+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 19

Konu: Bizi Güçlü Kılan İki Şey;Dua ve Sabır...

  1. #1
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bizi Güçlü Kılan İki Şey;Dua ve Sabır...


    Her hayrın başıdır ya Bismillah
    Kalbime Bismillah!!!
    Ruhuma Bismillah!...
    Aldığım , verdiğim her nefese Bismillah!...
    Daralmış gönlüme euzu-besmele ki şeytandan ırak olayım…!
    Ruhumu kasıp kavuran sıkıntıya bir besmele tadında yaklaşıyorum…ılık ılık…huzur dolu bir tatlılıkla benliğime şifa olsun diye…



    Bir karanlığın ortasında kaybolmuşum …Etrafta acımın temsili haykırışlarım yankılanıyor…Aman Allah'ım..sağır olmak istiyorum bu feryad-u figana..biri durdursun en sesli çığlıklarımın yankısını…çıldırıyorum..imdadıma yetişsin bir el…soluğum kesiliyor…Da-ya-na-mı-yo-rum!...Ve karanlığıma ışık yakan bir ayet yankılanıyor acı dolu çığlığımı susturarak;


    ''yalnız Rabbine yönel.'' ( inşirah / 8 )

    Sana yöneldim YaRab…Sana Dayandım…sensin tek tesellim..umudum…karanlıklarımı aydınlatan ışığım…buz tutmuş yanlarımı eriten güneşim…Kapına geldim zift karası kalbimide yanıma alıp…ferahlat kalbimi…huzurunla donat yüreğimin her zerresini…tut ellerimden…tut ki yapamam Sensiz.!!!!

    Neden? Niçin? Niye? Hep bana ! demeyeceğim…hakkım yok…Ben bana sokakta yol verene bile bin bir kibarlıkla TEŞEKKÜR ederken ,sahip olduğum bu sonsuz nimetlerin Sahibine bir kere bile teşekkür edemedim…elim ayağım tutarken..gözüm görüp , kulağım duyarken…sağlığım yerindeyken..ailemle sıcacık evimizde keyif yaparken unutuluşa terk ettiğim şükrü ..teşekkürü edemediğim Rabbime karşı anlatılmaz mahcubiyette kaybolurken..küçücük dertlerle dertlenip birde utanmadan her ufak engel de '' neden hep benim başıma geliyor ? niye bir işim de düzgün gitmiyor ? niçin sıkıntılarım bitmiyor ?...BIKTIM! YORULDUM! DAYANAMIYORUM! '' diye diye şikayetlerimi nasıl da dile düşürdüm…

    Sana sunulan gözleri aç…görebil-me yeteneğini faaliyete geçir! Bak kainat sana sunulmuş…Hadi teşekkür Et!...Gör ve duy ayetin sana anlattıklarını..yansıttıklarını;

    Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!(Bakara-152.)
    Sana nankörlük ettim Allah'ım…varlığıma kattığın hayat ..ve hayatıma kattığın tüm varlıkları hiçe sayıp teşekkür etmeyi..şükrü dilime dolamayı unuttum…

    Ve şimdi Senin affına sığınıp şükre duruyorum ;
    Verdiğin vermediğin…sahip olduğum olmadığım..Sen'ce bilinen her şey için… Sen'ce bilinen her şeyin sayısınca sonsuz şükür…
    ELHAMDÜLİLLAH!!!!

    Eziliyorum yüklerin altında..kalkışa geçemiyorum bunca acının sancının ağırlığından…nasıl bir yüktür taşıdığım..ayaza tutulmuş yüreğim donmuşken ısınmıyor hiçbir uzvum…gözlerimin göğünden yağmurlar boşalıyor..fırtınalar kasırgalar bitmek bilmiyor..dinmiyor acım…yaram kapanmıyor…sabrım taşıyor..nedir bu bitmek bilmeyen hayatımın her zerresine buz kestiren kışımın uzunluğu…hani tüm fırtınalar elbet dinerdi..dinmiyor..yalan mı söylediniz bana..bu kışın ertesi bahardı hani..bahardan eser yok..kandırmayın beni…çocuksu bakışlarıma aldanmayın…umutlarımın üzerine çığlar düşürmeyin..ben bu derdin altında can çekişiyorum..imdadıma kulaklarınızı tıkamayın…diye bin bir ağıt düzerken gönlümün daralan penceresini açıyorum…ve bir ayetin sıcaklığı sarıyor varlığımı ;

