+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Hakiki İmana Kavuşmak

  1. #1
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart Hakiki İmana Kavuşmak

    161. MEKTUP

    Bu mektup, Molla Salih Bedahşi Külabi’ye yazılmıştır. Tasavvuf yolunda ilerlemenin, hakiki imana kavuşmak için olduğu bildirilmektedir:

    Süluk konaklarını geçmek, hakiki imana kavuşmak içindir. Hakiki imana kavuşmak için, önce nefsin itminan hasıl etmesi lazımdır. Nefs mutmainne olmadıkça, kurtuluş olamaz. Nefsin mutmainne olması da, kalbin onu denetlemesi ve idare etmesi ile olur.

    Kalbin nefsi idare edebilmesi için, başka şeylerle meşgul olmaması ve Allah Teala’dan başka hiçbir şeye bağlılığı kalmaması lazımdır. Kalbin, hiçbirşeye bağlılığı kalmadığının alameti, işareti vardır. Bu da, Masivayı unutmasıdır. Öyle unutmalıdır ki Allah Teala’dan başka herhangi birşeyi kıl ucu kadar düşünürse, Masivadan kurtulmamış olur.

    Kalbi masivadan selamet bulmuş, kurtulmuş olana müjdeler olsun! Kalbin selamet bulması ve böylece nefsin itminana kavuşması için çok çalışmalıdır. Bu, Allah Teala’nın öyle bir nimetidir ki bunu dilediğine verir. Allah Teala, büyük ihsan sahibidir. Vesselam.

    Haşa zulm etmez hiç, kullarına Hüdası!
    Herkesin çektiği, kendi işinin cezası!


    İmam Rabbani Hz.

  2. #2
    Gayyur GaRiB_SeYyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    93

    Standart

    ALLAH c. cr razı ve hoşnut olsun...AMİN...Kalb-i Mutmaine nasıl erilirki???

  3. #3
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Amin ecmain inaşallah.

    Kalb-i Mutmain, Zikrullah ile olur ancak efendim. Usulünce erkanınca yapılan zikrullah yalnız...

    Nefs-i Mutmain ise kişi kendi başına bu makama çıkamaz. Bir öncesi olan Nefs-i Mülhime makamına kadar kendi irade ve çalışmasıyla çıkabilir. Nefs-i Mutmainneye geçmek içinse Hak nazarı ile Allah'ın lutfu yar olmalı...

  4. #4
    Gayyur GaRiB_SeYyaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    93

    Standart

    bunun için bir hak dostunun eteğinemi yapışmak gerek ayrıca nefsi mülhimmeyi de açıklarmısınız...ve hak dostu mutlaka seyidlerdenmi olmalı...

  5. #5
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Estağfirullah efendim, cevaplayan sorandan alim ve arif değildir. Tevecühünüz.

    Nefsin Mutmainneyy'e kadar 3 makamı vardır. Sırasıyla: Emmare, Levvame, Mülhime...

    Kişi kendi sa'y u gayretiyle bu üç makamı da kat edebilir. Belki çok çok zordur ama mümkündür.

    Fakat Mutmainne olabilmesi için Kamil Mükemmil, safiye bulmuş bir Nefsin tesir ve tasarrufu altına girmek lazımdır. Böyle bir nefis ise ancak Mürşid-i Kamillerindir.

    Şöyle de temsil edilir: Mutmainne makamı deryanın karşı kıyısında... Yürüyerek limana kadar gelebilirsiniz. Fakat karşı kıyıya geçmek için bir vasıtaya, bir gemiye binmek zorundasınız. Yürümek ve yüzmekle varılacak bir menzil değildir. Gemiye bindiniz mi tamam... Karşı sahile önünde sonunda varacaksınızdır.

    İbrahim Hakkı Hz.lerinin Marifetnamesi'nde bu makamlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Elinizde yoksa bendeniz ekleyeyim buraya...

  6. #6
    Vefakar Üye .zemzemi. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Berzahistan
    Mesajlar
    405

    Standart

    Mutmainne olmak için hakkal yakin hakikatleri ilmen yakin olarak tahsil etmek gerekir bu zamanda: çünkü saldırı ve imansızlık ve iman zaafiyetinin birinci sebebi ilim adı altında ortalıkta vardır. O halde bunun da ilacı ilimle olmalıdır. İşte nurlar hakkal yakin hakikatlerin ilmel yakin olarak takdimi olduğu için insanı mutmainne makamına bir anda ulşatırır. Çünkü insan ilimle bir anda küfre girebiliyor.
    Allah (c.c) hep 12'den vurur.

  7. #7
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    Sonra, o seyyah-ı âlem asırlarda gezerken, Müceddid-i Elf-i Sâni İmam-ı Rabbânî Ahmed-i Farûkî'nin medresesine rast geldi, girdi, onu dinledi. O imam, ders verirken diyordu:
    "Bütün tarikatlerin en mühim neticesi hakaik-ı imaniyenin inkişafıdır" ve "Birtek mesele-i imaniyenin vuzuhla inkişafı, bin kerâmâta ve ezvâka müreccahtır."
    Hem diyordu: "Eski zamanda, büyük zâtlar demişler ki: 'Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemasından birisi gelecek, bütün hakaik-i imaniye ve İslâmiyeyi delâil-i akliye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek
    Konu Barla tarafından (25.12.08 Saat 19:56 ) değiştirilmiştir.
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  8. #8
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."
    Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."
    Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."
    Hem demiş ki: "Tarik-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir. Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez."

    Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur'ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar.
    Madem hakikat budur. Esrar-ı Kur'âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım.
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  9. #9
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    "Tasavvuf berzahına girmeden" "velâyet-i vustâ" Bu tabirler Mektubat-ı Rabbani'de yoktur. İmam Rabbani Hz.leri çeşitli mektuplarında şu hususu defaatle vurgulamıştır:

    Evvela Ehli Sünnet'e göre itikadı tashih etmek lazımdır. Sonra inandığını yaşantıya geçirmek, yaşamak; amel işlemek. Daha sonra Tasavvuf yoluna intisap ederek yükselmek.

    Bu yolculuk; nefis terbiyesi ve kalb tezkiyesi ve ruhun terakkisi içindir. Nefsin ve ruhun geçmesi gereken makamlar menziller alınır.

    Risale-i Nur bir ilim eseridir. Allah'ı İlme'l yakin bildirir. Risale'yi okuyup yaşamına geçiren ise Ayne'l yakin Allah'ı bilir. Fakat, Hakke'l yakin bir bilme için Risaleden fazlasına ihtiyaç vardır.


    "O halde, Tevhid-i Vücudi sahibi, Ayne’l Yakin makamına varmamıştır. Halbuki, Tevhid-i Şühudi sahibini hayret makamından ileri götürürlerse, Hakke’l Yakin makamındaki marifete kavuşur ki bu makamda ilim ile hayret birlikte bulunur. Hayretsiz olan, hayretten önce olan ilim, İlme’l Yakindir. Bu cevabı, bir misal ile aydınlatalım:

    Devlet reisi olmaya elverişli bir kimse, rüyada, kendini devlet reisi olmuş, o makamda o işin başında görür. Fakat, bu kimse, elbette devlet reisi olmamıştır. Yalnız alem-i misaldeki suretini, kendinde görmüştür. Devlet reisliği nerede, rüyada gördüğü suret nerede! Şu kadar var ki rüyası, alem-i misaldeki suret olmakla beraber, bu kimsenin, bu suretin aslı olan makama kavuşmaya elverişli olduğunu haber vermektedir. Eğer çalışır, uğraşırsa, Allah Teala’nın ihsanı ile, o makama kavuşabilir. Bir şeye elverişli olmak ile, o şeye kavuşmak, hiç aynı olur mu? Aralarında, çok fark vardır. Ayna yapılacak cam parçası, ayna olmadıkça büyüklerin eline kavuşamaz. Onların cemali ile şereflenemez.
    " (Mektubat-ı Rabbani 43. Mektup)

    "Güçlükle ele geçen ihlas, devam etmez, biter. Zahmet çekmeden ele giren ihlas, devamlıdır ve Hakke’l Yakin mertebesinde hasıl olur. İşte, bu mertebeye varan Evliya ne yaparsa, yalnız Allah Teala için yapar. Nefisleri için, birşey yapmaz. Çünkü, nefsleri, Allah için feda olmuştur. İhlas elde etmeleri için, niyet etmelerine lüzum yoktur. Bunlar Fenafillah ve Bekabillah derecelerine yükselince niyetleri doğrulmuştur." (Mektubat-ı Rabbani 43. Mektup)

    Hakke’l Yakin” demek, yakin yani anlamak kalmadıktan ve arif yok olduktan sonra, Allah Teala’yı müşahede etmektir. Amma arifin Hak Teala’yı şühudü, Hak Teala iledir. Hakke’l Yakin bilgisi, “Bekabillah” makamında hasıl olur. Hadis-i kudside, “Benimle işitir ve benimle görür” buyuruldu ki bu makamı göstermektedir. Salikte tam Fena hasıl olduktan, Zat-i ilahide ve sıfatlarında fani olduktan yani zattan ve sıfatlarından başka herşeyi unuttuktan sonra, Allah Teala salike yeni bir vücud, varlık ihsan eder. Onu şaşkınlıktan, şuursuzluktan kurtarır." (Mektubat-ı Rabbani 277. Mektup)

    Fena ve Beka tabirleri Seyr-i Süluk yolculuğunun iki ana durağıdır.

    Çeşitli açıklamalar için Mektubat-ı Rabbani'ye müraccaat edilebilir.
    Konu karuban tarafından (25.12.08 Saat 20:12 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Vefakar Üye .zemzemi. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Berzahistan
    Mesajlar
    405

    Standart

    " iman-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, bürhanî ve Kur'ani bir tarzda akıl ve kalbin imtizacıyla, hakkalyakin derecesinde bir kuvvetle zaruret ve bedâhet derecesine gelen bir ilmelyakinle hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir.
    Bu ikinci yol Risaletü'n-Nur'un esası, mayası, temeli, ruhu, hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar." Kast. Lahk
    Allah (c.c) hep 12'den vurur.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hakiki Muhabbet Eden Hakiki Düşman Olamaz
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.12, 04:09
  2. ''Nasa'' İmana mı Geldi Yoksa...
    By Majâz in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.11.08, 22:16
  3. Ehl-i İmana Kur'an'dan Gelen Müjde!
    By siyahsancakli in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.10.07, 17:25
  4. Tahkiki İmana Ulaşmak
    By BiKeS_ in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.08.07, 14:40
  5. Kavuşmak İçin Terketmek
    By semair in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.03.07, 22:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0