+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Cehennemin İsimleri Ve Sakinleri...

  1. #1
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Cehennemin İsimleri Ve Sakinleri...

    Hz. Peygamber (S.A.V) Cebrail (Aleyküm Selam)'ma ; “Cehennemin katlarının sakinleri kimler olacaktır?” diye sorunca, Cebrail (Aleyküm Selam) sözlerine şöyle devam etti:

    Birinci cehennemin ismi, Sair'dir.

    İkinci cehennemin ismi, Leza'dır.

    Üçüncü cehennemin ismi, Sakar'dır.

    Dördüncü cehennemin ismi, Cahim'dir.

    Beşinci cehennemin ismi, Cehennem'dir.

    Altıncı cehennemin ismi, Haviye'dir.

    Yedinci cehennemin ismi, Hutame'dir.

    Cebrail (Aleyküm Selam) sözlerinin burasında Hz. Peygamber (S.A.V)’den çekinerek susunca, Hz. Peygamber (S.A.V) kendisine; “Yedinci kata kimlerin yerleştirileceğini bana söyle!” dedi. Bunun üzerine Cebrail (Aleyküm Selam.); “Yedinci kata da ümmetinden büyük günah işleyipte tevbesiz ölenler yerleştirilecektir.” dedi.

    Cebrail (Aleyküm Selam.)’in bu cevabı üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) bayılarak yere düştü ve Cebrail (Aleyküm Selam.) ayılıncaya kadar mübarek başını kucağına dayadı. Ayılır ayılmaz, Cebrail (Aleyküm Selam)’e; “Ey Cebrail! Musibetim büyük ve derdim ağır. Acaba ümmetimden cehenneme giren olacak mı?” diye sordu. Cebrail (Aleyhisselam)’de: “Evet ümmetinden tevbe etmedikleri halde ölen büyük günah işleyenler cehenneme girecektir.” dedi.

    Cebrail (Aleyküm Selam)’in bu cevabı üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) tekrar ağlamaya başladı. Arkasından Hz. Peygamber (S.A.V) eve kapandı. Sadece namaz kılmak için odasından çıkıyor ve hiç kimse ile konuşmaksızın mescide gidiyordu. Namazda ağlıyor ve Allah (c.c)’a yalvarıyordu. Böylece üç gün geçti.

    Üçüncü günü Hz. Ebu Bekir kapısına geldi ve içeri girmek için izin istedi. Fakat içerden hiçbir cevap gelmeyince ağlaya ağlaya geri döndü. Arkasından Hz. Ömer, daha sonra Selman-ı Farisi de girmek için izin istedi. Fakat içerden yine cevap gelmeyince onlarda ağlamaya başladılar.

    En son Hz. Fatıma Hz. Peygamber (S.A.V)’in kapısına geldi ve izin istedi. Hz. Peygamber (S.A.V) o sırada secde de idi. Kızının sesini duyunca başını secdeden kaldırdı ve girmesi için kızı Hz. Fatıma’ya izin verdi.

    Hz. Fatıma Hz. Peygamber (S.A.V)’i görünce ağlamaya başladı. Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V) ’in çehresini sararmış görmüştü. Devamlı ağlamaktan ve üzüntüden yanaklarında iz kalmıştı. Bu durumu görünce; “Ey Allah (c.c)’ın Resulü! Sana ne indi?” diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V’de bütün olanları anlattı.

    Hz. Fatıma; “Ey Allah (c.c)’ın Resulü! Ümmetinin büyük günah işleyenleri cehenneme nasıl girecek?” diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V)’de bu soruyu şöyle cevaplandırdı: “Azap melekleri, erkekleri sakallarından, kadınları ise saç örgüleri ile alınlarından tutup sürüklerler. Ümmetimin nice yaşlıları sakallarından tutulup cehenneme doğru sürüklenirken; “Ah yaşlılık, ah zavallılık!” diye feryat ederler. Sakalından tutulup cehenneme sürüklenen nice gençlerde; “Vah gençliğime, eyvah güzelliğime!” diye bağırır. Buna karşılık ümmetim içinde, alınlarından tutulup cehenneme doğru sürüklenen nice kadınlar da; “Eyvah rezil oldum, eyvah üstüm başım açıldı!” diye feryat ederler.

    Böylece onlar cehennemin baş sorumlusu Malik’e teslim edilirler. Malik onlara kim olduklarını sorunca; “Bizler kendilerine Kur’an indirilenlerdeniz, bizler Ramazan ayında oruç tutanlardanız.” diye cevap verirler. O zaman Malik; “Kur’an sadece Muhammed’in ümmetine indirildi.” deyince, hemen Hz. Muhammed’in adını hatırlayarak; “Bizler Muhammed ümmetindediz.” diye bağırırlar. Fakat Malik de onlara şöyle der: “Peki, Kur’an da sizi Allah (c.c)’ın emirlerine aykırı hareket etmekten alıkoyacak bir ayet yok muydu?”

    Bu Ümmetin günahkarları cehennemin kenarına kadar getirilip ateşle ve zebanilerle karşı karşıya bırakılınca; “Ey Malik! İzin ver de halimize ağlayalım.” derler. Malik’in izin vermesi üzerine gözyaşları kuruyuncaya kadar ağlarlar. Gözyaşları akmaz olunca da kan ağlamaya başlarlar. Bu durumu gören malik kendilerine; “Eğer bu ağlama dünyada iken olsaydı, ne iyi olurdu. Eğer bu ağlama dünyada ve Allah (c.c) korkusu ile meydana gelseydi, bu gün size ateş hiç dokunmayacaktı.” der.