    Allah, sabredenlerle beraberdir."(Bakara, 15)


    Sabredeceğim elbet…bilirim ki Rabbim kullarına altından kalkamayacağı yük vermez…bu bir sınav..ve ben bu sınavı alnımın akıyla en yüksek notla geçeceğim inşallah…Dua dua kalkacağım o yükün altından..sabır sabır güç toplayacağım..ve bir besmele kuvvetiyle atacağım yükümü sırtımdan..ezilmek yok..güçsüz kalmak..korkuya kapılıp kaçmak..ağlayıp sızlanarak umudu tüketmek yok…Bana ..Rabbine aşık bana asla yakışmaz ümitsizlik..bu gece uzun sürebilir..ama elbette sabaha erecek..ve bu kış benim sabrımın duayla birleşimine şahit olup çiçek çiçek umut umut baharı sunacak gönlüme…

    İnşirah inşirah..ayet ayet huzuru buluyorum Sana dayandıkca Rabbim…
    Hani Sen demişsin ya Allah'ım ; '' Kulum Bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım '' Sana koşarak geliyorum…ve hissediyorum Seni yanımda…gözlerimin umutlu ışıltısı bu yüzden…kalbimin duracakmış gibi atması bu yüzden…dua dua koşuyorum Sana Yarabbi !

    Peygamberimiz diyor ya :'' Dua, mü'minin silahıdır '' işte ben en kuvvetli silahımı almışım..

    hiçbir dert beni yıkıma uğratamaz..dimdik ayaktayım bir dua asilliğiyle…Duayı en büyük sıkıntı imha edicim kılıp!...

    Senden gelen herşeye amenna YaRabbi!...
    Ve her sıkıntıda;
    İnadına;
    Dua dua dua

    İnadına;
    Sabır sabır sabır!...
    Ve tabiki her hale sonsuz Şükür!...


    Alıntı...

    SELAM VE DUA İLE...


  2. #2
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    25
    Mesajlar
    1.059

    Standart

    paylaşım için Allah razı olsun...
    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  3. #3
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı KeLeBeKLeR_SoNsUzA_UçAr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    paylaşım için Allah razı olsun...
    Cümlemizden inşaALLAH kardeşim...Sağolunuz...SELAM VE DUA İLE...

  4. #4
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Duaya Açtım Gönlümü...



    Gönlün hale hale Yaratıcıya açılması, sonsuz olanla buluşmadır dua. Ve hayat duadan ibarettir. Demiyor mu ki yüce Yaratıcı,"Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" diye kuluna. Dua hayatın özeti olup, yüreğimize ötelerin kokusunu doldurmuyor mu burcu burcu?

    Bir olanla, tek olanla ve her şeyin sahibi olanla, aciz, fakir ve nihayetsiz yaralı kulu bir araya getirmiyor mu? Kalpten dudaklara dökülüp, avuçlar dolusu sunulmuyor mu Allah'a?

    Dua bir istektir, Ezel ve Ebed sultanının kapısını çalmaktır. Zaten kulun Ondan başka yaralarına deva olacak kimsesi ve çalacak kapısı da yoktur.

    Dua, Yaratıcının rahmet deryasından kulunun kalbine düşürdüğü bir damladır.

    Dua icabettir, muhatabiyettir, rahmettir, serinlemedir, ruhun kapılarını açıp Arşı Alaya ulaştığı andır.

    Dua sonsuz olanla buluşup, ebediyeti hissetmektir.

    Dua esirgenmektir, bütün acizliklerimizden, yoksunluklarımızdan, kötü duygu ve arzularımızdan.

    Dua bir iksirdir, dermansız yaralarımıza, acıyan yanlarımıza, ulaşamadığımız arzularımıza...

    Dua; varlığımızı her şeyiyle Rabbimize sunduğumuz ve Onunla bütünleştiğimiz andır. Onun nurundan avuçlarımıza dökülen ve bizi kuşatan bir aydınlanmadır.

    Dua, Varlığın sahibiyle buluşup, var olmaktır. Hiçlikten ve yokluktan kurtulmaktır.

