+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Zilhicce Geliyor !!! Fecr...

  1. #1
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart Zilhicce Geliyor !!! Fecr...

    Resulu Ekrem A.S.M Zilhicce'nin dokuz günü oruç tutardı. "Kim afere günü oruç tutarsa Allah onun iki senelik Günahını bağışlar" Fecr suresinin ilk ayeti buna işaret ediyor. Geceleri leyl-i kadr kıymetinde.Orucu Ramazandan sonra en değerli günlerdir beraber değerlendirelim inş....
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  2. #2
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    29 kasım cumartesi başlıyor!!!

    Ravi:
    Ebu Katade Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah'ın rahmetinden ümidim var."

    ZİLHİCCE AYININ VAZİFELERİ


    ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNÜN FAZİLETİ
    Bu günlerin faziletiyle ilgili olarak Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
    “Zilhiccenin ilk on gününde yapılan salih ameller gibi Yüce Allah'a sevimli gelen hiçbir amel yoktur." Bunun üzerine orada bulunanlar: ”Ya Resulellah! Allah yolunda ki cihad da buna dahil mi?” diye sordular. Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
    “Allah yolundaki cihad da buna dahildir; ancak malı ve canı ile cihada çıkıp geri dönmeyen (şehit) kimse hariç”[1]

    ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE AMEL ETMENİN FAZİLETİ
    Yukarıdaki hadis, bu on günde yapılan amellerin, Allah katında en sevimli amellerden biri olduğunu belirtmekte, başka günlerde hangi ameller yapılırsa yapılsın bu günlerde yapılan amellerden daha sevimli olmadığını ifade etmekte ve bunlardan sadece Allah yolunda malı ve canı ile mücadele edip şehit olarak ölmeyi ayırmaktadır.
    İki amel arasında fazilet bakımından daha düşük olanı, bu on günden birinde yapılmakla diğerinden daha değerli olmaktadır. Şu da bilinmektedir ki: Allah katında en sevimli olan şey, fazilet bakımından en üstünü olandır.
    Konuyla ilgili rivayet edilen hadislerden biri şöyledir:
    “Hiçbir günde yapılan amel, Allah’a, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amelden daha sevimli değildir. O günlerde tutulan bir oruç bir yılın orucuna, o gecelerden herhangi birini ibadetle geçirmek Kadir gecesini ibadetle geçirmeye denktir.”[2]

    Zilhiccenin ilk on gününe mahsus oruç tutmakla, gecelerini ibadetle geçirmekle ve bu günlerde çokça Yüce Allah’ı zikretmekle ilgili hadisler vardır.
    Hz. Hafsa’dan (r.an) rivayet edilen bir hadis-i şerfite, şöyle nakledilmiştir:
    “Resulullah (s.a.v), zilhiccenin ilk on günü, Aşure günü ve her aydan üç gün oruç tutmayı terk etmezdi.”
    Resul-i Ekrem’in (s.a.v) hanımlarından bazılarının söylediğine göre, O (s.a.v) Zilhiccenin dokuzuncu gününde oruç tutmayı terk etmezdi.”[3]
    Zilhiccenin onuncu gecesini ihya etmek müstehaptır. Bayram günlerinin gecelerinin fazileti ve ihyası ile ilgili sahih olmayan birçok hadis rivayet edilmiştir. Ancak o gecelerde yapılan duaların kabulü ile ilgili sahih hadisler vardır. İmam-ı Şafii ve alimlerden daha bir çok kimse bayram gecelerinde çokça dua etmeyi müstehap görmüşlerdir.
    Zilhiccenin ilk on gecesinde yüce Allah’ı çokça anmak da müstehaptır. Nitekim Yüce Allah:
    “Belli günlerde Allah’ın ismini anmaları için”[4] buyurmuştur.
    Âlimler, ayetteki “belli günler”den maksadın Zilhicce ayının ilk on günü olduğunu bildirmişlerdir.

