+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 25
Like Tree28Beğeni

Konu: İnsan Hakkında

  1. #11
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli, meyvedar yapmak istermisiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır, Bâki-i Hakikî'nin yoluna sarfediniz. Çünki Bâki'ye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Lem'alar
    Dânişcu bunu beğendi.

  2. #12
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    ... İnsanın pek yüksek bir kıymeti olmasaydı, semavat ve arz onun istifadesine muti' ve müsahhar olmazdı. Ve keza insan ehemmiyetsiz olsaydı, mahlukat onun için halkedilmezdi. Eğer insan ehemmiyetsiz ve kıymetsiz olsa idi, o vakit insan mahlukat için halkolunacaktı. Ve keza insanın Hâlıkı yanında mevkii pek büyük olduğu içindir ki; âlem-i dünyayı kendisi için değil, beşer için; beşeri de ibadeti için halketmiştir. İşarat-ül İ'caz
    Dânişcu bunu beğendi.

  3. #13
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İ'lem Eyyühel-Aziz!
    İnsan ne kadar cahil ve gafildir. Ne kadar yolunu şaşırmış, nefsine zarar veriyor. Dokuz vecihle menfaatı muhakkak, yalnız bir vecihle zararı mevhum olan büyük bir hayr-ı azîmi terk, dalaleti irtikâb eder. Evet sofestaînin bir şübhesi için, binlerce menfaat delilleri olan hidayeti terkediyor.
    Mevhum: Aslı olmayan, gerçek dışı, hayal ürünü, asılsız.
    Hayr-ı azîm: Büyük hayır, büyük iyilik.
    İrtikâb: İşlemek, yapmak, çirkin ve kötü iş işlemek.
    Sofestaî: Sofistler, şüpheci ve inkarcı felsefeci, herşeyi ve kendilerini inkar edip hiçbir şey yoktur diyen inkarcı düşünür.
    Hidayet: Doğruluk. Kur'anın gösterdiği doğru ve gerçek yol.

    Halbuki insan çok vehham, ihtiyatlı olduğuna nazaran, dünyevî bir işde onda bir zarar ihtimali varsa içtinab eder. Âhiret işi olursa onda dokuz zarar ihtimali olduğu halde, içtinab etmez. İşte cehalet bu kadar olur.
    Vehham: Çok vehimli, fazla şüphe eden, çok şüpheci ve vesveseli, aşırı kuruntulu.
    İhtiyat: Tedbir almak, ileriyi düşünerek önlemler alma.
    İçtinab: Çekinme, kaçınma, sakınma.

    Mesnevi-i Nuriye

    Dânişcu bunu beğendi.

  4. #14
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    İnsan, hikmet ile yapılmış bir masnudur. Ve Sâni'in gayet hakîm olduğuna, yaptığı vuzuh-u delalet ile sanki mücessem bir hikmet-i nakkaşedir. Tecessüd etmiş bir ilm-i muhtardır. İncimad etmiş bir kudret-i basîre olduğu gibi öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor. Öyle bir in'am ve ihsanın kesifidir ki, bütün hacatına vâkıftır. Öyle bir kaderin tersim ettiği bir surettir ki, bünyesine lâzım ve münasib şeyleri bilir. Bu malûmat ile her şeyin mâliki olan Mâlik'inden nasıl tegafül eder; ve bütün cinayetlerini bilen, hacatını gören, vaveylâlarını işiten Semi', Basîr, Alîm, Mücîb olarak üstünde bir Rakib'in bulunmamasını nasıl tevehhüm edebilir?

