+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: New Otomans

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Exclamation New Otomans

    Şükrü BULUT
    New Otomans - Yeni Osmanlıcılık-




    Başlığımızdan da anlaşıldığı üzere yerli olmayan bir yapımdan bahsetmek istiyoruz. Zaten yaklaşık iki yüz yıldan bu yana başımızdan zorla geçirilen gömleklerin çoğu yabancı idi. Bilhassa Avrupa ve Yeni Dünyaya ait şeylerdi. Mevzuyu müşahhaslaştıracak o kadar hadise var ki… Meselâ, 20. yüzyılın başında İngilizlerin zoruyla bize yutturulan “Türkçülük macunundan” yapılmış afyonun mahiyetini tahlil ettiğinizde, tamamının frengistanda hazırlandığını göreceksiniz. Cumhuriyet dönemi boyunca öğrencilere ezberletilen Türkçülük destanları, bozkurt masalları ve turan hikâyeleri; Paris, Londra ve bazı Amerikan şehirlerindeki sosyologlarca hazırlanmış. O dönemde vazife almış birçok tarih felsefecileri, Haim Naum gibi Türkçülük üzerine konferans veren hahamlar ve bizimle alâkalı eser hazırlayan şarkiyatçıların eserleri, Selânikli Türkçülerce, Anadolu’daki devlet ideolojisine malzeme yapılmış. Medyada yavaş yavaş yoğunlaşan haberlerden, yine bizden olmayanların garp diyarlarında bizim için yeni senaryolar yazmakta olduğunu hissediyoruz.
    Brooking Enstitüsünün Türk asıllı Türkiye uzmanı Ömer Taşpınar bu yeni projeyi tanıtırken öyle mantıkî delillerle makulleştirmeye çalışıyor ki, şaşar kalırsınız. Hadise Avrupa´daki bizimle ilgilenen bütün enstitülerde servise konuluyor. Mağdur padişah ve ismi Filistin’le anılan Sultan Abdülhamid payesine uygun görülen Tayyip Erdoğan´ın posterlerinin bir anda Gazze sokaklarını doldurmasını bile hayretle karşılayamadık.
    Amerikan İstihbaratı açısından önemli kabul edilen George Friedman´ın “Türkiye – Yeni Osmanlıcılık” başlıklı yazısından, bize tevdî edilen bu yeni rolün ehemmiyetini kavramak, daha kolay olacak. Ayrıca Claus Leggewi´nin AB münasebetlerimiz çerçevesinde kaleme aldığı “Priviligierte Partnerschaft, weniger Demokratie” isimli makalesinde de bu “Yeni Osmancılık” teması işlenmiş.
    Dünya idaresinde etkili mihrakların bize tevdî ettikleri rol, hakikaten millî nefsimizin de hoşuna gidiyor. Balkanlar’dan Kafkaslar’a giden coğrafyalarda Osmanlı torunları kadar bu role lâyık kim olabilir ki… Hem Arap dünyasıyla ve diğer Ön Asya ülkeleriyle İslâmî kardeşliğimiz de var. Kahramanlık öyküleriyle yetişen, beş yaşından yetmiş beş yaşına kadar herkesin sevgiyle kabulleneceği bir başrol…