    Bu kadar önemli bir iş hatta görevi, adeta hayatın hayatı olan duayı yaşamımıza yerleştirmek,

    Rabbimizin kapılarını çalarak yalnız olmadığımızı hissetmek bizler için çok önemli.

    Özellikle de günümüzde, medeniyetin oyuncaklarından bunalan ruhlarımızı sonsuz olanla nasıl buluşturacağımızı ve Allah'a açılan kapıları nasıl çalacağımızı yeniden keşfetmemiz gerekiyor.

    Eşyanın Sahibinden uzaklaşarak kullanmaya çalıştığımız her şey aslında bir nevi hırsızlıktır.

    Dua her şeyin sahibini tanımak ve Ona yönelmekten öte, verdiği her şeye de bir şükürdür.

    Aslında insanın her hali bir duadır, yakarıştır.

    Bütün acizlikleri içinde barındıran ve aklıyla da acizliğinin farkında olan bir varlık olarak hepimiz Onu arıyor, Onu istiyor, Onu soruyoruz, O da bütün bu varlığımızın isteklerine lütfuyla her an cevap veriyor.

    Biz ondan bihaberken bile.
    Kulluğun özeti duada gizli.

    Namaz bile bir dua değil midir?

    Bütün eşyanın dualarını Allah'a ulaştırma makamında başın Arşın sahibinin önünde eğilip, gönlünü teslim ettiği en anlamlı bir dua biçimi. Dua bu kadar şumüllü ve geniş iken, bizim dar dünyamızda nasıl oluyor da çoğu kez "Duam kabul edilmiyor!" Diyerek, Allah'a karşı bir siteme dönüşüyor? İşte bu da cahilliği had safhada olan biz kulların bir tepkisi olsa gerek.

    Eşyaya somut sonuçlarıyla bakan ve beklentileri, istekleri dünya makamını doldurmaya yönelik olan biz kullar, her şeyin arkasından nefsimizin çıkarına sonuçlanacak işler peşinde koşuyoruz çoğu kez.
    Bu yüzden de dua makamının ve duanın büyüklüğünün küçük arzularımızın, basit isteklerimizin sonucunda bir beklentiye dönüşmesinin acılarını yaşıyoruz.

    Dua ibadetlerin özeti, hatta bütün ibadetlerin ve yakarışların toplamı.

    Yüce Kur'an'ın buyurduğu gibi "Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?"


    "Duayla varlığımızı yeniden inşa etmek duasıyla"


    AMİN....

    M.TORTUK

    SELAM VE DUA İLE...


  5. #5
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    imtihanlar diyarında dua ve sabırla yürümek ...