    Mesnevi-i Nuriye



    Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.
    Masnu: Sanatlı yaratılmış varlık, sanatlı eser.
    Sâni': Sanatkar yaratıcı.
    Hakîm: Hikmet sahibi.
    Vuzuh-u delalet: Delil olmaktaki açıklık ve netlik, işaret edip göstermesindeki apaçıklık.
    Mücessem: Cisimleşmiş, görünür duruma gelmiş.
    Tecessüd: Cesetlenmek, beden durumuna gelmek.
    İncimad: Donma, buzlanma.
    Kudret-i basîre: Gören kuvvet, herşeyi gören güç ve kuvvet.
    İstidad: Kabiliyet, yetenek.
    İn'am: Nimetlendirme.
    İhsan: İyilik, lütuf, bağışlama, cömertlik.
    Kesif: Koyu, katı, yoğun.
    Hacat: İhtiyaçlar.
    Malûmat: Bilinenler, bilgiler.
    Mâlik: Sahip. Mülk sahibi, mal sahibi.
    Tegafül: Bilmez görünmek, Anlamazlıktan gelmek.
    Semi': İşiten, duyan.
    Basîr: Herşeyi herşeyiyle ve herşeyle gören Allah (cc).
    Alîm: Sonsuz ilim sahibi.
    Mücîb: Cevap veren, duaya cevap veren.
    Rakib: Gözeten, görüp gözeten, daima görüp kontrol eden. Allah'ın (cc) mübarek isimlerindendir.
    Tevehhüm: Asılsız ve gerçek dışı düşüncelere kapılma, sanma.
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  5. #15
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart İnsan doymak bilmeyen bir mahlûktur.

    Bediüzzaman Said Nursi buyurmuş ki, "Hayat-ı içtimaiyeye sahip olan mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış, ezilir. Çünkü kanaat etmeyip, senede birkaç tane buğday kâfi gelirken, elinden gelse binler taneyi toplar. Güya mübarek arı, kanaatinden dolayı başlar üstünde uçar.

    Kanaat ettiğinden, balı insanlara emr-ilahi ile ihsan eder, yedirir." (28. Mektup)

    Hırslı insan, iradesinin dışında ister. İsteğinde ölçü yoktur. Her ölçüsüzlük de bir felakettir. İslamiyet ölçü ve ahenk dinidir. Günümüzde pek çok insan, mal konusunda çok hırslı... Daha çok para kazanayım, daha çok malım mülküm olsun, daha çok şöhretim olsun diyerek, insan daima koşar.

    Bir arkadaş vardı. Adamcağız haram helal dinlemeden, zengin olmaya çalışırdı. Ona dedik ki, "zengin olursun amma, açtığın yaralar tedavi edilmez." "Para her pisliğin üstünü örter." diye cevap vermişti. Sonra hastalandı. İlaçlar tesir etmez oldu. Doktorlar ümidi kestiğinde dedik ki, "hani para her derdin dermanı diyordun, her pisliği örter diyordun?" İnleyerek şu cevabı verdi: "Gerçeği anladım amma, çok geç..."

    Yine hırsla çalışıp zengin olan bir arkadaşın çocuğu, babasının zenginliğiyle her pisliğe bulaşmıştı. Öyle kötü bir hayat yaşadı ki, babasının serveti de yetmez oldu. Ağlayarak bana gelmişti, "Ağabey, oturup evladımın ölmesi için dua ediyorum" demişti.

    Hangi konuda hırs gösterilirse gösterilsin, sonu felakettir. Balık denizde yaşar amma, denizi içmez. Gemi, denizde gider amma, suyu içine alırsa batar. Para da bizler için deniz gibi olmalı. Para sevgisi, hırsı içimize girerse batarız.

    Parasız hayat yaşanmaz. Fakat para hırsı kontrol edilebilir. İnsan her şeyden evvel, kendini idare etmeye memur edilmiş. Dünya ve ahiret saadetinin sırrı, insanın kendi kendini Müslüman'ca idare etmesinde düğümlenmiş.

    Peygamber Efendimiz hasır üzerinde uyurmuş. Abdullah b. Mesud bir gün O'na (sas) demiş ki, "Anam babam sana feda olsun Ya Resulallah! Sana yumuşak bir döşek edinsek?" Peygamber Efendimiz, "Benim, dünya ile olan misalim, halim, bir ağacın altında biraz gölgelendikten sonra onu bırakarak yoluna devam eden bir süvarinin misali, gibidir" buyurmuş.

