektir. İbrahim aleyhisselam, ateşe atılırken, "Hasbiyallah ve ni’mel vekil." dedi ve kurtuldu. Allah Teâlâ, Davud aleyhisselama şöyle vahyetti:

    "Bir kul, kullara değil de bana ihlasla tevekkül ederse, herkes ona tuzak kursa, ona mutlaka bir çıkış kapısı açarım. Bir kul da bana değil mahluka güvenirse, bütün yükseliş sebeplerini keser ve çöküş yollarını kolaylaştırırım." (İbni Asakir)

    "Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür."


    Allah’a Teslimiyet:

    Teslim olmak, esir olmak, kul köle olmak demektir. Allah’a teslim olmak da Allah’ın kulu olmak ve onun her emrini yapmaya hazır beklemek demektir. ZatenMüslüman,Allah’a teslim olan insan demektir. Kur’an-ı Kerim'de de teslim olmak emredilir:

    "Biz sadece Allah’a teslim olduk, deyin!" (Bakara, 2/136)

    "Âlemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın." (En'am, 6/71, 72)

    "Belkıs imanını bildirmek için,'Âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.' dedi." (Neml, 27/44)

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:

    "Şu beş şey imandandır: Allah’a teslimiyet, kaderine rıza, işini Allah’a havale etmek, ona güvenmek, musibete sabır."(Bezzar)

    İşte bunları uygulayan imanın zirvesine çıkar. Ayrıca iman kitapları okuyup iman konulu sohbetlere katılmak çok faydalı olur. Bunun için Risale-i Nur tefsirini tavsiye ederiz.


    Sorularla islamiyet

    *SAHRA* ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  2. #2
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alâllah" der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne çeker.Sözler
    *AHMET* bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  3. #3
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Alıntı gamze-i_dilruzum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alâllah" der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne çeker.Sözler
    Demek, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder...Sözler


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  4. #4
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Maşallah güzel kardeşim hakikat bunları gerektirir...


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  5. #5
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz? ..

    İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz? İmanın artıp eksilmesi, tahkiki ve taklidi iman, imanın önemi hakkında bilgi verir misiniz?

    İman bir nurdur, Allah’ın bir lütfudur.Fakat iman aynı zamanda bir ilimdir, öğrenilmesi gereken bir hakikattir. İmanımızın güçlenmesinin iki yolu vardır:

    Birisi ve en birincisi, Kitap ve sünnet çizgisinde Ehl-i sünnetin akidesini öğrenmek ve çağımızın bir gereği olarak bunu tahkik süzgecinden geçirmektir.

    İkincisi: Salih amel yaparak, günahlardan sakınarak kalbini tasfiye etmek, nefsini tezkiye etmek suretiyle manevî alanda terakki etmektir.

    Ancak bu asrın gidişatı bu ikinci yolu oldukça zorlaştırmıştır. Bu sebeple tahkiki iman dersini veren eserleri okumak son derece önemlidir. Bu çağın özelliğinin bir gereği olarak, dini ilimlerin yanında fen bilimlerinin de okunması zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, "kalbin nuru dinî ilimler olduğu gibi, aklın ziyası da fen bilimleridir."Bu ikisini birlikte ders veren en önemli eserlerden birinin Risale-i Nur Külliyatı olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki, bunun yanında, İmam Gazali, İmam Rabbanî, İmam Maverdi, İmam Kuşeyrî gibi zatların kitaplarından da çok güzel istifade edilebilir.

    İmanı koruma ve takviye etmek bir müminin en önemli meselesidir. Öncelikle imanı korumak için takvaya önem vermek gerekir.İman takva kalesinde korunur.Takva olmazsa iman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İmanı takviye etmek için imani eserleri bolca okumak ve mütalaa etmek gerekir. İlim ile gelen mesail-i imaniye akıl odasından geçmeden insanın latifelerine sirayet etmez. Önce akılın tatmini gerekir.

    Tefekkür çok önemlidir. İbrahim aleyhisselamın tefekkür vasıtasıyla aya ve yıldızlara bakarak Rabbini bulması Kur'an-ı Kerim'de anlatılmaktadır.Tefekkür ile iman inkişaf eder. Bu sebebtendir ki hadis-i şerifte"bir saat tefekkür bir yıl nafile ibadetten üstündür" denilmiş.