    İmtihanlar diyarında dua ve sabırla yürümek
    Dünya…
    Türlü çilelerle insan neslinin sınandığı en zorlu mekan…
    Belki de ona imtihanlar diyarı demeliyim.
    Çünkü burada yaşanan musibet ve belalar, muson yağmurları kadar etkili olur.
    Bazen öyle yağar ki etraf sele döner; hem de her önüne geleni götürecek kadar azgın bir sele…
    Dedik ya; burası imtihanlar diyarı. Herkes farklı şekillerde imtihan oluyor. Her âdemin farklı çilesi var bu diyarda. Kimi açlık, kimi korku, kimi malı veya canıyla imtihan ediliyor.
    Rabbimiz bu gerçeği; “Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz”[1] diye teyit etmektedir.
    Hele hele mü’min iseniz, yani inanıyorsanız bu musibetler size öz anneden kardeş gibidirler.
    Yanınızdan asla ayrılmaz, sizinle uyur sizinle uyanırlar. Çünkü mü’min olmak, diğer bir ifadeyle cennete talip olmak türlü sıkıntı ve çileyi peşinen kabullenmek anlamına gelir. Çünkü Allah müminlerin, canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almış[2] ve buyurmuştur ki; “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar”[3]
    O nedenle Müslüman çile adamıdır. An gelir ezilir an gelir üzülür, fakat asla ümitsizliğe kapılmaz, asla yılgınlık göstermez, mücadelecilik ruhundan asla ödün vermez.
    Peki musibet ve bela yağmurlarının oluşturduğu o büyük sel baskınından korunmak mümkün değil mi?
    Elbette mümkün…
    Yanınızda her ihtimale karşı bir adet sabır simidiyle bir parça dua kemendi bulunduruyorsanız telaşlanıp korkmayın, zira kurtuldunuz demektir. Sevgili Peygamberimiz öyle buyuruyor: “Sabır ile dua müminin en güzel silahıdır.”[4] “Ya Allah!” deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal’e bütün içtenliğinizle.
    Bakın nasıl da yeniden doğmuş gibi ferahlayacaksınız. İç dünyanızda nasıl da bayram şarkıları yankılanacak.
    Bırakın musibetler başınızdan aşağı doğru yağmaya devam etsin. Bırakın âlem, ateş topu olup peşinize takılsın. Hiçbiri sizi eskisi gibi etkileyemez! Ateşin zarar veremediği İbrahim Peygamber kadar güvendesiniz artık. Çünkü siz Sabûr olan Hak Teâla’ya güvenip sabrettiniz, O’na yönelip yalvardınız. “Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.”[5] “O sabredenleri sever.”[6]
    Eğer yanınızda sabır simidiyle dua kemendi taşıma gibi bir alışkanlığınız yoksa ve Hakk’a olan güveniniz pamuk ipliğine bağlıysa, o zaman akıntının savurduğu yöne doğru sürüklenmeye hazır olun.
    Siz sürüklenirken iç dünyanızda anaforlar oluşur; tıpkı okyanuslardaki gibi, büyük ve ölümcül…
    Boğuluyorum zannedersiniz kendinizi. Ruhunuz daralır, benziniz solar, bakışlarınız sabitleşir.
    Artık maneviyat ikliminize, şimdilerin bunalım dediği ruh hali çöreklenmiştir. Bitkin dudaklarınızdan son bir gayretle imdat çığlıkları yükselir: “Kurtarın n’olur!..”
    Allâh-u Teâla’dan başka kurtarıcınız var mıdır ki sizi kurtarsın?
    “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al.”[7]
    Kürşat Salih Yaman

    (1) Bakara 2/155,[2] Tevbe 9/111
    [3] Ankebût 20/2,[4] Künuzü’l-Hakayık, Deylemi
    [5] Enfal 8/46,[6] Al-i İmra 3/146
    [7] A’raf 7/126




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  6. #6
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    [quote=yakaza;353797]imtihanlar diyarında dua ve sabırla yürümek ...


    İmtihanlar diyarında dua ve sabırla yürümek
    Dünya…
    Türlü çilelerle insan neslinin sınandığı en zorlu mekan…
    Belki de ona imtihanlar diyarı demeliyim.
    Çünkü burada yaşanan musibet ve belalar, muson yağmurları kadar etkili olur.
    Bazen öyle yağar ki etraf sele döner; hem de her önüne geleni götürecek kadar azgın bir sele…
    Dedik ya; burası imtihanlar diyarı. Herkes farklı şekillerde imtihan oluyor. Her âdemin farklı çilesi var bu diyarda. Kimi açlık, kimi korku, kimi malı veya canıyla imtihan ediliyor.
    Rabbimiz bu gerçeği; “Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz”[1] diye teyit etmektedir.
    Hele hele mü’min iseniz, yani inanıyorsanız bu musibetler size öz anneden kardeş gibidirler.
    Yanınızdan asla ayrılmaz, sizinle uyur sizinle uyanırlar. Çünkü mü’min olmak, diğer bir ifadeyle cennete talip olmak türlü sıkıntı ve çileyi peşinen kabullenmek anlamına gelir. Çünkü Allah müminlerin, canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almış[2] ve buyurmuştur ki; “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar”[3]
    O nedenle Müslüman çile adamıdır. An gelir ezilir an gelir üzülür, fakat asla ümitsizliğe kapılmaz, asla yılgınlık göstermez, mücadelecilik ruhundan asla ödün vermez.
    Peki musibet ve bela yağmurlarının oluşturduğu o büyük sel baskınından korunmak mümkün değil mi?
    Elbette mümkün…
    Yanınızda her ihtimale karşı bir adet sabır simidiyle bir parça dua kemendi bulunduruyorsanız telaşlanıp korkmayın, zira kurtuldunuz demektir. Sevgili Peygamberimiz öyle buyuruyor: “Sabır ile dua müminin en güzel silahıdır.”[4] “Ya Allah!” deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal’e bütün içtenliğinizle.
    Bakın nasıl da yeniden doğmuş gibi ferahlayacaksınız. İç dünyanızda nasıl da bayram şarkıları yankılanacak.
    Bırakın musibetler başınızdan aşağı doğru yağmaya devam etsin. Bırakın âlem, ateş topu olup peşinize takılsın. Hiçbiri sizi eskisi gibi etkileyemez! Ateşin zarar veremediği İbrahim Peygamber kadar güvendesiniz artık. Çünkü siz Sabûr olan Hak Teâla’ya güvenip sabrettiniz, O’na yönelip yalvardınız. “Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.”[5] “O sabredenleri sever.”[6]
    Eğer yanınızda sabır simidiyle dua kemendi taşıma gibi bir alışkanlığınız yoksa ve Hakk’a olan güveniniz pamuk ipliğine bağlıysa, o zaman akıntının savurduğu yöne doğru sürüklenmeye hazır olun.
    Siz sürüklenirken iç dünyanızda anaforlar oluşur; tıpkı okyanuslardaki gibi, büyük ve ölümcül…
    Boğuluyorum zannedersiniz kendinizi. Ruhunuz daralır, benziniz solar, bakışlarınız sabitleşir.
    Artık maneviyat ikliminize, şimdilerin bunalım dediği ruh hali çöreklenmiştir. Bitkin dudaklarınızdan son bir gayretle imdat çığlıkları yükselir: “Kurtarın n’olur!..”
    Allâh-u Teâla’dan başka kurtarıcınız var mıdır ki sizi kurtarsın?
    “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al.”[7]
    Kürşat Salih Yaman

