EL-BEDİ

“Eşi ve benzeri olmayan.”

“Örneksiz olarak yaratan.”

“(Allah), gökleri ve yeri yoktan (örneksiz) yaratandır. O, bir işin olmasını murat etti mi, ona yalnız ‘ol’ der, o da oluverir.” (Bakara Sûresi, 2/117)


Bedi’ ismi, Allah’ın zâtında ve sıfatlarında misilsiz ve benzersiz olduğunu ifade eder ve ‘Muhalefetü’n-lil-havadis’sıfatına dayanır. Yani O’nun yaratmasıyla sonradan varlık sahasında boy gösteren hiçbir varlık, hiçbir cihetle O’na benzemez ve O, bütün bunlara muhaliftir.

Zâtı bütün zâtlara muhalif olduğu gibi, sıfatları da mahlukatın sıfatlarına muhaliftir.

‘Muhalif’ kelimesi, ‘benzemez’kelimesinden farklı bir mânâya kapı açar. Mahlukat âleminden bir misal vermek gerekirse, ‘insanın kolu, ayağına benzemez,’ deriz, ama bu kolun ruha ‘benzemediğinden’ değil, ‘muhalif olduğundan’ söz ederiz. Yani, kol ayrı bir mahiyettir, ruh ise ona muhalif apayrı bir mahiyettir.

Allah hem zâtı, hem sıfatları hem fiilleri ve icraatı bakımından bütün mahlukata muhalif olmakla misilsiz birBedi’dir.

Allah’ın varlığı vaciptir, mahlukatın varlığı ise mümkindir. Yani olmasıyla olmaması müsavidir.

Allah Kâdîm’dir, mahlukat ise hâdistir; yani sonradan yaratılmışlardır. Allah Bâkî’dir, mahlukat ise fanidir. Allah’ın sıfatları mutlaktır, kayıt altına alınamaz. Mahlukatın ise bütün sıfatları sınırlı ve kayıtlıdır.

İşte Bedi’ ismi, bu muhalefetlerin tamamını birden ders vermekle, Allah’ın kemâlinin idrak edilemeyecek kadar ulvî, son derece bedi’ olduğunu ifade eder.

Sorularla İslamiyet