    Çevrenin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Günahlar insan üzerinde imansızlık telkini yapar. Telkinin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Farkında olmadan insanın şuur altında imansızlık aşılar. Bu sebepten günahlı ortamlardan elden geldiği kadar uzak kalınmalıdır. Dışarıda serbestçe pervasızca işlenen günahlar âdeta ahiretin olmadığını ve cezanın olmadığını telkin ederler. Bu telkinin kötü etkilerinden korunmak için elden geldiği kadar günahlı ortamlardan uzak kalınmalı ve her yerde elden geldiğince emr-i bil maruf nehy-i anil münker (iyiliği emredip, kötülükten sakındırma) yapmaya çalışmalıyız. Maruz kalınan kötü telkinin zararlarını telafi etmek için imani meseleri bolca mütalaa etmek ve tebliğe önem vermek gerekir. Amel-i saliheönem veren takva dairesinde yaşayan insanlarla birlikteliği arttırmak gerekir. Bu yönüyle de cemaatin önemi daha belirgin olarak görülmektedir. Günahlar nasıl imansızlık telkini yapıyorsa, öyle de amel-i salih de iman telkini yapar.


    İmanın Mahiyeti Nedir?

    İmân, mâhiyet itibariyle, Allah'ın insanlara en büyük lütuf ve ihsanıdır. Allah onu dilediği kullarına nasib eder. Ne var ki bu nasiplenmede, kulun hiçbir rolünün olmadığı da söylenemez. Bilakis, insan önce kendi tercih ve iradesini kullanarak, îman ve hidâyete istekli olacaktır. Bu talep ve istek üzerine Cenâb-ı Hak da ona îman ve hidâyet nasip edecektir. Bu sebeble İslâm büyükleri îmanı, "Cenâb-ı Hakk'ın, istediği kulunun kalbine, o kulun cüz'î irade ve ihtiyarını sarfetmesinden sonra koymuş olduğu bir nûrdur." diye tarif etmişlerdir.


    İmanda Mertebe ve Gelişme Söz Konusu mudur?

    Bir çekirdek, nasıl büyüyüp ağaç olana kadar büyük bir gelişme ve inkişaf gösteriyorsa, îman da öyledir. İslâm âlimleri, imânı önce iki mertebeye ayırmışlardır:

    1. Taklidî îman,
    2. Tahkikî îman...

    Taklidî İman: Ana - babadan, hocadan, muhîtten duyduğu ve öğrendiği şekilde, mes'ele üzerinde hiçbir akıl yürütmeden îman esaslarına bağlanmak demektir. Taklidî îman, inanç esaslarına, şuuruna ve teferruatına vâkıf olarak bir inanma olmadığı için, bilhâssa bu zamanda bâzı şüphe ve vesveselere mâruz kalabilir ve sarsılıp yıkılma tehlikesi geçirebilir.

    Tahkikî îman ise: İmâna âit bütün mes'eleleri delilleriyle, tafsilâtlı ve teferruatlı bir surette bilmek, tasdik etmek, tereddütsüz inanmaktır. Böyle bir îman şüphe ve vesveseler karşısında sarsılıp yıkılmaktan kendini koruyabilir. Tahkikî îmanın da pek çok mertebesi vardır. Bu mertebeleri İslâm âlimleri başlıca üç kısma ayırmışlardır:

    1. İlme'l-yakîn mertebesi: İmânî mes'eleleriilmen, tam teferruat ve tafsilâtıyla, delilleriyle bilmek ve inanmaktır.

    2. Ayne'l-yakîn mertebesi: İmanî mes'elelerigözle görmüş, doğruluklarını bizzat müşahede etmiş gibi bilmek ve inanmaktır.Gözle görmekle ilmen bilmek, insana kanaat vermesi bakımından çok farklıdır. İnsan bir şey'i tereddütsüz, kesin olarak bilebilir, ama bir de gözleriyle görünce kanâatı kat kat artar. Amerika'nın varlığını ilmen bilmekle, bizzat görmek gibi... İşte îmanın ayne'l-yakîn mertebesi de, îman esaslarına gözle görmüş kat'iyetinde inanma hâlidir.

    3. Hakka'l-yakîn mertebesi: İmanî mes'eleleri görmekten ayrı, bizzat yaşayarak, içine girerek kabûl ve idrâk etmek demektir.

    İmanın bu üç mertebesini îzah bakımından şöyle bir misal verilmektedir:Bir yerden duman yükseldiğini uzaktan görmekle insan bilir ki, o yerde ateş yanmaktadır. Dumanı görmek suretiyle ateşin varlığını bilmek, ilme'l-yakîninanmaktır. Sonra, duman çıkan yere gidip ateşi gözümüzle gördüğümüzü farzetsek, bu da ateşin varlığına ayne'l-yakîn inanmaktır. Bir de ateşin bizzat yakınına gidip sıcaklığını hissetmek, elimizi aleve doğru tutup yakıcılığını duymak suretiyle ateşin varlığını bilmek vardır ki, buna da hakka'l-yakîninanma denilir.