    İnsan doymak bilmeyen bir mahlûktur. İster ki bütün dünya onun olsun. Hâlbuki ne yapacak dünyayı? Yiyeceği birkaç lokma...

    Âlim bir zat, talebesine demiş ki, "Bu bahçeye meyve ağaçları dik." Talebe de söyleneni hemen yapmış. Ağaçlar hızla büyümüş ve gelişmiş. Bol bol meyve vermiş. Bahçe sahibi, ağaçlara ve dallara adeta hürmet eder olmuş. O alim şahıs, bir gün talebesini ziyarete gitmiş. Bakmış ki sürekli bahçeyle meşgul oluyor. Ağaçların dallarını kırarak yere atmış. Talebe dehşet içinde, "Aman hocam, bir hata mı yaptık?" diye sormuş. O da, "ben sana, ağaçları bahçeye dik dedim, kalbine değil!" diye sitem etmiş.

    Hırs, yani sınırsız büyümeler organlarımızdan bitkilere kadar her şeyde felakettir. Allah, yağmurdaki felaketleri kaldırmış, yağmuru rahmet olarak yağdırıyor. Rüzgârdaki felaketleri kaldırmış, onu faydalı hale getirmiş.
    Durmak da felaket, durmadan koşmak da... Çalışalım fakat İslamî ölçüler içinde çalışalım.

    HEKİMOĞLU İSMAİL

    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  6. #16
    Vefakar Üye Dânişcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2015
    Mesajlar
    452

    Standart

    Hocam paylaşımınız Zarifoğlu'nun şu cümlelerini hatırlattı:
    Burası dünya
    Ne çok kıymetlendirdik
    Oysa bir tarla idi
    Ekip,biçip,gidecektik
    *SAHRA* ve fanidünya... bunu beğendi.

  7. #17
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    insan nedir? İnsan hem övülmüş hem de kötülenmiştir, bu nasıl olur? Cevap 1:

    Göz insan ruhuna ait iken ne kadar güzeldir, harikadır ve mükemmeldir. Ancak aynı göz ruhtan ayrılınca bir yağ parçasıdır ve birzdan kokmaya başlar. Bunun gibi insanın hayatına iman girince kainatın en güzel varlığı olduğu halde, iman olmayınca en kötüsü olabiliyor.

    Taş ve toprak. Birinde kıyamete dek ne gül bitecek, ne diken. Diğeri ise meyve vermeğe, insan olmağa namzet.

    Taş, kıymet ve şeref noktasında, ne daha aşağılara düşebilir, ne de çok yücelere tırmanabilir. Ama toprak öyle değil. Eğer onda sebzeler, meyveler yetişirse ve bunlar bir insanın bedeninde yapı taşı olurlarsa, işte o zaman, toprak “alâ-yı illiyyîn” denilen en yüce makamına ermiş demektir.

    Madalyonun bir de öte yüzü var. Aynı topraktan, değişik safhalar sonunda dikenler, yılanlar, akrebler de çıkabiliyor. Böylece o üstün kabiliyet, aşağıların aşağısına yuvarlanıyor. Taş ona göre zirvede kalıyor.

    Âlemlerin Rabbi, “Muhakkak biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık” buyuruyor. Ve insan, bu üstün yaratılışıyla, nice güzelliklerin tohumunu saklıyor. Anlamağa, inanmağa, amel etmeğe, sevmeğe, şefkat etmeğe, feyz almağa aday. Peygamberlik bu ulvî mahiyetten çıkıyor. Evliya asfiya bu mahiyetin meyveleri. Âlimler, ârifler, muttakiler, sâlihler, cömert simalar, âdil hükümdarlar hep bu ulvî mahiyetin değişik sahalardaki farklı meyveleri.

