Bismillahirrahmanırrahim..

Kısa bir hatırlatma..

Şüphesiz insanlara akıl,fikir,dil,göz gibi verilen tüm maddi,ruh,tahayyül/hayal etme,merak gibi tüm manevi cihazatlar Rabbimizin bize emaneten verdigi ni’metlerdir.Bu ni’metlerin mukabilinde Rabbimiz emaneten verdigi cihazatları kendisine satmamızı emretmektedir.Bu hakikatı Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır”(Tevbe,111) mealindeki ayet-i kerime nazara vermektedir.”Peki bu satma işlemi nasıl olacak” diye sorulan suallere tüm Kur’an cevap vermektedir.Risale-i Nur eczalarından bu hakikatı izah eden bir yer iktibas edeyim:

“…Meselâ: Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni’-i Basîr’ine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mu’cizat-ı san’at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu Küre-i Arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar. Meselâ: Dildeki kuvve-i zaikayı, Fâtır-ı Hakîm’ine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan; o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. Eğer Rezzak-ı Kerim’e satsan; o zaman dildeki kuvve-i zaika, rahmet-i İlahiye hazinelerinin bir nâzır-ı mahiri ve Kudret-i Samedaniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.İşte ey akıl, dikkat et! Meş’um bir âlet nerede? Kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Âdi bir kavvad nerede? Kütübhane-i İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil, iyi tad! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine-i hâssa-i rahmet nâzırı nerede?...”

Evet nefis ve malımızı Halık’ımıza satmak onları kullanma klavuzlarına göre(Kur’an ve Sünnetin izin verdigi hususlarda) kullanmaktır.Bu yazıda bize verilen yüzlerce maddi-manevi cihazatın en önemlilerinden olan dilin Nefis ve Şeytanın aldatmasının sonucu yanlış yola sarfedildigi bir durumu anlaytmak istiyorum Allah(c.c.) nasib ederse..

Hakikatı Kullanarak Batılı Empoze Etmek

Allah-u Teala(c.c.) diger dinlerdeki gibi İslam’da da yalanı yasaklamış ve şiddetle reddetmiştir.Yalanın Kur’an’i lafzı “kizb”dir.Yalan ise; “karşısındakini aldatmak maksadıyla söylenen ve gerçeğe uymayan söz”dür.

Kizble aldatmanın çeşitli yönleri vardır.Bunların arasında insani,vatani degerleri vs kullanarak yapılan kizbler de vardır.Mesela vatani degerleri kullanarak insanları empoze eder,bundan faydalanır bunun karşılığında milleti aldatır vs.Burada benim anlatmak istedigim ise hakikatlı sözleri kullanıp batılı empoze etmektir.Bu ise yalanın ve aldatmanın en büyügüdür.Bu tür aldatma kişiinin tebliğe karşı yaptığı mücadele örnegidir!(İleride zikredecegim inşaAllah)

Bu mantıkla hareket eden ilk kişi ise Şeytan’dır.Kur’ân’da Hz.Adem(a.s.)’ın yaraltığından sonra İblis’e secde emrinin verildigi ve şeytanın ise bunu kabul etmedigi defalarca zikredilir.Peki Şeytanın burada kullandığı mantık neydi?Görelim:

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.(A’raf-12,Sa’d 76).Evet şeytan burada hakikatlı bir söz söyleyerek batıl bir mana verdi buna.Yani dedi “ben ateşten yaratıldım,binaenaleyh ona secde etmem uygun düşmez bana,niye edeyim”Anlaşılan o ki bu mantığı kullanan ilk kişi yine odur!

Tarihi kayıtlara geçen bir örnegi de Haricilerin”Allah’tan başka hüküm sahibi yoktur” ayetini kullanarak batıla davetidir.Öyle bir davet ki;İmam-ı Ali(r.a.)’un katlini emreden bir batıliyet!Hz.Ali(r.a.) bu sözlerine şöyle demiştir:"Kendisiyle batıl kasdedilen haksöz!"

Bunlardan başka bir örnek:”Başörtüsü İmanın şartlarından degildir ki…”
Evet bu da hakikatlı bir sözdür.Başörtüsü bizatihi imanın şartlarından degildir(dolaylı yönden imanın şartlarındandır!) fakat İslam’ın kesinkes emridir.Bu sözü kullanarak batılı kastederek tesettür emrini tezyif ediyorlar!

Başka bir örnegi:”Din sadece namazdan ibaret degil ki..”..Evet din sadece namazdan ibaret degildir.Zerreden şemse her yöne hitab eder din..Fakat bu sözü kullanarak namazın hükmüne gölge düşürmek istiyorlar!.

Başka bir örnek:Bazı kesim bunu batıl maksadlı kullanır:”Dinde zorlama yoktur..”Hakikatlı söyledin öyle bir söz ki Kur’an’da zikredilir:la ikrahe fid din/bakara-256. Ancak getirmek istedikleri yer şu:İstemedikten sonra kimseye emr-i bil ma’ruf ,nehy-i anil münker yapma!Yani iyiligi emretme,tavsiye etme,dinin yasaklarından da nehyetme,uyarma..Ne de hoşlandı nefisler..Halbuki Allah(c.c.) cumartesi yasağını işliyenleri uyarmıyan kişileri kitabında İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!”(Maide/79) diye zikrederek rezil etmiştir!

Buna benzer bir söz de “her koyun kendi bacağından asılır” sözüdür..

Bir örnek daha:Pantolın gibi erkek kıyafetlerini giyerek kendini teşhid eden bayanlara uyarı yapar hocalarımız.Allah o hocalarımızdan razı olsun.Bir tanesinden duydum,ona demiş ki biri” ne yani pantolon giymeyip de üzerimizde dış elbise olmadan mı dolaşalım” evet söyliyen doğru söylemiş fakat batıl niyetle!Dış kıyafet olmadan dolaşılmaz elbet fakat erkek kıfayetlerini de giymiyeceksin!

Son örnegimiz:”İslam barış dinidir” kelamı.Şüphesiz bu söz hakikatlı bir sözdür.İslam barış dinidir fakat yine kullanılış niyetinde farklılıklar görülüyor.Yani der:İslam savaşı kabul eder mi?Boşverin silahı,silahlanmayı..[Ta ki biz gelip sizi sevelim/avlıyalım].Halbuki barışı emreden Allah gerektiginde emrettigi şekilde/İslami usüllere uygun cihad etmemizi,müdafayı ya da duruma göre taarruzu emretmektedir.

Örnek olarak sayıyı arttırabiliriz fakat “arife işaret kafidir” sırrınca sözü kısa kesip mevzuyu bitiriyorum inşaAllah..Vesselam..

“Subhansın(her türkü kusurdan,noksandan uzaksın)(Ya rab!) Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen Alim-ul Hakim’sin.
(Bekara-32)

Ene-Zerre
16.01.2009