+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 28

Konu: Belaya da Şükredilir...

  1. #1
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Belaya da Şükredilir...

    Bil ki belaya da şükretmek gerekir.
    Zira küfür ve günahtan başka bir bela yoktur ki , onda hayır olması mümkün olmasın. Sana hayırlıdır, fakat sen bilmiyorsun Allah bilir. Hatta her belada beş türlü şükür lazımdır:

    1-Vaki olan musibetin dünya hususunda olup din hususunda olmadığına şükretmelidir.

    Bir kimse Sehli Tüsteri’ye: “Evine hırsız girip bütün eşyamı çaldı.” Dedi. Sekl, “Eğer şeytan kalbine girip imanını alsaydı, ne yapardın? ” dedi.

    2-Hiçbir bela yoktur ki daha beteri olmasın. O halde daha beteri olmadığına şükretmelidir. ...

    Büyük zatlardan birinin başına bir leğen kül döktüler. Buna şükretti. “Ateşe müstehak idim, kül ile sulhettiler. Bu tam bir nimettir.” Dedi.

    3-Dünya cezalarından ağır olmayan hiç bir ahiret cezası yoktur. O halde dünyada ceza çektiğine şükretmelidir. Çünkü dünyada çektiği ceza ile kıyametin daha ağır cezalarından kurtulmuştur.

    Resulüllah buyurur ki: “Dünyada cezalandırılan kimse, ahırette cezalandırılmaz.” Zira bela günahlara keffaret olur. Bela çekmekle günahlardan temizlenince öbür dünyada cezalandırılmaz. O halde sana acı şurup veren ve senden kan alan doktora teşekkür etmelisin. Zira bununla gerçi zahmet çekersin, fakat bu zahmetle bundan daha büyük zahmetlerden kurtulursun.

    4-Bu musibet Levh-i Mahfuz’da senin için yazılmıştı; o halde şüphesiz yoluna çıkacaktı. Yolda bertaraf olup ondan kurtulunca , şükretmek yeri olur.

    Şeyh Ebu Sait Ebu’l-Hayr bir defa merkepten düşünce “Elhamdülillah” dedi. Niçin hamdediyorsun ? dediler. Dedi ki merkepten düşmek yolumuzda idi ondan kurtulduk. Yani ezelde böyle olacağı takdir edilmişti. O halde muhakkak olacaktı. Olunca atlatılmış oldu.

    5-Dünya musibeti iki yönden ahıret sevabına sebep olur: Biri şudur ki, dünya musibetinin sevabı büyüktür, nitekim hadiste geçmiştir. Diğeri bütün günahların başı dünya ile yakınlık ve sevgi kurmaktır. ...Dünyada kim belalara düçar olursa kalbi dünyadan nefret eder. Her bela Allah Teala tarafındankula gönderilen bir terbiyecidir. Çocuk tam aklını aldığı zaman , kendisine verilen terbiyenin faydalarını anlar.

    Hadiste “Allah Teala kendi dostlarının hatırını bela ile sorar. Tıpkı siz hastalarınızın hatırını yemek ve içmekle sorduğunuz gibi.”

    Bir kimse Resulallah’a “Benim malımı aldılar.” Dedi. Resulallah :
    " Malı zayi olmayan, bedeni hastalanmayan kimsede hayır yoktur. Zira Allah Teala kulunu sevdiği zaman, onun üzerine bela yağdırır.” Buyurdu.

    Yine buyurdu ki : “Cennette çok dereceler vardır ki kul kendi çalışmasıyla onlara erişemez. Allah Teala ona bir bela musibet edip öylece onu o dereceye eriştirir.”

    İmam Gazali / Kimya-yı Saadet..

    SELAM VE DUA İLE

  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Musibetler de Nimettir

    En son ne zaman başınıza bir musibet geldi; ne zaman acılar içinde kıvrandınız?
    Niye hep ben, diyor musunuz aşılmaz, onulmaz sandığınız bir derde maruz kalınca. İsyan yelkenlerini hemen indiriyor musunuz, yoksa denizin sakinleşmesini bekliyor bir yandan da sabır tesbihini mi çekiyorsunuz dualarla?

