+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Ashab-ı Uhdud Ölmedi! Müslümanlara Açılan Hendekler..

  1. #1
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart Ashab-ı Uhdud Ölmedi! Müslümanlara Açılan Hendekler..

    Mekke’de Rasulullah efendimize ve beraberindeki bir avuç inanmış Müslüman’a Mekke müşriklerinin düşmanlıklarının had safhaya ulaştığı bir dönemde inmiş bir sûreyle karşı karşıyayız. Kulluk kitabımızın 85. sırasına yerleştirilmiş olan sûrenin adı sûrenin ilk âyetinde geçen bürûc kelimesinden alınmıştır. Nüzul zamanı tam olarak bilinmemekle beraber az evvel de ifade ettiğim gibi, muhtevadan da anla-şılıyor ki dinlerinden döndürülmek için müşriklerin Mekke’deki bir avuç Müslümanın üzerine çullandıkları, her türlü zulüm ve işkenceyi reva gördükleri bir dönemde geldiği anlaşılmaktadır. Başlarında Allah’ın sevgilisi olduğu halde îmanlarından ötürü Müslümanların horlandık-ları, dışlandıkları her türlü hakaretlere maruz bırakıldıkları bir dönemde gelen sûre özetle şunları anlatmaktadır:

    Sûrede Müslümanlara Müslümanlıklarından ötürü zulmeden zalim kâfirler, Müslümanlara yaptıkları zulüm ve işkencenin kötü sonucu, sûi akıbetiyle uyarılırlarken Müslümanlara da şöyle müjdelenmektedir:

    Ey Müslümanlar! Ey yeryüzünde tek suçları Müslümanlık olan, Müslümanlıklarından başka suçları olmayan Müslümanlar! Ey yeryüzünde Müslümanlıkları suç sayılmış, kâfirlerin gözünde potansiyel suçlu sayılan Müslümanlar! Dikkat edin!

    Gözünüzü açıp iyi dinleyin! Tarihte sizin gibi Müslümanlıkları suç sayılan insanlara zulmeden kâfirlere, zalimlere Allah ne yaptı? Onları yerin dibine batırırken dostlarını nasıl galip getirdi Rabbiniz? İyi anlayın! Şâyet sizler de dünkü Müslümanlar gibi îmanınız sebebiyle maruz kaldığınız belâ ve işkencelere sabrederseniz, dişinizi sıkar, yolunuzdan dönmez, Allah’a kulluğunuzdan vazgeçmezseniz, kesinlikle bilesiniz ki sonunda Allah hem düşmanlarınızdan intikamınızı alıverecek, hem de sizi cennetine koyuverecektir denmektedir.

    Sûrenin başında Ashab-ı Uhdûd’dan söz ediliyor. Ashab-ı Uhdûd hendek sahipleri, hendek ashabı demektir. İslâm'dan önce, Allah'a iman etmiş mü’minleri sadece imanlarından ötürü, ateşli hendeklere atarak cezalandıran, onlardan intikam alan kâfir bir topluluktur uhdûd ashabı. Ashab-ı Uhdûd'un kimler olduğu ve ne zaman nerede yaşadığı hakkında çok değişik rivâyetler vardır. Her bir rivâyetin uzunca birer hikâyesi vardır.

    Bu rivâyetlere göre olay; Yemen, Necrân, Irak, Şam, Habeş, Mecûsî veya Yahûdî kralları tarafından meydana getirilmiştir. Bu rivâyetlerden herhangi birinin doğruluğu kesin değildir. Zaten Kur'an da bu olayı; yer, zaman ve faillerini belirtmeden zikretmektedir. Allah'a inanmayan kâfir bir beldenin kralı, Allah'a inananları dinlerinden çevirmek, tekrar kendi sapık dinine döndürmek için müminlere eziyet eder, uzunlamasına ve derin hendekler, kanallar (Uhdûd) kazdırır. Bu hendeklerin içine büyük ateşler yakılır. Allah'a inanmaktan başka hiçbir günahı olmayan müminler hendeğin başına getirilir, Allah'a imanda ısrar edenler ateşe atılır, küfre dönenler ateşten kurtarılır. Bütün bu zor durumlarına rağmen müminler imanından dönmez ve ateşe atılırdı. Müminleri ateşe atan bu zalimler, hendeğin etrafına oturmuş olarak yaptıkları bu zulmü zevkle seyrederlerdi. Fakat Cenâb-ı Allah o kâfirleri, aynı ateşle veya başka bir yolla helak etmiştir. Çeşitli rivâyetlerin bildirdiğine göre, binlerce mümin bu hendeklere atılmış, fakat Allahu Teâlâ müminlerin ruhunu, ateşe düşmeden önce kabzetmek suretiyle onları, ateşin azabından kurtarmıştır.