    Arkasından Malik zebanilere; “Haydi şunları cehenneme atıverin” diye emir verir. Bu ümmetin günahkarları ateşe atılınca hep birlikte; “La İlahe İllallah” diye seslenirler. Onlar böyle seslenince ateş geri çekilir. Bunun üzerine Malik cehenneme; “Ey Ateş, onları yakala!” diye emir verir. Cehennem de; “Onları nasıl yakalayayım, hepsi La İlahe İllallah diyorlar.” diye cevap verir.

    Bunun üzerine Malik; “Evet, öyle demelerine rağmen onları yakalayacaksın. Çünkü Arş’ın Rabbi böyle emretmiştir.” deyince ateş üzerlerine dönerek onları yakalayıverir. Bu ümmetin günahkarları Allah (c.c)’ın dilediği kadar bir süre cehennemde kalırlar. Cehennemdeyken; “Ya Erhamerrahimin, ya Hannan, Ya Mennan” diyerek Allah (c.c)’a yalvarırlar. Allah (c.c)-u Teala’nın hükmü yere gelince Cebrail’e; “Ya Cebrail! Muhammed ümmetinin günah-karları ne durumdadır?” diye sorar. Cebrail de; “Ya Rabbi! Onların durumlarını sen daha iyi bilirsin!” diye cevap verir. Allah (c.c)-u Teala, Cebrail’e; “Git de gör bakalım, ne durumdadırlar?” diye emir verir.

    Bu emir üzerine Cebrail, Malik’in yanına varır. Cebrail’i görünce; “Ey Cebrail! Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sorar. Cebrail de ona; “Muhammed ümmetinin günahkarlarına ne yaptın?” diye sorar. Malik, Cebrail’in bu sorusuna; “Durumları pek fena, kaldıkları yer çok dar. Ateş vücutlarını ve etlerini yedi bitirdi, geride sadece yüzleri ve kalpleri kaldı. Çünkü buralarında iman parıldıyordu.” diye karşılık verir.

    O zaman Cebrail, Malik’e; “Onların üzerinden cehennem kapağını kaldır da kendilerini göreyim.” der. Cebrail böyle deyince Malik, cehennem muhafızlarına derhal emir verir ve bu ümmetin günahkarları üzerinden cehennem kapağı kaldırılıverir. Bu ümmetin cehennemlikleri Cebrail’i ve onun güzelliğini görünce onun bir azap meleği olmadığını hemen anlayarak kim oldğunu sorarlar. Malik de;“Bu dünyada Muhammed’e vahiy getiren Cebrail’dir.” diye cevap verir. Bu ümmetin cehennemlikleri Hz. Muhammed’in adını duyunca hep bir ağızdan yüksek sesle; “Ya Cebrail! Muhammed’e günahlarımızın bizi kendisinden ayrı düşürdüğünü ve ne kadar kötü şartlar içinde bulunduğumuzu haber ver.” derler.

    Bunun üzerine Cebrail oradan ayrılarak Allah (c.c)’ın huzuruna varır. Allah (c.c)-u Teala kendisine; “Muhammed’in ümmeti ne durumda?” diye sorunca, bu soruya; “Ya Rabbi! Durumları çok fena ve yerleri çok dar!” diye karşılık verir. O zaman Allah (c.c)-u Teala; “Peki onlar senden bir şey istediler mi?” diye buyurur. Cebrail de; “Evet, peygamberlerine içinde bulundukları kötü durumu bildirmemi istediler.” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah (c.c)-u Teala, Cebrail’e;“Git, durumu Muhammed’e bildir.” diye buyurur.

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu emri gereğince Cebrail, hemen Hz. Peygamber (S.A.V)’in yanına gider. Hz. Peygamber (S.A.V)'in yanına varır varmaz şöyle der: “Ya Muhammed! Ümmetinden şu anda cehennem azabı çeken günahkarlar adına sana geldim. Onlar durumlarının çok kötü ve yerlerinin çok dar olduğunu sana bildiriyorlar.”

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Arş’ın altına giderek secdeye kapanır. O zaman Allah (c.c)-u Teala; “Başını kaldır da iste. Ne istersen verilecektir. Şefaatçı ol şefaatın kabul edilecektir.” buyurur.

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu buyruğuna karşılık Hz. Peygamber (S.A.V): “Ya Rabbi! Ümmetimin günahkarları ile ilgili hükmünü uyguladın. Şimdi onlar hakkında benim şefaatımı kabul eyle.” der. Allah (c.c)-u Teala, Hz. Peygamber (S.A.V)’in bu dileğine şöyle cevap verir: “Senin onlarla ilgili şefaatını kabul ediyorum. Hemen cehenneme git ve (La İlahe İllallah) diyen herkesi oradan çıkar.”

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu emri uyarınca Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Malik’in yanına gider ve; “Ey Malik! Ümmetimin günahkarları ne durumdadır?” diye sorar. Malik bu soruya: “Durumları çok fena ve yerleri çok dar!” diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) ona: “Kapıyı aç ve kapağı kaldır!” diye buyurur. Az sonra cehennemlikler Hz. Peygamber (S.A.V)’i görünce hep bir ağızdan ve yüksek sesle:“Ya Muhammed! Ateş derilemizi ve ciğerlerimizi yakıp kül etti.” diye seslenirler.

