Mesnevi-i Nuriye'den

Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın i'caz ve belâgatına dair "Lemaat" namındaki eserimde izah edilen bazı lem'aları dinleyeceksin:
Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan: Anlatma tarzı mucize olan Kur'an.
İ'caz: Mucize, mucizelik.
Belâgat: Durumun ve şartların gereğine uygunluk, gaye ve dinleyicilerin durumuna tam uygun olarak doğru ve güzel söz söyleme.
Lemaat: Parıltılar. *Sözler kitabının sonundaki Konferans ile 33.Söz arasındaki bölümün adı.

1- Kur'anın okunuşunda yüksek bir selaset vardır ki, lisanlara ağır gelmez.
Selaset: Anlatışındaki kolay ve rahatlık. Açık, akıcı, kolay ve uyumlu anlatım.

2- Büyük bir selâmet vardır ki, lafzan ve manen hatadan sâlimdir.
Lafzan: Lafız olarak, söz olarak, sözle.
Sâlim: Sağlam, güvenli ve tehlikesiz, sağlıklı.

3- Âyetler arasında büyük bir tesanüd vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye-i Kur'aniyeyi sarsılmaktan vikaye ediyor.
Tesanüd: Dayanışma, birbirine dayanma.
Kârgir: Taştan yapılmış.
Bünye-i Kur'aniye: Kur'anın bünyesi (vücudu, yapısı).
Vikaye: Koruma.

4- Büyük bir tenasüb, tecavüb, teavün vardır ki; âyetleri birbirine ecnebi olmadığı gibi, birbirinin vuzuhuna yardım, istizahına cevab veriyor.
Tenasüb: Uygunluk, uyum.
Tecavüb: Cevaplaşma.
Teavün: Yardımlaşmak.
Vuzuh: Açıklık, anlaşılırlık, netlik.
İstizah: İzah isteme, açıklama isteme.

5- Parça parça, ayrı ayrı zamanlarda nâzil olduğu halde, şiddet-i tenasübden sanki bir defada nâzil olmuştur.
Nâzil: İnen, yukarıdan aşağıya inen.
Şiddet-i tenasüb: Şiiddetli uygunluk, güçlü uyum.

6- Esbab-ı nüzul ayrı ayrı ve mütebayin olduğu halde, şiddet-i tesanüdden sanki sebeb birdir.
Esbab-ı nüzul: Ayetlerin Allah (cc) katından indiriliş (gönderiliş) sebepleri.
Mütebayin: Birbirine uymayan, birbirinden ayrı, birbirine zıt olan.
Şiddet-i tesanüd: Dayanışma kuvveti, kuvvetli ve güçlü şekilde dayanışma.

7- Mükerrer mütefavit suallere cevab olduğu halde, şiddet-i imtizac ve ittihaddan sanki sual birdir.
Mükerrer: Tekrarlı, tekrar edilmiş.
Mütefavit: Birbirinden farklı, çeşitli.
Şiddet-i imtizac: Uyuşma şiddeti, kaynaşma kuvveti.
İttihad: Birleşme, birlik.

8- Müteaddid, mütegayir hâdisata beyan olduğu halde, kemal-i intizamdan sanki hâdise birdir ve bir hâdiseye cevabdır.
Müteaddid: Çok sayıda, bir çok, çeşitli.
Mütegayir: Birbirine zıt olan.
Hâdisat: Hadiseler, olaylar.
Kemal-i intizam: Tam düzgünlük, mükemmel kusursuz düzgünlük.

9- "Tenezzülât-ı İlahiye" ile tabir edilen muhatabların fehimlerine yakın ve münasib üslûblar üzerine nâzil olmuştur.
Tenezzülât-ı İlahiye: Allah'ın (cc) insanların anlayış derecelerine göre söz söylemesi.
Fehim: Anlayış, anlama, zeka.

10- Bütün zaman ve mekânlarda gelip geçen insanlara tevcih-i kelâm ettiği halde, sühulet-i beyandan dolayı sanki muhatab birdir.
Tevcih-i kelâm: Kelamı tevcih etmek, sözü yöneltmek.
Sühulet-i beyan: Anlatma ve açıklama kolaylığı ve rahatlığı.

11- İrşadın gayelerine îsal için tekrarları tahkik ve takriri ifade eder. Maahâza, tekrarları halel vermez. İadesi, zevki izale etmez. Tekerrür ettikçe misk gibi kokar.
Îsal: Ulaştırma, kavuşturma.
Tahkik: İnceleme, araştırma, inceden inceye araştırmak.
Takrir: Bildirmek, anlatmak, söylemek, iyi ifade etmek. *Kararlaştırmak, yerleştirmek.
Maahâza: Bununla beraber, bununla birlikte.
Halel: Zarar, bozma, eksiklik.
Tekerrür: Tekrarlama.

12- Kur'an kalblere kut ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı kut'u artırır. Tekerrür etmekle daha me'luf ve me'nus olduğundan, lezzeti artar.
Kut: Yaşatacak gıda, rızık.
Me'luf: Alışılmış.

13- İnsan maddî hayatında; her anda havaya, her vakit suya, her zaman ve her gün gıdaya, her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü haddizâtında tekerrür olmayıp, ihtiyaçların tekerrürü içindir. Kezalik insan hayat-ı ruhiyesi cihetiyle Kur'anda zikredilen bütün nevilere muhtaçtır. Bazı nevilere her anda muhtaçtır. "Hüvallah" gibi. Çünki ruh bunun ile nefes alıyor. Bazı nevilere her vakit, bazılarına her zaman muhtaçtır. İşte hayat-ı kalbiyenin ihtiyaçlarına binaen Kur'an tekrarlar yapıyor. Meselâ: "Bismillah", hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden kesret-i ihtiyaca binaen Kur'anda çok tekrar edilmiştir.
Haddizâtında: Aslında, gerçekte.
Kezalik: Böylece, bunun gibi, buda böyle.
Hayat-ı ruhiye: Ruha ait hayat, ruhun hayatı.
Hüvallah: O Allah'tır (cc).
Bismillah: Allah'ın (cc) ismiyle.
Hava-i nesîmî: Temiz hava.
Kesret-i ihtiyac: İhtiyacın çokluğu.

14- Kıssa-i Musa gibi bazı hâdisat-ı cüz'iyenin tekrarı, o hâdisenin büyük bir düsturu tazammun ettiğine işarettir.
Kıssa-i Musa: Hz. Musa'nın (as) başından geçen ibretli olaylar.
Hâdisat-ı cüz'iye: Basit ve küçük olaylar.
Tazammun: İçine almak.

Hülâsa:
Kur'an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattir, hem şeriattır, hem sadırlara şifa, mü'minlere hüda ve rahmettir.
Hülâsa: Özet.
Zikir: Anma, hatırlama, Allah'ı(cc) isimleriyle ve sıfatlarıyla anma.
Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.
Şeriat: Allah'ın (cc) kanunları.
Sadırlara: Kalplere, gönüllere.
Hüda: Hidayet, doğruluk, doğruyu ve gerçeği görmek.
Rahmet: Merhamet, acıma, şefkat etme.