Ey nefis! Eğer takva ve amel-i sâlih ile Hâlıkını razı etti isen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa kıymeti yoktur. Çünki onlar da senin gibi âciz kullardır. Maahâza ikinci şıkkı takib etmekte şirk-i hafî olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet bir maslahat için sultana müracaat eden adam, sultanı irza etmiş ise, o iş görülür. Etmemiş ise halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamafih yine sultanın izni lâzımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır.

Said Nursi


Nefis: İnsandaki günaha itici hisler, günah ve sevap ayırmadan saldıran istekler ve duygular. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Öz varlık. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri.*Ruh, hayat, asıl. *Maya.
Takva: Bütün günahlardan ve her türlü yasaklardan kendini koruma.
Amel-i Sâlih: Salih amel, dinde emredilen güzel iş, iyi ve faydalı iş.
Hâlık: Yaratıcı Allah(cc).
Razı: Hoşnut.
Rıza: Memnunluk, razı olma.
Tahsil: Elde etme, kazanma. *Öğrenme, ilim edinme. *Eğitim.
Kâfi: Yeter.
Muhabbet: Sevgi, sevme. *Sohbet.
Şayet: Eğer.
Kıymet: Değer.
Âciz: Güçsüz, gücü yetmez.
Maahâza: Bununla beraber.
Şıkk: Kısım, bölüm.
Şirk-i hafî: Gizli olarak Allah’a(cc) ortak koşma.
Maslahat: Fayda, yarar.
Müracaat: Başvurma, başvuru.
İrza: Razı rtme, gönlünü yapma.
İltimas: Rica, tavsiye. *Kayırmak, tutmak. *Yapılmasını isteme.
Zahmet: Sıkıntı.
Mamafih: Öyle olmakla beraber.
Mütevakkıf: Bağlı.