    Daha sonra Hz. Peygamber (S.A.V) hepsini cehennemden çıkarıverir. Ateş onları yemiş, kül ve kömür haline getirmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V) alıp onları cennetin kapısı önünden geçen ve hayat nehri adını taşıyan bir nehre götürür. Bu nehre girip yıkanırlar. Oradan da ak yüzlü birer delikanlı olarak çıkarlar. arkasından da cennete yerleştirilirler. Diğer cehennemlikler müslümanların oradan çıkarıldıklarını görünce:“Keşke bizde Müslüman olsaydık, bizde cehennemden çıkardık!” derler. Nitekim Allah (c.c)-u Teala ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur: “Bir zaman gelir ki, kafirler; keşke Müslüman olsaydılar, diye arzu ederler.” (Hicr; 2)

    Ebu Said (R.A) şöyle anlatmıştır: "Resûlullah (S.A.V) okudu: "Ey Muhammed! Hâlâ gaflet içinde bulunanları ve hâlâ inanmayanları, onları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar." (Meryem; 39)

    Sonra dedi ki: "(Kıyâmet günü) ölüm alaca bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasında yer alan sur üzerinde durdurulur. Önce: "Ey cennet ahalisi!" diye bağırılır, onlar başlarını kaldırırlar. Sonra: "Ey cehennem ahâlisi!" diye bağırılır, onlar da başlarını kaldırırlar. Sonra sorulur: "Bunu tanıdınız mı, nedir bu?" Hepsi birden: “Evet tanıdık, Bu ölümdür!" derler. Koç yatırılır ve kesilir. Arkasından da önce cennetliklere: “Ey Cennetlikler! Artık size ölüm yok.” denir. Sonra cehennemliklere de: “Ey Cehennemlikler! Bundan sonra size de ölüm yok.” diye seslenilir. İşte bu hadise sebebiyle cennet ehlinin ferahına bir ferah daha ziyade olur. Cehennem ehlinin kederine de bir keder daha ziyade olur.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî) ...



    SELAM VE DUA İLE...

  2. #2
    Dost @sil_d@d@ş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    29
    Mesajlar
    7

    Standart

    paylaşım için teşekkürler
    Allah razı olsun

  3. #3
    Gayyur Berat_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    Çorum
    Yaş
    31
    Mesajlar
    58

    Standart

    Allah razı olsun abi çok enfes bir mesele......
    Allah tüm inananları cehennem azabından korusun. Amin.....

  4. #4
    Gayyur arnavut_samet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    85

    Standart

    abi ağlatıyosun okumaya dayanamadım ya oradaki halimiz ne olur... allah korusun allah korusun...amin amin aminnn

  5. #5
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Şeytanın Peygamberimizin(A.S.M.)Sorduklarına Cevapları

    İbn- i Abbas (r.a.) Hazretlerinden naklen Muaz b. Cebel (r.a.) rivayet ediyor:

    - Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi vesellem ile beraberdik. Ensar’dan birinin evinde toplanmistik... tam bir cemaat olmustuk.

    Sohbete dalmistik. Bu arada disaridan bir ses geldi:

    - Ev sahibi... Içindekiler... eve girmem için bana izin verir misiniz? benim sizden bir dilegim var, görülecek bir isim var.

    Bunun üzerine, herkes Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin yüzüne bakmaya basladi. Orada ve her zaman büyük oydu... izin ondan çikacakti. Resulallah duruma vakif oldu ve:

    - Bu seslenen kimdir, bilir misiniz? buyurdu. Biz hep birden söyledik:

    - En iyi bilen Allah ve Resulü’dür.

    Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

    - O, laîn iblistir –seytandir- . Allah’in laneti onun üzerine olsun... Buyurunca Hz. Ömer:

    - Ya Resulallah, bana izin veriniz onu öldüreyim, dedi. Resulallah efendimiz bu izni vermedi; söyle buyurdu:

    - Dur ya Ömer, biliyor musun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmistir. Öldürmeyi birak.

    Sonra da söyle buyurdu:

    - Kapiyi ona açin gelsin... O, buraya gelmek için emir almistir. Diyeceklerini anlamaya çalisiniz, size anlatacaklarini dinleyiniz.

    Bundan sonrasini ondan dinleyelim; yani raviden. şöyle anlatti:

    - Kapiyi ona açtilar. Içeri girdi e bize göründü. Bir de baktik ki sekli su: Bir ihtiyar, sasi, ayni zamanda köse, çenesinde alti ya da yedi kadar kil sallaniyor, at kili gibi. Gözleri yukari açilmis. Kafasi büyük bir fil kafasi gibi. dudaklari da bir manda dudagina benziyordu. Sonra söyle bir selam verdi:

    - Selam sana Muhammed; selam size ey cemaat- i müslimin.

    Onun bu selami üzerine Peygamber efendimiz su mukabelede bulundu:

    Selam Allah’indir ya laîn. Sonra ona söyle buyurdu:

    Bir is için geldigini duydum. Nedir o is?

    şeytan söyle anlatti:

    Benim buraya gelisim kendi arzumla olmadi, mecburen geldim.

    Resulallah Efendimiz:

    - Nedir o mecburiyet?

    şeytan anlatti:

    - Izzet sahibi Rabbin katindan bana bir melek geldi. Ve dedi ki: “Allah Teala sana emir veriyor; Muhammed’e gideceksin. Ama düsük ve zelil bir halde. Tevazu ile.

