+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Çocuklara İman Hakikatlerini Nasıl Duyurmalıyız?

  1. #1
    Ehil Üye ŞİMŞEK MUSTAFA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    AYDIN
    Mesajlar
    1.598

    Standart Çocuklara İman Hakikatlerini Nasıl Duyurmalıyız?

    Çocuklara İmanı Öğretirken

    1.(c.c) Sevgisi Esas Olmalıdır

    Çocuklara her zaman ve her hususta sevgi ile davranılması İslamî prensiplerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de baba-oğul ilişkisini içeren ayetlere bakıldığında, her defasında, babanın oğula hitap tarzının, “Yavrucuğum / Oğulcuğum” şeklinde olduğu görülecektir (2). Aynı özellik hadislerde de göze çarpmakta ve Hz.Peygamber'in (sav), çocuklara karşı, “Yavrucuğum” şeklinde sevgi ve şefkat ifadesiyle hitap ettiği görülmektedir (3). İslam eğitimcilerinden İmam Gazâlî, Feridüddin Attar ve Keykavus da, çocuklara yönelik yazmış oldukları müstakil eserlerde, nasihatlerine, “Ey sevgili ve aziz oğlum / Yavrum / Oğlum / Ciğerparem / Ey aziz can / Biricik yavrum / Ey sevgili evladım” gibi sevgi ve şefkat yüklü ifadelerle başlamışlardır (4). Yıllar sonra Rousseau'da da aynı hitap şeklini görmekteyiz. “Emil” adlı eserinde o da, “Azizim Emil / Sevgili Emil / Sevgili çocuğum Emil” gibi ifadeler kullanmaktadır. Bütün bu örnekler çocuğa sevgiyle hitab etmenin, önce ona sevgiyle yaklaşarak gönlünü kazanmanın gereğine işaret etmektedir (5).

    İnanç duygusunun temeline bakıldığında, iki esas duygu görülecektir: sevgisi ve korkusu. Bu duygular aynı zamanda ibadete yönelten faktörlerdir. Ancak bizim için söz konusu olan, henüz ibadet ile mükellef olmayan çocukta bu iki duygunun nasıl etki bıraktıklarıdır. Yerli-yersiz yapılan korkusu telkinlerinin çocuk ruhunda birtakım olumsuz sonuçlara yol açtığı belirlenmiştir (6). Bu nedenle, denilebilir ki, ilk yaşlardan itibaren başlatılması gereken bu faaliyette sevgisi esas olmalıdır. Zira henüz mücerred kavramların, suç ve cezanın, günahın ne demek olduğunu kavrayamayan küçük yaştaki çocukların, hayatlarında önemli bir rol oynayan korku duygusunun, “ korkusu” şekline dönüştürülmesi ve ebeveynin bundan faydalanma yoluna gitmeleri yanlış bir tutumdur. Daha önemlisi, çocuğun ilk eğitimcisi olan anne babaların, çocuğun herhangi bir hatalı hareketini gördüklerinde “ seni taş yapar/ Gözünü kör eder/ Cehennemde yakar” vb. ifadelerle vazgeçirmeye çalışmaları, çocuğun ruh sağlığı ve gelecek hayatı için son derece zararlıdır. Her şeyden önce, çocuğa Teâlâ'yı sadece “cezalandıran, azab veren biri” olarak tanıtmak, İslam akidesine ve eğitim ilkelerine ters düşmektedir. Çünkü, Teâlâ'nın, “Celâl” (zâlimleri kahreden, kötüleri cezalandıran) sıfatları yanında, pekçok “Cemâl”(kullarını seven, koruyan) sıfatları da vardır. Gerçekte kullarını çok seven ve “sayılamayacak” kadar nimetler veren Teâlâ'yı, çocuğun henüz işlenmemiş, temiz ve saf zihninde, “kızan, azab veren, cezalandıran” biri olarak şekillendirmenin hiçbir doğru tarafı yoktur. Şurası unutulmamalıdır ki, çocuk ruhunu korkusuyla disipline etmek, belki -bir müddet için- mümkündür; ama bu, kalıcı olmadığı gibi, birtakım zararlı sonuçlar da doğuracaktır. Oysa, çocukların disipline edilmesinde başvurulacak en tutarlı ve sağlıklı metod sevgisine dayalı bir öğretimdir.