    Bu hadisenin zamanı kesin olarak bilinmemekle beraber, İslâm'a yakın bir zamanda, büyük bir ihtimalle de Hz. İsa'dan sonra olmuş, Mekke müşrikleri ve müslümanlar tarafından da bilinmekte idi. Bu hadiseyi Kur'an'da anlatmak suretiyle Cenâb-ı Allah, Mekke'de çeşitli eza ve cefaya uğrayan müslümanların mutlaka bundan kurtula-caklarını ve müslümanlara eziyet eden Mekkeli müşriklerin, Ashab-ı Uhdûd gibi cezalandırılacağını dolaylı bir şekilde açıklamaktadır.

    Şüphesiz ki bu âyetler, sadece o zamanın insanlarına hitap etmemekte, geçmişte olduğu gibi gelecekte de imana, dine ve inananlara yapılacak kötülük ve zulümlerin mutlaka Allahu Teâlâ tarafından cezalandırılacağını ifade etmektedir. Bu durum, Kur'an kıssalarının en önemli özelliklerindendir.

    Hâdise, Kur'an-ı Kerîm'de şöyle dile getirilmektedir:

    "Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak çevresinde oturup, inanmış kimselere, dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenlerin canı çıksın.

    Bu inkârcıların inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan, övülmeye lâyık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandır.

    Allah her şeye şahittir. Fakat, inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeye uğraşanlar, eğer tövbe etmezlerse, onlara cehen-nem azabı vardır.

    Yakıcı olan azap da onlaradır. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Bu, büyük bir kurtuluştur. Doğrusu Rabbi'nin yakalaması amansızdır.

    Hendek Türkçe’de kullanıldığı şekliyle arzda kazılan, arzda açılan uzun kanallara hendek denir. Bir de hendek kamçılanan bir insanın vücudunda açılan kamçı yaralarında dolan, meydana gelen kan izlerine, kan birikintilerine de hendek denir.

    Rabbimizin bu sûresinde anlatıldığına göre tarihin bir döneminde Yemen’de, Bağdat’ta, Irak’ta, Şam’da, Habeşistan’da veya Roma’-da, ya da tarihin değişik dönemlerinde, değişik bölgelerinde kâfirler sırf îmanlarından ötürü, sırf Müslümanlıklarından ötürü mü’minleri içi ateş dolu çukurlara, hendeklere atarak diri diri yakmışlar, kebap yapmışlar.

    Hangi dönemde ve nerede olmuş bu? Ne zaman ve hangi coğrafyada olursa olsun fark etmez. Önemli olan insanlar var, inanan-ar var, mü'minler var ve kâfirler var.

    Kâfirler mü’minlerin varlığına tahammül edemiyorlar, îmansızlar onlara eziyet ve işkence etme adına onları içi ateş dolu hendeklere atıyorlar ve cayır, cayır, diri diri yakıyorlar.

    Nerede? Her yerde. Nerede olduğu önemli mi? Şimdi de farklı bi-çimleri görülüyor bunun.

    Dün kâfirler Müslümanları dinlerinden döndürebilmek için upuzun hendekler kazıyorlar, içini alev, alev ateşlerle dolduruyorlar ve diri diri onları toprağa gömüyorlardı. Bugün de Müslümanların çocukları, Müslümanların kendileri ateşe gömülüyor, cehenneme gömülüyor ne fark eder de?

    İşte görüyoruz, bugünün kâfirleri de Müslümanları dinlerinden döndürebilmek için, mü’minleri dinsizleştirebilmek için onların önüne farklı hendekler kazıyorlar. Müslümanları dinsizleştirebilmek için günümüz kâfirleri tarafından onların önüne kazılmış yığınlarla hendek, yığınlarla çukur görüyoruz şu anda.

    Mal çukurları, makam çukurları, menfaat çukurları, zevk çukurları, oyun eğlence çukurları, meyhane çukurları, moda çukurları, stadyum çukurları, Televizyon çukurları, eğitim çukurları gibi yığın, yığın çukurların kazıldığını ve insanların bu çukurlara gömüldüğünü görüyoruz bugün.

    Nice milyonlar gömüldü bu çukurlara farkında olmadan. Meselâ stadyum çukurlarına, televizyon ekranlarına gömülenleri bir düşünün. İspanya’nın devlet başkanı Franko’ya sormuşlar:

    Yahu nasıl yapıyorsun? Bu koskoca ülkeyi nasıl böyle kolay yönetiyorsun? diye de, adam der ki:

    Yahu çok kolay. Bundan kolay ne var? Topladım avenemi, benimle birlik olanları ve her bir şehre yüz binlik beşikler yaptırdım, halkı oralarda uyutuverdim ve ben de kendi işime baktım der.


    Elbette sporu kıble edinen bir toplum böyle yüz binlik beşiklerde uyutulmayı hak etmiştir. İşte görüyoruz her bir şehirde kazılan bu hendeklere gömüldü yüz binler. Öldürüldü milyonlar.

    Kavalı elinde bulunduran adam diyor ki:

    Çarşambayı mutlaka spora ayırın! Derdi ne adamın?