    Ona gideceksin ve adem ogullarini nasil kandirdigini anlatacaksin. Onlari nasil aldattigini bir bir söyleyeceksin ona. Sonra o; ne sorarsa dogrusunu diyeceksin. Sonra... Allah Teala buyurdu ki; “Söylediklerine bir yalan katarsan, dogruyu söylemezsen... seni kül ederim; rüzgâr savurur... düsmanlarin önünde seni rüsvay ederim.” Iste böyle ya Muhammed, o emir üzerine sana geldim. arzu ettigini bana sor. şayet bana sorduklarina dogru cevap vermezsem; düsmanlarim benimle eglenecek. şu muhakkak ki, düsmanlarimin eglencesi olmaktan daha zor bir sey yoktur.

    Bundan sonra, Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz söyle sordu:

    - Madem ki, sözlerinde dogru olacaksin. O halde bana anlat; Halk arasinda en çok sevmedigin kimdir?

    seytan su cevabi verdi:

    - Sensin, ya Muhammed... Allah’in yarattiklari arasinda senden daha çok sevemedigim kimse yoktur. Sonra, senin gibi kim olabilir ki?

    Resulallah Efendimiz sordu:

    - Benden sonra en çok kimlere buguzlusun ve sevmezsin?...

    şeytan anlatti:

    - Mûttaki bir gence ki... varligini Allah yoluna vermistir.

    Bundan sonra soru cevap asagidaki sekilde devam etti. Resûlü Ekrem efendimiz sordu; seytan anlatti:

    - Sonra kimi sevmezsin?

    - Kendisini sabirli bildigim, süpheli islerden sakinan alimi...

    - Sonra?...

    - Temizlik isinde... yikadigi seyleri üç defa yikamaya devam eden kimseyi.

    - Sonra?...

    - Sabirli olan fakiri ki; ihtiyacini hiç kimseye anlatmaz... halinden sikayet etmez.

    - Peki, bu fakirin sabirli oldugunu nereden bilirsin?...

    - Ya Muhammed, ihtiyacini kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacini kendi gibi birine üç gün üst üste anlatirsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabirli kimselerin isi buna benzemez.... Hasili onun sabrini; halinden, tavrindan ve sikayet etmeyisinden anlarim.

    - Sonra kim?...

    - şükreden zengin.

    - Peki, ama o zenginin sükreden oldugunu nasil anlarsin?...

    - Onu görürsem ki, aldigini helal yoldan aliyor ve mahalline harciyor. Bilirim ki, o, sükreden bir zengindir.

    Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz bu defa mevzuyu degistirdi ve ona baska bir sual sordu:

    - Peki, ümmetim namaza kalkinca, senin halin nice olur?...

    - Ya Muhammed, beni bir sitma tutar. Titrerim.

    - Neden böyle olursun; ya laîn?...

    - Çünkü bir kul, Allah için secde edince bir derece yükselir.

    Peki, ya oruç tuttuklari zaman nasil olursun?...

    - O zaman da baglanirim. Ta onlar iftar edinceye kadar.

    - Peki, ya hac yaptiklari zaman nasil olursun?...

    - O zaman da çildiririm.

    - Peki, ya Kur’an okuduklari zaman nasil olursun?...

    - O zaman da eririm. Tipki ateste eriyen bir kursun gibi eririm.

    - Peki, ya sadaka verdikleri zaman halin nasildir?...

    Ha, iste... o zaman halim pek yaman olur. sanki sadaka veren, bir testere alir eline ve beni ikiye böler.

    Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sebebini sordu:

    - Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre?

    Bunun üzerine Iblis:

    - Onu da anlatayim, dedikten sonra anlatmaya basladi: Çünkü sadakada dört güzellik vardir. şöyle ki:

    1- Allah Teala, sadaka verenin malina bereket ihsan eyler.

    2- O, sadaka veren kimseyi halkina sevdirir.

    3- Allah Teala, onun verdigi sadakayi, cehennemle arasinda bir perde yapar.

    4- Allah Teala, belayi, **** ve ahlari ondan defeder.

    Bundan sonra Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ashabi hakkinda ona bazi sorular sordu:

    - Ebu Bekir için ne dersin?...

    Iblis buna su cevabi verdi:

    - O bana, cahiliyye devrinde bile itaat etmedi... Islam’a girdikten sonra nasil bana itaat eder?

    - Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin?...

    Iblis buna su cevabi verdi:

    - Allah’a yemin ederim ki; her gördügüm yerde ondan kaçtim.

    - Peki, Osman b. Affan için ne dersin?...

    - Ondan utanirim... hem de çok... nasil ki, Rahman’in melekleri de ondan utanirlar...

    - Peki, Ali b. Ebu Talib için ne dersin?...

    - Ah, onun elinden bir kurtulsam... O, kendi basina kalsa, ben de kendi basima kalsam... O, beni biraksa... ben de onu biraksam... Ben onu birakirim; ama o beni birakmaz.

    Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz yukaridaki sorulari sorduktan ve seytanin verdigi cevaplar da kismen bittikten sonra, söyle buyurdu:

    - Ümmetime saadet ihsan eden; seni de ta, belli bir vakte kadar sâki kilan Allah’a hamdolsun.

    Resulallah Efendimizin bu cümlesini duyan laîn Iblis söyle dedi:

    - Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldikça, sen ümmetin için nasil ferah duyarsin?... Ben, onlarin kan maceralarina girerim. Etlerine karisirim. Ama onlar, benim bu halimi görmez ve bilmezler. Beni yaratan ve Baas gününe kadar bana mühlet veren Allah’a yemin ederim ki; onlarin tümünü azdiririm. Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini ve okumuslarini... facirlerini ve âbidlerini... hasili, bunlarin hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat... Allah’in halis kullarini... Evet, bunlari azdiramam.

    Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sordu:

    - Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir?...

    Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki, dirhemini ve dinarini sever... O Allah için bir ihlasa sahip degildir. Bir kimseyi görsem ki; dirhemini ve dinarini sevmez.; övülmekten methedilmekten hoslanmaz... bilirim ki o; ihlas sahibidir... Hemen onu birakir, kaçarim.

    Bir kul, mali ve övülmeyi sevdigi sürece; kalbi de dünyaya bagli kaldigi müddetçe, o size vasfini yaptigim kimseler arasinda bana en çok itaat edendir.

    Bilmez misin ki; mal sevgisi, büyük günahlarin en büyükleri arasindadir. Bilmez misin ki; ya Muhammed, bas olma sevgisi yine büyük günahlarin en büyükleri arasindadir.

    Iblis anlatmaya devam etti:

    Ya Muhammed, Bilmez misin?... Benim yetmis bin tane çocugum var. Bunlarin her birini bir baska yere tayin etmisimdir. Sonra... o her çocugumla birlikte yine yetmis bin tane seytan vardir.

    Onlarin bir kismini ulemaya gönderdim.

    Bir kismini gençlere yolladim.

    Bir kismini da, mesayihe saldim.

    Bir kismini da, ihtiyar kadinlara musallat ettim.

    Gençlere gelince; aramizda hiçbir anlasmazlik yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz.

    Çocuklara gelince... onlarla da, bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar.

    Bizimkilerin bir kismini da âbidlerin basina dert ettim. Bir kismini da zahidlerin. Onlar, bunlarin yanina girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne, hep dolasip dururlar. Öyle bir hal alirlar ki; baslarla, sebeplerden herhangi birine sövmeye...

    İşte böylece, onlardan ihlasi alirim... Onlar, bu halleri ile, yaptiklari ibadeti, ihlassiz yaparlar gayri... Ama, bu hallerinin farkinda olamazlar.


    Yeni konu açılamadığı için buraya ekledim,görevli kardeşlerimizin dikkatine..
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  6. #6
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    Kur'an-ı Kerim'de Cennet ehli ile Cehennem ehli arasında konuşmalar yapılacağı da belirtilerek bu konuşmalardan nakiller yapılmaktadır:

    "O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki:
    "(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım."
    Onlara:
    "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir.
    Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azap vardır.
    (Hadid,13)


    Münafıklar) Onlara seslenirler:
    "Biz sizlerle birlikte değil miydik?"
    Derler ki:
    "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu."
    (Hadid,14)

    Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile ' sürüklenecekleri gün; (Tur Suresi, 13)

    (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar. (Rahman Suresi, 41)

    Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler; (Mümin Suresi, 71)

    Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. (İsra Suresi, 1 8-)


    allah ikinizdende razı olsun konu konuyu destekler nitelikte....
    ALLAH cehennemden uzak cemaline yakın kılsın...
    işallah ibadette daim eylesin biz kimizde peygamberi aglatıyoruz...
    allahım göz yaşlarımın hatrına secdeye kapanan kardeşimin hatrına ve dua eden meleklerin hatrına ailemide salihlerden kıl....
    (benim ailem muhammed sav ümmetidir)


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  7. #7
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Cennet ve cehennem şu an mevcut mu?

    Cehennem nerededir? Kur'ân âyetlerinde ve hadislerde bildirildiği üzere cennet ve cehennem şu an mevcut mudur? Merak edilen soruya Mehmet Paksu cevapladı.


