+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Cocugu Öldürülmüs Kisiyi Nasil Teselli Edersiniz?

  1. #1
    Yasaklı Üye aynurlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    104

    Standart Cocugu Öldürülmüs Kisiyi Nasil Teselli Edersiniz?

    Cocugu feci sekilde öldürülmüs (hatta tecavüz edilmis) anne-babayi nasil teselli edersiniz ?

    Allah'in cocugunu korumadigini düsünen, dine sogumaya baslayan anne-babayi, Kur'an, hadis ve Risale-i Nur isiginda nasil teselli edersiniz?

    Cok zor bir durum....

  2. #2
    Pürheves Acz_i Mutlak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    151

    Standart

    düşünemedim valla Allah sabır versin inşaallah.evlatla her türlü imtihan çok zor
    VÜCUDUNU MUCİDİNE FEDA ET.

  3. #3
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    ON YEDİNCİ MEKTUP

    [Yirmi Beşinci Lem'anın Zeyli]

    Çocuk Taziyenâmesi


    Onun adıyla. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin

    Aziz âhiret kardeşim Hafız Halid Efendi,


    -2- "Başlarına bir musibet geldiği zaman 'Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz' diyerek sabredenleri müjdele." Bakara Sûresi: 2:155-156.


    Kardeşim, çocuğun vefatı beni müteessir etti. Fakat, -3- Hüküm Allah'ındır. (Mü'min Sûresi: 12.) kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyetin bir şiârıdır. Cenâb-ı Hak sizlere sabr-ı cemil versin; merhumu da, size zahîre-i âhiret ve şefaatçi yapsın. Size ve sizin gibi müttaki mü'minlere büyük bir müjde ve hakikî bir teselli gösterecek Beş Noktayı beyan ederiz.

    BİRİNCİ NOKTA
    Kur'ân-ı Hakîmde
    Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar. (Vâkıa Sûresi: 56:17),(İnsan Sûresi: 76:19.)

    sırrı ve meâli şudur ki:
    Mü'minlerin kablelbülûğ vefat eden evlâtları, Cennette ebedî, sevimli, Cennete lâyık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını; ve Cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlât okşamak gibi en lâtîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını; ve herbir lezzetli şeyin Cennette bulunduğunu; "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlât muhabbeti ve okşaması olmadığını" diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlât sevmesine ve okşamasına bedel, sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlât sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu, şu âyet-i kerime,
    Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar. (Vâkıa Sûresi: 56:17),(İnsan Sûresi: 76:19.)
    cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.


    İKİNCİ NOKTA


    Bir zaman, bir zat, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O biçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatini temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra, merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki:
    "Şu çocuk çendan senin evlâdındır. Fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim."
    O adam ağlar, sızlar, "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der.
    Ona arkadaşları der ki: "Senin teessürâtın mânâsızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel, ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celb edecek, çocukla görüştürecek-şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatin varsa..."
    İşte, şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü'minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli:

    Şu veled mâsumdur; onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerîmdir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inâyet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennetü'l-Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi! Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünkü dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlât muhabbeti temin edecekti. Eğer salih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennette on milyon sene bana evlât muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçi hükmüne geçer. Elbette ve elbette, meşkûk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan, elîm teessürat göstermez, meyusâne feryad etmez.


    ÜÇÜNCÜ NOKTA
    Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîmin mahlûku, memlûkü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnuu ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki, muvakkaten ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve valideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak, lezzetli bir şefkat vermiş.
    Şimdi, binden dokuz yüz doksan dokuz hisse sahibi olan o Hâlık-ı Rahîm, mukteza-yı rahmet ve hikmet olarak o çocuğu senin elinden alsa, hizmetine hâtime verse, surî bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şekvâyı andıracak bir tarzda meyusâne hüzün ve feryad etmek ehl-i imana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalâlete yakışıyor.


    DÖRDÜNCÜ NOKTA

    Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusâne teellümâtın bir mânâsı olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. Hüküm Allah'ındır. (Mü'min Sûresi: 12.)
    demeli. "O verdi, o aldı. Her hal İçin Allah'a hamd olsun. (Feyzü'l Kadir, 1:368, Hadis No: 662.) deyip sabırla şükretmeli.