    Fakat hakikati unutmamalıyız. 12 Eylül´ün kıskacından kurtulamamışken, 28 Şubat ve diğer ayarlarla tahkim edilen Kemalizmin “Osmanlı” ile hiçbir zaman barışamayacağını bilmeyenlere bu hamâsî hikâyeler makul gelebilir. Muhammedî Şeriatı ile Kemalizmi aynı çerçeveye toplamak, Said Nursî ile M. Kemal´i aynı yere oturtmak nasıl mümkün olacak?
    Bin senelik İslâm bayraktarlığının beş yüz senesini kanını akıtıp, zahmetten zahmete koşturarak bizzat icra eden Osmanlıya ancak ırkçılar ve insaniyet karşıtları itiraz edebilir. Hata ve günahıyla birlikte dünyanın en büyük fazilet medeniyetlerinden birisini milyonlarca şahidiyle birlikte ortaya koymuş bir ecdada mensubiyet, bizim için ancak şereftir. Fakat biliriz ki, tarih yalnızca hikâye, tiyatro ve sinema ile yeniden yaşanır. Üstadın meşhur sözüdür: “Eski hal muhal…” Bir model olarak Osmanlıyı istikbale tatbik de muhaldir. Yaşadığımız coğrafyadaki halin üzerine “Yeni Osmanlıcılık” ipek örtüsünü kapatanlar, mantığımızı da örtmek istiyorlar.
    İngiltere, çevresindekilerle birlikte tam seksen küsur senedir bizi ecdadımıza düşman etmeye çalıştı. Bu ani dönüşü fevkalâde hızlı olduğundan, istediği yerde dengeyi tutamayacak. Güney komşularımızla aramızdaki “mayın tarlaları” henüz temizlenmemişken, İran, Ermenistan, Yunanistan ve hatta Bulgaristan ile bırakınız komşu olarak, insan olarak bile tanışmamışken; bölgenin ağabeyi olmak! Ne büyük bir hayal değil mi? Tam da Necmeddin Hocanın peşine düşeceği hayallerden biri… Bize “Yeni Osmanlı” rolünü muvafık görenlerin marifetiyle doğu bölgemizde akan kanlar kurumamış, yakılmış hanümanların dumanı dağılmamış ve bir asra yakındır, yaptıkları “Arap düşmanlığının” akisleri toplumda capcanlı iken, birileri bizi duvara toslatmak mı istiyor acaba… Amerika ve İngiltere´deki sosyal enstitülerin büyük masraf ve enerjilerle ortaya koyduğu “Yeni Osmanlılar Projesi” Türkiye´nin fıtrî akışını durdurmaya yönelik bir çalışmadır. Makulu imkânsız, muhali makul gösteren cerbezeci, mugalâtacı ve bâtılı hak gösterecek “dehaların” işi olan bu tür açılımların mahiyetini, hakperest araştırmacılar ortaya koyacaktır. Türkiye'nin dışa açılımdaki tercihleri yalnızca hayalî bir Rusya, Hint ve Çin taraftarlığı ile Atlantik ötesinin İngilizlerle birlikte sunmaya çalıştıkları BOP, Türk dünyası, Yeni Osmanlıcılık ve Atlantik işbirliği gibi faydamıza olmayan şeylerden ibaret değildir. Muasır medeniyete giden yol buralardan geçmez. Müslüman Türkiye´nin başta İslâm âlemi olmak üzere, Avrupa ve dünyaya katkısı insanî boyutta, demokratik eksende ve birey hürriyetlerini incitmeyecek çerçevede çok büyük olacaktır. Bu mevzuya daha birkaç yazıyla devam edeceğiz.