    Mehmet Paksu'nun yazısı
    Hocam, cehennem nerededir? Toprağın altına cihaz konulup cehennemdeki sesler dinlenebilir mi? (Rumuz: Melek)
    Kur'ân âyetlerinde ve hadislerde bildirildiği üzere cennet ve cehennem şu an mevcuttur.
    Fakat nerede oluğuna dair bazı dini kaynaklar, cehennemin yerin altında olduğunu söylerler.
    Üzerinde yaşadığımız bu yer küresi, yıllık hareketiyle haşir meydanının etrafında bir daire çiziyor. Fakat nursuz ateş oldukları için göremiyoruz ve hissedemiyoruz.
    Yer kürenin yol aldığı o büyük yörüngede o kadar çok varlık vardır ki, onlar nursuz oldukları için görünmüyorlar.
    Ay'ın ışığı çekilince nasıl görünmezse ışıksız olan birçok gök cismi de gözümüzün önünde oldukları halde görünmüyorlar.
    Cehennem, biri küçük, diğeri de büyük olmak üzere iki tanedir. Küçük cehennem büyük cehennemin çekirdeğidir. İleride küçük cehennem büyük cehenneme dönüşecek ve büyük cehennemden bir menzil olacaktır.
    Küçük cehennem yerin altındadır. Yerin altı merkezidir. Jeoloji bilimine göre, her 33 metre kazılınca sıcaklık bir derece artıyor. Yerin yarıçapı 6.000 küsur kilometre olduğuna göre, merkeze kadar bu sıcaklık 200 bin dereceyi buluyor. Bu ateş, dünya ateşinden 200 kat daha şiddetlidir.
    ***
    Küçük cehennem, büyük cehenneme ait birçok görevi dünyada ve berzah âleminde yapıyor. Ahiret âleminde ise Allah'ın emriyle yer küre, sakinlerini yıllık hareketiyle, haşir meydanına dökecek, küçük cehennemi büyük cehenneme teslim edecektir.
    Ahiret menzillerini gözle görmek için ya kâinatı küçültüp iki il şekline getirmeli veya gözlerimiz yıldızlar gibi büyük olmalıdır.
    Cehennemin bu dünyamızla çok yakın bir ilişkisi vardır. Mesela, yazın kavurucu sıcaklığına "min feyhi cehennem/cehennem sıcağındandır" denilir.
    Cenab-ı Hakk'ın mülkü çok geniştir. Allah'ın hikmeti nereyi uygun görmüşse büyük cehennemi oraya yerleştirir.
    ***
    Yüce Kudret "Ol" emriyle Ay'ı Dünya'ya, Dünya'yı Güneş'e, Güneş'i de bütün gezegenleriyle "Güneşler Güneşi" tarafına doğru bir harekete sevk ediyor.
    Aynı şekilde yıldızları donanma elektrik lambaları gibi saltanatının nurlu şahitleri yapıp kudretinin büyüklüğünü gösterdiği gibi, büyük cehennemi de elektrik lambalarının fabrikasının kazanı hükmüne getirmiş, âhirete bakan semanın yıldızlarını onanla tutuşturmuş, sıcaklık ve kuvvet vermiştir. Yani bir nur âlemi olan cennetten yıldızlara nur; cehennemden de ateş ve sıcaklık göndermiştir. Cehennemin bir kısmını da ceza evi yapmıştır.
    ***
    Diğer yandan Dünya'nın merkezindeki küçük cehennem, büyük cehennemin çekirdeğidir. Yüce Yaratıcı, dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte sakladığı ve zamanı geldiğinde çekirdekten ağacı çıkardığı gibi; yer kürenin içindeki küçük cehennem çekirdeğinde de büyük cehennemi saklamış ve zamanı geldiğinde ondan büyük cehennemi çıkaracaktır.
    Cennet ve cehennem kâinat silsilesinin iki neticesidir. Neticeler silsilenin iki tarafında bulunur. Alçağı ve ağırı aşağı taraftadır; nurlusu ve yücesi de yukarıda yer alır.
    Cennet ve cehennem sonsuzluğa doğru akan varlıkların iki havuzudur. Havuzun yeri ise, selin durduğu ve biriktiği yerdir. Yani süprüntüleri ve atıkları aşağıda, temizleri ve güzelleri ise yukarıda kalır.
    Cennet ve cehennem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecelli yeridir. Tecelli ise her yerde olabilir. Cemal ve Celal sahibi nerede isterse orada tecelli ettirir. (B. Said Nursî. Mektubat "Birinci Mektup"tan özetle)
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  8. #8
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    Alıntı Garip_Maznun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hz. Peygamber (S.A.V) Cebrail (Aleyküm Selam)'ma ; “Cehennemin katlarının sakinleri kimler olacaktır?” diye sorunca, Cebrail (Aleyküm Selam) sözlerine şöyle devam etti:

    Birinci cehennemin ismi, Sair'dir.

    İkinci cehennemin ismi, Leza'dır.

    Üçüncü cehennemin ismi, Sakar'dır.

    Dördüncü cehennemin ismi, Cahim'dir.

    Beşinci cehennemin ismi, Cehennem'dir.

    Altıncı cehennemin ismi, Haviye'dir.

    Yedinci cehennemin ismi, Hutame'dir.

    Cebrail (Aleyküm Selam) sözlerinin burasında Hz. Peygamber (S.A.V)’den çekinerek susunca, Hz. Peygamber (S.A.V) kendisine; “Yedinci kata kimlerin yerleştirileceğini bana söyle!” dedi. Bunun üzerine Cebrail (Aleyküm Selam.); “Yedinci kata da ümmetinden büyük günah işleyipte tevbesiz ölenler yerleştirilecektir.” dedi.

    Cebrail (Aleyküm Selam.)’in bu cevabı üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) bayılarak yere düştü ve Cebrail (Aleyküm Selam.) ayılıncaya kadar mübarek başını kucağına dayadı. Ayılır ayılmaz, Cebrail (Aleyküm Selam)’e; “Ey Cebrail! Musibetim büyük ve derdim ağır. Acaba ümmetimden cehenneme giren olacak mı?” diye sordu. Cebrail (Aleyhisselam)’de: “Evet ümmetinden tevbe etmedikleri halde ölen büyük günah işleyenler cehenneme girecektir.” dedi.

    Cebrail (Aleyküm Selam)’in bu cevabı üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) tekrar ağlamaya başladı. Arkasından Hz. Peygamber (S.A.V) eve kapandı. Sadece namaz kılmak için odasından çıkıyor ve hiç kimse ile konuşmaksızın mescide gidiyordu. Namazda ağlıyor ve Allah (c.c)’a yalvarıyordu. Böylece üç gün geçti.

    Üçüncü günü Hz. Ebu Bekir kapısına geldi ve içeri girmek için izin istedi. Fakat içerden hiçbir cevap gelmeyince ağlaya ağlaya geri döndü. Arkasından Hz. Ömer, daha sonra Selman-ı Farisi de girmek için izin istedi. Fakat içerden yine cevap gelmeyince onlarda ağlamaya başladılar.

    En son Hz. Fatıma Hz. Peygamber (S.A.V)’in kapısına geldi ve izin istedi. Hz. Peygamber (S.A.V) o sırada secde de idi. Kızının sesini duyunca başını secdeden kaldırdı ve girmesi için kızı Hz. Fatıma’ya izin verdi.

