+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Allah Sevgisi mi Yoksa Allah Korkusu mu?

  1. #1
    Yasaklı Üye eakar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    14

    Standart Allah Sevgisi mi Yoksa Allah Korkusu mu?

    Bizde Allah korkusu değil sevgisi vardır. İnsan korktuğu birinden mi yarım ister yoksa sevdiği birinden mi? Allah her zaman sevgiden yanadır(Kendisine karşı sevgi). Dünya'da zaten Allah'tan korkmayan yoktur. Zaten yüce Allah'tan korkmak herkese özdür. Kimse ben Allah'tan korkuyorum diyemez. Bu yüzden Allah sevgisini aşılamamız , Allah korkusu aşılamaktan daha iyidir. Zaten Allah sevgim olmasa , sürekli harama yönelirdim.

  2. #2
    Yasaklı Üye deli_poyraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    472

    Standart

    Allah sevgisin ve korkusunu anlatmak, sürekli Allah sevgisini anlatmaktan daha hayırlıdır.Korku ve reca ortasında kalmak daha iyidir. Bu sayede insan ne kendine güvenir nede amellerine.

    H.Z. Ömer r.a. gibi : Bir gün bir seslenici seslense deseki, herkes herkes cehenneme girecek bir adam hariç,o benmiyim giye ümüt ederim.
    Yine bir seslenici seslense deseki; Herkes cennete girecek bir adam hariç, o benmiyim diye korkarım.

  3. #3
    Ehil Üye zeet06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.023

    Standart

    Allah tan korkmak demek, Allah ın yasakladığı haramlardan şiddetle çekinmek demektir. Korkunun nedeni cezadır.

    Şeyh Abdülkadir Geylânî'nin başından geçen meşhur olayı buna örnek verebiliriz. (Ebû Muhammed Abdülkadir b. Musa el-Cîlânî (el-Geylânî) (561/1166): Cîlân'da doğmuş, ama gençliğinde Bağdad'a yerleşip kendisini ilme vermiş, hadîs, fıkıh, zühd ve edebiyatta şöhret bularak talebeler yetiştirmiştir. Matbu ve yazma birçok eseri vardır (Ziriklî, A'lâm lV/47). )

    O şöyle demektedir:

    "Bir keresinde ibâdet ediyordum. Üzerinde nur bulunan büyük bir arş gördüm. Bu nur bana seslendi:

    "Ey Abdülkadir! Ben senin Rabbinim, başkalarına haram kıldıklarımı sana helâl ettim."

    Cevap verdim:

    - Sen, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'sın öyle mi? Defol buradan ey Allah'ın düşmanı!

    Bunun üzerine bu nur darmadağın oldu ve kopkoyu bir zulmete dönüştü. Arkasından da şöyle seslendi:

    - Ey Abdülkadir, benden dinindeki fıkhın (kavrayışın), ilmin ve ulaştığın mertebeler sayesinde kurtuldun. İnan ki, ben aynı şeyle yetmiş kişiyi saptırdım.

    Abdülkadir Geylânî'ye soruldu:

    - Onun şeytan olduğunu nasıl bildin? Cevap verdi:

    - Bana "Başkalarına haram kıldığımı sana helâl ettim" demesinden...

    Çünkü biliyordum ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şeriatı nesholunmaz ve değişmez. Bir de onun "Ben senin Rabbinim" deyip de "Ben, zâtımdan başka ilâh olmayan Allah'ım" diyememesinden..."

    Ama böyle bir olayla karşılaşanlardan bir kısmı, görünenin bizzat Allah olduğunu sanmışlar ve uyanıkken Allah'ı gördüklerine inanmışlardır. Onların dayanağı müşahede ettikleri şeylerdir. Aslında bu kimseler haber verdikleri hususlarda doğru söylemekte, fakat bunun şeytan olduğunu bilmemektedirler.

    Bu durum birçok câhil âbidin başına gelmiştir.

    Bunlardan biri kalkıp dünyada gözü ile Allah'ı gördüğünü sanır ve bunu iddia eder. Çünkü onların birçoğu Allah sandıkları bir şey görmüştür, ama aslında o Şeytan'dır.

    Birçoğu da bir peygamber, sâlih bir kul ve Hızır (a.s.) sandığı birisini görür ki, aslında bu da Şeytan'dır.

    Sahih bir hadîste Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

    "Kim rüyada beni görürse, beni gerçekten görmüştür. Çünkü Şeytan benim suretime giremez." (Buhârî, İlm 38, Edeb 109)

    Bu, uykuda iken rüya ile ilgili bir durumdur. Çünkü uykuda görülen rüya gerçek olabildiği gibi, Şeytan'dan da olabilir. Cenâb-ı Hak, rüyada Şeytan'ın Hz. Peygamber'in şekline girmesini engellemiştir. Uyanıklık durumuna gelince, dünya gözü ile artık O'nu kimse göremez.

    Kim, görülen kişinin bizzat daha önce ölen bir kimse olduğunu sanır ve bunu iddia ederse, bunu cahilliğinden dolayı yapmaktadır. Bu sebeple de böylesi bir durum ne sahabeden, ne de güzelce onların yolunda giden tâbiûndan birisinin başına gelmemiştir.