    (1) Bakara 2/155,[2] Tevbe 9/111
    [3] Ankebût 20/2,[4] Künuzü’l-Hakayık, Deylemi
    [5] Enfal 8/46,[6] Al-i İmra 3/146
    [7] A’raf 7/126
    yazılar daha okunaklı olsada bizde ne olduğunu olkuyabilsek keşke

  7. #7
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Nur-ı aynım, iki gözüm, Bildin mi neydi sabır?
    Ya neydi kirpiğinin kıvrımına tutulup kalan burukluk?
    Hani neydi nesre çevrilemeyen söz?
    Neydi bilgiye adanmış ayazların derununu dolduran acı?
    Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli… Büyük Sahra’ya yağmur, istiridyeye inci…
    Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı… Eyyub ile Yakup, derviş ile sultan…

    Nur-ı aynım, iki gözüm, Bildin mi neydi sabır?
    Haşre dek yokluğa hüküm giymiş bir güzelin kadehindeki iksir miydi; son gezginin gözyaşlarıyla suladığı bir çiçek mi, ıssız harabelerin eşiğinde ıstırabı emerek büyümüş nazenin bir kelebek mi?
    Karlı caddelerin kıyısında açmış ayın ondördü zambaklar bilir sabrı, nur-ı aynım, altın şehirlere uçan ebabiller bilir. Sadık rüyalarda bir gemi Ağrı Dağı’na çıkar sabırla ve yaralı süvariler geçer kehkeşanlardan daruşşifalara doğru. Serazad türküsüyle hercaî bir bülbül konar Kitab’ın son sayfasına, sabrı şeydalanır seherler ve sabahlar boyu nur-ı aynım, sabrı şeydalanır. Sabır bir hazine ki… Yılanlar bekler gerçek!..

    Bir hazine ki… Tek miskali Yusuflar satın alır…… Bir hazine ki… Beşiği âb-ı hayat sükunetiyle süslenen bebekler büyür hendesesinde nur-ı aynım, ve tahammül renkli güzellikler yansır eşyaya bakışlarından.
    Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-ı aynım, bir hikaye anlat; gerçek olsun. Kalbinin rengi damlarken hani, çekik gözlü nakışlar vururdu sevinçleri, onu anlat.
    Yanağına düşen her güneş damlası yeni mağlubiyetler asardı boynuna ve eksik olan şey hep bir adım önde giderdi hani, onu anlat.
    Kafesi taşlara çalıp içindekini salıvermediğinden mi nur-ı aynım, yoksa bir derya mavisinde buruk toprak kokusuna dalıvermediğinden mi, bir imtihan içre iplik iplik bağlanmışsın şah yüreğine ve kirkitler erişlere vuruyor, argıçlar kirişlere…