    Hz. Fatıma Hz. Peygamber (S.A.V)’i görünce ağlamaya başladı. Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V) ’in çehresini sararmış görmüştü. Devamlı ağlamaktan ve üzüntüden yanaklarında iz kalmıştı. Bu durumu görünce; “Ey Allah (c.c)’ın Resulü! Sana ne indi?” diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V’de bütün olanları anlattı.

    Hz. Fatıma; “Ey Allah (c.c)’ın Resulü! Ümmetinin büyük günah işleyenleri cehenneme nasıl girecek?” diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V)’de bu soruyu şöyle cevaplandırdı: “Azap melekleri, erkekleri sakallarından, kadınları ise saç örgüleri ile alınlarından tutup sürüklerler. Ümmetimin nice yaşlıları sakallarından tutulup cehenneme doğru sürüklenirken; “Ah yaşlılık, ah zavallılık!” diye feryat ederler. Sakalından tutulup cehenneme sürüklenen nice gençlerde; “Vah gençliğime, eyvah güzelliğime!” diye bağırır. Buna karşılık ümmetim içinde, alınlarından tutulup cehenneme doğru sürüklenen nice kadınlar da; “Eyvah rezil oldum, eyvah üstüm başım açıldı!” diye feryat ederler.

    Böylece onlar cehennemin baş sorumlusu Malik’e teslim edilirler. Malik onlara kim olduklarını sorunca; “Bizler kendilerine Kur’an indirilenlerdeniz, bizler Ramazan ayında oruç tutanlardanız.” diye cevap verirler. O zaman Malik; “Kur’an sadece Muhammed’in ümmetine indirildi.” deyince, hemen Hz. Muhammed’in adını hatırlayarak; “Bizler Muhammed ümmetindediz.” diye bağırırlar. Fakat Malik de onlara şöyle der: “Peki, Kur’an da sizi Allah (c.c)’ın emirlerine aykırı hareket etmekten alıkoyacak bir ayet yok muydu?”

    Bu Ümmetin günahkarları cehennemin kenarına kadar getirilip ateşle ve zebanilerle karşı karşıya bırakılınca; “Ey Malik! İzin ver de halimize ağlayalım.” derler. Malik’in izin vermesi üzerine gözyaşları kuruyuncaya kadar ağlarlar. Gözyaşları akmaz olunca da kan ağlamaya başlarlar. Bu durumu gören malik kendilerine; “Eğer bu ağlama dünyada iken olsaydı, ne iyi olurdu. Eğer bu ağlama dünyada ve Allah (c.c) korkusu ile meydana gelseydi, bu gün size ateş hiç dokunmayacaktı.” der.

    Arkasından Malik zebanilere; “Haydi şunları cehenneme atıverin” diye emir verir. Bu ümmetin günahkarları ateşe atılınca hep birlikte; “La İlahe İllallah” diye seslenirler. Onlar böyle seslenince ateş geri çekilir. Bunun üzerine Malik cehenneme; “Ey Ateş, onları yakala!” diye emir verir. Cehennem de; “Onları nasıl yakalayayım, hepsi La İlahe İllallah diyorlar.” diye cevap verir.

    Bunun üzerine Malik; “Evet, öyle demelerine rağmen onları yakalayacaksın. Çünkü Arş’ın Rabbi böyle emretmiştir.” deyince ateş üzerlerine dönerek onları yakalayıverir. Bu ümmetin günahkarları Allah (c.c)’ın dilediği kadar bir süre cehennemde kalırlar. Cehennemdeyken; “Ya Erhamerrahimin, ya Hannan, Ya Mennan” diyerek Allah (c.c)’a yalvarırlar. Allah (c.c)-u Teala’nın hükmü yere gelince Cebrail’e; “Ya Cebrail! Muhammed ümmetinin günah-karları ne durumdadır?” diye sorar. Cebrail de; “Ya Rabbi! Onların durumlarını sen daha iyi bilirsin!” diye cevap verir. Allah (c.c)-u Teala, Cebrail’e; “Git de gör bakalım, ne durumdadırlar?” diye emir verir.

    Bu emir üzerine Cebrail, Malik’in yanına varır. Cebrail’i görünce; “Ey Cebrail! Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sorar. Cebrail de ona; “Muhammed ümmetinin günahkarlarına ne yaptın?” diye sorar. Malik, Cebrail’in bu sorusuna; “Durumları pek fena, kaldıkları yer çok dar. Ateş vücutlarını ve etlerini yedi bitirdi, geride sadece yüzleri ve kalpleri kaldı. Çünkü buralarında iman parıldıyordu.” diye karşılık verir.

    O zaman Cebrail, Malik’e; “Onların üzerinden cehennem kapağını kaldır da kendilerini göreyim.” der. Cebrail böyle deyince Malik, cehennem muhafızlarına derhal emir verir ve bu ümmetin günahkarları üzerinden cehennem kapağı kaldırılıverir. Bu ümmetin cehennemlikleri Cebrail’i ve onun güzelliğini görünce onun bir azap meleği olmadığını hemen anlayarak kim oldğunu sorarlar. Malik de;“Bu dünyada Muhammed’e vahiy getiren Cebrail’dir.” diye cevap verir. Bu ümmetin cehennemlikleri Hz. Muhammed’in adını duyunca hep bir ağızdan yüksek sesle; “Ya Cebrail! Muhammed’e günahlarımızın bizi kendisinden ayrı düşürdüğünü ve ne kadar kötü şartlar içinde bulunduğumuzu haber ver.” derler.

