+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından fanidünya...
  • 1 tarafından fanidünya...

Konu: Evet dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir.

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart Evet dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir.

    Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki: Dünyayı bir misafirhane-i askerî telakki etsin ve öyle de iz'an etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telakki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına, daimî bir elmasın fiatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir. Evet dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir; bâki umûr-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir. Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş, söyleyeceğim. Şöyle ki:
    Misafirhane-i askerî: Askere ait müsafirhane.
    Telakki: Kabul etmek, karşılamak.
    İz'an: Anlayış, benimseme.
    Mertebe-i rıza: Rıza mertebesi, Allah'ın(cc) rızasını (hoşnutluğunu) kazanma derecesi.
    Bâki: Ebedî, sonsuz, ölümsüz olan.
    Umûr-u uhreviye: Ahirete ait işler.
    Hâkeza: Bunlar gibi, bunun gibi.
    Şedid: Şiddetli, kuvvetli.
    Hissiyat: Hisler, duygular.
    Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
    Umûr-u dünyeviye: Dünyaya ait işler, dünya ile ilgili işler.

    Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fâni mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azab ve elemde bırakır veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılab eder.
    Muhabbet: Sevgi, sevme.
    Mahbub: Muhabbet edilen, sevilen, sevgili.
    Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan.
    Elem: Acı, dert, kaygı.
    Aşk-ı mecazî: Geçici ve ölümlü varlıklara karşı Allah (cc) adına olmayan sevgi.
    Aşk-ı hakikî: Gerçek aşk, Allah'a (cc) ve Allah adına olan sevgi.
    İnkılab: Kökten değişiklik, özünden değişme, başka hale geçme.

    İşte insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin aşk gibi iki mertebesi var. Biri mecazî, biri hakikî. Meselâ: Endişe-i istikbal hissi herkeste var; şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikbale yetişmek için elinde sened yok. Hem rızık cihetinde bir taahhüd altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor. Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra hakikî ve uzun ve gafiller hakkında taahhüd altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder. Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir.. bakar ki: Muvakkaten onun nezaretine verilmiş o fâni mal ve âfetli şöhret ve tehlikeli ve riyaya medar olan câh, o şiddetli hırsa değmiyor. Ondan, hakikî câh olan meratib-i maneviyeye ve derecat-ı kurbiyeye ve zâd-ı âhirete ve hakikî mal olan a'mal-i sâlihaya teveccüh eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazî ise, âlî bir haslet olan hırs-ı hakikîye inkılab eder..
    Endişe-i istikbal: İstikbal endişesi, geleceğini sağlama alma kaygısı.
    Cihet: Yön, taraf.
    Taahhüd: Söz verip üstlenme, söz vererek üzerine alma.
    Kabir: Mezar.
    Teveccüh: Yönelme, dönme, yöneliş. *Alaka, ilgi gösterme.
    Câh: Makam.
    Muvakkaten: Geçici olarak.
    Riya: Gösteriş, iki yüzlülük.
    Meratib-i maneviye: Manevî mertebeler, manevi dereceler.
    Derecat-ı kurbiye: Yakınlık dereceleri.
    Zâd-ı âhiret: Ahiret için için hazırlık. Âhiret azığı. İbadet ve sâlih amel.
    A'mal-i sâliha: Salih ameller.
    Haslet: Ahlak, huy.
    Hırs-ı mecazî: Gerçek ve asıl olmayan aşırı istek ve arzu.
    Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün.
    Hırs-ı hakikî: Hakiki hırs, Allah'ın(cc) emrine ve rızasına karşı aşırı istek vedüşkünlük.

    Said Nursi

    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Şu dünya hayatında en bahtiyar insan, dünyayı askerî bir misafirhane kabul edip bunu teslimiyetle inanan ve öyle hareket edendir. O inanç ile en büyük mertebe olan Allah'ın rızasını çabuk elde edebilir. Kırılacak şişeye bâki bir elmasın fiyatını vermez, hayatını istikamet ve lezzet içinde geçirir.

    Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir. Ahirete ait bâki işler ise çok sağlam elmaslar
    kıymetindedir. İnsanın yaradılışındaki şiddetli merak, hararetli sevgi, dehşetli hırs, inatlı talep ve bunun gibi kuvvetli hisler, ona ahireti kazanması için verilmiştir. O hisleri şiddetli bir şekilde fâni dünya işlerine yöneltmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatı vermek demektir. Bu münasebetle bir nokta hatırıma geldi. Şöyle ki:


    Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni sevgililere yöneldiği zaman ya sahibini sonsuz bir azapta ve elemde bırakır ya da o mecazî sevgili, o şiddetli muhabbete değmediği için bâki bir sevgiliyi aratır; mecazî aşk, hakiki aşka döner.

    İste insanda binlerce his var. Her birinin aşk gibi iki mertebesi bulunur; biri mecazî, biri hakiki.

    .Mesela gelecek endişesi herkeste vardır. İnsan gelecekten şiddetli bir şekilde endişe ettiği vakit bakar ki, endişe duyduğu o geleceğe yetişmek için elinde senet yok, hem rızık yönünden bir taahhüt altında ve kısa olan o gelecek şu şiddetli endişeye değmiyor. Ondan yüz çevirip kabirden sonra başlayacak hakiki, uzun ve gafiller için taahhüt altında olmayan bir geleceğe yönelir.

    .Hem mesela insan mala, makam ve mevkiye şiddetli bir hırs gösterir. Bakar ki, geçici olarak onun nezaretine verilmiş o fâni mal, afetli şöhret, tehlikeli ve riyaya sebep olan makam sevgisi şu şiddetli hırsa değmiyor. Ondan, gelecek makam olan manevî mertebelere, Allah'a yakınlık derecelerine, ahiret azığı ve hakiki mal olan salih amellere yönelir. Fena bir haslet olan mecazî hırsı, yüce bir haslet olan hakiki hırsa döner.

    Kaynak: Kısmen kelimelerin tercüme edildiği Mektubat kitabından alınmıştır.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    En'âm, 135. Ayet: De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ben olmasam bu işler yürümez!..
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.09.13, 17:08
  2. “bu kâinat ve bu küre-i arz, daim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalir
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.13, 20:40
  3. Mi’râc, İkinci Bir Kadir Gecesi Hükmündedir
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.11.09, 04:58
  4. İdama Mahkum Edildiniz
    By umut46 in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.10.07, 13:31
  5. Risale-i Nur'un Mütalaası Mütefekkirane Kur'an Okumak Hükmündedir
    By İbrahim in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.09.07, 21:01

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0