    Sabır bir kilim oluyor nur-ı aynım, kilimi anlat……
    Sabrı bildin mi nur-ı aynım, bildin mi sabrı? Hani yağmur çamur okula gidip de tipi boran kapıda bekleyen var ya?!
    Hani masumiyeti Kandehar tepelerinden boşluğa bir şahin gibi süzülen beyaz kuğu?!..
    Sonsuz köşeli dayatmalarda hani zamanı biriktiren nazenin yasemen var ya?!..
    Hani nisan dallarında vurulup kanı akmayan kanarya?!..
    Helvaya durdu korukları, acımsılık lezzet oluyor dimağlarında.
    Onlar ki, soluk almadan bekleyişlerin sırrını öğrendiler kalpleri henüz durmadan, ve bulamayacakları çarelere adreslenmiş mektupların, açılmayacak kapılara gizlenmiş umutların sırrına erdiler; adı sabırdı!..
    İsteksiz gülüşler serpildi kanayan yaralara nur-ı aynım, sabır adına bilinçsiz köşelere asılan afişler kirlendi, yolların üstüne uzaklar düştü, hep uzaklar…
    Karşılıksız sevmelerin şarkısı eski plaklarda kaldı iki gözüm, ve bir gece daha sancıdı yıldızlar, bir gece daha… Şimdi geceler en ince yerinden bölünmede nur-ı aynım, şehir bir denize doğru ağlamakta.

    Bildin mi sabrı nur-ı aynım, neydi sabır?
    Sabır adına, ve umut adına… Kol kanat edinip umutları, bereketli baharlara bir koşu başlar mı acep?
    Mum gibi eriyen ve mum rengince üzülenlerin; yandıkça ağlayan ve gözyaşlarınca yananların can ipliklerinde dumanı tütmez alevler parıldıyor, aydınlıklar tel tel yüzlerine vuruyor.
    Mutsuzluğun beslediği uzak arzular değil oysa umutsuzluk…
    Ve yakınlarda, çok yakınlarda bir sabır heykelinin eli değiyor eline.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  8. #8
    Müdakkik Üye Sessiz İklim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    DİYARBAKIR
    Mesajlar
    730

    Standart

    Dua bir istektir, Ezel ve Ebed sultanının kapısını çalmaktır. Zaten kulun Ondan başka yaralarına deva olacak kimsesi ve çalacak kapısı da yoktur.




    " Kullarım Beni sana soracak olurlarsa , muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.Öyleyse onlarda Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler.Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.(Bakara suresi ,186)

    AşK DediĞiN Ya Allah'tan GeLmeLi...

    Ya ALLah İçİn OLmaLı...

    Ya Da ALLah'a ULaşTıRmaLı;

    YoKSa YerLe Bir oLmaLı...


  9. #9
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Sabrı Anlat Bana...

    Sabrı anlat bana...
    Mağlubiyetlere dayanmayı öğret ruhuma
    Bir ışık yak aydınlansın ufuklarım
    Söyle ne vâkit sona erer bu amansız sınanma?

    Özlemi anlat bana...
    Göğünde kanat çırpan vuslat kuşları
    Nereye konarlar yorulduklarında?
    Ayaz yemiş sevdaların bakışlarındaki
    Ümitsiz ümitleri anlat.
    Yalnızlığın dili olsaydı sormazdım sana...

    Sevgilerin nihayetini anlat...
    Nasıl biter bir sevda?
    Yakıp, yıkılan umutların külleri
    Nereye savrulur sonunda?
    Ben sustukça sen anlat...
    Hüzünlerine geldim,
    Bir damladan derya yaptığım hasret
    Ve
    Dinmek bilmeyen bir sancıyla.
    Al kat acılarımı acılarına...

    Hep vuslatı düşünürken savruldum
    Yüreğimin esir rüzgârlarıyla.
    Hayat körebe oyunuydu
    Sobelendim yaşanmamışlıklara.
    Anlat, merak ediyorum
    Her zaman ışık var mıdır, tünellerin ucunda?