    Günümüzde Taklidî İman Kâfi midir?

    Yukarıda belirttiğimiz gibi, bu zamanda taklidî îman pek çok vesvese ve şübhelerle karşılaşmakta ve o şübheler karşısında sarsılıp yıkılmaya mâruz bulunmaktadır. Taklidî îmanın eskiden yeterli olduğu halde, günümüzde yetersiz kalış sebebini, Ali Fuad Başgil, şu şekilde îzah etmektedir.

    "İnsanlar her devirde din ve mâneviyat kuvvetine muhtaç olmuşlardır. Fakat bu ihtiyaç, zamanımızda bir zaruret hâlini almıştır. Eskiden atalarımız gayet basit bir din bilgisi ve görenek hâlinde "taklidî" bir îman ile rahatça yaşıyorlardı. Çünkü onlara bütün içtimaî muhît (çevre) mâneviyat telkin ediyordu. Bugün durum tamamıyle değişmiştir. Din duygusu zayıflamış, eski dinî hürmet terbiyesi yerini, küstahca bir saygısızlık almıştır. Bugün aile daralmış ve bağları gevşemiştir. Aile yükü sırf karı-kocanın omuzlarına çökmüş, ana-babalar iktisadî ihtiyaçlar karşısında çocuklarının dinî terbiyesine yetişemez olmuşlardır."

    "Öbür taraftan mektep ve üniversiteler âdeta din aleyhtarı propaganda ocakları hâlini almıştır. İnatçı münkirlerin tezyif ve temerrüdleriyle bir kat daha bulanıklaşan böyle bir hava içinde, bugün artık basit bir din bilgisi kâfi gelmez olmuştur."

    "Din nedir? İlim ile münasebeti nedir? İlim karşısında bugün din ne yapmalı ve nasıl bir vaziyet almalıdır? gibi sorular, şimdi her zamandan çok zihinleri tırmalamaktadır. Hususiyle aydın gençlerin bu soruların cevaplarını bilmeye ihtiyaçları vardır."

    Gerçekten de, bugün verilecek bir din bilgisinin ve îman dersinin ilimle îmanı mezceden, akıl ve mantığa îmanî mes'eleleri kabûl ettiren tahkikî bir muhtevâda olması şarttır. Yoksa, basit bir din dersi, görenek hâlindeki taklidî bir îman bilgisi, günümüz insanlarını -özellikle de gençlerini- tatmîn etmekten çok uzak kalacaktır.


    İmanın İnsan İçin Önemi Nedir?

    1. İman, insanın yaratılma sebebidir. Yani o, Yaratan'ını îmanla tanımak ve ibâdet etmek için yaratılmıştır. İnsan bu yaratılış gayesine uygun hareket ederse âhirette ebedî saadete nail olacak, cennete girecek, aksi takdirde cehenneme atılacak, ebedî şekavet ve bedbahtlığa mâruz kalacaktır.

    Bu bakımdan îman, insan için ebedî saadeti kazanma vesilesidir ve cennete giriş anahtarıdır. İmansız cennete girilmez. Bu cihetle insanın îman etmesi ve bu îmanını son nefesine kadar kaybetmeden veya zayıflatmadan muhafaza etmesi, dünyadan da, dünya içindeki her şeyden de daha kıymetli bir nimettir. İmanın bu büyük öneminden dolayıdır ki, Peygamberimiz (asm) bir hadîs-i şerîflerinde: "İmânınızı lâ ilâhe illâllah diyerek yenileyiniz."buyurmuş; îmanı yenilemenin ve muhafaza etmenin ehemmiyetine dikkatimizi çekmiştir. "İmânın her an zayıflama ve kaybolma ihtimali mi var ki, devamlı yenilenmesi emrediliyor?" gibi bir suâl akla gelebilir.

    İmânı yenileme konusunu Bediüzzaman, akla gelen bu suâle de cevab olacak şekilde şöyle izah etmektedir:

    "İnsanın hem şahsı, hem âlemi her zaman teceddüd ettikleri için, her zaman tecdîd-i îmana muhtaçtır. Zira insanın herbir ferdinin mânen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âher sayılır. Çünki, zaman altına girdiği için, o ferd-i vâhid bir model hükmüne geçer, her gün bir ferd-i âher şeklini giyer."

