+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından *AHMET*
  • 1 tarafından *SAHRA*

Konu: Kınamak caiz midir?

  1. #1
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Kınamak caiz midir?

    Küpeli bir erkek gördüğümüz zaman "erkek küpe takar mı, bu nasıl erkek vs." şeklinde ifadelerde bulunsak ya da çarşıda sakız çiğneyen bir erkek gördüğümüz zaman" Bu ne biçim erkek hiç yakışıyor mu?" desek kınamış mı oluruz? "Kınadığınız başınıza gelmeden ölmezsiniz" Hadis-i şerifini nasıl anlamamız gerekiyor, hiç kimse hakkında yorum yapmayacak mıyız?

    Değerli Kardeşimiz;

    İnsanların tavırlarını, hallerini küçümseyen ve itham eden cümleler "kınamak" manasını taşır.

    Kişinin başkalarında gördüğü bazı halleri veya kusurları ayıplaması, kendi nefsini o kusurdan veya o halden münezzeh görmesinden kaynaklanır. Halbuki hiçbir nefis hatadan ve kusurdan hâli değildir ve hiçbir kimsenin,"ben bu hataya düşmem" diyebilme garantisi yoktur.

    Muaz b. Cebel (ra) şöyle demiştir:

    Resulullah (asm) şöyle buyurdu:

    “Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizi)

    Başka kimselerin kusur ve ayıplarını görmeyi adet haline getirmek, İslam’ın öğrettiği medeniyetten uzak kalmışlığın bir neticesidir.

    İslam ahlakı “Müslüman kardeşinin kusur ve ayıplarına karşı kör olabilmeyi” öğretir, “kusur ve ayıplarını araştırmayı” ise yasaklar.

    Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de ayıp araştırmayı ve gıybeti yasaklamıştır

    “Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme. Çünkü kulak göz ve kalp bunların hepsi ondan mesuldür.” (İsra, 36)

    “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının! Şüphesiz ki zannın bazısı günahtır.(birbirinizin kusurunu inceden inceye)araştırmayın. Bazınız bazınızı gıybet etmesin!” (Hucurat, 12)

    “Şüphesiz ki çirkin şeylerin (söz ve fiillerin) iman edenlerin içinde yayılmasını arzu edenlere dünyada da ahirette de (pek elemli bir azap vardır.” (Nur, 19)

    Peygamber Efendimiz (asm) hadis-i şeriflerde ayıp araştırmayı nehyedip, ayıp örtmeye teşvik etmiştir

    “Kim ayıp ve kusur görür de insanlara anlatmayıp gizlerse sanki cahiliyette diri diri toprağa gömülmekte olan bir kızı hayata kavuşturmuş gibi sevap kazanmış olur.” (Ebu Davud)

    “Bir mümin din kardeşinin ayıbını görmez de onu örterse şüphesiz Cenab-ı Hak bu hareketi sebebiyle onu cennete koyar.” (Taberani)

    Ebu Cüriy el-Hüceymî (ra) anlattı:

    “Resulullah’ın (asm) huzuruna giderek;

    “Yâ Resulallah! Taşrada yaşıyoruz. (Her zaman yanına gelemeyiz.) Bize öyle bir şey öğret ki, onu yapınca Allah’ın rızasını kazanalım” dediğimde;

    “Hiçbir iyiliği küçümseme, suyu olmayanın suyuna su boşaltman ve mümin kardeşine güler yüzle konuşman da Allah’ın rızasını kazandırır. Sakın eteklerini yere kadar uzatma, bu kibirlilikten gelir. Allah büyüklenmeyi sevmez. Kusurlarını sayarak sana hakaret edene, sen de onun ayıplarını meydana döküp hakaret etme! Öyle yaparsan o günaha girer, sen sevap kazanırsın.” (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn-i Hıbban)

    “Hasetleşmeyiniz, buğuzlaşmayınız, ayıpları araştırmayınız, birbirinizin ayıplarını deşmeyiniz, almak istemediğiniz halde rekabet için fazla fiyat biçmeyiniz. Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Müslim)

    Bir kişi sende olduğunu bildiği şeylerle seni ayıplarsa sen de onda olduğunu bildiğin şeylerle onu ayıplama, onu haline bırak, günah ona sevap ise sana olur. Hiçbir şeye sövme. (İbn-i Hıbban, Nesai)

