+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10
Like Tree5Beğeni
  • 1 tarafından Ashab-i kehf
  • 1 tarafından Ashab-i kehf
  • 1 tarafından Ashab-i kehf
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum

Konu: Kâinatta mizanın derece-i azameti

  1. #1
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart Kâinatta mizanın derece-i azameti


    وَالسَّمَاۤءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ اَلاَّ تَطْغَوْا فِى الْمِيزَانِ وَاَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلاَ تُخْسِرُوا الْميِزَانَ 1

    âyetindeki, dört mertebe, dört nevi mizana işaret eden, dört defa mizan zikretmesi, kâinatta mizanın derece-i azametini ve fevkalâde, pek büyük ehemmiyetini gösteriyor. Evet, hiçbir şeyde israf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakikî zulüm ve mizansızlık yoktur.


    “Gökyüzünü yükseltip nizam ve ölçü verdi. Tâ ki ölçüde sınırı aşmayasınız! Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve âhiretteki mizanınızı ziyana düşürmeyin!” Rahmân Sûresi, 55:7-9.


  2. #2
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Hem adalet ve mizanla iş görüldüğüne burhan mı istersin? Herşeye hassas mizanlarla, mahsus ölçülerle vücut vermek, suret giydirmek, yerli yerine koymak, nihayetsiz bir adalet ve mizan ile iş görüldüğünü gösterir.
    Hem her hak sahibine istidadı nisbetinde hakkını vermek, yani vücudunun bütün levâzımâtını, bekàsının bütün cihâzâtını en münasip bir tarzda vermek, nihayetsiz bir adalet elini gösterir.Hem istidat lisanıyla, ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla, ıztırar lisanıyla sual edilen ve istenilen herşeye daimî cevap vermek, nihayet derecede bir adl ve hikmeti gösteriyor.
    gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  3. #3
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Evet, adalet iki şıktır. Biri müsbet, diğeri menfidir. Müsbet ise, hak sahibine hakkını vermektir. Şu kısım adalet, bu dünyada bedahet derecesinde ihatası vardır. Çünkü, Üçüncü Hakikatte ispat edildiği gibi, herşeyin istidat lisanıyla ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla ve ıztırar lisanıyla Fâtır-ı Zülcelâlden istediği bütün matlubatını ve vücut ve hayatına lâzım olan bütün hukukunu mahsus mizanlarla, muayyen ölçülerle bilmüşahede veriyor. Demek adaletin şu kısmı, vücut ve hayat derecesinde kat’î vardır. İkinci kısım menfidir ki, haksızları terbiye etmektir. Yani, haksızların hakkını, tazip ve tecziye ile veriyor. Şu şık ise, çendan tamamıyla şu dünyada tezahür etmiyor. Fakat o hakikatin vücudunu ihsas edecek bir surette, hadsiz işarat ve emarat vardır. Ezcümle, kavm-i Âd ve Semûd’dan tut, ta şu zamanın mütemerrid kavimlerine kadar gelen sille-i te’dip ve te’ziyâne-i tâzip, gayet âli bir adaletin hükümran olduğunu hads-i kat’î ile gösteriyor.

