Cenab-ı Hak musibetleri veriyor, belaları musallat ediyor. Hususan masumlara, hattâ hayvanlara bu zulüm değil mi?

Elcevab:
Hâşâ! Mülk Onundur. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Hem acaba: San'atkâr bir zât, bir ücret mukabilinde seni bir model yapıp gayet san'atkârane yaptığı murassa' bir libası sana giydiriyor, hünerini, meharetini göstermek için kısaltıyor, uzaltıyor, biçiyor, kesiyor.. seni oturtuyor, kaldırıyor. Sen ona diyebilir misin ki: "Beni güzelleştiren elbiseyi çirkinleştirdin; bana, oturtup kaldırmakla zahmet verdin"? Elbette diyemezsin. Dersen, divanelik edersin. Aynen öyle de: Sâni'-i Zülcelal göz, kulak, lisan gibi duygularla murassa' gayet san'atkârane bir vücudu sana giydirmiş. Mütenevvi esmasının nakışlarını göstermek için seni hasta eder, mübtela eder, aç eder, tok eder, susuz eder.. bu gibi ahvalde yuvarlatır. Mahiyet-i hayatiyeyi kuvvetleştirmek ve cilve-i esmasını göstermek için, seni böyle çok tavırlarda gezdiriyor. Sen eğer desen: "Beni ne için bu mesaibe mübtela ediyorsun?" Temsilde işaret edildiği gibi, yüz hikmet seni susturacak. Zâten sükûn ve sükûnet, atalet, yeknesaklık, tevakkuf; bir nevi ademdir, zarardır. Hareket ve tebeddül; vücuddur, hayırdır. Hayat, harekâtla kemalâtını bulur; beliyyat vasıtasıyla terakki eder. Hayat cilve-i esma ile muhtelif harekâta mazhar olur, tasaffi eder, kuvvet bulur, inkişaf eder, inbisat eder, kendi mukadderatını yazmasına müteharrik bir kalem olur, vazifesini îfa eder, ücret-i uhreviyeye kesb-i istihkak eder.

Said Nursi



Hâşâ: Asla, öyle değil, kesinlikle.
Mülk: Mal. Yer. Sahip olunan her şey.
Tasarruf: İdre etmek, yönetmek, kullanmak.
Mukabil: Karşılık.
San'atkârane: Sanatkara yakışır şekilde.
Murassa: Süslü, süslenmiş.
Libas: Elbise.
Sâni'-i Zülcelal: Sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi sanatkar yaratıcı.
Mütenevvi: Çeşitli, çeşit çeşit, türlü türlü.
Esma: İsimler.
Ahval: Haller, vaziyetler.
Mahiyet-i hayatiye: Hayatın aslı ve iç yüzü, hayata ait mahiyet.
Cilve-i esma: İsimlerin kendini belli edip göstermesi.
Atalet: Tembellik, boş durma, hareketsizlik.
Yeknesak: Hep aynı şekilde oluş, düzenli tekrarlanış.
Tevakkuf: Durma, duraklama, eğlenme, bekleme.
Nevi: Çeşit, tür.
Adem: Yokluk, hiçlik.
Tebeddül: Başkalaşmak, değişmek.
Harekât: Hareketler.
Kemalât: Kemaller, mükemmellikler, olgunluklar, üstünlükler.
Beliyyat: Belalar, afetler, sıkıntılar.
Terakki: İlerleme, yükselme, yükseliş.
Tasaffi: Safileşmek, temizlenmek, arınmak, saflaşmak.
İnkişaf: Açılma, meydana çıkma, gelişme, ilerleme.
İnbisat: Genişleme, yayılma, genleşme.
Mukadderat: Takdir edilmiş olanlar, belirlenenler.
Müteharrik: Hareketli, hareket eden.
Îfa: Yapma, yerine getirme.
Ücret-i uhreviye: Ahirete ait ücret.
Kesb-i istihkak: Hak kazanma.