    09.02.2009

    E-Posta: s.bulut@saidnursi.de


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Vefakar Üye yuksek-Sadakat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    313

    Standart

    Kendi milletinin hurriyet,ictimai duzensizlikler,egitim,saglik,demokrasi,anayasa,dev let kurumlari arasi duzensizlik vb. birsuru asli problemi arasinda "Turkiye yok surada lider ulke yok burada lider ulke;surda yeni sayfa;burda yeni donem" vb. kuru aldatmacalarla milletin basiretini ortuyorlar.

    Tarihimizi bilmedigimiz dogru. Bunun yaninda bildigimizi saydigimiz Osmanli olgusunu sadece ovunmek icin bir kaynak olarak gordugumuz,olumlu-olumsuz yonlerine bakmadigimiz-ortaya koymadigimiz;hurriyetler asrinda gedaliga devam etmemizi isteyenlerin dikkatini cekmis olmali.Baksaniza bu duygularimizi ne guzelde kullanip;sistem degilde adam arayisi,hurriyet degilde para arayisina yonlendiriyorlar.

    Sukru BULUT`un bu yazisi hakikaten cok onemlidir.Devamini merakla bekliyorum.

    Paylasim icin tesekkurler.

  3. #3
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Şükrü BULUT
    Yeni Osmanlılar AB’ye karşı...




