+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: "Reenkarnasyon"un İspatını Tartışalım.!

  1. #1
    Dost bulenttttttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    2

    Standart "Reenkarnasyon"un İspatını Tartışalım.!

    Bilindiği üzere toprak olan, insanın bedenidir. Ruh, Allah'ın izniyle ebediyyen yaşayacaktır. Reenkarnasyon dediğimiz hadise de ruhun bu dünyaya tekrar gelişidir, kişinin bedeninin değil.

    Konuya İslam açısından baktığımızda durum Hint Sistemlerindeki uygulamalardan biraz farklıdır. Hintliler insanların ağaç, hayvan, taş vb. hallerde de gelebileceğini iddia eder. Ve bu gelişin amacını ilahi kudrete ulaşma arzusunda aramazlar.

    Ama İslam'a bakıldığında reenkarnasyonun kabulü, insanın tekâmül sürecini tamamlaması amaçlıdır. Durumu şu örnekle değerlendirelim:

    12 yaşında ergenliğe girmiş bir kişinin, 1 ay sonra öldüğünü ve İslam'ı anlamaya vakit bulamadığını, bu nedenle de şirk içinde veya hurafelere boğulmuş olarak vefat ettiğini varsayalım. Bir kişinin de ergenliğe girdikten sonra, onlarca yıl Kur'an'ı araştırma fırsatı olduğunu ve öyle öldüğünü düşünelim...

    Olaya bu yönden bakıldığında ruhun, İslam'ı anlamaya yetecek zamanı bulamadığını (tekâmülünü tamamlamaya) ve böylelikle de verdiği kararın tam bir aydınlanmadan sonra gerçekleştiğini söyleyemeyiz.

    Gerçi Kur'an araştırmacıları durumu daha iyi anlayacaktır ki; çok büyük dahiler müstesna, normal insan zekâsı tüm asırlara hükmeden bu mucizevi kelâmı 30-40 yıl içinde anlayacak boyutta değildir ki, kitaplarını okuduğumuz çoğu âlim de bu konuda farkederek veya farketmeyerek ittifak halindedirler.

    Çünkü hiçbir tanesi dediklerinin yorumdan öte olmadığını bilmemezlik içersinde değillerdir. Bilge kişi de bunun aksini iddia edemez. Çoğunun son cümleleri "En iyisini Allah bilir" şeklinde olmuştur. Bunun nedeni ise onlarca yıl akıl yürüttükleri Kur'an'ı anlayacak yeteli ömre sahip olmamalarıdır.

    Buradan yola çıkarsak reenkarnasyon olayını İslami çerçevede değerlendiren ünlü İslam düşünürü Y. Nuri Öztürk'ün ve onun vesilesiyle Süleyman Ateş'in yorumlarına bakalım:
    Konu bulenttttttt tarafından (11.01.09 Saat 13:12 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Dost bulenttttttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    2

    Standart

    FÂTIR SURESİ

    (43/35. Sure)

    *Ayet 37:

    Reenkarnasyon Kur'an'ın verilerine ters değildir.

    Azaptan kurtulup geri gelmek isteyenler yani kendilerine yeni bir imkân verilmesini isteyenler daha önce kendilerine yeterli süre verildiği için ret cevabı almaktadırlar. Bu süre verilmemiş olsaydı tekrar dünyaya gönderilebileceklerdi. Bu ayetin muhatabı olmak bakımından dünyada 25 yıl kalanla 100 yıl kalan aynı tutulamaz. Geri dönüşe ret cevabı verilmesi için dünyada kalışın, 'öğüt alanın, onu alması için gerekli bir süre'yi bulması lazımdır.

    Kur'an 'ömür' kavramını insanın tekâmülünü tamamlaması için gerekli olan süre anlamında kullanmaktadır. Buna 'muammer olmak' da deniyor. 11. ayet bu sürenin bir kitapta belirlendiğini ve hiç kimsenin bu belirlenen süresinin o kitaptaki kayıtlar aksine kısaltılamayacağını söylemektedir. Sürenin dünyaya kaç kez gelmekle tamamlanacağını Cenabı Hak bilir. Kişinin mahşer hesabı işte bu sürenin tamamlanması sonunda görülecektir.