    BEŞİNCİ NOKTA

    Rahmet-i İlâhiyenin en lâtîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksir-i nuranîdir, aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakka vusule vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî, pek çok müşkülâtla aşk-ı hakikîye inkılâp eder, Cenâb-ı Hakkı bulur. Öyle de, şefkat, fakat müşkülâtsız, daha kısa, daha safî bir tarzda, kalbi Cenâb-ı Hakka rapteder.
    Gerek peder ve gerek valide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i İmân ise, dünyadan yüzünü çevirir, Mün'im-i Hakikîyi bulur. Der ki: "Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe." Veledi nereye gitmişse, oraya karşı bir alâka peydâ eder, büyük mânevî bir hal kazanır.
    Ehl-i gaflet ve dalâlet, şu beş hakikatteki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli birtek çocuğu sekeratta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce, gaflet veya dalâlet neticesinde, mevti adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp, gaflet veya dalâlet cihetiyle, Erhamürrâhimînin cennet-i rahmetini, firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar meyusâne bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan İmân ve İslâmiyet, mü'mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîmi, onu bu pis dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçi, hem ebedî bir evlât yapacak. Mufarakat muvakkattir, merak etme. Biz Allah'ın kullarıyız sonunda yine O'na döneceğiz.(Bakara Sûresi: 155,156.)


    Hüküm Allah'ındır. (Mü'min Sûresi: 12.)
    de, sabret.

    Baki olan yalnız Allah'tır.


    Said Nursî


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  4. #4
    Ehil Üye Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    3.286

    Standart

    Çok zor bir durum..Allah yardım etsin..17.mektup derman olur inş.
    Dil kılıncım her an bu şekeri kesmekle meşgul olsun. Muhammed'in(sav) eşsiz güzellikteki endamına salavat olsun.

    Hz. Peygamber'(sav)in gül yüzüne zaman zaman salavat getirmek, ölünceye kadar bana farz-ı ayn olsun.

  5. #5
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Neuzubillah Allah sabır versin çok çetin bir durum.Uzaktan konuşması kolay gelir ama kaderden önce şu fitne asrında biz gereken tedbir ve donanımları yerine getirdik mi acaba?
    Allah Hz.Eyyub sabrı versin..
    aynurlu kardeş yunus yavuz abinin açtığı şekva ile alakalı bir konu var bi de orayı oku tamam mı?

  6. #6
    Pürheves rosesuqar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    evi
    Yaş
    26
    Mesajlar
    222

    Standart

    ALLAH bizi her türlü şerden korusun
    kendimi ve insanları tanıdıkça hayvanları sevmeye başladım
    ene ene ente ente işte bütün insanların için de bunu diyen bir pislik var :S:S:S

  7. #7
    Yasaklı Üye aynurlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    104

    Standart

    Allah razi olsun, tesekkür ederim arkadaslar.Cok güzel yazilar, ayetler...

    O cocuklar da büyüyüp evlenmek istemeyecekler mi cennette?

  8. #8
    Yasaklı Üye aynurlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    104

    Standart

    Peki, bu olay gayrimuslim birisinin basina gelse, nasil teselli edersiniz, mesela hasa "Allah yok, olsaydi cocugumu korurdu" derse? O zaman nasil cevap verilebilir?

  9. #9
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı aynurlu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    O cocuklar da büyüyüp evlenmek istemeyecekler mi cennette?
    onu çocuklara sormak lazım..Merak etmeyin, o çocukları bizden daha çok düşünen, tanıyan ve onların bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir Sahibi (celle celalühü) var..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  10. #10
    Yasaklı Üye aynurlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    104

    Standart

    Burasi degil mi?

    Musibeti Allah'a Şekvâ Etmeli.


    Sagolasin.



    Alıntı asude yaren Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Neuzubillah Allah sabır versin çok çetin bir durum.Uzaktan konuşması kolay gelir ama kaderden önce şu fitne asrında biz gereken tedbir ve donanımları yerine getirdik mi acaba?
    Allah Hz.Eyyub sabrı versin..
    aynurlu kardeş yunus yavuz abinin açtığı şekva ile alakalı bir konu var bi de orayı oku tamam mı?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hicranım ve teselli
    By Ensardan in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 01.02.14, 22:25
  2. Hakiki Bir Teselli
    By yakaza in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.10.09, 10:45
  3. Yeni Arkadaslara Okuma Programını Nasil Anlatiriz Nasil Daha Verimli Olabilir?
    By oskar38 in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 05.02.09, 01:09
  4. Sen Teselli Et Beni!...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.01.09, 15:45
  5. Gece ile Gündüzü Nasil Ayirt Edersiniz?
    By İsRa_ in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.07, 01:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0