Fıkıh Köşesi » Cennet ve Cehennem / Süleyman Kösmene

İzmir’den Hatice Erden: “Cennette kıyafet nasıl olacaktır? Meselâ başörtüsü var mıdır?”

Ahiret Yurdunda Elbiseler
Ahirette sun’î elbiseler olmayacağı açıktır. İnsan sun’î elbiselerden çıplak ve üryan olarak dirilecektir.

Fakat Bediüzzaman ifade ediyor ki: “meydan-ı haşirde sun’î libaslardan üryan olarak, fıtrî bir libas giydirmesi, ism-i Hakîm muktezasıdır.”1

Cennet ve cehenneme gelince: Cennette cennet cinsinden, cehennemde de cehennem cinsinden kıyafetler bulunacağına işaret eden âyetler ve rivayetler vardır. Bunlar dünyadaki elbiseler gibi sun’î değildirler. Fıtrî, canlı ve şuurlu elbiselerdirler. Cennet elbiseleri cennet ehline zevk ve onur verecek, cehennem elbiseleri de cehennem ehline azap ve ıztırap verecektir.

Konuya işaret eden bazı âyetler:

“Orada canların çekeceği, gözlerin zevk alacağı her şey vardır.”2

Bu âyetten, Cennette giyeceğimiz elbisenin, başta nefsimiz ve gözümüz olmak üzere bütün duygularımızın hoşlanacağı cinsten olacağı anlaşılıyor.

-“Âhiret yurdu her şeyiyle hayata mazhardır.”3

Bu âyetten, her şeyi ile capcanlı olan âhiret yurdunda elbiselerimizin sun’î elbiseler gibi ölü ve cansız olmadığını, derimiz ve tenimiz gibi canlı ve hayata mazhar olduğunu anlıyoruz. Bu deriden elbiselerimizde canlılıkla beraber, şuur da olacaktır.

– Cehennem’de fıtrî elbisemiz olan derimizle ilgili şu âyette buyurulur ki:

“Nihayet oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri onların işleyip durdukları günahlar hakkında aleyhlerine şahitlik ederler. Onlar derilerine: “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?” derler. Derileri cevap verir: “Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk önce yaratan da O’dur. Nihayet O’na döndürülüyorsunuz.” Hâlbuki siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin ve ne de derilerinizin şahitliklerinden çekinmiyordunuz. Allah’ı da, sizin yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez sanıyordunuz.”4

Cennet Elbiseleri

Bedîüzzaman Hazretleri Mektubat’ta, Cennetin çok çeşitli güzellikleri ve lezzetleri bulunduğunu bildiriyor ve devamla diyor ki:

“Ehl-i Cennet olan bir insan, hususan bütün duygularıyla ve cihazat-ı mâneviyesiyle ubudiyet etmiş ve Cennetin lezâizine istihkak kesb etmişse, herbir duygusunu memnun edecek, herbir cihazatını okşayacak, herbir letâifini zevklendirecek bir tarzda, Cennetin herbir nevinden birer mehâsini gösterecek bir tarz-ı libası, kendilerine ve hurilerine, rahmet-i İlâhiye tarafından giydirilecek.

Ve o müteaddit hulleler bir cinsten, bir neviden olmadığına delil, şu mealdeki hadistir ki: “Huriler yetmiş hulle giydikleri hâlde, bacaklarındaki ilikleri görünür, setretmiyor.”5 Demek, en üstündeki hulleden, tâ en alttaki hulleye kadar, ayrı ayrı mehâsinle, ayrı ayrı tarzda hissiyâtı ve duyguları zevklendirecek, memnun edecek mertebeler var.”6

Anlaşılıyor ki: Cennet ehli, Cennetin her bir lezzetinden her zaman yararlanmak ister ve yararlanır. Cenâb-ı Hak, Cennet ehline ve eşlerine Cennet elbisesi olarak, Cennet güzelliklerinden birer numune giydirir. Öyle ki, bu lezzetli elbiselerle Cennet ehli ve Cennet kadınları birer küçük Cennet hükmüne geçerler.

Çünkü Rahman ve Rahîm olan Allah, bütün duygularıyla ibadet etmiş olan Cennet ehli bir insanın her bir duygusuna, bu duyguyu memnun edecek, okşayacak ve keyiflendirecek tarzda Cennet güzelliklerinin her çeşidini üzerinde bulunduran canlı bir elbise modelini giydirir. Bu güzel elbiseler bir cinsten olmaz. Her bir duygunun zevkine hitap edecek şekilde, her güzel çeşitten birer numune olur.7

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) Cennet elbiseleri hakkında şöyle buyuruyor:

“Cennet ehlinin kadınlarından bir kadının baldırının beyazlığı, yetmiş kat Cennet elbisesinin altından görünür. Ve hatta onun iliği dahi görünür. Çünkü Allah (cc), ‘O kadınlar adeta yakut ve mercan gibidirler.’8 buyurmuştur.”9

Bu rivayet ve haberlerden anlaşılıyor ki, Cennette bedende olduğu gibi başta da sun’î kıyafet ve başörtüsü olmayacak. Ancak başa güzellik ve cazibe veren fıtrî bir kıyafet başta bulunacaktır. Bu baş kıyafetinin güzelliği ve albenisi sahibinin zevkine göre değişecektir.


Dipnotlar:
1- Mektubat, s. 373.
2- Zuhruf Sûresi: 71.
3- Ankebût Sûresi: 64.
4- Fussilet Sûresi: 20-22.
5- Tirmizi, Cennet, 5.
6- Mektûbât, s. 373.
7- Mektûbât, s. 374.
8- Rahman Sûresi: 58.
9- Tirmizî, Cennet, 5.