    Nur Külliyatında, “Muhakkak, Allah mü’minlerden nefislerini ve mallarını cennet mukabili satın almış bulunuyor” mealindeki âyet-i kerimenin tefsiri yapılırken bir temsil getirilir ve temsilin bir yerine de şu mesaj yüklenir. “Hem o fabrikadaki âletler benim namımla ve benim tezgâhımda işlettirilecek. Hem fiyatı, hem ücretleri birden bine yükselecek.” Sözler

    Bir sohbette arkadaşlarıma, toprağın ve suyun fiyatlarını sormuş ve bir cevap alamamıştım. Muzun fiyatını sorduğumda ise yüksek bir rakamla karşıma çıkmışlardı. İşte toprak ve su Allah’ın bir fabrikası olan ağaca girdiklerinde, öteden muz olarak çıkıyor ve büyük bir kıymet kazanıyorlar. Aynı şekilde, otu inek denilen bir canlı fabrikaya veriyoruz, et ve süt elde ediyoruz. Şeker pancarı, fabrikadan şeker olarak çıkarken, çiçek tozları kovanda bal oluyorlar.

    İnsan, etrafını saran böyle sonsuz ibret tablolarından ders alarak nefis ve malını, Rabbinin emir tezgâhına soksa, alâ-yı illiyyin denilen o üstün makama erecek ve cennet ehli olma şerefine kavuşacak.

    Nefis denilince insanın zâtını anlıyoruz, mal denilince de zâtın tasarrufuna verilen emanetleri. Bir başka ifadeyle, “nefis” insana ihsan edilen dahilî nimetleri; “mal” ise haricî nimetleri temsil etmekte. Her ikisi de insanı ya alâ-ı İlliyyîne çıkaran yahut esfel-i safiline düşüren imtihan âletleri.

    Âyet-i kerimede nefisten başlandığını dikkate alarak nefsimiz üzerinde biraz duralım.

    İnsan aklı, fizik ve kimyadan, ticaret ve ziraattan, kumar ve soyguna kadar her şeyde istimal edilmeye müsait. Bunların bir kısmı insanı yükseltirken, diğerleri alçaltır.

    İnsan kalbi bir umman. İman ve küfürden, adalet ve zulme, tevazu ve kibre, itaat ve isyana, muhabbet ve nefrete, afv ve intikama ve daha nice müsbet ve menfi mânâlara açık. İnsanın alâ-yı illiyyîne yükselmesinde yahut esfel-i safilîne yuvarlanmasında en büyük pay onun. Kalbe bağlı lâtifeler, hisler bedenin organlarından çok. Bunlar da insanı ya yücelere çıkarır yahut çukurlara düşürür.

    Sevgiden başlayalım. İnsan bu his ile, ya Rabbini ve Mevlâsını sever, yahut nefsini ve menfaatını. İşte birinci hâl yükseliş, ikincisi çöküştür.

    Bir diğeri, “endişe duygusu.” İnsan, ya maddî ve dünyevî problemleri kendisine dert edinir, bunların endişesiyle ruhunu perişan eder. Yahut, bu dünya yolculuğunun cehennemle son bulma endişesi onu durmadan çalışmaya, gayrete ve duaya sevkeder. Birincisi, aşağıların aşağısı, ikincisi yüceler yücesidir.

    Beş duyumuz da bu ölçüye vurulmalı. İnsan bunlarla sâlih amel de işleyebilir, isyan ve günah da. Birinciler, insanı en ileri makamlara, ikinciler ise en derin azaplara hazırlar.