    Toz duman arasından veya sislerin arkasından hakikati görmek o kadar zor ki... Fakat zamanın beklemeye tahammülü yok. Çünki bizler seriüsseyr zamane çocuklarıyız. En azından “def-i şer” kabilinden de olsa; berrak havaları beklemeksizin birşeyler söylemekle yükümlüyüz.
    Türkiye´nin AB ile insaniyet çerçevesinde ve medeniyet paydasında bütünleşme sürecine karşı bilinçli veya bilinçsiz olarak üretilen projeleri, seslendirilen fikirleri ve ifade edilen arzuları teker teker incelediğinizde garip bir netice ile karşılaşıyorsunuz. Hürriyet, adaletli paylaşım, düzen, ilmî gelişim ve medeniyeti esas alan birlikteliğe alternatif olarak sunulan hiçbir şey; Türkiye´nin dahilî ve haricî müşkillerini gidermeye deva olamıyor.
    Neocon ve neoliberallerin ortak projesi olan BOP, Sarkozy´nin Akdeniz Birliği, 12 Eylülcülerin Türk dünyası ve nihayet Türkiye dışındaki enstitülerde hazırlanmış “Yeni Osmanlılar” projesi dahil olmak üzere bu istikamette hazırlanan çalışmaların yekûnunun ortak bir hedefi hissediliyor: Türkiye´yi AB´den uzaklaştırmak!
    AB sürecimizi ele alan aktüel birkaç makaleyi okuyunca, bu yolun ne denli taşlı ve dikenli olduğunu bir kez daha hissettim. AKP hükümeti de 2004 yılından bu yana bu istikamette hiçbir şey yapmamakla, AB yolculuğumuzun zorluğunu ve hatta imkânsızlığını yazanlara bir nev'î fiili destekte bulunuyor.
    AB yolculuğumuzun ihtiyarî ve arzuya bağlı bir yolculuk olmadığını tekrar ifade edelim. Birleşmiş Milletler ve NATO´ya bizi mecbur eden şartların tazyikini kimse inkâr etmemeli. Ne iç politikada ve ne de dış politikada milletin kahir ekseriyetinin reyini almış bir hükümetin müsbet mânâda– hak ve hürriyetler veya reform nitelikli – kayda değer bir adım atamaması Kemalizm mengenesinin dehşetini yeteri kadar hissettiriyor kanaatindeyiz.
    Avrupa ile ortaklığımızın ilk adımları olan BM ve NATO, çok partili sistemin kapısını araladığı gibi, AB süreci de gerek fert ve gerekse toplum hürriyetlerinin üstündeki her türlü baskıyı, kanun hakimiyetini, şeffaflık ve halk murakabesini, hakikî medeniyette yaşama şartlarını getirecek ve bunu yaparken Kemalizmin bunca zamandır Türkiye´nin üzerine boca ettiği müzahrefattan bizi kurtaracaktır.
    Buna karşılık, yukarıda zikrettiğimiz bütün projelerin Kemalizm ortaklı birer yapım olduğuna inanıyoruz.
    12 Eylül sonrasında Türk-İslâm sentezcilerinin Türk dünyasına Kemalizmin araç- gereç ve ilkelerini taşıyarak oraları dejenere ettiklerini biliyoruz. Bu hengâmede Türklük de kalmadı ya... Azerbaycan, koca Türkiye´yi üç-beş turuncucuya çoktan sattı. Böyle giderse, Ermenistan’la olan ilişkilerimiz bazı Türkî cumhuriyetlerden daha kuvvetli olacak.
    BOP ile Kemalizm arasındaki besleyici münasebeti, çorabı delik meşhur Paul Wolfowitz´e sormak yeterli olur. Selânikli Sarkozy´yi artık bütün dünya tanıyor. Mevzumuz olan “Yeni Osmanlılar” projesini ise, konuyu detaylıca açıklayan Brookings Enstitüsü uzmanı Ömer Taşpınar´ın İngilizce makalesine havale ediyoruz. Her ne kadar Michael Rubins çok önceden “Yeni Osmanlıcılık ve problemleri” ismi altında konuya değinmişse de, Taşpınar´ın çalışması projenin bütün ayaklarını ortaya koyuyor. Söz konusu çalışmanın bizi ilgilendiren noktalarını bir başka yazıya bırakarak, bugün için önemli bir cihetini arz edeceğiz:
    Daha çok İslâm kültürüne dayalı coğrafyalarda Kemalizmle örtüşecek, seküler Batı hayatını esas alacak ve böylece doğu ile batı arasında köprü teşkil edecek bir proje olacak. Yani neoliberallerle Avrupa´nın saldırgan dinsizlerinin de itiraz etmeyecekleri bir hayat tarzını, sevgili “Yeni Osmanlılar” mâlûm coğrafyadaki Müslüman halklara, global güçlerin yardımıyla icra ettirecekler. Oyun yine başkasına ait olacak. Paraları dinsizlik, ahlâksızlık, kaos ve savaş paydasında ittifak etmiş ortaklar toplayacaklar ve bizimkiler de yedi seneden bu yana icra ettikleri gibi yeni oyunu yeni kostümlerle ve yepyeni sahnelerde oynamaya devam edecekler. Hatta bu proje ile Avrupa Birliği içindeki “AB karşıtı” merkezlere yardımlarda bulunacaklar.
    Çoğumuz biliriz. Ayının kırk türküsü de ahlat üzerine imiş. Türkiye´nin medeniyet ve insaniyet yolundaki yolculuğunu engellemeye çalışan Kemalistler de, farklı kırk tane proje türetebilirler. Bizi çok sevenlerin bize sundukları projeyi hazırlayanların çıkarlarıyla Kemalizmin menfaatleri örtüşebilir. Fakat milletin menfaati ile tam bir zıddiyet ortaya koyuyor.
    Temel haklardan mahrum bırakılmış, küresel dinsizlerin yaktığı ateşle kırk bin evlâdını kaybetmiş, insaniyetli hayattan uzaklaştırılmış; fukaralık, cehalet ve fitnelerin kucağına itilmiş milletimiz, tarihî ve manevî değerlerin istismarına dayalı bu tiyatroyu da kabul etmeyip reddedecek. Kemalizmle Osmanlının barışması için evvelâ mahkeme-i kübraya ihtiyaç vardır. Bırakınız... Büyük Türkiye fıtrî seyrinde aksın, Kur´ân medeniyeti ile felsefe medeniyetini barıştıracak mahall-i maksuda bir an önce ulaşsın. Bu bütün dünyanın faydasınadır.