    İbni Teymiyye, Külliyat, 1/247-248

    Eşşeyh Abdulkadiri Geylani Hzleri ki evliyalar içinde en çok Allah a muhabbet duyan evliyaydı.
    İşte onun ilmi feraseti ve Allah a olan bağlılığı.
    Evliyalar, belki Allah korkusuyla o aşk seviyesine eriştiler.
    Aşk ve sevgi önemli olduğu kadar itaat te önemlidir.
    İtaat haramı işlememek,
    İbadet et emrini yerine getirmektir ki,
    Bunların neticesinde Cenab ı Hak kulunu ilahi aşkına ve muhabbetine eriştirir.
    Aşk sevginin ileri derecesidir; Allah a aşk halindeyken uyanık olan bütün veliler o İTAAT sırrıyla mükelleftirler.
    İlaha itaat AŞKTAN ötedir. Zira şeytan İTAAT sizlik nedeniyle huzurdan kovuldu. Kovulmadan önce abid ve Azazildi, meleklere peygamberdi. İTAATsizliğini sonucu İBLİS lik oldu.

    Korku-->İtaat-->Sevgi-->Aşk. bunlar Allah a karşı her kulda olmaldır.

  4. #4
    Yasaklı Üye deli_poyraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    472

    Standart

    [quote=zeet06;279144]





    Birçoğu da bir peygamber, sâlih bir kul ve Hızır (a.s.) sandığı birisini görür ki, aslında bu da Şeytandır.

    Bunu söylemek doğru değildir. bu durum kişiden kişiye değişir. Zira her rüya sadık olmadığı gibi her rüyada şeytandanda değildir. salih kuları rçren pek çoktur. Hemde sayısızdır.Mesela gavsı azam ,ustad v.s.


    Sahih bir hadîste Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivayet edilir:

    "Kim rüyada beni görürse, beni gerçekten görmüştür. Çünkü Şeytan benim suretime giremez." (Buhârî, İlm 38, Edeb 109)

    Bu, uykuda iken rüya ile ilgili bir durumdur. Çünkü uykuda görülen rüya gerçek olabildiği gibi, Şeytan'dan da olabilir. Cenâb-ı Hak, rüyada Şeytan'ın Hz. Peygamber'in şekline girmesini engellemiştir. Uyanık duruma gelince ,dünya gözü ile artık Onu kimse göremez.

    bir kereinde gavsı azam hutbe okumak için kürsiye çıkar sonra tekrar iner.Yine yukarı çıkıp hutbeyi okur.Ona niçin öyle yaptığı sorulunca :H.z. Peygamber as. geldi hurmeten indim tekrar bana çıkmamı söyledi der.

    Hatta sultan Fatih bile savaşa giderken atından inmiş ona sorlduğunda Peygamberimizin önünde ata nasıl bnerim demişler .Bu durumlar kişiden kişiye değişir.Zira o Zat .as. ümmetiyle alakadardır.Görünmüş ,görülmüş,ve görülcektir.

    Kim, görülen kişinin bizzat daha önce ölen bir kimse olduğunu sanır ve bunu iddia ederse, bunu cahilliğinden dolayı yapmaktadır. Bu sebeple de böylesi bir durum ne sahabeden, ne de güzelce onların yolunda giden tâbiûndan birisinin başına gelmemiştir.

    Bunun örneği o kadar çokturki hesabsızdır. Hatta bunun en açık delili olan şehitleri savaşlarda görmektir. Bundan dolayı gördüm diyenleri öyle yoldan sapmış görmek, çok yanlıştır.

  5. #5
    Müdakkik Üye ayine-i samed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    881

    Standart

    Alıntı eakar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bizde Allah korkusu değil sevgisi vardır. İnsan korktuğu birinden mi yarım ister yoksa sevdiği birinden mi? Allah her zaman sevgiden yanadır(Kendisine karşı sevgi). Dünya'da zaten Allah'tan korkmayan yoktur. Zaten yüce Allah'tan korkmak herkese özdür. Kimse ben Allah'tan korkuyorum diyemez. Bu yüzden Allah sevgisini aşılamamız , Allah korkusu aşılamaktan daha iyidir. Zaten Allah sevgim olmasa , sürekli harama yönelirdim.
    seven korkar ve çekinir.ama korkusu sevgisini kaybetmekten dolayıdır.başka bi sebeple değil.

  6. #6
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Bilin ki Allah şedidul ikab(azabı çok şiddetli) ve Allah Ğafur-ur Rahim'dir.(Maide-98)

    İkisi de güzeldir,hoştur.

