وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi: 44.)
sırrınca: Herşeyden Cenab-ı Hakk'a karşı pencereler hükmünde çok vecihler var.
Vecih: Yön, taraf, yüz.


Bütün mevcudatın hakaikı, bütün kâinatın hakikatı; esma-i İlahiyeye istinad eder. Herbir şeyin hakikatı, bir isme veyahut çok esmaya istinad eder. Eşyadaki sıfatlar, san'atlar dahi, herbiri birer isme dayanıyor.
Hakaik: Hakikatlar, gerçekler ve doğrular.
Esma-i İlahiye: Allah'a(cc) ait isimler.
İstinad: Dayanma.
Esma: İsimler.


Hattâ hakikî fenn-i hikmet, "Hakîm" ismine ve hakikatlı fenn-i tıp "Şâfî" ismine ve fenn-i hendese "Mukaddir" ismine ve hâkeza herbir fen, bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi, bütün fünun ve kemalât-ı beşeriye ve tabakat-ı kümmelîn-i insaniyenin hakikatları, esma-i İlahiyeye istinad eder.
Fenn-i hikmet: Olayları ve varlıkları özellikleri ve faydaları yönüyle inceleyen ilim.
Hakîm: Hikmet sahibi, herşeyi gayeli ve faydalı olarak yerli yerinde yapan.
Fenn-i tıp: Tıp ilmi.
Şâfî: Şifa veren Allah(cc).
Fenn-i hendese: Geometri.
Mukaddir: Takdir eden, ölçülü belirleyen, herşeyi önceden ölçülü olarak belirleyen.
Hâkeza: Bunlar gibi, bunun gibi.
Fünun: Fenler, ilimler.
Kemalât-ı beşeriye: İnsanla ilgili mükemmellikler, olgunluklar ve üstünlükler.
Tabakat-ı kümmelîn-i insaniye: Kâmil insan tabakaları, insanların maddi ve manevî olgunluklara erişmiş grupları.


Hattâ muhakkikîn-i evliyanın bir kısmı demişler: "Hakikî hakaik-i eşya, esma-i İlahiyedir. Mahiyet-i eşya ise, o hakaikın gölgeleridir." Hattâ bir tek zîhayat şeyde, yalnız zahir olarak yirmi kadar esma-i İlahiyenin cilve-i nakşı görünebilir.
Muhakkikîn-i evliya: Evliya muhakkikleri, velilerin araştırmacıları.
Hakaik-i eşya: Varlıkların temel gerçekleri, varlıkların gerçek iç yüzleri.
Mahiyet-i eşya: Varlıkların aslı ve iç yüzü.
Zîhayat: Hayat sahibi, canlı.
Zahir: Açık, görünür, görünen, belli.
Esma-i İlahiye: Allah'a(cc) ait isimler.
Cilve-i nakşı: Nakşın cilvesi, süsleme sanatının belirtisi.

Said Nursi