    Musibetler, dertler, acılar, yokluklar neden hep bizi bulur diye hayıflanırız çoğu kere. Hâlbuki dertlerin de nimet olabileceği nedense hiç aklımıza gelmiyor.

    Belki gözümüzü başka bir aleme açacak kapıdır bu dert sandıklarımız.

    Bizi uyarmaya gelmişlerdir.

    Ya da "Şişt; ne oluyor sana; aslını unutma, ödevlerini unutma" demek istemişlerdir.

    Ayazın nefes dahi aldırmadığı dağ başında karlarla mücadele halindesiniz diyelim. Yanınızdaki size küçük musibetlerle dokunuyor. Belki çimdik atıyor, belki tokat atıyor. Peki neden? Derdin daha büyüğüne kapılıp gitmeyin diye; uyuya kalıp da soğuktan donmayasınız diye… Gözünüz bu dünyaya hep açık dursun diye, bilinciniz yerinde kalsın diye… Kim olduğunuzu, nereye gidip nereden geldiğinizi unutmayasınız diye…

    Belki tokat atar belki tekme! Bu zahirde, görünüşte birer küçük musibet gibi görünen hareketlerin olmadığını düşünün, ne olur sonunuz?

    Elbette uyku uyuma isteği başlar, uykuda daha çok savunmasız kalan zayıf ve aciz bedeniniz soğuğa yenik düşerek can emanetini Azrail meleğine teslim eder.

    İşte bunun gibi belki dert, sıkıntı, musibet sandıklarımız Rabbimizin bizi gaflet uykusuna dalıp da dünya ölülerinden olmayalım diye göndermiş olduğu küçük uyarılar neden olmasın?

    Sizi Zat'ına bağlayan, birkaç dua cümlesi iki damla gözyaşı ile "kul" olma makamına çıkartan ikramlar neden olmasın?

    Ya da "bu şekilde hayat sürme; kendine gel!" türünden ve dikkat edilmezse büyük belaların habercisi olabilecek bir uyarı neden olmasın?

    Anlatırlar ki Rabbimiz Firavun'a yüzyıllarca yaşayan Firavun'a bir baş ağrısı dahi vermemiş. "Uzun ömründe sapasağlam yaşasın, dua edip de sesini Bana duyurmasın" diye.

    Yani musibetler de her kula nasip olmasa gerek. Ancak Rabbimizin kendisinden ayırmak istemediği, gönlünü Zat'ından yana çevirmek istediği ender kullarına verdiği bir lütuf belki.

    Küçük musibet büyük musibeti önler denir ki, bu da işin diğer boyutu.

    Küçük bir dersten akıllanan insan aynı tür ya da benzeri bir olayla karşılaştığı zaman tecrübesini devreye sokar ve küçük dersten, büyük musibetten edindiği deneyimle başını büyük beladan koruyabilir.

    Ya da küçük musibet belki günahlara kefaret olacaktır bu vesileyle bir başka büyük imtihana gerek kalmayacaktır.

    İşte tüm bu düşünceler insanın yaşadığı olaylara karşı bakışını farklılaştırır.

    Bozulmaya yüz tutan insan halet-i ruhiyesini dengede tutmaya yarar.

    Zaten İslam'ın da korumak istediklerinden biri de bu değil mi?

    İman ile dünyaya bakan asla teessür olmaz.
    Her işte bir hikmet ve hayır arar ve bulur.

    Somut mükafatını ise Rabbimiz dilerse belki bu dünya da ama ahrette mutlaka verecektir.

    Kul olmanın sırrına binaen yapılacak en güzel davranış olaylara ilk başta gereken sabrı gösterip alınması lazım gelen dersleri alarak hayatı okumaya devam etmektir.

    Yoksa en küçük tepede yorulursak, yoldan dönmeye kalkarsak veya da o tepeye kızarsak, küçük engel sebebiyle kendimizi üzersek insana verilen pek çok kerameti kullanamamış oluruz.

    Musibetlerin bir sam yeli edasıyla olgunluğunuza olgunluk katarak sizi kemâlat derecesinde tatlandırması duasıyla…

    Ümit Demir





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Dost nesim nesimi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    9

    Standart ahkam kesmek

    hiç bela ve musibete tutuldunuz mu belayı dünya da bir nimetmiş gibi anlatıyorsunuz?