    " ... Ve o iki ilâç ise, biri sabır ile tevekküldür. Hâlıkının kudretine istinad, hikmetine itimaddır. Öyle mi? Evet emr-i كُنْ فَيَكُونُ e mâlik bir Sultan-ı Cihan’a acz tezkeresiyle istinad eden bir adamın ne pervası olabilir? Zira en müdhiş bir musibet karşısında اِنَّا لِلّهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ deyip itminan-ı kalb ile Rabb-ı Rahîm’ine itimad eder. Evet ârif-i billah, aczden, mehafetullahtan telezzüz eder. Evet havfta lezzet vardır. Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse: “En leziz ve en tatlı haletin nedir?” Belki diyecek: “Aczimi, za’fımı anlayıp, vâlidemin tatlı tokatından korkarak yine vâlidemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.” Halbuki bütün vâlidelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecelli-i rahmettir. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, aczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki; kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip, Allah’a acz ile sığınmışlar. Aczi ve havfı, kendilerine şefaatçı yapmışlar.

    Diğer ilâç ise, şükür ve kanaat ile taleb ve dua ve Rezzak-ı Rahîm’in rahmetine itimaddır. Öyle mi? Evet, bütün yeryüzünü bir sofra-i nimet eden ve bahar mevsimini bir çiçek destesi yapan ve o sofranın yanına koyan ve üstüne serpen bir Cevvad-ı Kerim’in misafirine fakr u ihtiyaç, nasıl elîm ve ağır olabilir? Belki fakr u ihtiyacı, hoş bir iştiha suretini alır. İştiha gibi fakrın tezyidine çalışır. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, fakr ile fahretmişler. Sakın yanlış anlama! Allah’a karşı fakrını hissedip yalvarmak demektir. Yoksa fakrını halka gösterip, dilencilik vaziyetini almak demek değildir."

    "Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise leziz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyr ü temaşa ediyor. Hem o bedbaht, vahşet ve me’yusiyet ve kimsesizlik içinde azab çekiyor. Ve şu bahtiyar ise, ünsiyet ve ümid ve iştiyak içinde telezzüz ediyor. Hem o bedbaht, kendini vahşi canavarların hücumuna maruz bir mahpus hükmünde görüyor ve şu bahtiyar ise, bir aziz misafirdir ki, misafiri olduğu Mihmandar-ı Kerim’in acib hizmetkârları ile ünsiyet edip eğleniyor"

    "Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?"

    "Cenab-ı Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı tecrübe ve meydan-ı imtihanda çok mühim şeyleri, kesretli eşya içinde saklıyor. O saklamakla çok hikmetler, çok maslahatlar bağlıdır. Meselâ: Leyle-i Kadri, umum ramazanda; saat-ı icabe-i duayı, Cum’a gününde; makbul velisini, insanlar içinde; eceli, ömür içinde ve kıyametin vaktini, ömr-ü dünya içinde saklamış. Zira ecel-i insan muayyen olsa, yarı ömrüne kadar gaflet-i mutlaka, yarıdan sonra darağacına adım adım gitmek gibi bir dehşet verecek. Halbuki âhiret ve dünya müvazenesini muhafaza etmek ve her vakit havf u reca ortasında bulunmak maslahatı iktiza eder ki; her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun. Şu halde mübhem tarzdaki yirmi sene mübhem bir ömür, bin sene muayyen bir ömre müreccahtı"

    "Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinatın rabıtasıdır. Hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir. İşte ey nefis ve ey arkadaş! İnsanın havfe ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, fıtratında dercolunmuştur. Alâküllihal o muhabbet ve havf, ya halka veya Hâlık’a müteveccih olacak. Halbuki halktan havf ise, elîm bir beliyyedir. Halka muhabbet dahi, belalı bir musibettir. Çünki sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamını kabul etmez. Şu halde havf, elîm bir beladır. Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allah’a ısmarladık demeyip gider. -Gençliğin ve malın gibi.- Ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder. Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbublara perestiş etmek, o mahbubların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvanî sevmekler, bahsimizden hariçtir.)Demek sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor. Senin rağmına müfarakat ediyor. Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti, öyle birisine tevcih et ki, senin havfın lezzetli bir tezellül olsun. Muhabbetin, zilletsiz bir saadet olsun. Evet Hâlık-ı Zülcelal’inden havf etmek, onun rahmetinin şefkatına yol bulup iltica etmek demektir. Havf, bir kamçıdır; onun rahmetinin kucağına atar. Malûmdur ki, bir vâlide, meselâ bir yavruyu korkutup sinesine celbediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünki şefkat sinesine celbediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlahiyenin bir lem’asıdır. Demek havfullahta bir azîm lezzet vardır. Madem havfullahın böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullahta ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu malûm olur. Hem Allah’tan havf eden, başkaların kasavetli, belalı havfından kurtulur. Hem Allah hesabına olduğu için, mahlukata ettiği muhabbet dahi firaklı, elemli olmuyor."





  7. #7
    Yasaklı Üye eakar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    14

    Standart

    Allah sevgisi ve korkusu ne çağrıştırıyor??

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Öfke Anında Allah Korkusu
    By havf_reca in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.12.08, 23:39
  2. ALLAH c.c. Korkusu
    By ayseguL in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.07.08, 18:52
  3. Allah Korkusu
    By zühretünnur in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.01.08, 17:21
  4. Hz. Ömer'in ALLAH Korkusu
    By EnVaR in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.07, 00:40
  5. Üstad r.a ve Allah Korkusu ...
    By ademyakup in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.01.07, 14:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0