    İmkânları iyi kullanmayarak, ömrü, yani kendisine verilen süreyi heder edenler 'erzel-i ömr'e yani tekâmül için belirlenen çizginin başlangıç noktasına geri çevrilirler. Yâsin 68. ayet de bu gerçeğe dikkat çeker:

    "Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz."



    VÂKIA SURESİ
    (46/56. Sure)

    *Ayet 60-62:

    Bu ayetlerde reenkarnasyona işaret vardır.

    Bu ayetlerden mahşerdeki yaratılış anlaşılabileceği gibi, dünyada yeniden bedenlenme yani reenkarnasyon da anlaşılabilir. Hatta ayetlerin lafzı, ikinci mânâyı anlamaya daha uygundur. Nitekim, Fahrettin er-Râzî'den Elmalılı'ya kadar birçok müfessir, getirdikleri açıklamalarla ikinci mânâyı ortaya koymuş, ancak geleneksel kabullere uyarak reenkarnasyondan bahsetmemişlerdir.

    Reenkarnasyonun Kur'an'a ters düşmediğini savunan Süleyman Ateş, Tefsir'inde bu ayetleri açıklarken şu satırları yazmıştır:

    "Birinci ayette, yeniden yaratılacak insanın bedeninin, bu bedenin aynı değil, benzeri olacağı; "Sizi, bilmediğiniz bir biçimde yaparız" anlamındaki ikinci cümleden de, yeniden yaratılacak insanın, bilinmeyen bir biçimde yaratılacağı anlaşılır. Daha önce geçen benzeri ayetlerle karşılaştırılırsa bu ayetlerden de kemal bulmadan ölmüş insanın, bilinmeyen bir zamanda ve bilinmeyen bir biçimde yeni bir bedene sokulup yeniden getireleceği mânâsı çıkarılabilir."

    "Bu ayetler, olgunluk kazanmış mümin insanlara değil, âhireti inkâr eden kemal bulmamış cehennem halkına hitaptır. Bundan, kemal bulmamış inkârcı insanların, kemal bulmak üzere tekrar bedenlere sokularak yeniden yaratılacağı anlaşılır. Bu taktirde ba's (yeniden bedensel hayat, öldükten sonra dirilme) olayı, kemal bulmamış ruhlara mahsus olabilir. Kemal bulmuş ruhlar, huld cennetine gittiklerinden, bedensel hayata dönmezler.

    Ba's, kemal bulmamış ruhların, kemal bulmak üzere bedensel hayata getirilmesidir ki, bedenden bedene geçen ruh, bu bedenler içinde dünyanın ıstırabını, sıkıntılarını çekerek olgunlaşır. İşte bu gelip gitmeler, ruhu pişirip olgunlaştıracak olan cehennem hayatıdır. Her bedensel hayatta yapılanlar, ruhun daha sonraki hayattının mahiyetini çizer. Kötülüklerden korunan ve Allah'a ibadetle olgunlaşan ruh, ebedîlik cennetine girer; bir daha, gerçekte azap olan bu bedensel hayata dönmez. Ama olgunlaşmayan ruhlar, olgunlaşıncaya dek yeni bedenlere sokularak dünyaya getirilirler." (Ateş; 9/238)



    MÜMİN SURESİ
    (60/40. Sure)

    Ayet 11:

    Reenkarnasyon fikri bu ayetten de destek almaktadır.

    Ayetin zahirinde bu işaret vardır. Bu ayet azap çekmekte olan bazı kişilerin şöyle feryat ettiklerini bildiriyor:

    "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?"

    Görüldüğü gibi, ayette iki defa öldürülüp diriltilen ve tekrar diritilmeyi isteyen bir topluluk söz konusu edilmektedir. Buradaki iki defa öldürülüp iki defa diriltilmeyi ayete parantez içi ilaveler yaparak istedikleri anlamlara çekenlerin, kendi kanaatlerini Kur'an'a sokmaktan başka hiçbir dayanakları yoktur. Ayet, bazı insanların ikinci, üçüncü kez bedenlenmek üzere dünyaya geri gönderildiklerini gösteriyor.