    ZİLHİCCE’NİN İLK ON GÜNÜNÜN DİĞER AYLARDAN ÜSTÜNLÜĞÜ

    Zilhiccenin ilk on gününün fazileti ile ilgili olarak Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
    “Allah katında Zilhiccenin ilk on gününden daha faziletli olan gün yoktur.”[5]
    Başka bir hadiste de:
    “Dünya günlerinin en faziletlileri Zilhicce ayının ilk on günüdür”[6]buyrulmuştur.
    Zilhiccenin ilk on gününde, bilindiği gibi, hacıların Arafat’a çıktığı, arefe günü vardır. Arefe günü ise dünya günlerinin en faziletli olanıdır. Bugünün faziletini bize öğreten Resul-i Ekrem’in (s.a.v) şu kelamıdır:
    “Arefe gününden daha değerli bir gün yoktur.”[7]
    Başka bir hadiste de:
    “Allah katında günlerin en büyüğü Kurban günü ve ertesi gündür (Zilhiccenin on birinci günü).”[8]
    Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edilen bir hadiste:
    “Zilhiccenin ilk on gecesinden her birini ihya etmek, Kadir gecesini ihya etmeye denktir”[9]buyrulmaktadır.
    Yüce Allah ayetinde Zilhiccenin ilk on gününe yemin ederek:
    “Fecre, on geceye ( Zilhiccenin ilk on gününe) yemin olsun ki…”[10] buyurmuştur. Bu da bu on gecenin faziletini açıkça ortaya koymaktadır.
    Haram ayların içinde en faziletli olan ay Zilhicce’dir.
    Resul-i Ekrem (s.a.v) veda haccında kurban gününde, hutbede şöyle buyurmuşlardır:
    “Doğrusu günlerin içinde en kutsalı bugün, ayların içinde en kutsalı bu ay, beldelerin içinde en kutsal olanı bu beldedir.”[11]
    Zilhicce ayının ilk on gününün daha birçok fazileti vardır. O faziletlerden bir kaçını şöyle sıralayabiliriz:
    a) Yüce Allah bu on güne yemin etmiştir. Yüce Allah’ın bir şey üzerine yemin etmesi, onun Allah katında kıymetinin çok olduğunu gösterir.
    b) Yüce Allah, Hz. Musa’ya ( a.s) ibadet için otuz gün Tur dağında uzlete çekilmesini emretmiş, otuz gün dolunca bir on gün daha ibadet etmek için kalmasını emretmiştir. İşte sonradan eklenen bu on gün seçilen görüşe göre, Zilhicce ayının ilk on günüdür. Konuyla ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    “Musa’ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilave ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu.”[12]
    Yukarıdaki ayette Zilhicce ayının ilk on gününe işaret vardır. Ayette bir şeye över nitelikte işarette bulunulması, o şeyin faziletini ifade eder.
    c) Zilhicce ayının ilk on günü, “bilinen aylar”ın sonudur. Hac ayları hakkında Yüce Allah:
    “Hac bilinen aylardır”[13]buyurmaktadır. Bilinen aylar, Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. Ayette “bilinen aylar” cümlesinin içine Zilhicce ayının ilk on günü de girmektedir. Zilhicce ayının ilk on günü bir kere daha Kur’an’da böyle geçmektedir. Bu da onun faziletine işaret edenlerdendir.
    d) Zilhicce ayının ilk on günü Kur’an’da, bir de “ bilinen günler” ifadesi ile geçmektedir. Yüce Allah:
    “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, belli günlerde Allah’ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kabe’ye) gelsinler”[14] buyurmuştur.
    Ayette geçen “bilinen günler”den maksat Zilhicce ayının ilk on günüdür.
    e) Amellerin en faziletlisi, Yüce Allah’ın en çok anıldığı ibadetlerdir. Özellikle hac ibadetinde zikrin ayrı bir yeri vardır. Çünkü Yüce Allah, hac günlerinde isminin çokça zikredilmesini emretmiştir. Bu konuyu ayette şöyle belirtmiştir:
    “Arafat’tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin ve O’nu size gösterdiği şekilde anın. Allah’tan mağfiret isteyin. Çünkü Allah affedici ve esirgeyicidir.”[15]
    Yüce Allah’ın isminin anılmasını emrettiği bu günler, Zilhicce ayının ilk on günüdür. İşte bütün bunlar Zilhicce ayının ilk on gününün faziletini açıkça gözler önüne sermektedir.
    Bir hadiste şöyle denmiştir:
    “Beyti tavaf etmek, Safa ve Merve arasında say yapmak ve şeytan taşlamak ancak Aziz ve Celil olan Allah’ı zikretmek için konmuş ibadetlerdir.”[16]
    Muaz b. Enes ( r.a) anlatıyor: “Bir adam Resul-i Ekrem’in (s.a.v) yanına gelip, “Ey Allah’ın Resulü (s.a.v) ! Ecir bakımından en büyük olan cihad hangisidir?” diye sordu. Resul-i Ekrem (s.a.v),
    “Allah’ı en çok anan kişinin cihadı” buyurdu. Adam, “Oruç tutanlardan ecir bakımından en büyüğünü elde eden kimdir?” diye sordu. Resul-i Ekrem (s.a.v),
    “Onların içinde Allah’ı en çok anan kişinindir”buyurdu. Daha sonra adam aynı şekilde namazı, zekatı, haccı, sadakayı sordu. Resul-i Ekrem de hepsine:
    “İçlerinde Allah’ı en çok anan kişidir” cevabını verdi. Bu konuşamaya şahit olan Hz. Ebu Bekir (r.a), yanındaki Hz. Ömer'e (rah) dönerek, “Ya Eba Hafs! Allah’ı zikredenler bütün hayırları elde ettiler” dedi. Bunu işiten Resul-i Ekrem (s.a.v), Hz. Ebu Bekir’e (r.a),
    “Evet, öyledir” buyurdu.[17]
    İbn Ömer (r.a) ve Ebu Hureyre ( r.a) Zilhiccenin ilk on günüde sokağa, çarşıya çıkarlar, sesli bir şekilde tekbir getirirler ve insanlar da onların tekbir getirmesiyle tekbir getirmeye başlarlardı.[18]
    Yüce Allah, müminlere Beyt’ini ziyaret etmeyi farz kılmıştır; ancak bunu herkesin her sene yapamayacağını bildiği için bu hükmü sadece güçleri yetenlere vermiş ve bunun, ömürde sadece bir kere yapılmasını emretmiştir. Böylece Zilhicce ayının ilk on gününün faziletini hem hacca gidenler, hem de gidemeyenler için ortak yapmıştır. O halde kim o sene hacca gidemezse, bu on günü çok iyi değerlendirmelidir.
    Günahlardan sakının! Çünkü isyan ve günah, rahmet mevsiminde kişinin üzerine rahmetin yağmasını engeller. Günah ve isyan, kişinin Allah’tan uzaklaşmasına ve ilahî dergahtan kovulmasına bir sebeptir. Taatler de O’na yaklaşmaya ve sevgiye bir vesiledir.
    Bu günleri bir fırsat, bir ganimet olarak görmeliyiz. Bu günlerin yerini tutacak, onların yerini dolduracak başka zaman yoktur. Ölüm kapımızı çalmadan, fırsatlar elden kaçmadan, pişmanlık ateşi ile yanmadan önce kendimize gelelim ve sonbahar yaprakları gibi ölüm rüzgarı ile yere dökülmeden önce acele edelim. Unutmayalım ki, hayır işlerde acele etmek güzeldir.
    Hacca giden kardeşlerimiz bu günlerde ihrama giriyor, Beyti tavaf ediyor, yüce Allah’ı tesbih ediyor, O’nu yüceltiyor, tehliller getiriyor, O’na hamdederek O’nu övüyorlar. Unutmayın! Bir özür nedeniyle ibadetten geri kalanlar, o ibadeti yapanlara gönülleriyle katılırsa sevapta onlara ortak olurlar. Bedeni hacda gönlü vatanında olmak insana çok şey kazandırmaz; fakat bir özrü sebebiyle bedeni vatanında olup kalbi ve gönlü Kabe'de olanın elde edeceği feyiz ve sevap daha çoktur