  4. #4
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    İşte, gel, Güneş ile muhtelif on iki seyyarenin muvazenelerine bak. Acaba bu muvazene, güneş gibi, Adl ve Kadîr olan Zât-ı Zülcelâli göstermiyor mu? Ve bilhassa, seyyarattan olan gemimiz, yani küre-i arz, bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder. Ve o harika sür’atiyle beraber, zeminin yüzünde dizilmiş, istif edilmiş eşyayı dağıtmıyor, sarsmıyor, fezaya fırlatmıyor. Eğer sür’ati bir parça tezyid veya tenkis edilseydi, sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı. Ve bir dakika, belki bir saniye muvazenesini bozsa, dünyamızı bozacak, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak.
    gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  5. #5
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Bu muhteşem saray-ı kâinatın damı, gayet intizamlı, mizanlı, hadsiz elektrik lâmbalarıyla tezyin edilmiştir. Fakat o kadar harika bir intizam ve mizanladır ki, başta güneş olarak, küre-i arzdan bin defa büyük o semâvî lâmbalar, mütemadiyen
    yandıkları halde muvazenelerini bozmuyorlar, patlak vermiyorlar, yangın çıkarmıyorlar. Sarfiyatları hadsiz olduğu halde, vâridatları ve gazyağları ve madde-i iştialleri nereden geliyor? Neden tükenmiyor? Neden yanmak muvazenesi bozulmuyor? Küçük bir lâmba dahi muntazam bakılmazsa söner. Kozmoğrafyaca, küre-i arzdan bir milyondan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan güneşiHAŞİYE-1 kömürsüz, yağsız yandıran, söndürmeyen Hakîm-i Zülcelâlin hikmetine, kudretine bak, “Sübhânallah” de. Güneşin müddet-i ömründe geçen dakikaların âşirâtı adedince “Mâşaallah, bârekâllah, lâ ilâhe illâ Hû” söyle.Demek bu semâvî lâmbalarda gayet harika bir intizam var. Ve onlara çok dikkatle bakılıyor. Güya o pek büyük ve pek çok kütle-i nâriyelerin ve gayet çok kanâdil-i nuriyelerin buhar kazanı ise, harareti tükenmez bir Cehennemdir ki, onlara nursuz hararet veriyor. Ve o elektrik lâmbalarının makinesi ve merkezî fabrikası daimî bir Cennettir ki, onlara nur ve ışık veriyor; ism-i Hakem ve Hakîmin cilve-i âzamıyla, intizamla yanmakları devam ediyor.

    Haşiye-1 Acaba dünya sarayını ısındıran güneş sobasına veyahut lâmbasına ne kadar odun ve kömür ve gazyağı lâzım olduğu hesap edilsin. Hergün yanması için—kozmoğrafyanın sözüne bakılsa—bir milyon küre-i arz kadar odun yığınları ve binler denizler kadar gazyağı gerektir. Şimdi düşün: Onu odunsuz, gazsız, daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelâlin haşmetine, hikmetine, kudretine, güneşin zerreleri adedince “Sübhânallah, mâşaallah, bârekâllah” de. 30.LEMA 3.NOKTA

  6. #6
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    اَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ 1 مَا مِنْ دَاۤبَّةٍ اِلاَّ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا 2
    لَهُ مَقَالِيدُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ 3

    gibi âyetlerin işaret ettiği hakikat-i âzamın bir veçhi şudur ki:Şu kâinattaki ecrâm-ı semâviyenin kıyamları, devamları, bekàları, sırr-ı kayyûmiyetle bağlıdır. Eğer o cilve-i kayyûmiyet bir dakikada yüzünü çevirse, bir kısmı küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla küreler, feza-yı gayr-ı mütenâhi boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe dökülecekler. Nasıl ki, meselâ havada, tayyareler yerinde binler muhteşem kasırları kemâl-i intizamla durdurup seyahat ettiren bir zâtın kayyûmiyet iktidarı, o havadaki sarayların sebat ve nizam ve devamlarıyla ölçülür. Öyle de, o Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâlin madde-i esiriye içinde hadsiz ecrâm-ı semâviyeye nihayet derecede intizam ve mizan içinde sırr-ı kayyûmiyetle bir kıyam, bir bekà, bir devam vererek, bazısı küre-i arzdan bin ve bir kısmı bir milyon defa büyük milyonlarla azîm küreleri direksiz, istinatsız, boşlukta durdurmakla beraber, herbirini bir vazifeyle tavzif edip gayet muhteşem bir ordu şeklinde, emr-i 4 كُنْفَيَكُونُ’dan gelen fermanlara kemâl-i inkıyadla itaat ettirmesi, ism-i Kayyûmun âzamî cilvesine bir ölçü olduğu gibi, herbir mevcudun zerreleri dahi, yıldızlar gibi, sırr-ı kayyûmiyetle kaim ve o sır ile bekà ve devam ediyorlar.

    Dipnot-1 “Onu ne uyuklama ve ne de uyku tutmaz, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz.” Bakara Sûresi, 2:255.

    Dipnot-2 “Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın.” Hûd Sûresi, 11:56.


    Dipnot-3 “Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir.” Zümer Sûresi, 39:63.


    Dipnot-4 “(Allah birşeyin olmasını murad ettiği zaman, O sadece) ‘Ol’ der, o da oluverir.” Bakara Sûresi, 2:117; Yâsin Sûresi, 36:82.