    Bunun üzerine Cebrail oradan ayrılarak Allah (c.c)’ın huzuruna varır. Allah (c.c)-u Teala kendisine; “Muhammed’in ümmeti ne durumda?” diye sorunca, bu soruya; “Ya Rabbi! Durumları çok fena ve yerleri çok dar!” diye karşılık verir. O zaman Allah (c.c)-u Teala; “Peki onlar senden bir şey istediler mi?” diye buyurur. Cebrail de; “Evet, peygamberlerine içinde bulundukları kötü durumu bildirmemi istediler.” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah (c.c)-u Teala, Cebrail’e;“Git, durumu Muhammed’e bildir.” diye buyurur.

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu emri gereğince Cebrail, hemen Hz. Peygamber (S.A.V)’in yanına gider. Hz. Peygamber (S.A.V)'in yanına varır varmaz şöyle der: “Ya Muhammed! Ümmetinden şu anda cehennem azabı çeken günahkarlar adına sana geldim. Onlar durumlarının çok kötü ve yerlerinin çok dar olduğunu sana bildiriyorlar.”

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Arş’ın altına giderek secdeye kapanır. O zaman Allah (c.c)-u Teala; “Başını kaldır da iste. Ne istersen verilecektir. Şefaatçı ol şefaatın kabul edilecektir.” buyurur.

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu buyruğuna karşılık Hz. Peygamber (S.A.V): “Ya Rabbi! Ümmetimin günahkarları ile ilgili hükmünü uyguladın. Şimdi onlar hakkında benim şefaatımı kabul eyle.” der. Allah (c.c)-u Teala, Hz. Peygamber (S.A.V)’in bu dileğine şöyle cevap verir: “Senin onlarla ilgili şefaatını kabul ediyorum. Hemen cehenneme git ve (La İlahe İllallah) diyen herkesi oradan çıkar.”

    Allah (c.c)-u Teala’nın bu emri uyarınca Hz. Peygamber (S.A.V) hemen Malik’in yanına gider ve; “Ey Malik! Ümmetimin günahkarları ne durumdadır?” diye sorar. Malik bu soruya: “Durumları çok fena ve yerleri çok dar!” diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) ona: “Kapıyı aç ve kapağı kaldır!” diye buyurur. Az sonra cehennemlikler Hz. Peygamber (S.A.V)’i görünce hep bir ağızdan ve yüksek sesle:“Ya Muhammed! Ateş derilemizi ve ciğerlerimizi yakıp kül etti.” diye seslenirler.

    Daha sonra Hz. Peygamber (S.A.V) hepsini cehennemden çıkarıverir. Ateş onları yemiş, kül ve kömür haline getirmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V) alıp onları cennetin kapısı önünden geçen ve hayat nehri adını taşıyan bir nehre götürür. Bu nehre girip yıkanırlar. Oradan da ak yüzlü birer delikanlı olarak çıkarlar. arkasından da cennete yerleştirilirler. Diğer cehennemlikler müslümanların oradan çıkarıldıklarını görünce:“Keşke bizde Müslüman olsaydık, bizde cehennemden çıkardık!” derler. Nitekim Allah (c.c)-u Teala ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur: “Bir zaman gelir ki, kafirler; keşke Müslüman olsaydılar, diye arzu ederler.” (Hicr; 2)

    Ebu Said (R.A) şöyle anlatmıştır: "Resûlullah (S.A.V) okudu: "Ey Muhammed! Hâlâ gaflet içinde bulunanları ve hâlâ inanmayanları, onları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar." (Meryem; 39)

    Sonra dedi ki: "(Kıyâmet günü) ölüm alaca bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasında yer alan sur üzerinde durdurulur. Önce: "Ey cennet ahalisi!" diye bağırılır, onlar başlarını kaldırırlar. Sonra: "Ey cehennem ahâlisi!" diye bağırılır, onlar da başlarını kaldırırlar. Sonra sorulur: "Bunu tanıdınız mı, nedir bu?" Hepsi birden: “Evet tanıdık, Bu ölümdür!" derler. Koç yatırılır ve kesilir. Arkasından da önce cennetliklere: “Ey Cennetlikler! Artık size ölüm yok.” denir. Sonra cehennemliklere de: “Ey Cehennemlikler! Bundan sonra size de ölüm yok.” diye seslenilir. İşte bu hadise sebebiyle cennet ehlinin ferahına bir ferah daha ziyade olur. Cehennem ehlinin kederine de bir keder daha ziyade olur.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî) ...

    bediüzzaman risale-i nurda daha çok cehennemin varlığı konusunda tahşidat yapıyor..ahiretteki cehennem neticesinden önce daha bu dünyadayken cehennem-i haleti netice veren durumlardan uzaklaştırma metodunu kullanıyor..
    paylaşım için sağol.okuyunca inananmıyor insan,uzak görüyor..
    Rabbim bizleri cehennem azabını netice verecek hallerden korusun..
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  9. #9
    Dost asaf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    12

    Standart

    ellerinize sağlık paylaşım güzel tşk

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. O Diyarın Sakinleri...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.07.19, 10:39
  2. Cehennemin Uhrevi Faydaları!
    By düğüm in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 09.09.08, 12:22
  3. Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.08.08, 23:14
  4. Cehennemin Dibine Düşen Taş
    By muvahhid in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 17.07.08, 21:29
  5. Merhabalar Forum Sakinleri
    By zeynep eren in forum Tanışma
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 05.08.07, 20:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0