Bırak bela kapını çalsın, onu serbest bırak...
Dua ederek, yüzüne karşı durma.. Gelmesinden, yaklaşmasından endişelenme.. Onun ateşi, cehennem ateşinden daha sıcak değildir. Yaratıkların en hayırlısı, yerlerin taşıdığı ve göklerin gölgelendirdiği en hayırlı insan, Hz. Muhammed Mustafa -sav- buyurmuştur ki:
“Cehennemin ateşi mümine: 'Geç ya mümin! Senin nurun, benim ateşimi söndürüyor.' diyecek..” Müminin cehennem ateşini söndüren o nuru, dünyadaki yüzünün nuru değil midir? O nur idir ki, ALLAH’a itaat edenle isyan edeni birbirinden ayırır.. Simalardaki o nur ki, Allah c.c'ye teslimiyet ve itaatin nişanesidir.

Bırak bu nur, bela ateşini söndürsün; sabrın ve Mevla’ya itaatin soğukluğu, başına gelen ve sana yaklaşan o belanın yalın ateşini dindirsin..
Bela sana, seni helak etmek için gelmemiş, fakat seni denemek; imanının sağlamlığını test etmek, yakinin temelini sağlamlaştırmak, ALLAH’tan korkarak içine müjde sevinci vermek için gelmiştir. ALLAH Teala şöyle buyurmuştur:


“And olsun ki, içinizden cihad edenlerle, sabredenleri belirleyince ve haberlerini açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz” (Muhammed Suresi, 31)

Hak Tela’ya olan imanın sabitleşip de O’nun yaptıklarına tereddütsüz muvafakat edince -ki bunların hepsi ALLAH’ın tevfiki, lütfu ve ihsanı iledir- O’na sonsuza dek sabret, O’na uy ve O’na teslim ol.. O’nun emrinin dışında, hiçbir hadiseden ne kendine, ne de başkasına bahsetme.. Aziz ve Celil olan ALLAH’ın emri gelince, ona uy ve ona koş, yiğitleş, güçlen, hareket et; durma!
Kadere ve ALLAH’ın işine bahane arama.. Tam aksine, emrini yerine getirmek için var gücünü harca! Eğer yapamazsan, Aziz ve Celil olan Mevla’ya sığın, O’na yalvar.. O’ndan özür dile.. O’nun emrini yerine getiremediğinin sebebini araştır...


Alıntı...

SELAM VE DUA İLE...