    Seynur İnal


    SELAM VE DUA İLE…

  10. #10
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Gün ışıyor, ama içimde ışıyan en ufak bir zerre yokken alıp başımı gitmek geliyor bu dünyadan... O sırada, en yüce kelâmın şu âyeti karşıma çıkıyor:

    “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükü hafifletmedik mi?” (el-İnşirah, 1-3)

    “Elbette zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Muhakkak ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (el-İnşirah, 5-6)


    Sevdiklerimden yediğim tokat, işittiğim acı sözler peşi sıra geliyor… Sonra, tebessüm eden bir çift mübarek göz geçiyor hayalimden... Kötülükleri iyilikle savmayı öğretiyor, En Yüce İnsan... Mesajını bu tebessümle bırakıyor. İnsanlığıma dair bir mesaj geliyor ötelerden…

    “Rahman’ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve câhiller onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler, geçerler.” (Furkan, 63)

    Kocaman tebessümler doğuyor, diğer yüzlerde ve benim içimde... İşte İslâm, kocaman bir tebessüm koyabilmektir yüzlere.

    Sıkıntı yaşıyorum; otobüs çok gecikti, trafik çok sıkışık… Bu tıkanıklığı açmaya gücüm yetmiyor… Bunalıyorum… Dur, dur da bir bak! Bunlar senin elinde mi? Güç yetirebiliyor musun? Bütün işler kimin elinde?!

    “el-Mütevekkil”…

    Her başladığım işin neticesini, Sen’den bilirim Rabbim. Gayretime karşılık veren Sen’sin. Ellerim boş gibi görünse de, nice şerleri def edersin. İsteklerim gerçekleşmemiş olsa da Sen, umut çiçeklerini koyarsın avuçlarıma, sabrımızı denersin… Yılmayan kararlılığı çok seversin… Boş çevirmezsin Allah’ım. Sen el-Mütevekkil’sin! Her şeyi boş vermek mi bu yönelişim… Aslâ! Yapmam gereken, yaşananlar karşısında en güzel cevabı verebilmek… Cevap anahtarım, kalbime indirilen âyetler…

    Etrafımda yaşanan olaylar ve insanlar… Çalışıyorum olmuyor. Anlıyorum ki, bunaldığım nokta; kontrol edemeyeceğim şeyleri, kontrol altına almaya çalışmamda imiş.

    Ne yersiz üzüntü! Neyi kontrol edebilirsen ona bak…

    Yine insanların en güzeli, başkalarını değil, kendini görmeye dair söylenebilecek en güzel sözleri söylüyor:“En hayırlı olanların, başkasının kusurunu değil de kendi kusurlarını görenler olduğunu” söylüyor.

    Âlemlerin Efendisi mübarek gözlerinden süzülen tebessümle bakıyor, insanlığımıza… İnsanlığımız şenleniyor. Pedagojinin, psikolojinin gelip dayandığı nokta:
    “Nefsini Muhâsebe: (İç görü)”... Aynadaki yüzüm beliriyor; içimin aynasında beliren yüzüm. Meğer ne çıbanlar, ne dikenler varmış… Eyvah! Parmaklarımı ısırıyorum. Başkalarının dikeni batarken, şimdi kendi dikenim batıyor… Umursuz olma! Kendi kusurunu görmekten korkma!.. Başkalarının aynasında kendi kusurlarını seyret. Şimdiye kadar başkalarının kusurlarını kendime dert edinmişim. Çok işim var kendimle…

    Okuduğum paragrafta şunlar yazılı:

    “Stressiz bir hayat tehlikeli!”

    “Sıkıntısız geçen hayat, motivasyonu yok ediyor. Vurdum-duymazlığa sebep oluyor. Zorluklar, insanı daha iyi olmaya zorluyor; sorumluluk duygusunun artmasını sağlıyor.”

    Ve şöyle bir ibare:

    “Bakış açınızı değiştirin! Olumlu düşünün!”

    “Optimist ol!” Yani iyimser ol!Ötelerden açılan sayfalarda şunlar yazılı:

    “…Sizin için daha hayırlı olduğu hâlde, bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (el-Bakara, 216)

    Evet! Şimdiye kadar, her şeyi, bu iki kapılı dar koridor içinde mi düşündüm acaba? Bu bakış açısı kimseyi mutlu etmez, edemez. Her şeyi doğumla ölüm arasındaki dar koridorda mı düşündüm acaba? Meğer etrafımdaki hadiselere dair düşüncelerim, çember çember içine almış beni... Şimdi daralan hâleler açılıyor, açılıyor.