    Bir kimse seni sende bulunan bir kusurla ayıplarsa, sen onu o kusurla ayıplama. (Ahmed)

    “Bir kardeşi sevdiğin zaman, onunla münakaşa etme, ona fena harekette bulunma ve ondan (başkasına, nasıl adamdır diye) sorma; olur ki, onun bir düşmanı ile karşılaşırsın da onda olmayan bir şeyi sana bildirir, böylece seninle onun arasını açmış olur.”(Buhari)

    “Kim Müslüman kardeşinin ayıbını örterse kıyamet günüde Allah’ta onun ayıbını örter. Kimde müslüman kardeşinin ayıbını açarsa Allah’ta onun ayıbını açıp evinin içinde bile rezil eder..” (Müslim)

    “Ey dil ile iman edip, kalplerine iman yerleşmeyenler; İnsanları gıybet etmeyin, gizli şeylerini araştırmayın, çünkü bir Müslümanın sır perdesini yırtıp gizli şeylerini açığa vuranın Allah Teâlâ sır perdesini yırtar. İsterse kendi evinde olsun kötülüklerini meydana çıkartır.” (Tirmizi)

    “İnsanların kabahat ve kusurlarını inceleyecek olursan onları ifsad eder veya fesada düşürmeye yaklaşırsın.” (Ebu Davud)

    Başkalarının kusurlarını arkalarından söylemek gıybettir

    Gıybet; hâzır olmayan birisinin aleyhine konuşmak, arkadan çekiştirmek, birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen bir şey söylemek demektir.

    Başkalarının kusurlarını arkalarından söylemek gıybettir. Öyle ki, bir kimsenin arkasından boyuna, elbisesine, yiyip içmesine, gezip yürümesine varıncaya kadar bir kusurunu dil göz veya el ile işaret ederek göstermek de bir gıybettir. Çünkü bunları öğrenince üzüleceğinde şüphe yoktur.

    Başkalarına, yapmadıkları kusurları yüklemek de iftiradır, buhtandır. Bunlar İslam terbiyesine aykırıdır, kesinlikle haramdır.

    Gıybetin sorumluluğundan kurtulmak için, mümkünse gıybet edilen kimseden helallik dilemeli, özür dilemelidir. Bazı alimlere göre, yapılan gıybetten pişman olup istiğfarda bulunmak yeterlidir. Çünkü durumu haber verip gıybet edilen kimseden helallik dilemek, bir üzüntüye, bir dargınlığa sebebiyet vermiş olabilir. Ancak o kimse bu gıybetten haberdar olmuşsa, o zaman kendisinden özür dileyerek helallık istemek gerekir. (Büyük İslam Ansiklopedisi)

    Ayrıca bu konu hakkında daha geniş malumat için sitemizde bulunan “Gıybet” dosyasına bakabilirsiniz.

    İnsan başkalarının ayıp ve kusuru yerine kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır

    Toplumu ve insanları kötülüklerden korumak için işlenen ayıpları örtmek ahlâkî faziletlerin başında gelir. Böylece İslâm'ın övdüğü, Müslümanlarda bulunmasını istediği faziletlerden birisi de başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek ve gizlemektir. Buna karşılık; bir Müslümanı küçük düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için ayıplarını araştırmak ve başkalarına anlatıp açıklamak ise büyük bir ahlâksızlık olup, İslâm tarafından yasaklanmıştır.

    İnsan başkalarının ayıp ve kusurunu değil, kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (asm): “Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun. " (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa) buyurmuştur.

    Onun için insan, kendi kusurunu görüp onu düzeltmeye çalışmalıdır. Ancak uygunsuz işleri hiç çekinmeksizin yapıp duran günahkâr kimselerin bu çirkin hallerini arkalarından söylemek gıybet sayılmaz. Bu söyleme ile çirkin işler kötülenmiş ve başkaları bundan korunmuş olur. Bir İslam toplumuna karşı, küstahça hareket ederek ahlaka uymayan şeyleri açıkça yapıp duran kimselerin bu rezaletini söylemek, toplumsal anlayışın güzel bir tepkisidir. Yeter ki, bu söyleyiş şahsî bir kırgınlık neticesi olmasın.