    Bu çukurlara gömülmedik bir tek insan kalmasın.

    Adam çarşambayı mutlaka spora ayırın diyor.

    Yahu zaten cumartesi pazar günleri maçlar yapılır.

    Ondan sonraki iki gün, yâni pazartesi ve salı günleri bu maçların kritiği yapılır.

    Ondan önceki iki gün de, yâni perşembe ve cuma günleri de maçların hazırlık dönemidir.

    Geriye sadece çarşamba kalıyor ve adam bunun da spora ayrılmasını istiyor.

    Yâni istiyor ki adam ekranlara, ya da stadyumlara, bu hendeklere gömülmedik bir tek insan kalmasın.

    İnsanların Allah’ı, Allah’ın kitabını, Resûlünün Sünnetini düşünebilecekleri bir tek saniyeleri bile kalmasın.


    Evet uyudu yüz binler, gömüldü milyonlar çukurlara. Ama işin acısı nedir biliyor musunuz?

    İşin kahredici yanı dünkü kâfirler hendekler kazıyorlar, içini bizzat ateşle dolduruyorlar ve bu hendeklere atılıp yananlar yandıklarının farkına varıyorlardı.

    Lâkin günümüz kâfirlerinin insanları dinsizleştirebilmek için onların önlerine kazdıkları bu çukurla-rın içinde dünya ateşi yoktur. Bu çukurların içinde âhiret ateşi vardır. Heyhat ki bu insanlar dünya ateşiyle yanmadıkları için, âhiret ateşiyle yandıkları için yandıklarının farkına bile varamıyorlar. Nice ürpertici ceset kokuları geliyor ama ne yazık ki yananlar yandıklarının farkında değiller. Cayır, cayır yananlar yarın anlayacaklar yandıklarını.

    Şu ümmet-i Muhammedi’n çocuklarını dinsizleştirebilmek için onların önlerine kazılan eğitim çukurlarına bir bakın.

    Dünkü kâfirlerin Müslümanların önlerine kazdıkları içi ateş dolu hendeklerden ne farkı vardır?

    Allah için söyleyin. 5 yaşında 7 yaşında 10 yaşındaki tertemiz körpe dimağlar nereye düşüyorlar bir düşünün? Hangi çukurlara gömülüyor bu yavrular?

    Bir zamanlar kendilerine: Yavrum en çok kimi seviyorsun? diye sorulduğu zaman:

    En çok Allah’ı seviyorum! En çok Rasulullah’ı seviyorum! diyen, Allah bir diyen, en çok dinimi severim! Diyen bu körpe yavrular, körpe dimağlar önlerine hazırlanmış çukurlara, önlerine kazılmış bu materyalist eğitim hendeklerine batıp çıktık-tan sonra, o sıralardan geçtikten sonra ne hale geliyorlar bir bakın. Dünkü hendeklerden bir farkı var mı? Bir tek farkı var demin de söyledim.

    Birisinde bizzat bildiğimiz dünya ateşi vardı, yanan yandığının farkına varıyordu, yanan cennete gidiyordu, ama şimdiki çukurlarda dünya ateşi değil de âhiret ateşi olduğundan yanan yandığının farkına varamadığı gibi üstelik yanan cehenneme gidiyor Allah korusun.

    Veya şu anda Üniversite önlerinde zorla başları açtırılarak ateşe sürüklenen Müslüman kızların durumunu düşünün. Şimdi tek tek saymaya gerek yok, öteki çukurları, barikatları siz düşünün...

    Evet bir zamanlar kâfirler çukurlar, hendekler kazarak, barikatlar kurarak, komplolar düzenleyerek, yasalar tanzim ederek Müslü-manlara zulmettiler. Bu çukurların, bu hendeklerin, bu yasaların içi ateş doluydu. Bu ateş dolu çukurların, tuzakların içine düşürdüler Müslümanları. İşte Rabbimiz bu olayı anlatır bize bu sûrede.

    Ali Küçük Tefsiri-Buruc Suresi Mukaddimesinden


  2. #2
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Ey Müslümanlar! Ey yeryüzünde tek suçları Müslümanlık olan, Müslümanlıklarından başka suçları olmayan Müslümanlar! Ey yeryüzünde Müslümanlıkları suç sayılmış, kâfirlerin gözünde potansiyel suçlu sayılan Müslümanlar! Dikkat edin!
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sevgili Peygambermize Açılan Bir Pencere
    By HÜCCET in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.12.08, 15:23
  2. Açılan Konulara Cevap Yazamıyorum?
    By nurender in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 06.09.08, 17:23
  3. Müslümanlara Birkaç Kare
    By adige12 in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.03.07, 17:08
  4. Ashab-ı Uhdud
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.01.07, 23:16
  5. Bediüzzamandan Müslümanlara Hatırlatmalar
    By muntehab in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.10.06, 13:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0