    16.02.2009

    E-Posta: s.bulut@saidnursi.de


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Alıntı yuksek-Sadakat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kendi milletinin hurriyet,ictimai duzensizlikler,egitim,saglik,demokrasi,anayasa,dev let kurumlari arasi duzensizlik vb. birsuru asli problemi arasinda "Turkiye yok surada lider ulke yok burada lider ulke;surda yeni sayfa;burda yeni donem" vb. kuru aldatmacalarla milletin basiretini ortuyorlar.

    Tarihimizi bilmedigimiz dogru. Bunun yaninda bildigimizi saydigimiz Osmanli olgusunu sadece ovunmek icin bir kaynak olarak gordugumuz,olumlu-olumsuz yonlerine bakmadigimiz-ortaya koymadigimiz;hurriyetler asrinda gedaliga devam etmemizi isteyenlerin dikkatini cekmis olmali.Baksaniza bu duygularimizi ne guzelde kullanip;sistem degilde adam arayisi,hurriyet degilde para arayisina yonlendiriyorlar.

    Sukru BULUT`un bu yazisi hakikaten cok onemlidir.Devamini merakla bekliyorum.

    Paylasim icin tesekkurler.
    *************
    Önceki yazıları:
    (13.02.2009) - Milletler, özel kanunla korunur mu?