  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı nesim nesimi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hiç bela ve musibete tutuldunuz mu belayı dünya da bir nimetmiş gibi anlatıyorsunuz?
    Kardeşim herkesin kendine göre bir belası vardır..Büyük veya küçük..Az veya çok..Yoksa sen bizi hiç bir sıkıntı ve belaya uğratılmayanlardanmı zannettin..Biz ruhlar aleminde Elestü birabbiküm, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) hitabına muhatab olmuşuz..Ve bütün insanlar Kalu Bela (Evet [Sen bizim Rabbimizsin] dediler) dedik.. Yani kısacası Ben sizin Rabbiniz değilmiyim hitabında, benden gelen her türlü belaya sabredeceksiniz manasını ben anlıyorum. Cenab-ı Hakkın Rab ismi terbiye edici manasını da taşır..Bizde ondan gelen veya kendi elimizle işlediklerimizin neticesinde çeşitli belalara maruz kalıyoruz..Ve onun Rab ismiyle terbiye ediliyoruz.Yani orada söz vermişiz ne gelirse Haktan beli (evet) demeye..Ayrıca burda ahkam kesmiyoruz..Dünyada belasız bir insan görür veya duyarsan bizede haber ver nesimi kardeş..





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  5. #5
    Pürheves garip nurcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    267

    Standart

    Aman da ne güzel musibet beni buldu demez hiç kimse
    Musibetlere ve belalara sabretmek.. Allahtan geldiğini düşünerek yine sabrın selametini ve sabrının ecrini Allahtan beklemek..
    kederlendiğimizde.. ''El Aman'' dediğimizde.. bize yetişecek Rabbimizdir.. bu bilinci kavileştirir.. o bizi belalar eliyle terbiye eder.. Rabbimize daha da yakınlaşırız böyle zamanlarda.. hatta sıkıntılı zamanlarda edilen dualar daha kabule karindir..

    Her sıkıntı her bela bir gün hafifler yada geçer..
    Ölüme bile çare var.. imanını kurtarabilene....
    ''İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN'' söyle ve merci-i hakikiye dön, imana gel mükedder olma. O seni senden daha ziyade düşünür.
    Mesnevi-i Nuriye

  6. #6
    Dost nesim nesimi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    9

    Standart ahkam kesmek

    peki kardeşler bela ve musibet de kulların cezalandırılması mıdır? yoksa Allahu teala sevdiği kullarına mı musibet verir? gercekten çok merak ettim bu konuda ayet hadi kısa falan var mı? başımıza gelen belalar dünyada bir ceza mıdır? değilse bir kişiye musibet geldimi neden derler ki bak adam şöyle yaptı böyle yaptı çokluk çoçuğundan çıktı niçn?

  7. #7
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Hastalığın suretine bakıp ah eyleme; mânâsına bak, oh de. Eğer hastalığın mânâsı güzel birşey olmasaydı, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği ibâdına hastalıkları vermezdi. Halbuki,
    hadis-i sahihte
    vardır ki,
    (ev kemâ kâl).
    Yani, "En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridir."
    Başta Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâm,
    enbiyalar,
    sonra evliyalar
    ve sonra ehl-i salâhat,
    çektikleri hastalıklara birer ibadet-i hâlisa,
    birer hediye-i Rahmâniye nazarıyla bakmışlar,
    sabır içinde şükretmişler,
    Hâlık-ı Rahîmin rahmetinden gelen bir ameliyat-ı cerrahiye nevinden görmüşler.
    Sen, ey âh ü fîzâr eden hasta! Bu nuranî kafileye iltihak etmek istersen, sabır içinde şükret. Yoksa şekvâ etsen, onlar seni kafilelerine almayacaklar. Ehl-i gafletin çukurlarına düşersin. Karanlıklı bir yolda gideceksin.25.lema
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  8. #8
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı nesim nesimi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki kardeşler bela ve musibet de kulların cezalandırılması mıdır? yoksa Allahu teala sevdiği kullarına mı musibet verir? gercekten çok merak ettim bu konuda ayet hadi kısa falan var mı? başımıza gelen belalar dünyada bir ceza mıdır? değilse bir kişiye musibet geldimi neden derler ki bak adam şöyle yaptı böyle yaptı çokluk çoçuğundan çıktı niçn?
    Hayır Allah'tan, fenâlıklar nefsimizden..Kendi elimizle işlediklerimizin neticesinde belaya uğruyorsak cezasını da çekmeye razıyız.Ondan gelen herşey güzeldir..Evet, herşey ya hakîkaten güzeldir, ya bizzat güzeldir, veya neticeleri îtibariyle güzeldir.Seyyieleri işleyen biziz.Seyyiede tahribat nevinden olduğu için (Üstadımın tabiriyle) insan bir seyyie ile çok tahribât yapabilir. Müthiş bir cezaya kesb-i istihkak eder.