    Öte yandan, insandaki duyguları ve bunların nasıl geliştiğini inceleyen Psikanaliz de insanda en temel duygunun sevgi ve bağlanma duygusu olduğunu ileri sürmektedir. Gerçekte iman, ümit ve korku duygularını bir arada ihtiva eden bir kavramdır. Kur'ân-ı Kerim'de, müminlerin vasıfları anlatılırken, onların hem 'ın rahmetini ümid ettiklerinden hem de azabından korktuklarından bahsedilmektedir (7). Nitekim iman duygusu, sevgi ve korkudan kaynaklanarak, sonradan ümit, bağlanma ve hayranlık duygularına dönüşmektedir. Duygusal gelişmenin, zihinsel gelişmeden önce olduğunu tesbit eden psikologlar, her şeyden önce, çocuğun kalbini kazanarak ondaki güven, ümit ve bağlanma duygularını geliştirmenin gerekli olduğunu ortaya koymuşlardır. Bu nedenle, özellikle 3-8 yaşları arasında verilecek din eğitiminde, 'a iman öğretimi söz konusu olduğunda çocuklara sevgisine dayalı bir öğretim metodu tercih edilmeli, korkusu, ancak vicdan gelişiminin başladığı 8-10 yaşlarından sonra bahse konu olmalıdır. Öte yandan, lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada da gerek öğretmenler, gerekse öğrencilerin, çocukluk yıllarında ailede gerçekleştirilen din eğitimi-öğretiminde, korkusundan ziyade, sevgisinin esas olması gerektiği hususunda görüş birliği içinde oldukları tesbit edilmiştir (8 ). İki örnek aktarmak istiyoruz.


    Bir din görevlisi, 3-4 yaşındaki kızına, bir kandil gecesinde dini konularda bilgi vermek ister. En çok herşeyi yaratan 'ı, sonra da bize iyi ve güzel davranış şekillerini öğreten Peygamberimizi sevmemiz gerektiğini söyleyince, çocuk:

    --“Ben Peygamberi 'tan daha çok seviyorum” der. Babası şaşkınlıkla sebebini sorunca,


    --“Annem bana, “ yalan söyleyeni cehennemde yakar” dedi. 'ın cehennemi varmış, Peygamber'in cehennemi olmadığı için ben onu daha çok seviyorum” cevabını verir.


    ***
    Altı yaşlarında bir oğlan çocuğu, yaramazlık yaptığı zaman mütemadiyen, “ seni sevmez, cehennemde yakar” telkinleriyle vazgeçirilmeye çalışılmaktadır. Bir sabah kahvaltısında çocuk birden bire, --“Baba, bizim köyde de var mı?” diye sorar. Çocuğun bu sorusunu merak eden babası: --“Oğlum her yerde vardır; ama niçin soruyorsun?” deyince çocuk: --“Eğer bizim köyde yoksa, oraya gidecektim de…” cevabını verir.
    Tedrîcilik Esasına Uyulmalıdır

    'a iman öğretiminde uyulması gereken esaslardan biri de Tedrîcilik’tir. Eğitim-öğretimde kolaydan zora doğru, azar azar, derece derece ilerlemenin önemi tartışılmaz. Bu metodun Kur'an ve Sünnet'te de yeterli derecede örnekleri vardır. Bu itibarla, hakkında sorular sormaya başladığı devreden itibaren kısa ve doğru bilgiler, çocuğun anlayabileceği cümlelerle verilmelidir. Bunu yaparken, ona soru sorma imkânı da tanınmalıdır. Verilecek cevapların sade, sıkıntısız, laubalilikten uzak, ciddi, kısa ve tereddüde meydan vermeyecek şekilde olmasına dikkat edilmelidir (9).

    “Herkese derecesine göre davranılmasını”(10) emreden Hz.Peygamber, ayrıca, “İnsanlara anlayabilecekleri seviyede konuşunuz”(11) tavsiyesinde bulunmaktadır. Öte yandan, her hususta prensip olarak kabul edilebilecek, “Kolaylaştırınız; güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz; nefret ettirmeyiniz”(12) hadisinin de, iman esaslarının öğretiminde göz önünde tutulması gerekir. 'a iman öğretiminde tedrîcilik prensibine örnek olması bakımından Sehl b. Abdullah et-Tüsterî'nin bir hatırasını nakledebiliriz. Ünlü mutasavvıf şöyle anlatır:

    “Henüz üç yaşlarında idim. Gece kalkıp, dayım Muhammed b. Sivar'ın namaz kılışını seyrederdim. Bir gün dönüp bana şöyle dedi:

    --“Seni yaratan 'ı hiç anmaz mısın?” Ben de:

    --“Nasıl anayım?” dedim. Bunun üzerine dayım:

    --“Gece yattığın zaman, dilini hareket ettirmeden kalbinle üç defa “ şahidimdir, benimle beraberdir ve beni görüyor” de!” dedi. Ben de bu güzel söze bir kaç gece devam ettim, sonra durumu dayıma bildirdiğimde bana:

    --“Onu her gece yedi defa söyle” diye tavsiyede bulundu. Dediği şekilde bir süre daha devam ettikten sonra durumu kendisine bildirince, bu defa,

    --“Onu, her gece on defa söylemeğe devam et” dedi. Devam ettim. Bu sözün tatlılığını kalbimde hissetmeye başladım. Bir yıl geçtikten sonra dayım bana:

    --“Sana öğrettiğim o sözü hafızanda tut ve kabre girinceye kadar devam et; şüphen olmasın ki, o sana, dünyada da, ahirette de fayda verir dedi. Ben de yıllarca devam ettim. Bu defa onun tatlılığını iç alemimde iyice hissetmeğe başladım. Sonra, bir gün dayım:

    --“Ey Sehl! 'ın beraber olduğu, şahidi bulunduğu ve nazar ettiği bir kimseye, hiç günah işlemek yakışır mı?” dedi...”(13)

    Rousseau'nun, “Hareketlerinde, düşüncelerinde, fazilet işlemelerinde, hatta eğlenceleri arasında, Hâlik'ı daima şahit bulundurmalarına, sırf 'ı sevdiklerinden dolayı, iyiliği gösterişsiz yapmalarına, ileride zararları ödeneceğinden, fenalığa şikâyet etmeden dayanmalarına, huzuruna çıktıkları vakit, gönül rahatlığı ile görünebilmek için her günkü yaşayışlarında, 'ı göz önünde bulundurmalarına alıştırınız”(14) ifadeleriyle ana babalara yaptığı tavsiyeleri, Sehl et-Tüsteri'nin dayısının, tedîrici bir şekilde uyguladığını ve bunda da başarılı olduğunu görmekteyiz.

    Kolaydan zor olana doğru bir yol izleyeceğimize göre, dil gelişimine paralel olarak, öncelikle çocuğa “” kelimesi, İslam'ın tevhid inancını içeren “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Şehadet”i, bunun yanında “İslam'ın Şartları” ile “iman edilmesi gereken” hususları belirleyen “Amentü” metnini ezberletmekle, iman esasları öğretimine başlanabilir.

    Konuşmaya başladıktan itibaren, kendilerine öğretilen kelimeleri ezberlemede çocuklar için herhangi bir zorluk yoktur. Onlar yakınlarının ilgisini çekmek için bol bol konuştukları bu devrede, dinî nitelikli kelime ve cümleleri, duaları, zevkle tekrarlayıp duracaklardır. Nitekim günümüzde Anadolu'da halen devam etmekte olan “soru-cevaplı öğretim”in faydalı olduğunu pek çok yetişkin ifade etmektedir (15). Öte yandan, Hz. Peygamber'in konuşmaya başlayan çocuklara, birtakım dinî nitelikli cümleler ve ayetler ezberlettiğine dair rivayetler de (16) göz önüne alındığında, çocuğun dil gelişimiyle birlikte konuşmaya başladığı çağdan itibaren dinî eğitimin de gündeme gelebileceği, 'a iman hususunda çeşitli telkinlerin de bu dönemden itibaren başlatılabileceği sonucuna ulaşılabilir. Bu bağlamda, Hz. Peygamber'in, fıtratla ilgili hadislerinden birinde “…Çocuğun bu (fıtrat) hali konuşma çağına kadar devam eder. Sonra artık ebeveyni onu yahûdi, hristiyan veya mecusileştirir” ifadesini (17) zikretmemiz, dil gelişimiyle birlikte, din eğitiminin de başlatılmasının önemini ortaya koyacaktır. Nitekim 3-4 yaşları, hem Hz.Peygamber'in sünnetine, hem de pedagojik realiteye uygundur (18).