    Kaynak: Tirmizi, Savm 46, (749); İbnu Mace, Sıyam 40, (1730); Müslim, Sıyam 196, (1162)
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  3. #3
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    Muhteşem Fırsat: Zilhicce'nin On Günü;

    Leyali-i Aşere

    Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesi’nden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü’min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir.

    Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece teskin eder. Sanki Ramazan’ın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramı’ndan önceki Zilhicce’nin ilk on günü ise, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir “teselli armağanı”dır. “Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı…” ya da “Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim…” diye yanan gönüllerimize muhteşem bir fırsattır bu on gece.

    Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresi’nin başında, “On geceye yemin olsun ki…” ifadeleriyle bahsedilen bu on gecenin ne muazzam bir hazine olduğunu ne yazık ki hakkıyla bilemiyoruz. Bazı kaynaklarda bu on gecenin Ramazan’ın son on günü veya Muharrem’in onuncu gününe (Aşure Gününe) kadar olan on gün olduğu kayıtlı olsa da genel görüş ve kabul, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Yani her senenin Kurban Bayramından önceki ilk dokuz günü ve Kurban bayramı günü olmak üzere tam “on gün”

    Zilhicce, umumi af ve bağışlanma ayıdır

    Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

    İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:

    “Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

    Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedel olabilir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.

    Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin

    Yine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi:
    “Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

    Tesbih, sübhanallah; tahmid, elhamdülillah; tehlil, lâilâheillâllah; tekbir ise Allahu ekber demektir. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri hükmünde olduğunu düşünürsek, bugünlerde nafile namazları arttırmanın ne kadar büyük sevap olduğunu anlayabiliriz.