    Saffât Suresi 54-61'de biri cehennemde, biri cennette iki arkadaş şöyle konuşturulmaktadır:

    "Dedi: 'Siz de bir araştırır mısınız?" Araştırdı, nihayet, onu cehennemin ta ortasında gördü. Dedi: 'Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düşürecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de şurada toplananlar arasına girmiş olacaktım. Peki, biz artık ölmeyecek miyiz? Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi? Doğrusu bu, büyük başarının ta kendisidir. Çalışanlar, böylesi için çalışsınlar."

    Görüldüğü gibi, ayetlerde cennet ehlinin yani tekâmülünü tamamlamış olanların tekrar öldürülmeyecekleri söylenerek cehennem ehliyle bir farklarının da bu olduğuna dikat çekilmektedir.

    Dühan Suresi 56. ayet, cennet ehlinin ikinci kez öldürülmemelerini yine Allah'ın bir lütfu olarak gündeme getirmektedir:

    "Orada ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur."

    Müfessir Süleyman Ateş, Furkan Suresi 13-14. ayetleri de işaret ettiğimiz yönde değerlendirerek şu açıklamayı yapıyor:

    "Belki de bu ayetlerde, dünyada olgunlaşıp, bedenin ölümünden sonra cennete giden ruhların, bir daha dünyadaki bedensel hayata dönemeyecekleri, fakat dünya da olgunlaşmadan bedenden ayrılan ruhların, bir süre ruhsal azaptan sonra bedene dönüp tekrar ölecekleri, ta ruh olgunluğuna erinceye dek birkaç kez bedensel hayata dönüp ölümü tadacakları; ancak olgunlaşmış olan ruhların bedenden ayıldıktan sonra cennetlere girip ölümsüzlüğe erecekleri anlatılmış olabilir. Bu ve benzeri ayetlerin zâhirinden bu mânâ anlaşılmaktadır."

    Ateş, ayetlerin bir reenkarnasyon ihtimalini belirten ifadelerinin çeşitli tevillerle bu anlama gelmediklerini söyleyenleri de şöyle eleştirmektedir:

    "İnsanlar, belli yönde şartlanmış olan kamunun tepkisinden çekindikleri için bazı ayetlerin açık anlamını tevil etme yolunu tutmuşlardır." (Ateş; Tefsir, 8/318)

    Ateş'e göre, Bakara 28, Vâkıa 60-61, İnsan 28, Abese 19-22. ayetlerde de tekrar bedenlenmeye işaret vardır. Ateş, şunu da ekliyor: "Nisa Suresi'ndeki 'Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz' ayeti, ünlü İslamî düşünce ekolü İhvânu's-Safâ tarafından tekrar bedenlenmeye delil olarak değerlendirilmiştir. (Ateş; Tefsir, 8/202)




    NAHL SURESİ
    (70/16. Sure)

    *Ayet 70:

    Reenkarnasyona burada da işaret edilmektedir.

    Geleneksel müfessir ve mealciler bu ve Hac Suresi 5. ayetteki 'erzeli'l-umr' (ömrün en basit ve düşük noktası) deyimini ihtiyarlık ve bunaklık şeklinde mânâlandırarak ayetin bütün hikmetini yok etmişlerdir.Bir kere, erzel-i ömre atılmaktan veya itilmekten değil, geri götürülmekten bahsediyor. Ayette kullanılan 'yüreddü' fiili itilmek, atılmak gibi küçültücü bir mânâ ifade etmez. Bu geri çevirme ve başa döndürme ifade eder. Buna göre, erzeli'l-umr, ömrün başlangıcı, tekâmül sürecinin en düşük noktası demek olur.

    İkincisi, insanın ileri yaşlara kadar yaşatılması, elinin ayağının tutmaz, hafızasının gereğince işlemez hale gelmesi insan için bir rezillik ve düşüklük neden olsun? İnsan ömrünün o noktasında fıtrat kanunları açısından en saygın ve olgun dönemindedir. Allah, kulunu kendisine en yakın olduğu bir dönemde böyle kötü bir sıfatla anmaz.

    Bize göre, bu ayette, mucize bir üslupla yeniden bedenlenme yani reenkarnasyon gündeme getirilmektedir. Allah insanları yaratır ve öldürür. Ölenlerden bazıları (hepsi için kural değil) yeniden ömrün başlangıç noktasına çevrilir ve ilk hayatında edindiği bilgileri hatırlamayacak biçimde yeniden bedenlenebilir.



