EL-VÂRİS

“Her şeyin tek varisi, hakikî sahibi”

“Her şey yok olup gittikten sonra Bâkî kalan

“Biz, refahından şımarıp azmış nice şehri helâk ettik. İşte meskenleri; kendilerinden sonra bunların pek azında oturuldu. (Onlara) biz vâris olmuşuzdur.”(Kasas,28/ 58)


Bu ismin bir önceki isimle çok yakın ilgisi vardır. Fani olan varlıklar bu dünyadan göçtüklerinde, bütün mülklerini o mülkün Bâki olan hakikî Mâlikine teslim etmiş olurlar. Bu terk ve teslimde, Allah’ın Vârisismi tecelli eder.

Bu isimden kulun alacağı en büyük ders, mal ve mülkünün manevî temizliğine dikkat etmesidir. Allah’ın tertemiz olarak yaratıp, ömrü süresince emanet verdiği mülkü, faizle, rüşvetle, ihtikârla, zulümle kirletmeden O’na teslim etmeye çalışmak gerekir.

Aynı şekilde, günahsız olarak yaratılan organların, hislerin ve duyguların da lekelenmemesine gayret gösterilmelidir.

Bir yönüyle Vâris ismi, cüz’î irademizle işlediğimiz her türlü amele bakar.

Hadis-i şerifte “Dünya ahiretin tarlasıdır” buyruluyor. İnsan, bu dünya tarlasının içinden çıkmış harika bir mahluk. Kendi bedenine hakiki mâlik olmadığı gibi, dünyanın da gerçek sahibi değil.

Ömür denilen hizmet ve imtihan süresini doldurduğunda, ruhu bedeninden ayrılıyor ve bedeni bu dünya tarlasının bir köşesine defnediliyor.

Gidenlerin yerine başka bedenler ve başka ruhlar bu dünyaya geliyorlar ve ahiretleri namına bir şeyler devşirip göçüyorlar.

İşte Vâris ismi, hem bu misafirlerin dünya tarlasını terk etmelerinde, hem de kazanç yahut kayıplarını ilâhî ilme tevdi etmelerinde, tecelli ediyor.

Buna göre Varis ismi, hemMâlik hem de Hasîb isimleriyle yakından alâkalıdır.


Sorularla İslamiyet