    Yukarıdaki hadisi destekleyen şöyle bir rivayet daha vardır:

    “Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah’a daha sevimli olsun…” (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)

    İbni Abbas'ın şu rivayeti ise, bugünlerdeki ibadetin cihattan bile faziletli olduğunu gösteriyor:

    Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
    “Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce'nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”
    Sahabeler, sordular:
    “Ya Resulallah, Allah yolunda cihat da mı?”
    Resulullah (s.a.v.) cevap verdi:
    “Evet, Allah yolunda cihat da. Meğerki bir adam canıyla ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka.” (İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer, 5:119)


    Buna göre, cihada çıkıp malını feda edip kendisi de şehit olan kimsenin ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir.

    Arefenin yeri başkadır

    Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.

    Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:

    Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına keffaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)

    Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman, Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:
    “Orucunu boz” dedi. Hz. Aişe:
    “Resulullahın (s.a.v.), ‘Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına keffaret olur’ dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim?” dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)


    “Keffaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir. Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!

    Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:
    “Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)

    Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.

    Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:
    “Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden azat olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah’tan bir şey isterse, Allah onun dileğini karşılar.”

    Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
    Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teala o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur:
    ‘Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu hâlleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.’
    Melekler derler ki:
    ‘Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.’
    Allahü Teâla şöyle buyurur:
    ‘Onları da bağışladım.’

    Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azat edilen olmaz.”
    Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı’nın birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramı’ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramı’nın gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.
    Ayrıca Zilhicce'nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir.

    Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar.


    Bu on günü hangi ibadetlerle değerlendirmeliyiz?

    Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.

    Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazan’ın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır.

    Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü arefe, tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilan edildiği gündür. Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.

    Bugünlerde milyonlarca mü’min haccetmek için mukaddes topraklara gitmiş, kimi Kâbe’yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor, kimi Medine’de Ravza-yı Mutahhara’da gözyaşı döküyor, kimi zikir ve dua ile sa’y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim’de gözyaşıyla namaz kılıyor, kimi Mültezem’de af için yalvarıyor… Hepsi kendileri ve mü’minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor.. Arefe günü ise, hepsi Arafat’a gelmiş, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor.

    İşte kendimizi hayalen hacda hissetmek, onları izleyerek kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz. İnşallah dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim.

    Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri nicelik ve nitelik olarak en üst seviyede değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir halete bürünür, ibadetin hazzını yaşar, inşallah Kurban Bayramı’na affedilmiş olarak girebiliriz.

    -“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

    - Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. Bu mübarek ayın birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

    - Bu on günde beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.

    On Günlük İhyanın Püf Noktaları

    - Birçok insan bugünlerin kıymetini bildiği halde günlük işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. Ya unutuyor ya dünya işlerine zaman ayırıyor ya da tam istifade edemiyor. Bunun için şu basit, ama etkili tavsiyelere dikkat edin:

    - Her yılın Kurban Bayramı öncesi 9 günü ile Kurban Bayramı gününü yani Zilhicce’nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin.

    Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.

    - Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.

    - Bugünlerde sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.

    -Eğer ev hanımı, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.

    - Öğrenci, memur, işçi gibi belirli bir uğraşınız varsa, mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.

    - İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki “ölü zamanları” değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş zamanlardır. Bu zamanları Kur’an, salavat, dua, istiğfar ve zikirle değerlendirin.

    - Yanınızda sürekli küçük ebatlı bir Kur’an veya bir evrad kitabı taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır.

    - Kur’an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri defalarca okumanız büyük sevaptır.

    - Bu on gecede daha az uykuyla idare edin ve uykunuzu kaçıracak çay, kahve gibi içecekleri daha çok tüketin.

    - On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma’ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.

    - Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini önceden yapmaya çalışın.

    Kaynak: Moral Dünyası Dergisi

    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  4. #4
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    Aziz, mübarek kardeşlerim,
    Pek çok selâm... Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlâs-ı Şerif okurduk. Ben, şimdi bir gün evvel beş yüz ve arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir.
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  5. #5
    Pürheves bizdostuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    231

    Standart

    Allah razı olsun, müjdeci olan bu mektupla gönüller şenleniyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Fecr-i Sadık Dersanemizden Kareler...
    By gamze-i_dilruzum in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 44
    Son Mesaj: 10.04.14, 00:28
  2. Ve On Geceye Andolsun (Fecr, 2)
    By ıslak seccadem in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.10.11, 00:26
  3. Fecr-i Sadık Ne Zaman?
    By ErekNUR in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 46
    Son Mesaj: 11.12.09, 20:43
  4. Mubarek Zilhicce Geliyor
    By saraguzel in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.11.08, 13:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0