  7. #7
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Bu dört nevi mizan yeryüzünde kullanıldığı için yerle beraber zikredilmesi lazım gelirken ehemmiyetine binaen sema ile beraber zikredilmiştir.Hem cenab-ı hak,bu dört nevi mizanın semavat aleminde dahi mevcud olduğunu ihsas ettirmektedir.Semavat alemine nazarı dikkatle bakıldığında,bu dört nevi mizan görülecektir.Mesela, semavattaki yıldızlar ve seyyareler hep sayılıdır.O cirimlerin arası,adeta metreyle ölçülmüş gibi mizanlıdır.Semavattaki her bir ecramın kütlesi bellidir.Her bir cirmin kendisine bir hacmi vardır.Semavat aleminde böyle aded,zira,vezn ve keyl olmak üzere dört nevi mizanı tekvini olarak vaz eden Adil-i Mutlak, elbette nevi beşerden de kendi aralarında adaleti tesis etmeleri için teklifi olarak bu dört nevi mizana riayet etmelerini isteyecektir.

  8. #8
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Şeriatda dört nev mizanı ihtiva etmektedir.

    1. Kitab
    2.Sünnet
    3.İcma-ı Ümmet / Sahabe ve müçtehidlerin icmaı
    4.Kıyas-ı Fukaha


    Anasırı erbaa,

    1.toprak
    2.su
    3.hava
    4.nur


    Semavi kitaplar

    1.Kuran
    2.Zebur
    3.İncil
    4.Tevrat

    4 büyük melek

    1.Cebrail as
    2.Mikail as
    3.İsrafil as
    4.Azrail as

    4 büyük halife

    1. Hz. Ebubekir ra
    2.Hz. Ömer ra
    3.Hz. Osman ra
    4.Hz.Ali ra

    4 mevsim

    1. Kış
    2.Bahar
    3.Yaz
    4.Güz
    seyyah_salih bunu beğendi.

  9. #9
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart







    İşte öyle de,
    Cenâb-ı Hakkın adl ve hikmet içindeki ism-i Hak
    ve Rahmânirrahîmin cilvesini görmek istersen,
    bahar mevsiminde zeminin yüzünde çadırları kurulmuş
    muhteşem dört yüz bin milletten mürekkeb nebâtât
    ve hayvanât ordusuna bak ki;
    bütün o milletler, o tâifeler,
    birbiri içinde oldukları halde,
    herbirinin libası ayrı, erzakı ayrı, silâhı ayrı, tarz-ı hayatı ayrı,
    tâlimâtı ayrı, terhisâtı ayrı oldukları halde ve
    o hâcâtlarını tedârik edecek iktidarları ve
    o metâlibi isteyecek dilleri olmadığı halde,
    daire-i hikmet ve adl içinde, mîzan ve intizam ile,
    Hak ve Rahmân, Rezzâk ve Rahîm, Kerîm ünvanlarını seyret, gör;
    nasıl hiçbirini şaşırmayarak, unutmayarak,
    iltibas etmeyerek terbiye ve tedbîr ve idare eder. Sözler





    seyyah_salih bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  10. #10
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart






    İşte, böyle hayret verici muhît bir intizam
    ve mîzan ile yapılan bir işe,
    başkalarının parmakları karışabilir mi?
    Vâhid-i Ehad, Hakîm-i Mutlak,
    Kadîr-i Küll-i Şeyden başka bu san'ata,
    bu tedbîre, bu rubûbiyete,
    bu tedvîre hangi şey elini uzatabilir,
    hangi sebep müdâhale edebilir? Sözler





    seyyah_salih bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kâinatta en yüksek hakikat imândır, imândan sonra namazdır.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.02.14, 07:11
  2. Bu Kainatta Ve Her Asırda En Büyük Makam Kur'an'ındır
    By BiKeS_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06.02.09, 17:29
  3. Derece
    By dördüncü in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.11.07, 21:37
  4. Mars'ı 360 Derece Görün
    By FERHAT in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 25.08.07, 14:34
  5. Kainatta Şirke Geçit Yoktur!
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 37
    Son Mesaj: 14.12.06, 14:26

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0