    Kula belâ gelmez, Hak yazmadıkça;
    Hak belâ yazmaz, kul azmadıkça.


    başımıza gelen belalar dünyada bir ceza mıdır?değilse bir kişiye musibet geldimi neden derler ki bak adam şöyle yaptı böyle yaptı çokluk çoçuğundan çıktı niçin?


    Nasıl ki, küçük kabahatleri işleyenlerin nahiyelerde cezaları verilir, büyük kabahatleri de büyük mahkemelere gönderilir. Öyle de, ehl-i imanın ve has dostların hükmen küçük hataları, çabuk onları temizlemek için, kısmen dünyada ve sür'aten verilir.

    (Enfâl Sûresi/25. âyetin meâli: "Bir belâ, bir musîbetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zâlimlere mahsus kalmayıp, mâsumları da yakar.'

    Yani kişi o seyyieyi işlemekle cezaya müstehak olur, ama burası imtihan yeri olduğu için onun yüzünden masum olan yakınları da zarar görebilir..Ben böyle anladım..Sair kardeşlerinde değişik fikirleri vardır muhakkak..





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  9. #9
    Dost nesim nesimi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    9

    Standart ahkam kesmek

    şimdi şunu anladım ki yani bela ve musibet hak edilir ki hak teala gönderir. lakin dünya da o kadar azgın var ki o kadar kenidni unutan var ki o kadar inasanlara kötülük eden insan var ki onların yanında kırk defa zemzemle yıkanan insanlar belaya uğradıkları halde azgınlara hiç bişey olmaz. şahide kardeş şimdi bunun ayrımı nasıl yapılır? yani ben gerçekten çok merak ediyorum kendiimi övmek gibi olmasın yani çok dört dörtlük biri olmasam da kimseye kötülük etmişliğim yok allahtan korkan bir insanım garibanları düşkünleri çok severim insanları hayvanları severim hırs gözümde yok ama yani gerçekten kendi halinde biriyim şimdi ben belayı hakkedecek ne yaptım diye dönüp düşündüğümde bulabileceğim bişey yok tabi bela diye nitelendirme de yapmak yanlış herkesin bir imtihanı var ama imtihandan yanar duruma gelmemek için isyan etmemek için zor anlar yaşıyorsun Allaha isyandan gine Allaha sığınırım.

  10. #10
    Dost nesim nesimi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    9

    Standart ahkam kesmek

    Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı? / Mahşerde mi biçarelerin yoksa felahı! / Nur istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! / "Yandık" diyoruz boğmaya kan gönderiyorsun. / Ya Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?'/(...)/ Mazlumu nedir ezmede, ezdirmede mânâ? / Zalimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ? / Cani, geziyor, dipdiri... Can vermede masum! / Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm ? / (...) / Madem ki. ey adl-i İlâhi yakacaktın... / Yaksaydın o mel'unları... Tuttun bizi yaktın! / Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi: / Binlerle cevâmi yıkılıp hâke serildi! / şahide kardaş ne diyorsun?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Belaya Uğrayanların Duası
    By delailinnur in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.12.08, 11:19
  2. Nasıl mı Şükredilir? Buyrun Birlikte Görelim
    By **Muttakİ** in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 20.11.08, 19:36
  3. İsrail , Belaya Maruz Kaldı...
    By kayhan1 in forum Gündem
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13.03.07, 09:53

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0