    "Hem insanda bu taaddüd ve teceddüd olduğu gibi, tavattun ettiği âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir; daima tenevvü' ediyor; her gün başka bir âlem kapısını açıyor. İmân ise, hem o şahıstaki her ferdin nur-u hayatıdır, hem girdiği âlemin ziyasıdır. Lâ ilâhe illâllahise, o nuru açar bir anahtardır."

    "Hem insanda, madem nefis, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar, çok vakit îmanını rencide etmek için gafletinden istifade ederek çok hîleleri ederler, şübhe ve vesveselerle îman nûrunu kaparlar."

    "Hem, zâhir-i şeriata muhalif düşen ve hattâ bâzı İmamlar nazarında küfür derecesinde te'sir eden kelimât ve harekât eksik olmuyor. Onun için her vakit, her saat, her gün tecdîd-i îmana bir ihtiyaç vardır..." (Mektûbât, Yirmi Altıncı Mektup)

    Bu ifadelerde, üç noktadan îmanı yenilemenin zarureti üzerinde durulmaktadır:

    Birinci nokta: İnsanın yaşadığı zaman ve içinde bulunduğu mekân, temas ettiği çevre itibarı ile hâlet-i ruhiyesi, düşüncesi, anlayışı sık sık değişebilmektedir. Mâruz kaldığı hâdiseler, yaptığı işler, temas kurduğu insanlar, onda müsbet veya menfi izler bırakmaktadır. Bu durumu Peygamber Efendimiz (asm) de şu şekilde beyan buyurmaktadırlar:

    “Şüphesiz Adem oğlunun kalbi serçe kuşu gibidir, günde yedi defa döner, çevrilir durur.”(Camiu’s-Sağir, 2342)

    “Şüphesiz ki Ademoğullarının kalplerinin tamamı Rahman olan Allah’ın kudret parmakları arasında tekbir kalp gibidir, kul nereye çevrilmeyi istiyorsa Allah da onu oraya istediği gibi çevirir..” (Camiu’s-Sağir, 2344)

    “Adem oğlunun kalbi tencereden daha çok değişkendir. Tencere kaynarken suyun toplandığı gibi.”(Camiu’s-Sağir, 7300)

    “Kalbin misali; çöldeki bir tüy gibidir. Rüzgar onun içini dışına, dışını içine çevirir durur.”(Camiu’s-Sağir , 8135)

    “Kalbe, kalb isminin verilmesi sürekli dönmesi nedeniyledir. Kalp, çölde rüzgarın içini dışına dışını içine çevirip durduğu ağaca takılmış bir tüy gibidir. (Camiu’s-Sağir, 2595)

    İnsan kalbinin ve ruh hâletinin bu derece dış te'sirlere mâruz olması sebebiyledir ki, hadîsde, sık sık "Lâ ilâhe illâllah" diyerek îmânın yenilenmesi emredilmiştir.

    İkinci nokta: İnsanda nefis, hevâ ve vehim gibi menfî duyguların bulunması ve şeytanın devamlı vesvese vermeye ve kötülüğü telkine çalışması gerçeğidir. Gafletli bir ânında bu menfi telkinlerin, insanı îmanda şübheye düşürmesi muhtemeldir. Böyle bir duruma düşmemek için de, tecdîd-i îmana ihtiyaç vardır.

    Üçüncü nokta ise: Şeriatın zâhirine aykırı düşen ve bâzı din âlimlerinin nazarında küfür bile sayılan bâzı kelime ve sözlerden, insanın tamamıyla uzak kalamadığıdır. Bu sebeble de, "Lâ ilâlhe illâllah" diyerek imanı yenilemeye zaruret vardır.

    İmanı kuvvetlendirmenin ve muhafaza etmenin bir başka yolu da onu taklidî mertebeden kurtarıp tahkikî hâle çevirmektir. Bu da ancak îman hakikatlerini tahkikî bir surette ders veren, akla gelebilecek her türlü şübhe ve vesveselere cevap veren îmanî eserleri okumak ve devamlı îmanî konularda sohbetler yapmak suretiyle olur.