    Yine Nur Külliyatında, “küfür, mahiyet-i insaniyyeyi yıkar, elmastan kömüre kalbeder” denilerek, büyük bir hakikat dersi verilir. Demek ki, insan ahsen-i takvim ile ifade buyrulan bir elmas mahiyetinde yaratılmış. Kendisini rıza çizgisinden, istikamet hattından dışarı çıkarırsa, ceza alarak aşağıların aşağısına atılıyor. Bu çöküş “kömür” olmakla sembolize edilmiş. Bilim adamlarımızın ifadelerine göre, elmasla kömürün temel taşları aynı. Sadece kristalleşme şekilleri farklı. İşte bu farklılıktan birbirine zıt iki mahiyet doğuyor. Aynı harflerle farklı kelimelerin yazılabilmesi gibi, aynı insan mahiyetinden de, birbirine zıt meyveler çıkabiliyor:Mü’min-kâfir, salih-fasık, âdil-zâlim, mütevazi- mağrur gibi.

    Bu misâle göre:

    •Ahsen-i takvim, “en güzeli yazabilecek kıvamda, kabiliyette yaratılmış olma.”

    •Alâ-yı illiyyîn, “bunu başarabilenlerin yüksek makamı.”

    •Esfel-i safilîn, ise “yanlış yazanların büyük düşüş ve çöküşü.”

    Allah Resulü (a.s.m.), “Dünya âhiretin tarlasıdır” buyurur. O halde insan bu dünyada, çekirdek kabilinden de olsa, “alâ-yı illiyyîn” şerefine erecektir ki, bu mazhariyet âhirette o yüce makam olarak kendini göstersin. Ve yine insan, işlediği isyanlarla, “esfele-i safilîne” lâyık olacaktır ki, bu liyakat o dehşetli azabı meyve versin.

    Sözün özü: Yüksek insanlar da, alçak insanlar da bu dünyada yetişiyorlar. Ve âhirette her nefis kendi ameline uygun saadete eriyor yahut azaba düşüyor.


    Cevap 2:

    Mümin ruhların berzah aleminde bir birleriyle görüştüklerini Peygamberimizin hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.

    Ölülere Kuran okunduğu zaman eve gelmeleri mümkün olabilir. Ancak bu her ölü için söylemek zordur.

    Ölülerin Berzah aleminde birbirleriyle görüşmeleri:

    Berzah alemindeki ruhlar iki kısımdır: Nimet içinde olanlar ve azapta olanlar. İbnü'l-Kayyim'in açıklamasına göre azapta olan ruhlar birbirleriyle görüşmeye fırsat bulamazlar. Onlar bir nevi tutuklu gibidirler. Ama tutuklu olmayıp serbest olan yani nimet içindeki ruhlar birbirleriyle buluşup görüşürler, birbirlerini ziyaret ederler. Dünyadaki olmuş ve olacak şeyleri müzakere ederler. Her ruh, amelde kendi dengi ve kendi derecesinde olan arkadaşlarıyla beraber olur.

    Rüyada görülen her şey gerçek olmayabilir. Ayrıca şeytan rüya yoluyla başkalarının suretine girebilir.

    Sorularla İslamiyet


  8. #18
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İnsan, bütün hayvanlardan mümtaz ve müstesna olarak, acib ve latif bir mizac ile yaratılmıştır. O mizac yüzünden, insanda çeşit çeşit meyiller, arzular meydana gelmiştir. İşârât-ül İ'caz
    *SAHRA* bunu beğendi.

  9. #19
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İnsanın en birinci üstadı ve en te'sirli muallimi, onun vâlidesidir. Lem'alar
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  10. #20
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Arz ve Arz’dan çıkan mevalid, yani Arz’ın semereleri insanlara hâdim oldukları gibi, insanlar da onların Sâni’ine hâdim olmaları lâzımdır. İşârât-ül İ'caz
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ey Kendini İnsan Bilen İnsan
    By mesel61 in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 24.02.09, 14:43
  2. "Şükür ve İnsan" Hakkında Olan Seminerimi Sizlerle Paylaşmak İstedim
    By asyanur_filiz in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 02.12.08, 20:49
  3. Üstün İnsan İnsan-ı Kamile Karşı
    By slim in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.10.08, 13:57

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0