    3.Çocuktaki Ben-merkezcilik Özelliğinden Faydalanılmalıdır

    Önce Ben-merkezcilik (=egosantrizm) kavramını kısaca açıklamak icab etmektedir. İlgili kaynaklarda egosantrizm, “Çocuğun çevresini keşfettiği, bu çevrenin, kendisi için yaratıldığı inancını taşıdığı ve başka kimselere aldırış etmediği bir dönem” olarak nitelendirilmektedir. Yine egosantrizm'in, genellikle 2-6 yaşlarındaki çocuk üzerinde etkili olduğu ve bu dönemde çocuğun kendisi ile kendi dışında olanları ayıramadığı (19), ifade edilmektedir. Egosantrizm dönemindeki çocuk, dünyayı yalnız kendi bakımından görmektedir. Ona göre, çevresindeki her şey, sadece “onun için” vardır. Bundan dolayı çocuk, konuşmalarında hep kendisinden bahseder, oyuncaklarıyla başkasının oynamasına izin vermez. Anne babasının, yalnız kendisiyle ilgilenmesini bekler ve bu yüzden, yeni doğan kardeşini kıskanır, onu istemez. Yine bu duygunun tesiriyle çocuk her şeyin ona hizmet için yaratıldığına ve her şeyin bir gayesi olduğuna inanır. İşte, bu duygularla yüklü çocuğa, etrafında gördüğü tüm varlıkların ona faydalı olması amacıyla tarafından yaratıldığı, anlatılmalıdır. Bu konuda Kur'ân-ı Kerim'deki ayetler çocuğun dikkatini çekecektir (20). Bunun yanında, 'ın, yarattığı varlıkları sevdiğinden, özellikle çocukları daha çok sevip, onları, melekleri vasıtasıyla kötülüklerden koruduğundan bahsedilmelidir. Bu şekilde yapılan açıklamalar, çocuğun egosantrik duygularına hitab ettiği için, oldukça hoşuna gidecektir. Ayrıca, 'ın, insana çeşitli güzelliklerde “sayılamayacak” kadar nimetler sunduğu, yanlış davranışları hemen cezalandırmayıp, tevbe edilmesi için zaman tanıdığı, iyi ve beğenilen davranışlara kat kat mükafatlar verdiği ve O'nun bizim Yüce Rabbimiz olduğu da anlatılmalıdır.

    Bu arada cennet motifi de uygun bir şekilde kullanılabilir. Çocuğun arzu ettiği her şeyin, cennette tarafından onlara verileceği ve bu dünyada güzel davranışlarda bulunanların cennette çeşitli mükafatlara kavuşacağı da anlatılabilir.

    Çocukça isteklerinin yerine getirilmesi arzusunda olan çocuk için dua da önemli bir sığınaktır. Dua etmekle o, bir bakıma rahatlamakta ve huzur bulmaktadır. Zaman zaman çocuklar, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bakmaksızın “'ım bana şunları şunları……. ver” diyebildikleri gibi, zaman içinde dua anlayışlarında -aşağıdaki örnekte olduğu gibi- gelişmeler de olabilmektedir.

    Annesi ilkokul birinci sınıftaki çocuğuna ’a dua etmesini, ’tan her şeyi isteyebileceğini söylemiş. Çocuk bir elektronik uçak oyuncağı istiyormuş. Duasını annesine şöyle anlatmış:

    --“Biliyorum, bana gökten oyuncak atacak değil. Ama senin kalbine, “çocuğuma bir elektronik uçak alayım” isteği verebilir, sen de bu oyuncağı bana alırsın”(21).

    Görüldüğü üzere, çocuk duayı egosantrik arzuları için bir “vasıta” olarak görmektedir. Ancak burada önemli olan, çocuğun her konuda ve her isteğinde, 'a yönelmesini sağlamaktır. Bu nedenle, anne babalar, çocuğa her zaman için, 'a dua etmesini tavsiye etmeli ve ezberleyeceği kısa duaları ona öğretmelidirler. Böylece çocuk, küçük yaştan itibaren dualar ile 'a yönelip bağlandığı gibi, istek ve arzularını O'na büyük bir içtenlikle arzettiği için ruhî yönden de huzur içinde olacaktır.

    Uykudan önce çocuğa, “'ım! Beni, annemi, babamı, kardeşlerimi ve bütün müminleri Sen koru” şeklinde dua etmesi tavsiye edilmeli ve böyle yaptığı takdirde, meleklerin onu sabaha kadar koruyacağı anlatılmalıdır. Bunun olumlu tesirleri çocukta kısa süre sonra görülecektir

  2. #2
    Gayyur inci_tanem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    144

    Standart

    Paylaşımınız için tşkler...



    MuTLuLuK MaSaLLaRDa...!


  3. #3
    Ehil Üye ŞİMŞEK MUSTAFA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    AYDIN
    Mesajlar
    1.598

    Standart

    Cümlemizden Allah razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İman Hakikatlerini Kalplerine Yazdılar
    By deragus in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.06.09, 04:36
  2. Çocuklara Ramazan Nasıl Anlatılmalı???
    By ibnulvakt in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.05.09, 23:48
  3. İman Hakikatlerini Kalplerine Yazdılar
    By ErekNUR in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.12.08, 16:34
  4. Çocuklara Anatomi Nasıl Öğretilir?
    By Alâ Nur in forum Mizah
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.06.08, 09:08
  5. Çocuklara Risale-i Nur Nasıl Anlatılmalı?
    By nurefsun in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 12.04.07, 13:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0