    Demek, kötü duygular bırakan her hayat tecrübesi, gelişimime katkıda bulunan bir güzellik unsuru… Ateşe elimi yaklaştırıyorum. Sıcaklığı, yakıcılığını haber veriyor. Yanmaktan koruyan bir kalkan gibi… Bazı acı hayat tecrübeleri de daha kötü olmaktan koruyor. Şeker gibi Amasya elmasına bakıyorum. Ham hâlindeki acılığını, düşünüyorum… Acı çekirdeklerin etrafında hâlelenen şekerpare kayısı ve şeftali gibi… Demek, tatlılığın şartı, acılık... İşte acıları tatlandıran bir âyet daha açılıyor önümde, en mübarek kelâmdan:

    Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenleri müjdele!” (el-Bakara, 155)

    Acı ve sıkıntıya dair bütün kelimelerin içi boşken, bir anda, içi büyük anlamla doluyor. Üç boyutlu dünyamızda 5. 6. 10. … boyutlardan nice güzellikler sıralanıyor kalbimize… Bu acıların üzerinden, cennete uzanan köprüler kuruluyor kalbimize… Bastığımız yerlerde, ayaklarımız kanasa da, etimiz tırnağımızdan ayrılsa da, başımızı karşı kıyıya çevirdiğimizde her şey unutuluyor. Bu acılar olmadan köprüler kurulmuyor… O âyeti tekrar tekrar okuyorum:

    “Her zorluktan sonra bir kolaylık vardır, muhakkak ki, her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.”

    Yumuşacık bir şefkat eli dolaşıyor, terk edilmiş, yalnızlığı en soğuğundan yaşayan yüreklerin üzerinde…

    “Muhakkak ki her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.”


    Önemli olan da, bakışımızı karşı kıyıya çevirebilmek! Yine Âlemlerin Efendisi, gülüyor insanlığımıza, hastalıklı bir köpeğe yanındakiler başlarını çevirdikleri zaman:

    “Dişleri de ne güzelmiş!” diyen tebessümüyle. İslâm’ın en büyük muallimi, her şeyi güzel gören gözleriyle, ışık veriyor insanlığımıza…

    İçimde bir burukluk hissettiğim, sıkıldığım zaman, «el-Mü’min» diyorum. Allah’ın en güzel isimlerinden, “el-Mü’min”… Güven veren huzur veren…

    “…Mü’minlerin kalplerine güven indiren O’dur…” (el-Fetih, 4)

    Dünyanın tüm servetini döksem, yine de bu huzuru satın alamam. Bu duyguyu hiçbir şeyle değişmem.

    İşte inanmak, bir pirinç tanesinin içinde saadeti yakalamaktır. Pirincin Rabbi, her şeyden haberdar… Huzuru verecek olan tonlarca pirinç ya da çuvallarca para değil ki, huzur aramakla bulunsun ya da satın alınsın.

    Yüreklere hükmeden, huzurun kaynağı da O; el-Mü’min… Eman veren…

    Eman ver, kalplerin Rabbi!

    Bunalan gönüllere eman ver… Eminliğine muhtacız. Huzur ikliminin ince rahmet yağmurları düşüyor kalp toprağına… Eminlik duygusu sarıveriyor ruhumu. Milyonlarca mutlu balon uçuşuyor gökyüzünde… Acılığı yüzüme giydiren, şimdi tatlı bir ifade koyuyor… İçimin göklerinde milyonlarca mutlu balon uçuşuyor

    Ayşegül Zobi

    Konu Şahide tarafından (07.05.09 Saat 17:03 ) değiştirilmiştir.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sabır Gönlüm Sabır
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.12.11, 14:51
  2. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.10.09, 20:07
  3. Sabır Gönül Sabır...
    By nurender in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.06.09, 12:36
  4. Bizi Anlayanlar: Anlar Bizi
    By seyyah_salih in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.09.08, 11:39
  5. Ramazan'da Açlık Bizi Doyuruyor,Sabır Coşturuyor!
    By serab in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.09.07, 23:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0