    (09.02.2009) - New Otomans - Yeni Osmanlıcılık-
    (06.02.2009) - Mûsibetzede ihtiyarlar
    (02.02.2009) - Hedefe reklâmla varmak
    (30.01.2009) - Garip bir hikâye...
    (26.01.2009) - Modernite ve çağdaşlıkla altmodisch ve gericilik arasında
    (19.01.2009) - Risâle-i Nur çalışma kitapları…
    (16.01.2009) - Risâle-i Nur’u anlaşılır kılmak…
    (12.01.2009) - İnsanı kim koruyacak? (09.01.2009) - Filistin meselesi…
    Tarihli YENİASYA Gazetesinde...
    http://www.yeniasya.com.tr/2009/02/1...sukrubulut.htm
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  5. #5
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Sivil Kemalizme doğru...

    Türkiye ekranlarındaki ana haber bültenlerini izleyen bir yabancının telâşlanmaması mümkün değil. Dehşetli felâketlerin yaşandığı acıklı manzaraları veya korkunç savaşların sahnelerini ifade halet-i rûhiyeleri içindeki haber okuyucularının hali de dehşet verici… Arzu, iddia veya beklentilerin hüküm cümleleriyle verildiği bu programları izleyenler, memleketin taşıyla toprağıyla ayağa kalkıp yürüdüğünü zannedecekler...
    İnsanların hem beden sağlıklarını, hem psikolojilerini ve hem de genel ahlâklarını bozan bu programların dünyada maalesef yalnızca Türkiye ekranlarına yansıdığını da belirtmek zorundayız.
    Halk hangi haber ile uyutulacak, millet hangi usullerle zihni iğfale maruz bırakılacak ve hangi gerçekler karartılacaksa, hepsi için aşağı yukarı aynı metod tatbik ediliyor. Milletin merakı tahrik edilerek umutları, emniyeti ve ufukları samyeli görmüş bağlara çevriliyor.
    Bediüzzaman Hazretlerinin neredeyse avamca ezberlenmiş bir sözü vardır. “Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz oynuyoruz.” Tanzimattan günümüze Osmanlı içinde vukua gelip de, ipleri Avrupa´nın elinde olmayan kaç hareket gösterebiliriz ki… Önemli olan sosyal hadiselerdeki “millet iradesinin” payını yüksek tutmaya çalışmaktır.
    Troçki çizgisiyle başlayan “devrimciliğin” yerini “sivil dönüştürme projelerine” bıraktığı bu günlerdeki hadiseleri, ancak Risâle-i Nur laboratuvarlarında tahlil edebiliriz. Teknolojinin artık açık diktatörlüklere müsaade etmediği, sınırların kalktığı, sivil inisiyatifin öne geçtiği ve sınıflararası diyaloğun esas olduğu bir Türkiye´de, “devrimci, askerî, ceberutî ve sorgusuz infazcı Kemalizm de” mecburen değişmektedir. Neocon denilen Troçkici cereyanın yaktığı ateşlerin elbette söndürülmesi gerekiyor. Fakat küresel zındıka, demokratların yapılarına girmeye uygun neoliberallerle devam etmek istiyor.
    Halk Partisinin de dem ve damarına tesir etmiş Troçki zihniyetinin bu nöbet değişiminde ortaya çıkan patırtı gürültüyü dindar ekranlara varıncaya kadar âlâ vu vala ile vermesi, şeytanın sağdan saldırmasıdır.
    Avrupa´da nöbet değişimi olalı birkaç yıl oldu. Eşcinsellik üzerine çıkan gürültüler, aileye karşı alınan tedbirler, bebeklerin bakımevlerine verilmesinin teşviki, anneye getirilen çalışma mecburiyeti, okul gezileri adı altında masum çocukların ailelerden uzak yerlerde günaha alıştırılma zorunluğu ve Avrupa kamusal alanlarına dinî sembollerin girişinin başka usullerle zorlaştırılması, neoliberallerin hayli zamandır işbaşına geçtiğini gösteriyor. Elbette ki biz azıcık geriden gideceğiz.
    Amerika ve Avrupa´daki siyasetlere bağlı olarak bizde başlayan nöbet değişimlerinde de büyük adaletsizlikler görülüyor. 28 Şubat dönemlerinde büyük iş adamlarına danışman olarak servetlere boğulmuş, gazete patronlarına postallarını öptürmüş ve millet iradesine ince ayarlar çekmiş paşaların hiçbiri Ergenekon operasyonlarında ekrana gelmiyor. Gelenek dışı Kara Kuvvetleri Komutanlığına atlamış paşalar, kûşe-i saadetlerinde mesutça yaşıyorlar.
    Senaryolarda asıl rolleri almamış, devranı geçmiş, fakat kraldan ziyade kralcı geçinmiş zevata hadiseyi yıkmak adaletsizlik oluyor.
    Ve şu Ergenekon hadisesinde hükümetin tepeden tırnağa olayın dışında kaldığını da artık herkes kabulleniyor.
    28 Şubat’ı tahkim ile yürüyen bir iradenin ne kadar sivilleştiğini birlikte göreceğiz. İstibdat cihetiyle eskisinden elbette daha kötü olamaz. Fakat “Freud” metodlarıyla yürüyecek yeni kadrolar karşısındaki milletin cehaleti bizi düşündürüyor.
    Milleti cehâlete dûçar eden unsurlar bertaraf edilebilecek mi? Yoksa neoliberal patronların paralarıyla Türkiye toplum mühendisleri New York, Paris ve Londra çıkışlı projeleri tatbike devam mı edecekler? Bütün bunları dikkatlice birlikte seyre devam edeceğiz.
    Şükrü Bulut
    09.03.2009