    Ayıpların araştırılıp ortaya dökülmesi; insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz. İnsanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur. Resulullah: “Müslümanların ayıplarını, gizli hallerini araştırmağa kalkışırsan, onları ifsad eder (ahlâklarını bozar) veya ifsada yaklaştırmış olursun" (Riyazü's-Sâlihin) buyurmuştur.

    Peygamberimiz ve ashabı, kimsenin ayıplarını araştırmamış ve araştıranları da şiddetle kınamıştır. Peygamberimiz'in: "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez." (Tirmizî) uyarısını da hiç bir zaman unutmamak gerekir.

    Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerifler, toplum içinde yardımlaşmak, birlikte iyi geçinmek, yapılan fenalıkları ve ayıpları örterek arkadaşlığı, dostluğu kuvvetlendirmek, dostça yaşamayı isteklendirmek ayıp ve günahları teşhir etmeden önlemek gibi insanî ve İslâmî faziletlerimizi belirtmektedir. (Şamil İslam Ansiklopedisi, Büyük İslam İlmihali)

    Allah’a emanet olunuz

    sorusorcevapbul.com

    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.642

    Standart

    “Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizi)
    çok tehlikeli çok...Allah korusun


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




  3. #3
    Müdakkik Üye AbdûlHâdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    659

    Standart

    Alıntı *SAHRA* Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok tehlikeli çok...Allah korusun
    lakin bir hata umumi zararı varsa bu yanlış elle, dille, kalben buğzla düzeltilmeli değil mi ?

  4. #4
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.642

    Standart

    Alıntı AbdûlHâdi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    lakin bir hata umumi zararı varsa bu yanlış elle, dille, kalben buğzla düzeltilmeli değil mi ?
    bu dediğiniz inkar noktasında olursa olabilir sanırız. Yani Allah c.c Peygamberimiz ( a.s.v)...ve imani meseleleri gibi konularda olsa gerek

    belki bu ayet-i kerime o dediğiniz kısıma girebilir

    “Şüphesiz ki çirkin şeylerin (söz ve fiillerin) iman edenlerin içinde yayılmasını arzu edenlere dünyada da ahirette de (pek elemli bir azap vardır.” (Nur, 19)

    burada daha çok gıybet ve kınama konusu anlatılmış

    “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının! Şüphesiz ki zannın bazısı günahtır.(birbirinizin kusurunu inceden inceye)araştırmayın. Bazınız bazınızı gıybet etmesin!” (Hucurat, 12)

    eğer kişinin yaptığı kendisine zarar veriyorsa veya toplumda nahoş geliyorsa kınamak yerine dua etmek gerekli. ve güzel bir lisan ile uyarmak. tenkit olmadan sürekli hatasını tekrarlamadan. Yada ona zan etmeden ettirmeden çözümcü olmak güzel olur


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




  5. #5
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.642

    Standart

    Konu gıybete girer hakka girer İmani bir mesele harici olanları diyoruz. Şahsına ait olan değil. İmani bir mesele hem kendini hem toplumu zarara götürür onun tehlikesi çok fazla...

    Eğer farklı bakış açılar varsa mütealaa olarak yazılabilir. Çok geniş kapsamlı bir yönü var...

    Aklımıza geldi bir bölüm var risalelerde geçen kısmen izah ediyor mümin kardeşe adaveti...



    Yirmi İkinci Mektup

    BİRİNCİ VECİH


    Hakikat nazarında zulümdür. Ey mü’mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.


    Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda, iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı yüzünden ona kin ve adâvet bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun mânen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür.
    *AHMET* bunu beğendi.


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




  6. #6
    Ehil Üye olabilir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2017
    Mesajlar
    1.109

    Standart

    Mâide, 54. Ayet: Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sözlümle msn de Görüşmek Caiz midir?
    By ü_ve_h in forum Fıkıh
    Cevaplar: 60
    Son Mesaj: 22.05.17, 16:38
  2. Klozet Kullanmak Caiz midir???
    By hadimi_kuran in forum Fıkıh
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 02.10.15, 16:04
  3. Chatleşmek Caiz midir?
    By idea.25 in forum Fıkıh
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 13.12.08, 23:56
  4. Beddua Etmek Caiz midir?
    By Ramazann in forum Fıkıh
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 24.06.08, 00:30

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0