    NÛH SURESİ
    (71/71. Sure)

    *Ayet 17-18:

    Yerden tekrar tekrar çıkarılmanın anlamı reenkarnasyon olabilir.

    Bu ayetler, insanın yaratılış sırrına dikkat çekerek onu Hakk'ın kudreti üzerinde düşünmeye çağırıyor. Bizim anladığımız budur.

    Bu ayetlerden reenkarnasyonu anlayan bilginler de vardır. Muhyiddin İbn Arabî (ölm. 638/1240) bunların başında gelir. Süleyman Ateş de ayetleri bu yolda yorumlamıştır. Şöyle diyor:

    "İnsanı temelde topraktan, çeşitli aşamalardan (bitki-sperm-insan aşamalarından) geçirerek yaratan Allah, ölümle tekrar toprağa döndürür; ama aynı olguyu tekrarlar. Dikkat edilirse burada hitap edilen insanlar, inanan insanlar değil, Hz. Nûh'un hitap ettiği, irşada çalıştığı müşrik insanlardır. İşte onlara hitaben: 'Sonra sizi tekrar toprağa döndürüyor ve birkez daha ondan çıkarıyor' buyuruluyor. Müşrik, suçlu insanın, cezasını çekip olgunlaşmak üzere yeniden topraktan çıkarılıp yaratılacağı belirtiliyor."

    "Bu anlatımda iki ihtimal vardır. İnsan, kıyamette yeniden bedene sokulup topraktan çıkarılacaktır. Müfessirlerin büyük çoğunluğunun kanaatine göre, haşr, şu toprak üzerinde olacaktır. Bu taktirde ayette bedenden ayrılan insan ruhunun, yeniden bedene sokulup, haşrın olacağı bu dünyaya yeniden getireleceği anlatılmıştır. Bu ikinci anlamı güçlendiren birkaç ayet vardır." (Ateş; Tefsir, 10/83)



    MÜMİNÛN SURESİ
    (74/23.Sure)

    *Ayet 99-100, 105-108:

    Reenkarnasyonu inkâr Kur'an'a dayandırılamaz.

    Bu ayetlerde dünyaya tekrar geri dönmek isteyenlere ret cevabı verildiğini görüyoruz.

    Bu, reenkarnasyonun olmadığına değil, olduğuna kanıttır. Dünyaya sürekli geri gidip açığını kapatmak isteyenelerin bu istekleri reddediliyor. Elbette ki dünyaya tekrar dönmemesine karar verilenlerin bu istekleri reddedilecektir. Ama bu onların daha önce reenkarne olmadıklarını veya başkalarının dünyaya tekrar gönderilmediğini ifade etmez; geri gelmenin herkes için kural olmadığını belgeler.

    Reenkarnasyona delil veren ayetlerden Nahl 70, Hac 5, Mümin 11. ayetler, ait oldukları yerlerde değerlendirilmiştir. Burada üzerinde duracağımız ayetlerden biri de Bakara Suresi 28. ayettir. Şöyle deniyor:

    "Allah'a nasıl nankörlük ediyorsunuz/Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz?! Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet, O'na döndüreleceksiniz."

    Burada birbiri ardınca iki ölüm, iki dirilmeden ve nihayet Allah'a döndürülmekten bahsediliyor ki bu da reenkarnasyonun varlığına işarettir.



    Kur'an'daki İslam - Y. Nuri Öztürk -

  3. #3
    Vefakar Üye Hamdım.Pişdim.Yandım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    317

    Standart

    kardeş.... ilk önce sana şunu söyleyeyim ki....Nursuz Yaşarın sözleri beni alakadar etmez... kendine saklasın...

    yazmaya vaktim olsa sana hepsini açıklardım fakat, Mü'min suresi dediğin dikkatimi çekti.. şimdilik sadece onu yazayım... forum sonradan girdiğim zaman da gerisini açıklarım inşallah...