    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  6. #6
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Şükrü BULUT
    Doğu-batı kucaklaşması



    Buluşmalar, toplanmalar ve kucaklaşmalar, hakikî medeniyetin önemli sosyal unsurlarındandır. İnsanlığın biricik temsilcisi, Medine-i Medeniyet-i Fazılayı kurmadan önce Mekke’de buluşmaları öne çıkarmıştı. Önce İbn-i Erkam’ın evinde yapılan ve daha sonra hicretin yolunu açacak buluşmaları...
    Medine kendisi başlı başına bir buluşmaydı. Efendimiz mütemadiyen buluşmayı tavsiye ediyordu. Müfritane irtibat ve buluşma, Medine hayatının en belirgin çizgisiydi. Sohbetler, dersler, yolculuklar ve hatta sofralar “buluşmalarla” mânâ kazanmıştı. Bin dört yüz elli senelik İslâm medeniyetleri, hep bu mânâlar üzerinde yükselerek serpildiler.
    Peygamberimizin haber verdiği “ahirzamanı” Asr-ı Saadetin başlangıcındaki dehşetli dönemlerle mukayese edenler, ekseriyetle bir izdüşümle karşılaşırlar. Hak dinleri inkâr ile istibdat ve dinsizliklerini idame ettirmek isteyenler, medeniyetin bu aslî unsuruna karşı çıkmışlar: Toplanmayı, buluşma ve kucaklaşmayı yasaklamışlar. Nemrut ve Firavun dönemlerini anlatan kitaplarda bu husus öne çıkar.
    Ahirzamanda inkâr-ı ulûhiyeti esas alan rejimlerde de bu böyledir. Troçki Rusyası ile Çin’in Mao rejimleri buluşma ile birlikte “seyahat hürriyetleri”ni de gasp etmişlerdir. Maalesef cumhuriyetin ilk dönemlerinde ve bilhassa Kemalizm adına yapılan ihtilâl devirlerinde ülkemiz de o karanlığa yuvarlanmış. Medenî masadaki buluşmalar yasaklanmış veya buluşmalar provoke edilerek, kucaklaşmak isteyenler pişman edilmişlerdir.
    İşte Bediüzzaman Hazretleri, zulümlü, yasaklı veya istismara müsait zeminlerdeki “kucaklaşma hasreti”nin ancak zindanda giderilebileceğini garip ve mazlum talebelerine mektupla bildiriyor. Fakirülhal, kucaklaşmaya hasret ve bir arada bulunup birbirlerinin güzel hasletlerinden istifadeye müştak talebeleri için Denizli ve Afyon medrese-i Yusufiyelerini bunun vesilesi olarak değerlendiriyor. Yani zindanı, müfritane irtibata vesile olmasından dolayı faydalı ve hoş görüyor.
    Nur talebeleri Üstadlarının ikazları istikametinde zararlı ve mânâsız toplanmalardan hep içtinab etmişlerdir. Vaktiyle yalnızca “bir vakit namazını eda” çağrılarıyla yapılan neticesiz toplanmalar devleti ve idarecileri ürkütürken, Müslümanlara tesanüd ve uhuvveti veremeyen toplanmalar gibi.
    Bediüzzaman’ın vefatından sonra, Kur’ânî eserler etrafında kenetlenen Nur talebeleri “kucaklaşmak” için çeşitli vesileler arıyorlar. Vehham devletin takip ve tarassudu altında derslerde ve mevlidlerde bir araya gelmişler. Yalnızca Allah rızası, güzel ahlâk ve ahireti kazanma gaye ve maksadıyla buluşurken devletin nizamına, asayişine ve işleyişine yardımcı olan bu insanları herşeye rağmen devlet rahat bırakmamış. Kemalizm-materyalizm ittifaklarının neticesinde yapılan ihtilâllerde ise, masumane buluşmalar ve Allah sevgisini hedefleyen kucaklaşmalar yasaklanmış.
    Gel gör ki, haricî cereyanların kuvvetlerine dayanarak Türkiye’de iktidar olanlar, milletin buluşup kucaklaşmasına o denli muhtaçlar ki... Yüz yılı aşkındır, yirmi yedi farklı kültürün, dilin ve hatta ırkın yaşadığı bir coğrafyada mütemadiyen yapılan ırkçılıkla perişan olmuş bizlerin doğusuyla, batısıyla, Karadeniz ve Akdeniz’iyle bir araya gelemeyişimiz, İslâm birliğine karşı olanların tahribatlarını kolaylaştırıyor.
    Israrla üzerinde durduğumuz bir iddia var: Türkiye 12 Eylül sürecini maalesef aşamadı. Bu cinayetin mahiyetini deşifre edemediği gibi faillerini de yargılayamadı. Bu hayatî nokta kaçırılınca, peşi sıra diğer kalkışmalar sökün etti.
    Bediüzzaman ortak paydasında buluşan bütün Türkiye’yi bu coşkulu buluşmalardan mahrum edenler kimlerdir? Van buluşmalarını yasakladıktan sonra, organize ettikleri Hizbullah ile şarkın dindarlarını yurtlarından uçuranlar kimlerdir? Ya Aczimendileri tıpkı Ticanîler gibi teşkilâtlandırarak Ankara Kocatepe buluşmalarını sabote edenlerin; Van’da faturayı Raif Zernekli ve arkadaşlarına, Kocatepe’de ise Mehmet Kutlular ve diğer müteşebbislere kesenlerin maksat ve hedefleri ne idi?
    Başka görüşlere de saygılıyız. Fakat, Türkiye’nin birlik-beraberliğini istemeyenler; İzmir ile Van’ın, Bursa ile Erzurum’un, İzmit ile Diyarbakır’ın, Tatvan ile Yalova’nın, Edirne ile Iğdır’ın; daha doğrusu doğu ile batının buluşup kucaklaşmasını engelleme gayretlerinin esas itibarıyla Washington, New York, Londra veya Paris çıkışlı olduğunu bilen idarecilerimiz karanlığa türkü söylediler. Bu otuz sene zarfında hükümetlerin çoğu yalnızca harice “taşeronluk” yaptı ve yapıyor. Gerçek şu ki, haricî kuvvetlerin zaman kazanmasını sağlayacak palyatif tedbirlere karşı, Nur talebeleri din ortak paydasındaki kardeşane buluşmaları, önlerine çıkarılan bütün engellere rağmen pratize etmeye devam ediyorlar. Yetkililere düşen, onları hem tebrik etmek ve hem de desteklemek olmalı.

    07.08.2009

    E-Posta: s.bulut@saidnursi.de



    http://www.yeniasya.com.tr/2009/08/07/yazarlar/sukrubulut.htm
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0