    İnsan îmanını taklidden tahkîka çıkarırsa, artık onun için îmanını kaybetmek, son nefesde âhirete îmansız gitmek gibi bir durum söz konusu olmaz. İslâm âlimleri, sekerat vaktinde şeytan'ın bütün hîle ve vesveseleri ile gelip insanı aldatmaya ve îmanını almaya çalışacağını söylemişlerdir. Bu yüzden de sekerat vaktinden korktuklarını belirtmişlerdir. İşte insan, sekerat vaktindeki bu gibi tehlikelerden, tahkikî îman sayesinde korunabilir. Çünkü tahkikî îmanda, îman sadece akılda kalmış değil; kalbe, ruha, diğer duygu ve lâtifelere de sirayet edip yerleşmiş haldedir. Şeytan insanın aklındaki îmanını zedelese bile, eli, öteki duygulara yerleşmiş olan îmanı söküp almaya yetişemez. Böylelikle de kişi, yine îmanlı kalmış, îmanla vefat etmiş olur.

    2. İman, aynı zamanda, insan için büyük bir moral kaynağı ve sağlam bir istinad noktasıdır. Hakikî imanı elde eden insan, bütün kâinata meydan okuyabileceği gibi, îmanının kuvveti nisbetinde başına gelen hâdiselerin tazyik ve baskısından da kurtulabilir. Tarihlere şan veren, destanlar yazdıran zaferlerimiz, hiç şübhesiz îmanın insana kazandırdığı güç ve kuvvete güzel bir misaldir.

    İmanlı insan, başına ne derece büyük bir hâdise gelirse gelsin, îmanın verdiği tevekkül ve teslimiyetle, kadere rıza duygusu ile o hâdise ve musibetleri metanetle karşılayabilir; sabır ve tahammül ile göğüs gerebilir. Ümidsizliğe, bedbinliğe düşmez. İsyan ve feryada başvurmaz. Bu, ona îmanın kazandırdığı güç ve kuvvetten ileri gelmektedir. İmansız insanların basit bir hâdise, küçük bir musibet yüzünden intihar edip hayatlarına son verecek derecede ye's ve ümidsizliğe kapıldıkları çok sık görülen olaylardandır. İslâm ülkelerinde intihar, hemen hemen hiç görülmezken, dünyanın en medenî ve müreffeh ülkelerinde intihar vak'alarının her geçen gün artması da bunu te'yid etmektedir.

    İmanın insana kazandırdığı kuvvet ve direnme gücüne, Peygamber Efendimiz (asm) hadîs-i şerîflerinde şu şekilde işâret buyurmuşlardır:

    "Mü'min kişinin benzeri, bir sap üzerinde biten taze ekin gibidir. Rüzgâr ona hangi taraftan gelirse onu eğer de yaprağı diğer tarafa döner mey¬leder (fakat o yıkılmaz). Rüzgâr sakinleştiğinde yine doğrulur. İşte mü'min kişi de böyledir. O da belâ sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz). Haktan yüz çeviren kâfir kişinin benzeri ise sert ve dümdüz duran çam ve dağ servisi gibidir. Nihayet Allah onu dilediği zaman (bir seferde) kırar devirir." (Buhari, Tevhid, 32)

    "Müminin hâli ne güzeldir. Başına bir felaket gelse sabreder, bu onun için hayırdır. Başına bir iyilik gelse şükreder, bu onun için hayırdır." (Müslim, Zühd, 64)


    Sorularla islamiyet

    *SAHRA* bunu beğendi.

  6. #6
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. Sözler
    gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  7. #7
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Hakikî ve elemsiz lezzet, yalnız imanda ve iman ile olabilir. Şuâlar
    Ararad bunu beğendi.

  8. #8
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.545

    Standart

    İmanimizi ne ile kuvvetlendirebiliriz ? Cevap : zikrullah ile. Yani Allah'ı anmakla kalbimiz tatmin olur... Ela bizikrillahi tatmeinil kulup... Mahalli i iman kalp ise, maksat hasıl olmuştur....
    *AHMET* bunu beğendi.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  9. #9
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    İmanın mahiyeti eğer tecessüm etse, lezzetleriyle bir cennet-i hususiye şekline girebilir ve Cennet'ten bu noktadan gizli haber verir. Asâ-yı Mûsa

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İmanı Koruyan Kaleler!..
    By nurgül in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.01.10, 19:37
  2. İmanı Kurtarmak
    By myd38 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.12.09, 18:58
  3. İmanı Kuvvetlendirmek...
    By EbEd-YoLcUsU in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.08.08, 13:10
  4. İmanı Koruma Duası
    By delailinnur in forum Dualar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 03.11.07, 23:24
  5. İmanı Kaybetmek?
    By HiÇEnderHiÇ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 25.10.07, 02:28

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0