    Diyecekler ki: Ey Rabbimiz! Bizi iki öldürdün, iki de dirilttin, yani iki ölüm öldürdün, iki dirim dirilttin. Buradan kabir azabının varlığına delil getirilmiştir. Deniliyor ki, birinci öldürme, dünya hayatını bitiren ilk ölüm; ikinci öldürme kabirdeki birinci diriltmeyi takip eden ölüm; ikinci diriltme de ölümden sonra kıyametteki dirilmedir. Şu halde dünya hayatı dikkate alınmamıştır. Çünkü dünyada inkâr ettiklerini kabul ve itiraf ile günahlarını itiraf ediyorlar. Buna karşılık müminler Saffât Sûresi'nde "Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek... değil miyiz?" (Saffât, 37/58) demişlerdi. Duhan Sûresi'nde de müttakiler hakkında "Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar." (Duhan, 44/56) buyurulacaktır. Bu münasebetle bunlardan birincinin bedene ait ölüm ve hayat, ikincinin de ruha ait ölüm ve hayat diye düşünülmesi ve değerlendirilmesi ve mümin ruhunun "Allah'ın diledikleri kimseler müstesna" ifadesindeki zümrenin arasına dahil olarak doğrudan doğruya baki kalacağına, ölmeyeceğine işaret olması da ihtimal dahilindedir. Burada kâfirlerin sözlerindeki "iki"yi, "Sonra gözünü iki kere daha çevir." (Mülk, 67/4) âyetindeki "ikil (tesniye) gibi sırf tekrar ve çokluk mânâsına alanlar da olmuştur, güya şöyle demişlerdir: Sen bizi kaç kereler öldürdün, kaç kereler dirilttin, bunları görüp kudretinin, büyüklüğünü ve dolayısıyla iadeyi de yapabileceğini anladık.
    Şimdi günahlarımızı itiraf ettik, tanıdık, anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı? Bu ateşten, gerek dünyaya dönmek ve gerek başka bir yere gitmek yahut bir daha ölmek gibi herhangi bir şekilde olursa olsun çıkmaya bir yol var mı? Yok diye ümitsizliklerini di
    le getiriyorlar veya sen istersen ona da yol bulursun demek istiyorlar.



    Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır.

    B.Said NURSİ


  4. #4
    Vefakar Üye Hamdım.Pişdim.Yandım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    317

    Standart

    ayrıca Vakıa suresindeki yer de...

    Herhalde ilk yaratmayı öğrendiniz. Yani insanın bu dünya hayatında topraktan, sonra nutfe, alaka, mudğa gibi tavırdan tavıra tekamül ettirilerek nasıl gerçekleştiğini gerek müşahede ve tecrübeden ve gerek Kur'ân'ın açıklamalarından öğrenmiş bulunuyorsunuz. O halde düşünseniz ya! Yani düşünseniz de bildiğiniz bu tarzı değiştirip ve tekamül ettirerek sizi peyderpey yaratıp bulunduğunuz duruma getiren ve aranızda ölümü takdir etmiş bulunan yaratıcınız Allah Teâlâ'nın sizi değiştirip, şimdi teferruatını bilemeyeceğiniz yeniden diriltmeye kâdir olduğunu anlasanız ya!



    Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır.

    B.Said NURSİ


  5. #5
    Vefakar Üye Hamdım.Pişdim.Yandım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    317

    Standart

    Allaha emanet.. girdiğim zaman cevaplarına bakarım inşallah.



    Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır.

    B.Said NURSİ


  6. #6
    Ehil Üye zeet06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.023

    Standart

    "Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz."

    Siz bu ayette yeniden dünyada dirilişi mi anlıyorsunuz? Hayret çok hayret, anlayışta bu kadar kısalık, pes doğrusu!
    Bu ayet uzun ömür verilenlerin yaşlanacaklarını ve ilk başlangıçtaki çocukluk devresindeki zayıflık gibi bir zayıflığa eriştirileceğinden bahsetmektedir.
    Reenkarnasyon bir saçmalıktır, delili basittir: Hz. Adem den günümüze kadar bir sürü insan gelmiştir. Ne hikmetse yeniden dünyaya gelendiklerini iddia edenlerin hepsi ya günümüzde yaşamış ya da az bir zaman ötesinde.
    Bu da yeniden dünyaya geldiklerini iddia eden kişilerin bedenlerine cin girdiğini ve onlarını irade ve yeteneklerini ele geçirdiğini, bu nedenle sanki o şahıslar konuşuyormuş gibi idiada bulunuyorlar; anlattıkları gerçekler gerçekle bire bir örtüşmelerinden dolayı da bunu dinleyen, o şahısların akrabaları yakınları olayı tastik etmek zorunda kalıyorlar , çünkü anlatılanlar doğru ama şeytan antışıyla doğru; bu ne demek şimdi diyeceksiniz!
    Bu şu demek biliyorsunuz her insanın yanına hafaza melekleri tayin edilidiği gibi şeytan da tayin edilir, ta ki imtihan gerçekleşsin.
    İşte o şeytanlar yanında bulundukları o kişilerin bütün yaşam kayıtlarını özenle tutuyorlar, insanları aldatmak amacıyla da böyle reenkarnasyon adı altında uygulamaya koyuyorlar.
    Zira şeytanların ve cinlerin insanların iradelerini ve yaşamlarını kontrol altında tutmak insanlara hükmetmek amacıyla bir proje yürüttükleri, parapsişik olaylarla uğraşanlar anlatmaktadır.
    Onların bu insanlara hükmetme ve yönetimleri altına alma arzularına da Kur`ân-ı Kerîm`in 6. sûresinin 128. âyetinde şöyle işaret edilmektedir:

    "EY CİN TOPLULUĞU, İNSANLARIN EKSERİYETİNİ HÜKMÜNÜZ ALTINA ALDINIZ"‘

    Evet, bu âyette işaret edildiği biçimde, insanların EKSERİYETİ, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde CİNLERİN yanlış fikirlerinin kurbanı olarak, onların hükmü altına girmiş; onların gösterdiği yoldan giderek, Allah Rasûlü’nünve Kur`ân’ın öğretisinden uzaklaşmıştır.

    İşte reenkarnasyon şeytanların ve cinlerin bu projelerinin en büyük parçalarından birisidir.

    Reenkarnasyona dair Kur'an-ı Kerim'de herhangi işari bir ayet yoktur. Yukarıda iddia ettiğiniz her ayetin anlamları farklıdır. Çoğu ayet Allah'ın güç irade ve kuvvetine dikkat çekmiştir.
    Batılın savunucuları hep inat olmuşlardır, gerçeği bir türlü kabule yanaşmamışlardır, neler değişecek merak ediyorum doğrusu!

  7. #7
    Gayyur yurekten_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Yaş
    36
    Mesajlar
    97

    Standart

    Y. Nuri Öztürk bu adamın hiçbir inandırıcılığı yoktur benim ve bizler için!
    MEVLA HERŞEYİ HAYR EYLER,SANMA Kİ GAYR EYLER,ARİF ONU SEYR EYLER,MEVLA GÖRELİM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER!...

  8. #8
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Reenkarnasyon sapık ve batıl bir inançtır. İslam'da böyle bir inanç yoktur. Her ruh bir bedene sahiptir. Onunla dünyada yaşar. Onunla mahşere kalkar. Onunla hesap mizan görür. Onunla mükafata mücazata uğrar...

    Ayrıca Yaşar Nuri Öztürk, Kuraniyyun denilen Hindistan merkezli bir akımın Türkiye şubelerinden biridir. Bunlar, Kur'an dışında ne Hadis ne İcma ne de ulema tanırlar. Kur'an'ı kendi anlayışlarına göre eğerler bükerler! İşlerine geldiği gibi...

    Öyle olduğu için, mesela 28 Şubattan önceki kitabında bir Ayet'e dayanarak "tesettür" farzdır diyen Öztürk, 28 Şubattan sonra aynı Ayetten "tesettür" farz değildir hükmünü verebilmiş bir kabiliyettir! Hem de aynı kitabın sonraki baskısında!

    Rüzgar nereden esiyorsa oraya... Hatta rüzgar başka bir yöne essin, aynı ayetten üçüncü, dördüncü farklı hükümler vereceğinden de emin olabilirsiniz.

    Ashab Efendilerimizin tabiriyle, bir kimse Sünneti bırak bize Kur'an söyle diyorsa bil ki o sapıtmıştır. Böyle konuşana uyan Peygamber Efendimizin ve Ashabının izinden ayrılmış olur.

    Öztürk gibilerden uzak durmanızı tavsiye ederim.

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Cevaplanmaya bile degmiyor..

  10. #10
    MütevekkiL
    Guest MütevekkiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cevaplanmaya bile degmiyor..
    hay ağzına sağlık be kardeşim


    Google Video
    ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0